"Başka bir devre giriyoruz,
yorulduk"
Bugün, 21 Mart "Dünya Şiir Günü" ve dünya şiirden uzak duruyor gibi görünse de biliyorum şiir dünyaya yakın, hatta ta kendisi.
"Ama ne yaparsınız,
insan dehşetli bir şeylerle doluyor,
müthiş iğreniyor bir şeylerden,
müthiş kızıyor bir şeylere."
Şiir sadece bugüne değil, geçmişe ve geleceğe de ses olur, bazen de başka zamanlarda çınlar, titreşir, titreştirir.
"Memedin ayağında yarım çarıklar.
Memet yüzükoyun yatmış sayıklar.
Memet beygir fışkısından arpa ayıklar.
Arpayı götürüp derede yıkar.
Güneşte kurutup yiyecek Memet.
Dağ taş Memet dolu, dağ taş sevkiyat.
Ölüm Allahın emri, açlık olmasa fakat."
Sesini şiirine sarıp geleceğe haykıran bir eser ve şairini anmak istedim. Uzun uzadıya yorumlamayı haddim görmediğim bir değerimiz olan Nâzım Hikmet ve "Memleketimden İnsan Manzaraları" adlı devasa eseri.
"Söyleyecek ne kadar güzel sözlerim vardı insanlara bana hiçbirini söyletmediler."
Şairin 1939 yılında yazmaya başladığı ve çoğunu hapishanedeyken oluşturduğu bu destan eser, 1950 yılına gelindiğinde 66 bin mısraya ulaşmış olsa da, şair hakkındaki yasak nedeniyle yayımlanamamış.
""İşsiz kalırsam" diye düşündü
22 yaşında.
"İşsiz kalırsam" diye düşündü
23 yaşında.
"İşsiz kalırsam" diye düşündü
24 yaşında.
Ve zaman zaman işsiz kalarak
"İşsiz kalırsam" diye düşündü
50 yaşına kadar.
51 yaşında "İhtiyarladım" dedi,
"babamdan bir yıl fazla yaşadım."
Şimdi 52 yaşındadır.
İşsizdir."
Şairin vefatından sonra 1965 yılında 17 bin mısra olarak yayımlanabilen eser, o günden itibaren, hem edebi hem de içerik yönünden zamansızlığını korumaya devam etmiş.
"Ölmeyi isteyecek kadar çıldırmak için
bugün bu dünyada öyle çok sebep var ki"
Memleketimizin geçmişine ayna tutan ve bir dönem uygulamada olan 100 Temel Eser arasında da kendine yer bulan bu eser, listelerde yer alsın ya da almasın, dilimizin en güzel örneklerinden biri olmayı sürdürecektir.
"Onlar ümidin düşmanıdır, sevgilim,
akar suyun,
meyve çağında ağacın,
serpilip gelişen hayatın düşmanı.
Çünkü ölüm vurdu damgasını alınlarına:
- çürüyen diş, dökülen et-,
bir daha geri dönmemek üzere yıkılıp gidecekler.
Ve elbette ki, sevgilim, elbet,
dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya,
dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle: işçi tulumuyla
bu güzelim memlekette hürriyet.
Bursada havlucu Recebe,
Karabük fabrikasında tesviyeci Hasana düşman,
fakir köylü Hatçe kadına,
ırgat Süleymana düşman,
sana düşman, bana düşman,
düşünen insana düşman,
vatan ki bu insanların evidir,
sevgilim, onlar vatana düşman."
Maalesef bazı sözlerin ve bazı insanların zamanı, çağıyla uyum sağlayamıyor. Ama söz kalacak ve elbet bir duyan olacaktır. Duyulan ve duyulamayan tüm şiirlerin günü kutlu olsun.