Gökten ne yağdı da yer kabul etmedi?
Oğlum İbraam, ‘’it kapıdan zabın gerek’’ demiş büyükler. Sen bunlara bir fırsat verirsen alimallah derini yüzüp içine saman doldururlar. Bak, bir çift demirini tarlada bırakamazsın deyyusların yüzünden. Kömsen, solucan olup toprağın altına girerler. Bulmadan geri çıkmazlar.
Para şahine benzer. Gökten alimallah turnayı indirir.
Bu deyyuslar ki, bir burun demirine tenezzül ederler, yedi kat yerin altına gömsen, remil attırır, cinlerle bir olurlar.
Küfül küfül yel yalasın her bir yönünü… Emme böyle gâvur bir yel değil, dinsiz bir yel değil. Bad-ı saba, limonata gibi bir yel…
Bakışı, tokat tokat, yumruk yumruk, tekme tekme gibiydi.
Acı yel, donuk sap tellerini oynatamıyordu. Her bir şeyin yüreğine inat düşmüştü.
Gecenin zulmüne alışmıştı. Yolu, yorgunluğu ömrü boyu sırtına yapışır görmüştü zaten…
Tokluk, hayatı düşündürür. Toklukla birlikte, hayatla olan bağlar artar, kavileşir. Tokluk bir gavur şeydir. İyi bir gavurluktur tokluk. Kini azaltır, hoş görürlüğü artırır.
Şimdi ahırın sıcaklığında mutluluk duyup geviş getiren hayvanlara gıpta duymadı. Aksine, onları küçük, zavallı görüyordu. Tayına acıyordu. Hem de iyisinden acıyordu. Bir kalbur saman, bir avuç arpanın kul kölesi olacaktı ömrü boyu… Kimse ‘’Ananın hatırı var’’ demiyecekti ona… Yaa, doğrusu anasının da iyi, saygıdeğer bir hatırı vardı. Böyle bir hatırı olduğu için ihtiyarlığında yazı yabana bırakılmıştı. Sırtında buz oturuyordu. Yel kafir kafir yalıyordu karın boşluğunu…
Hepsi saman düşmanı, ot, arpa düşmanı gözden düşükler. Hepsi bu yıl başlarının çaresine bakacak altı at. Bu yılın yılkılıkları…
At yıkan kurt, şimdi güçlü bir atın çiftesiyle hikayesini kapıyordu.
Allah acı bir tokat olmalı. Her kim ki kötü bir amel peşinde, indirmeli şamarı…
Hiç iyi olsun, iflah olsun diyen olmaz. Hep davulun tersini vururlar.
Eskiler ne demiş? At yedi günde, it yediği günde…
Isıtıcı ışık ile birlikte beyaza bulanmış dünyaya, umudu insanların yüreklerine aktarıyor, keder pılını pırtısını raflara kaldırıyordu.
Kazanda olsa kepçede çıkardı.
Köylü milletinin ikramı, acıkana yumurta, müjdeciye tavuk.
Hoş bir nisan sabahıydı yine. Güneş, kepçe kepçe umut dağıtıyordu.