Jump to ratings and reviews
Rate this book

Malinconia

Rate this book
“Nella malinconia non c’è solo la tristezza psichica, c’è anche la tristezza vitale”

“Cosa è ancora possibile dire di una esperienza umana e psicologica, metafisica e clinica, quotidiana e letteraria, come la malinconia (la depressione) analizzata e setacciata da infiniti punti di vista? La malinconia è analizzata e descritta (qui) come esperienza psicopatologica: come esperienza clinica che abbia non una sua connotazione neurotica, o reattiva, ma una sua connotazione psicotica che la contrassegni come esistenza radicalmente altra dalla nostra. Il nostro discorso non intende essere, in ogni caso, un discorso clinico: un discorso incentrato sugli aspetti sintomatologici della depressione come realtà clinica (come Gestalt clinica); ma intende essere un discorso incentrato sugli aspetti psico(pato)logici e antropologici della depressione che insorge, certo, al di fuori delle quotidiane modalità di esperienza ma mantenendo una sua radicale dimensione psicologica e umana.”

200 pages, Paperback

First published January 1, 1992

3 people are currently reading
120 people want to read

About the author

Eugenio Borgna

56 books39 followers
Eugenio Borgna was an Italian psychiatrist and essayist.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
11 (18%)
4 stars
24 (41%)
3 stars
17 (29%)
2 stars
5 (8%)
1 star
1 (1%)
Displaying 1 - 3 of 3 reviews
Profile Image for Feyza.
10 reviews1 follower
January 5, 2026
Melankoli, birçok kuramsal çerçevede bir “hastalık”, bir “bozukluk”, bir “çöküş” olarak tanımlanagelmiştir. Oysa Eugenio Borgna’nın Melankoli adlı yapıtı, bu donmuş kategorileri sarsan, acının sessiz diline kulak veren, derinlikli ve insani bir metindir. Borgna için melankoli, yalnızca bir klinik olgu değil; bir düşünüş biçimi, bir dünya algısıdır: “Melankoli, insan ruhunun acıya, ayrılığa ve kayba verdiği sessiz bir cevaptır.”

Kitabın temel izleği, tıbbın nesnel ve ölçülebilir formlarından saparak öznelin, kırılganın ve belirsizin alanına yönelir. Borgna, “Melankoliyi anlamak, yalnızca semptomlara değil; kişinin zamanla, kendisiyle ve başkalarıyla kurduğu bağlara da bakmaktır,” diyerek, klasik psikiyatrinin indirgemeci tutumuna eleştiri getirir. Onun bakışında, melankolik kişi bir ‘bozukluk’ taşımaz; bir çatlaktan sızan hakikatle baş başadır.

Melankoli, Borgna’ya göre zamanın ve mekânın bozulduğu, içsel kıyıların parçalandığı bir varoluş halidir. Şöyle der:

“Zaman artık geçmişe ait değildir; gelecek silinmiş, şimdi ise sanki donmuştur. Melankolide zaman, sonsuz bir duraksama halidir.”
Bu bağlamda, depresif belirtiler olarak tanımlanan durumlar, yalnızca semptom değil, kişinin dünyayla ilişkisinin yitimidir. Melankolide insan, zamanla, bedenle, dil ile olan bağını kaybeder — fakat bu bir yok oluş değil, çoğu zaman varlığın sınırlarına dokunma deneyimidir.

Borgna, yalnızca bir psikiyatrist değil, aynı zamanda bir edebiyatsever ve bir varoluş düşünürü olarak, metni boyunca Hölderlin, Rilke, Leopardi gibi şair ve yazarların satırlarına sık sık başvurur. Özellikle Hölderlin’in şu dizeleri onun düşüncesine yön verir gibidir:

“İnsan, düş kurarken bile acı çeker; çünkü düşler bile ona kaybettiğini hatırlatır.”
Bu alıntılar, melankolinin bir yalnızlık biçimi olduğu kadar, bir hafıza biçimi de olduğunu sezdirir.

Kitabın belki de en çarpıcı yönü, psikiyatrinin teknik diliyle değil, insanî sezgiyle yazılmış olmasıdır. Borgna, bir hastasını anlatırken şöyle der:

“Sözlerini anlayamıyordum, ama bakışlarındaki boşluk ve titreklik, bana onun kelimelerden daha fazla şey anlattığını hissettirdi.”
Bu ifadeyle, iletişimin yalnızca sözcüklerle değil, varlıkla kurulduğunu; melankolinin ise bu varoluşsal dilin kendisi olduğunu ima eder.

Borgna’nın düşüncesi, insan acısını bastırmak ya da yok etmek yerine, onunla bir diyalog kurmanın yollarını arar. Melankoliyi, “tedavi edilmesi gereken bir anormallik” olarak görmektense, bir ses olarak dinlemek gerektiğini vurgular:

“Melankoliyle savaşmak değil; onu anlamak gerekir. Çünkü o, insanın en derin benliğiyle kurduğu yegâne bağ olabilir.”

Sonuç olarak Melankoli, yalnızca psikiyatriye değil, insan ruhuna dair düşünsel bir çağrıdır. Eugenio Borgna’nın zarif ve duyarlı kalemi, melankoliyi bir “hastalık” değil, bir “olay” olarak kavrar. Kitap boyunca şu düşünce giderek berraklaşır:

“Melankoli, bir kapanma değil, bir açılmadır. Ama bu açılma, yalnızca acının içinden geçerek mümkündür.”
43 reviews
June 6, 2020
Zor ama çekici bir okumaydı. İki senedir depresyonla uğraşmıyor olsam muhtemelen kitabı ağır bulup bırakırdım. Ama kendime dair bir sürü şey öğrenmiş oldum.



*Canınız istiosa okuyun bana ne. (Resmiyetten tiksiniyorum.)
Profile Image for Yahya.
211 reviews22 followers
March 8, 2024
3.5/5

Kitap melankoli üzerine tamamen varoluşçu bir perspektiften odaklanmış. bunu yaparken iki asıl noktaya değiniyor. Bir klinik hastalık olarak melankoli ve yaşamsal deneyim olarak melankolik bir yaşam üzerine eğiliyor. Yazar bu iki farklı durumun nerede birbirinden ayrıldığını ve nerede iç içe geçtiğini gösteriyor. Dediğim gibi daha çok varoluşçu bir bakış açısı olduğu için melankolideki kişilerin yaşam, ölüm zaman ve anlam üzerine deneyimlerinin nasıl değiştiğini görüyoruz. Yazar bunları bize açıklarken bazen hastaların ifadelerini bazen de edebiyattan alıntılar yaparak örneklendiriyor.
Genel olarak sade akıcı bir dili var ama bazen tekrara düşmesi normal okuyucuyu sıkabilir. Tek yönlü bir bakış açısı da eksi olabilir ama Borgna böyle bir yazar. Daha önce okuduğum iki kitabında da benzerlik vardı. Varoluşçu terapinin yaklaşımı genelde böyle oluyor. Klinikten ziyade yaşam ve ölümün anlamı, insan deneyimi gibi daha hayata dair bir yaklaşım sergiliyor.
Displaying 1 - 3 of 3 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.