Stiamo attraversando un periodo in cui al capitalismo moderno, centrato sulla valorizzazione di grandi masse di capitale fisso materiale, si sostituisce sempre più rapidamente un capitalismo postmoderno centrato sulla valorizzazione di capitale immateriale, o "capitale umano", come si dice. Questa mutazione nel senso di un "capitalismo cognitivo" e di una "società della conoscenza", accuratamente indagata dall'autore nei primi due capitoli del libro, si accompagna a nuove metamorfosi del lavoro di cui gli ultimi due capitoli esplorano le prospettive: verso una società dell'intelligenza o verso una civiltà postumana?
André Gorz , pen name of Gérard Horst, born Gerhard Hirsch, also known by his pen name Michel Bosquet, was an Austrian and French social philosopher. Also a journalist, he co-founded Le Nouvel Observateur weekly in 1964. A supporter of Jean-Paul Sartre's existentialist version of Marxism after World War Two, in the aftermath of the May '68 student riots, he became more concerned with political ecology. In the 1960s and 1970s, he was a main theorist in the New Left movement. His central theme was wage labour issues such as liberation from work, just distribution of work, social alienation, and Guaranteed basic income
-Emeğin zorunluluklarından özgürleşen, BOŞ ZAMAN BULABİLEN İNSAN BEYNİNİN de sabit sermayeye (teknoloji) dahil olacağını ve zamanla onu da aşarak yeni bir İNSAN(BİLGİ) SERMAYE'ye dönüşeceğini ileri sürmüştür.
-Bugünün dünyası, öngörülenlerin gerçekleşmekte olduğunu, kapitalizmin yerini MADDESİZ denilen, "İNSAN(BİLGİ) SERMAYE" formuna bıraktığını göstermektedir.
-Artık çoğu üretim için sabit sermaye olan BİLGİSAYARLARIN yaygınlaşması, üretilenlerin ve bireysel faaliyetlerin ORTAKLAŞILMASINA zemin sunmaktadır. Üretim İNTERNET üzerinden DOĞAÇLAMA POLİFONİK BİR KORO zemininde gerçekleşirken, paralelinde bir BİLDUNG, yani İNTERNET DÜNYA KÜLTÜR TOPLUMU oluşmaktadır.
-Bu kompüterize yeni üretim şekli interaktif olup, birey çalışma-üretmeye katkı sağlarken, ÇALIŞMA-ÜRETME de BİREYE KATKI sağlamaktadır. Yani BİLGİNİN ÜRETİMİ İLE TÜKETİMİNİN ÇAKIŞTIĞI bu durum, üretim ve tüketimin FARKLILIĞI üzerine kurulu olan kapitalist işlerlikte potansiyel açmazdır.
-Bu yeni kompüterize üretim şeklinde ÇALIŞANLAR, şirketin ve SERMAYENİN PARÇASI ve GİRİŞİMCİSİ olarak görülmekte; şirketler çalışanların TÜM NİTELİKLERİNİ-KÜLTÜR BAGAJLARINI (davranış özellikleri, ifade yetenekleri, hayal güçleri, oyunları, sporları, sanatla ilişkileri ve kavgaları dahil) İÇSELLEŞTİRMEKTEDİR. Onlardan adanmaları, motivasyon-öznellik-insiyatif yaratmaları beklenmektedir. Çalışmak, ARTIK KENDİNİ ÜRETMEKTİR ve İNSANIN TÜM FAALİYETLERİNE dönüşmektedir.
-Şimdiye kadar ÇALIŞMA DIŞINDA yaptıklarıyla RUHUNU KURTARMAYA ve kendini mesleki olarak yaptıklarından DAHA DEĞERLİ hissetmeye çalışan insan, bugün artık KENDİSİ SERMAYE-İŞLETME olurken, İŞ-HOBİ İKİLİĞİNİN ötesine geçebilir. İşgücünü SATABİLMESİ, SÜREKLİ YENİLEYECEĞİ KARŞILIKSIZ, GÖNÜLLÜ ÇABAYA bağlıdır ve sürekli kendi SAĞLIĞINI, HAREKETLİLİĞİNİ ve BİLGİLERİNİ GÜNCELLEMEYE, hobilerini işine katmaya özen gösterecektir.
-Artık HAYAT BUSINESS, KİŞİNİN KENDİSİ İŞLETME olmaya başlamış; herkes ticaret yapmakta, KENDİNİ PAZARLAMAKTA ve geliştirmekte, yani HAYATIN TAMAMI SERMAYELEŞMEKTEDİR.
-BİLGİ EKONOMİSİNDE bilginin değeri, hiç olmadığı kadar İKNA edebilmeye (güvenilir, özgün, etkin) bağlı hale gelmiştir.
-Emeğin yerini almakta olan BİLGİ/ZEKA'nın, NİTELİKSELLİĞİ ve AŞIRI ÇEŞİTLİLİĞİNDEN dolayı evrensel bir ÖLÇÜ değeri YOKTUR; güneş, yağmur benzeridir. Sermaye, bu niteliksel/çeşitliliğin fiyatlandırılma açmazını, bilgiye EL KOYARAK ve tüm üretilenleri özel mülkiyeti haline getirerek kullanır. İNTERNET olanakları, yönetim/örgütlenme izleme/kaydetme/görüşme kalemindeki sabit sermaye giderlerini ve çalışanları azaltmıştır.
-Emeğin (değişken sermaye) azalması ve sabit sermaye (teknoloji) giderlerinin artmasıyla karı azalma eğilimi olan şirketler, sabit sermaye giderlerini azaltmak için "KULLAN-SAHİP OLMA" (Use It, Don't Own It) politikasını izleyerek demirbaşlarını elden çıkarmaktadır. TEDARİKÇİ ve KİRALAMA üzerinden karlarını artırmaya çalışan şirketler (Nike'ın elinde hiçbir sabit sermayesi yoktur) artık SADECE TASARIM YAPMA formatına çekilmeye çalışmaktadırlar.
-Bu yöntemler sonucunda "ÇOK AZ SAYIDA ELDE BİRİKEN" "AŞIRI PARA", tükettirme özendirmeleriyle ülkelere ve kişilere KREDİ ve BORÇ pompasını çalıştırarak GELECEKLERİ İPOTEKLEMEKTEDİR.
-Sermayenin TÜKETİM YÖNLENDİRMELERİ, pratik ihtiyaçlar ve akılcı tüketimin ötesine geçmeli, bilinç-ötesine ve akıldışılığa hitap eden ARZULAR yaratmalı, kişilere BİRİCİKLİK hissettirmelidir
-Yönlendirmenin diğer amacı ise, insanları TÜKETİM ARZUSUNDA UYSALLAŞTIRARAK YÖNETMEK'tir. Aslında BİLİNÇ-ÖTESİNE böylesi yöntemlerle EL KOYMAK, TOTALİTER zihniyetin görünmeyen yüzüdür. MARKA/ŞİRKET iktidarları, devlet-kilise-okuldan daha etkili oldukları KUŞAKLAR YARATMAKTADIR.
-Yöntem olarak kullanılan REKLAM sanatsaldır, NESNEYE ÖZNE SAĞLAR ve YENİ TOPLUMSALLAŞMALAR KURAR.
-MARKA, ünlü birini veya eseri kullanarak, onların yanına kendini monte ederek, ONLAR GİBİ MÜKEMMELMİŞ havası yaratır.
-Diğer taraftan, BİLGİSAYAR-YAZILIM sektöründe üretilenler, sahiplenilmeye, ortak ve karşılıksız kullanıma (LINUX gibi) elverişlidir ve yaratımlar için motivatör insanların KİŞİSEL GELİŞİM ARZULARI'dır. Yani sempatik ilişkiler kurmak, birlikte hareket etmek, farklı olabilmek, TOPLUMSAL OLARAK DEĞER VERİLEN BİR ŞEYLER ortaya koymak arzusudur; GÖNÜLLÜ İŞBİRLİĞİ ETİĞİDİR motivatör.
-Bu anlayış (açık yazılımlar ve sosyalist anlayışlı hacker'lar) KAPİTALİZME ALTERNATİF GELİŞTİRME ve HER ŞEYİ BELİRLEME YETENEĞİNİ SERMAYENİN ELİNDEN ALMA talebidir.
-Üniversite diplomalı gençlerin 1/3'ünün, üniversite diploması gerektirmeyen işlerde çalıştığı ortamda, yeni oluşan POSTENDÜSTRİYEL PROLETARYA, "yüksek öğrenimli ASİLER"den oluşmaktadır. Sermayenin emrindeki yüksek teknoloji çalışanlarını, genç yaşta TÜKENMİŞLİK (burn out) sendromu ele geçirmektedir. Bunun yerine, giderek artan oranda, daha fazla paradansa DAHA FAZLA BOŞ ZAMANI (yarı-zamanlı çalışmayı) tercih eden, VİTES KÜÇÜLTEN (downshifters), sınıflarını gönüllü olarak terk eden gençler ortaya çıkmaktadır.
-KONSENSUSLA DEMOKRASİ prensibi ile hareket eden MERKEZSİZ YATAY AĞLARIN HİYERARŞİK OLMAYAN YAPISI, sistemin içinde yayılacak kadar BULAŞICIDIR; KAPİTALİZM İÇİN EN TEHLİKELİ VİRÜSTÜR.
-Herkes için KOŞULSUZ-GARANTİLİ YAŞAM GELİRİ, yeterli olması halinde, ÇEVRE ve DOĞANIN KORUNMASINA yönelik ittifakları mümkün kılan, GELİŞME/YARATMAYA olanak sağlayan İNSANİ bir fikirdir; işsizler ve geçici işçiler için "HEPİMİZ POTANSİYEL İŞSİZİZ, HEPİMİZ POTANSİYEL GEÇİCİ İŞÇİYİZ" kolektif bilinci geliştirilmelidir.
-Bilim insanlarınca Tanrı ile AYNI DİLDE eserler yarattığına inanılan MATEMATİK, kendi yasalarına göre işleyen MAKİNELER yaratabilir, HATALARI ÖNLEYEBİLİR, insanın YARATICILIĞINI yükseltebilir. Bununla birlikte HUSSERL'e göre (1936) MATEMATİKLEŞME, DOĞAL-SEZGİSEL olanın karşısına, sezgiyi hiçe sayan ölçüde BİLGİNİN ÖZERKLEŞMESİNİ koyar ve "BEDEN HAPİSHANESİNDEN KURTULMUŞ", hesap için gerekmeyen herşeyi devredışı bırakmış bir zihni hedefler.
-Husserl'i doğrular şekilde BİLİM-BİLGİ dünyası, doğal-hissedilir dünyaya karşı olmaya, BİLGİ ile SEZGİ arasındaki UÇURUMU artırmaya başlamıştır. DOĞAYA EGEMEN olma amacıyla doğayı HARABEDEN ve insanlığı bu tahakkümün hizmetine girmeye zorlayan TEKNO-BİLİMSEL MEGA -MAKİNE, daha çok şey bilen ama DAHA AZ KAVRAYAN CEHALET TOPLUMLARI yaratmaktadır. Bu mantıkla TEDAVÜLDEN KALKMAYA YÜZTUTAN İNSAN, çaresizliğini sakinleştiriciler peşinde koşarak gidermeye çalışmaktadır.
-BİLİM'in nihai amacı TESADÜFİLİĞE BAŞKALDIRMAK, ana rahmi yerine koyacağı yapay yöntemlerle İNSAN ÜREMESİNİ KONTROL altına almak ve ANNENİN tek uçlu gücünü sonlandırmaktır. Yani Bilim-Teknoloji aslında MAŞİSTTİR (anti-dişi). Bu ruh aslında KAPİTALİZMİN RUHUNA yakındır: TESADÜFİLİĞE DÜŞMANLIK, GÜCÜ ve KONTROLÜ elinde tutma talebi, YAPAY YAŞAM (G.D.O.; rahim dışı gebelik) ve YAPAY ZEKA. BİLİM ve SERMAYE, çok fazla olan ortak yönleriyle birbirlerinden yararlanırlar. Her ikisi de SAF GÜÇ peşinde olup, her türlü BELİRLENMEYİ AŞMA ve HER ŞEYİ BELİRLEME vasfındadırlar. Aslında bu kontrol talebi, BİLİMİN DEĞİL, dünyayı METALAŞTIRMAK ve metaları TEKELLEŞTİRMEK isteyen SERMAYENİN PROJESİDİR.
-YAPAY ZEKA peşinde koşanların başında yer alan KURZWEIL, "YOLUN ÇİZİLMİŞ OLDUĞUNA" hükmederek, geliştirilmiş NANOROBOTLARIN damardan gönderilmesi ve NÖRONLARIN ve SİNAPSLARIN KOPYALARININ çıkarılmasıyla YAPAY NÖRONLARIN üretilerek İNSANA TRANSFER edileceğini; hatta bu transferlerin yapılmadığı insanların, robotların zekasına boyun eğeceğini ileri sürmektedir. Kurzweil, uzun vadede ise POST-İNSAN SİBORGLAR ile ROBOT-İNSANSI ANDROİDLER arasındaki farkın silineceğini öngörmekte; çok karmaşıklaşan dünya ile ancak çok gelişkin makinaların başedebileceğini, onların yönetiminin çok seçkin bir HIGH-TECH BAŞRAHİPLER grubunun elinde olacağını, siborglaşmayan sıradan insanları ise EVCİL HAYVAN statüsünün beklediğini iddia etmektedir.
-İnsanları yeniden şekillendirmek üzere GENETİK-KLONLAMA OLANAĞI mevcuttur ve yeni insandan SERMAYE açısından en büyük beklenti PERFORMANS ve BAŞARABİLME yeteneklerinin artırılmasıdır. Sermaye bizden, KENDİ KENDİMİZE geliştirdiğimiz BENLİĞİMİZİ, PATENTLERE TERKETMEMİZİ istemektedir. Kurzweil insanın bu yeni vasıfları içselleştirmekte sorun yaşamayacağını ileri sürmektedir. Fakat transfer edilenlerin DOĞALLIĞIMIZIN DIŞINDA ve BAŞKALARINCA imal edilmiş olması önemlidir. Yani BİZİ BİZ YAPANLARDAN DEĞİLDİRLER ve biz ONLAR TARAFINDAN BELİRLENİR, ÜRETİLİR hale dönüşürüz. İnsani SEÇME özelliğimiz ortadan kalkmış, ÖZGÜRLÜĞÜMÜZ önceden ÇALINMIŞ olacaktır. Kant'ın DOĞUM DİKTASI diye tanımladığı hal gerçekleşmiş, KİŞİNİN KENDİNİ YARATMASI SÜRECİ ELİNDEN ALINMIŞ, BİRİCİKLİK ve ÖZERKLİK YOK EDİLMİŞ olacaktır. Artık yeni insan (?), programlanması gereğince mi yoksa özgürce mi karar aldığının KAYGISI altında kalacak; ÇOCUK için EBEVEYNİ ile EŞİT olma şansı ortadan kalkacaktır (J.Habermas).
Programlamanın anne-baba rızasıyla yapılması halinde, "ISLAH EDİLMİŞLER" ile programın uygulanmadığı "VAHŞİLER" arasında bir AYIKLANMA ve HİYERARŞİKLEŞTİRME MAKİNASI işleyecektir. Programlama kararının toplumsal bir sistem tarafından yapılması halinde ise STANDARTLAŞTIRICI DEVLET-BİLİM ortaya çıkacaktır. Tuzaktan kaçış yoktur ve KASTLAŞMA ve KÖLELİK KAÇINILMAZDIR.
-Yaşamsal bir DÜŞÜNCE REFORMUNA ve İŞBİRLİĞİ STRATEJİLERİNE acilen ihtiyacımız vardır. Aksi halde ortaya çıkacak olan CANAVARLARIN, insan türünün sonunu getirme RİSKİ mevcuttur. Zihin reformunun kilidi BİLİMİN SERMAYEDEN ÖZGÜRLEŞTİRİLMESİNDE yatıyor. Bu özgürleşmenin yöntemleri ise İNTERNET üzerinden geliştirilebilir. Sermaye bilimden vazgeçemez olsa da BİLİM SERMAYEDEN ÖZGÜRLEŞEBİLİR ve ARALARINDAKİ İTTİFAK son dönemlerde ÇATLAMAYA BAŞLAMIŞTIR.
Modern kapitalizm artık “insan sermaye”, “bilgi sermaye” ya da “zeka sermaye” denen “postmodern sermayeye” odaklanmaktadır.
Basit, somut emeğin yerini, klasik ölçü sistemleri ile ölçülemeyen karmaşık (maddesiz) emek almıştır. Artık emek süreci ile üretim süreci çakışmaz.
Değer; günümüzde kaynağını zekada ve hayal gücünde bulmaktadır. Kendi sermayesini yanında taşıyan insan, işletmenin sermayesinin de bir bölümünü oluşturur.
Çalışanların motivasyonu, bilgi ve becerileri, yenilikçi yetenekleri, müşteri arzusunu dert etmeleri, yenilikçi hizmetlerin hammadesidir.
Davranış özellikleri, ifade yeteneği, hayal gücü ve gerçekleştirilecek göreve kişisel katılım; emek sağlayanlara özgüdür ve bunların, nicelendirilmesi, stoklanması, türdeş kılınması, şekillendirilmesi ve nesneleştirilmesi imkansızdır.
SAYISAL KAPİTALİZMİN ASİLERİ
Diplomalılar için emek pazarı ikinci dünya savaşından bu yana hiç bu kadar daralmamıştır.
Üst düzey bilişimcilerin bir kısmı nano-saniye kültürünü ve daha hızlıyı reddederek, “post-endüstriyel proleteryaya” katılmaktadır.
Sayısal alanın seçkinleri ile proleterya arasındaki sınır, son derece geçirgendir. Milyoner genç emekliler, yaşamlarını mesleklerine feda etmeyi reddeden genç diplomalılar ve kısmi zamanlı çalışan kendi kendinin girişimcileri aynı tabaka içindedir ve daha fazla paradansa, daha fazla boş zamanı tercih etmektedir.
Sayısal alanın proleteryası ile bu alanın seçkinlerini karşı karşıya getiren şey, ekonomik sorun değil, “ilkesel ve tutkulu yaşam” anlayışıdır.
Programcıyı harekete geçiren şey, hizmet alışverişi yoluyla değil sempati ilişkileri ile iletişim kurma, birlikte hareket etme, toplumsallaşma, ve farklılaşma arzusudur.
Sayısal sistemin soylularından farklı olarak, hacker topluluğu, her türlü üretimci prensibi reddeder. Yaşamın farklı kesitleri; çalışma, aile, dostlar ve hobiler öyle iç içe geçmiştir ki, çalışma asla merkezi işgal etmez. Birinci sırayı eğlence ve kişisel yaratıya bırakır.
İNSAN SONRASI UYGARLIK, BİLİM VE KAPİTALİZM
Bundan böyle ne dünyayı dönüştürmek ne de dünyaya hakim olmak mümkün değildir. İnsanın, kendine belirli bir yaşamı üretmesi de söz konusu değildir. Sadece işe yaramaz gücün yüce yoksulluğuna erişilebilir.
Bilim; tini, olgusallıktan kurtarmayı ve tanrının dengi kılmayı kendisine açıkça hedef edinmiştir.
İnsan, döllenmiş olmaktan nefret ederek, kendi kendinin temeli olma projesini ifade eder. Yaşamın doğal olgusallığı ve annelik karşısındaki bu nefret, kadın rahminin yerine, yapay bir rahim koymak için bilimin sergilediği çabalarda hissedilir. Ektogenez araştırmaları, kadını hamilelik köleliğinden kurtarmadan öte, insan üremesini kontrol çabasıdır.
Harvard Prof Fletcher: “Rahim; karanlık, tehlikeli ve tehlikelerle dolu bir yerdir. Üreme; rasyonelleşmeli, kurala bağlanmalı ve doğallığından koparılmalıdır.”
Bilim ve kapitalizm için, doğa; rastlantı, risk ve düzensizlik kaynağıdır. Belirsizlikler ve öngörülemezlikler, kaldırılarak, dünya rasyonel bir düzenle evcilleştirilmelidir.
Yapay zeka ve yapay yaşam öncülerinin amacı; doğayı ve insan türünü kaldırıp, evreni kendi imgesiyle şekillendirmek ve insan varlığını farklı bir şeye dönüştürerek, insanlık ötesi, robotik süper bir uygarlık kurmaktır.
İnsan gelecekte, robotları kontrol edebilmek için, kendini robota dönüştürmek zorunda kalacaktır. Bütün karar yetkisini ve inisiyatifi, yavaş yavaş, farkına varmadan makinelere bırakacaktır.
Mekanik zekanın sistemlerini denetlemek ve yönlendirmek için gerekli yetilere, sadece seçkin bir grup sahip olacaktır. İnsan emeği ve insan sistem için gereksiz olacaktır. Seçkinler; insan üzerinde tam etkili olacak, beyine nano robotlar yollayarak düşünceleri denetleyebilecek, kitlenin kökünü kazıyabilecek ya da suya sabuna dokunmayan evcil hayvan seviyesine indirebilecektir.
İnsan türünün sonu, şu ya da bu şekilde programlanmıştır. Evrim; insanı, kendisini mahkum eden, karşı insanı imal etmeye mecbur kılmıştır.
Ortalama birey modern uygarlığın talep ettiği gündelik görevlerin çok altında kalmaktadır. İnsanların biyolojik yapısı, makinelerin bakış açısından, ortadan kaldırılması gereken engel olmuştur.
Yaşama şansı olanlar, biyolojik olmayan protezlerle makinelere denk olabilmiş, post-insan siborglar olacaktır.
Kendini üretme çabası; yerini protez satın almaya bırakacak, herkes sonsuz biçimde değişecek, kendini çoğaltabilecek, mekanik uzantıları ile kaynaşarak kendini yeniden icat edebilecektir.
André Gorz traverses disciplines in the humanities and social sciences like few others do in academia in the last few decades. I picked up 'The Immaterial: Knowledge, Value and Capital' because I was familiar with his other works which are closer to sociology of labour. Gorz tries to review and analyze the 'immaterial', 'intangible' or 'immeasurable' component of labour and capital which leads to some serious changes in the nature of capitalism. He connects this immateriality with digital or IT labour, with the stock market bubbles of the early 2000s and also with the hubris surrounding artificial intelligence. While I found the first section on immaterial labour very compelling, its connection with the wrong valuation that is characteristic of finance capital and also with that of AI seemed a bit of a stretch. But the sections on their own are interesting. The review of literature in French, German and Italian were quite useful as I was not familiar with them at all and they are not found in works authored originally in English in North America and Europe. The book is also shaped by a gaze from the first world. Even though one could question the analytical rigour of the treatment of topics, the narrative is fun and engaging.
Libro molto interessante, che esamina in modo approfondito alcuni dei fenomeni economici e sociali di questi ultimi tempi, anche molto recenti, e che tocca in qualche modo tante delle grandi questioni a cui l'umanità è chiamata a dare risposte: ecologia, bioetica, la concezione del lavoro, di stato sociale, ecc. Il punto centrale di quest'opera di Gorz è lo studio dell'immaterialità: quella propria del mondo del lavoro e della produzione odierni, in cui diventa fondamentale e necessaria la conoscenza, più del "saper fare". La produzione industriale tipica (fino al XX secolo) presupponeva il saper fare, più del conoscere, così come al lavoratore si richiedeva l'abbandono del suo essere soggetto, con tutto il suo bagaglio di saperi acquisiti, relazioni, immaginazione, per diventare un oggetto del ciclo produttivo. Con l'avvento della informatizzazione avviene un cambiamento significativo: sempre più spesso la produzione non riguarda più la trasformazione di materie prime in prodotti tangibili e scambiabili, ma sempre più la creazione di beni immateriali, il cui valore intrinseco è nullo rispetto al valore simbolico, prodotti dell'intelletto, della creatività, della comunicazione. Il capitale diventa immateriale. Analogamente il capitale umano perde il significato di mera forza lavoro "Il lavoro di produzione materiale, misurabile in unità di prodotto per unità di tempo, è sostituito da lavoro detto immateriale, al quale non sono più applicabili le unità di misura classiche." La conoscenza, nella sua totalità, diventa la forza produttiva principale, con tutto il suo bagaglio di relazioni umane, cultura acquisita, capacità espressive e cooperative, saperi derivanti dalla normale quotidianità ossia la "messa al lavoro" totale della persona. L'avvento dell'immaterialità, come parte fondamentale della cultura economica moderna, porta ad altre problematiche su cui Gorz riflette ampiamente: la trasformazione dei cittadini in consumatori, la negazione del capitalismo di mercato, la tendenza a voler "privatizzare" tutte le attività e ricchezze primarie, l'introduzione del reddito di esistenza. Nell'ultima parte del suo libro Gorz prende poi in esame i possibili mondi futuri conseguenti a una esasperata civiltà dell'intelligenza: intelligenza artificiale, biogenetica, il superamento della casualità della natura per un determinismo che diventi natura esso stesso.
Gorz é um filósofo de origem marxista. Neste livro ele fez um excelente trabalho ao discutir as mudanças trazidas pela revolução da tecnologia, na produção de bens e serviços digitais. Esses bens digitais dependem, cada vez mais da capital humano ou capital de conhecimento ou imateriais.
Uma das discuções seu raciocínio de que à medida que a produção de bens digitais economiza mão-de-obra, a partir da segunda unidade produzida, no fim isso terá impacto no valor do trabalho para a economia como um todo.
2021 de okumuştum tekrara bir baktım, bu kez anlamsız yerler de buldum ama sistemin işleyişi, ürün, değer, sermeye üzerine addedilenler hakkında çok güzel tespitler var tabi ama peter glotz okusanız da aynı kapıya çıkar. :)