Sayılardan önce ve sayılardan sonra... Dünya tarihi artık bu iki döneme ayrıldı. Çünkü genç Seraphim'in öfkesine yenik düşerek yaptığı bir kara büyü yüzünden, insanların alınlarında birer sayı belirdi. Üstelik dünyadaki insan sayısı kadar... Kimsenin alnındaki sayı diğeriyle aynı değil. İşin tuhaf yanı aynı aileden olanlara bile yakın sayılar düşmemiş. Belli ki yaratıcı, sevdiği insanlara küçük, sevmediklerine büyük sayıları vermiş. Gel zaman git zaman sayılarla kurulan bağ yoğunlaştıkça, bazı sayılar şanslı, bazılarıysa tekinsiz bulunuyor. Mesela Bay 13 uğursuzken, Bay 666'ya şeytan deniyor. 2 numarayı taşıyan Madam Bobogel, kendini Kozmik Kraliçe ilan etmeye çalışırken, insanlığın gözü elbette 1 numarayı arıyor. Çünkü o beklenen Mesih'tir... Özgün kalemiyle, sıra dışı kurgusuyla ve hikayeleri sorgulayışındaki çok yönlülükle genç kuşak yazarlar arasında kendine haklı bir ayrıcalık edinen Berrak Yurdakul, fantastik bir dünyaya kattığı gerçekçi atmosferle adeta büyülüyor.
Öncelikle ismi yüzünden bilinirliğinden çok şey kaybettiğini belirtmek gerek; çünkü kitaba ismini veren Camio'nun rolü (göründüğü haliyle) çok az. Şöyle bol "new age" göndermeli bir isim konsaydı daha fazla okunurdu, eminim.
Kitap reenkarnasyanu temel alan fantastik bir olay örgüsüne sahip. Seraphim adlı üstün güçlere sahip bir çocuk, en az onun kadar güçlü bir dadı, konuşan bir tavus kuşu, görünmeyen kediler, şeytanlar, iblisler vs.
İçinde bolca zen öğretisi var. Yazarın bu konuya bir hayli kafa yorduğu belli. Zaten kitabın hoşuma gitmeyen kısmı bu oldu. Bu öğreti öylesine kör kör parmağım gözüne aktarılıyor ki okurken "e yeter artık" diyorsunuz. Özellikle dadı Mama Nono'nun dilinden "içe bakış, yoğunlaşma, huzur, sevgi, gerçeği arayış" sözleri hiç düşmüyor. Eğer zeni ve buna eklemlediği diğer mistik öğeleri dalga geçmek için eklediyse bunun hiç belli olmadığını belirtmeliyim.
Sonra bir de hikayenin ciddi mi yoksa esprili mi anlatılacağı kararsızlığı var: Seraphim'in annesi ve anneannesi, genel olarak tüm normal insanlar, iblislerin içine düştüğü durumlar Douglas Adams'vari bir mizahla aktarılıyor; ama Seraphim (ve onun reenkarne olmuş tüm halleri) ile Mama Nono'nun sahneleri müthiş bir ciddiyetle, zen dersi verilir gibi aktarılıyor. Burada kimi karakterlerin mizahi kimi karakterlerin ciddi olduğunu söylemiyorum, dilin dengesiz bir hal aldığını kastediyorum.
İyi taraflarına bakarsak: Kesinlikle güçlü bir hayal gücüyle yazılmış bu kitap, temposuna yetişemiyorsunuz. Olağanüstü olaylar harika bir kurguyla yükselip müthiş bir çözümle bitiyor. Hiçbir şey havada kalmıyor.
Yazarın dili sade, akıcı. Serpiştirdiği ara ifadeler, tekrarlar, mizahi öğeler farklı bir anlatım sağlıyor, okuma keyfini artırıyor. Tüm kitabı böyle yazsa tadından yenmezdi.
Seraphim 11 günlükken doğan bir çocuktur. Tuhaf dadısı Mama Nono onun dünyaya gözlerini açtığından itibaren sonsuz olan öz varlığıyla iletişim kurar ve Seraphim'in ruhunu yeryüzüne ne amaçla geldiğini bildiği için ona kılavuzluk etmeye başlar. Oscar Wilde'ın alıntıları ile konuşan Tavus kuşu Camio -ki onun konuştuğuna inanmayanlar, herkesin göremediği kedi Ratziel, alnında sayılar beliren insanlar, kozmik Kral Astaroth, Kozmik Kraliçe, Bayan Bobogel, sayısı kıçından çıkan adam, Bay 666, Bayan Hiç, iblisler ... Fantastik, kaotik, felsefi müthiş bir macera.
Kitabı Dost Kitabevinde arka kapak yazısını okuyarak almıştım. Şimdiki gibi elimde ve evimde onlarca okunacak listesiyle gezmediğim yıllardı. Hangisi daha güzel bazen bunu uzunca süre düşünürken bulabiliyorum kendimi.:) Bu kitabı okumasaydım hiçbir şey kaybetmezdim ama okudum ve çok keyifli iki gün geçirdim :)
İnsanlarin kafalarinda sayi belirmesi fikri cok guzeldi. Hatta iyi islense tam bir disütopya romani cikabilirdi. Ama kitabi iki kisi yazmis gibi bir bolumde bilgece konusurken diger bölümde herseyi tiye aliyor dalga geciyor. Bazi bölümleri cok severek bazilarindan sıkılarak okudum. Ozellikle kafasindan sayilar gecen adam ile kıçından sayilar çıkan adam bölümleri gercekten iyiydi.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Okuduğum ikinci kitabı Berrak Yurdakul’un. Yazarın çok eğlenceli bir hayal gücü var. Eğlenceli, çok güldüğüm yerler oldu. Oldukça akıcı. Vermek istediği mesajları aralarda zorlayarak da olsa, genelde yerinde vermiş. Kuantuma değinmesi hoş olmuş. Camio’nun Oscar Wilde alıntılamasına ba-yıl-dım. 13 sayfalık kitabın yazarı keşke gelse de çay içip konuşsak, çok sevdim.
Çok karakter var ve bir yerden sonra takip etmek zorlaşıyor. Bunlar nasıl birbirine bağlanacak dediğim bir yer oldu sonlara doğru. Bazıları sona gelmeden ortaya çıktı ama birçoğunu en son bölümde çok hızlı sonuca bağlamış o bakımdan aceleci geldi. İlk kitabı olmasına bağlıyorum bunu da. Aklımda hala bir soru var, bu kitapta cevabını bulamadım: Seraphim neden en başından beri Alcofribas’ın yanındaydı?
This entire review has been hidden because of spoilers.
Fikir şahane. Gerçekten de insanların alınlarında birdenbire sayılar belirmiş olsa kesinlikle bunun üzerinden bir ayrışma, kayırma ya da böbürlenmeler, düzen değişiklikleri olurdu :) Özellikle Kepekeş'in bölümüne bayıldım. Kepekeş, derdini anlatmak, insanları biraz olsun uyandırmak için çabalarken televizyoncular Kepekeş'i seyredenlerin ilkel beyinlerine hitap edecek izlenme sayılarını artıracak bir duruma cebren sokuyorlar.
Kitap, bir çocuğun doğumu dönüşümü üzerinden, hatta çoğu zaman bir çocuk kitabı gibi görülmekle birlikte, kendini tanıma, sorgulama, an'a dönme konularında tatlı tatlı ipuçları ve egzersizleri içeriyor.
Seraphim ve Mama Nono arasında geçen diyaloglar ve yaşananlar oldukça sürükleyici ve hoştu. Ancak kitabın yarısından sonra birden iblislerin dünyasına atılmamız, hikâyenin ilk yarısına duyduğum merakın da etkisiyle pek ilgimi çekmedi. Sonunda bağlanma şekli güzeldi ancak vurucu gelmedi bana.
Kitabın büyük bir bilgi birikimiyle yazıldığını düşünüyorum. Bu bilgi kalabalığı ve yabancı isimlendirmeler beni biraz yordu.
Kitapta altını çizdiğim paragraflar olması sevindirici. İki olay arasındaki bağlantı daha güzel aktarılabilirdi diye düşünüyorum. Yazarın daha iyi yerlere gelebileceğini umuyorum.
Berrak Yurdakul'un ilk okuduğum kitabı,eğlenceli ve fantastik bir öykü. Yazarın müthiş motiflerle bezeli bir hayal gücü var, öyle sıradan karakterler değiller ilginç isimleri ilginç özellikleri olan karakterler. Seraphim 11 haftalık doğan bazı doğaüstü özellikleri olan dadısı tarafından büyütülüyor. Adında geçen Camio esasen ana karakter değil. Hikayenin önemli noktalarında Oscar Wilde sözleri ile okuyucu ile buluşuyor. Masalsı bir yolculuk özlü sözlerle bezenmiş kısımlar, belki bazı hayat dersleri
Berrak Yurdakul'a ait okuduğum ilk roman. Akıcı diyalogları, tekrar eden cümleleriyle güzel bir ritme sahip. Karakterlerin hepsine eşit uzaklıktan bakılmış, okuyucuyu da aynı mesafede tutmak istemiş yazar, en azından ben öyle hissettim. Eleştiriler, iğnelemeler beni çok eğlendirdi, bol bol gülümsedim okurken.
Genel çerçeveden bakarak şunu söyleyebilirim, budist bir yazardan didaktik olmayan bir kurgu okumak hoş bir deneyimdi. Diğer kitaplarını da listeme aldım.
Insanlarin alinlarinda sayilarin belirdigi kisimlar, tepkileri ve olanlar cok eglenceli. Ozellikle seytan beyin bolumlerine bayildim, kahkaha attim ama mama nono'nun seraphime hayat dersi vermeye calistigi hikayeler ve ogretileri tum romana cocuk kitabi havasi katmis. Sadece alninda sayilar beliren insanlarin hikayesi olsaydi cok daha fazla sevebilirdim.
Berrak Yurdakul’un diğer kitaplarını büyük bir keyifle okumuştum.Bu kez ne yazık ki ;kurguyu karışık ve bir parça dağınık buldum.Belki diğerlerini çok büyük bir keyifle okuduğum için bu kitaptan da beklentim yüksekti.Ne yazık ki sevemedim.
Yazarın ilk romanı olduğu belli konu bütünlüğü çok dağılmış, okurken keyifli,yorulmadan çerezlik okunur. ayrıca ne çok sevdim ne nefret ettim. Her şeyi ya hep ya hiç yapanlara duyurulur.