Özgürlük Masalı, hafif bir esinti gibi insanın ruhuna dokunan öykülerden oluşuyor. Necati Tosuner bu öykülerde yalnızlığı, çaresizlikleri, arayışı, bulamayışa yazgılı oluşu ve bunun içe işleyen sızısını dile getiriyor. İçten anlatımıyla tutkuların dinmek bilmeyişine ayna tutuyor. Özgürlük Masalı, kişinin duyguların bulanıklığına gizlenmiş iç dünyasını gözler önüne seriyor.
Bulvarda serçelerin akşam vakitleri toplanıp da ötüştükleri bir köşe vardır. Bilmem aklımda yanlış mı kalmış?
Kışın o en zorlu günlerinde, atkestanesi ağacına üşüşür; kara, tipiye aldırmadan, birer alışılmamış biçimde meyvelercesine dallara asılır, öterlerdi. Yalnız akşamlarımın çoğunda onları seyreder, yaşamanın mutluluğunu cıvıltılarında arardım. Avunacak bir şeyler elde etmeye çalışırdım. Olmazdı. Yalnızlık canıma "tak" demişti.
"İki Gün" adlı öyküsüyle 1970 TRT Sanat Ödülleri Başarı Ödülünü, Sancı... Sancı... adlı romanıyla 1978 Türk Dil Kurumu Roman Ödülünü, "Armağan" adlı öyküsüyle 1997 Haldun Taner Öykü Ödülünü, Güneş Giderken adlı öykü kitabıyla 1999 Sait Faik Hikâye Armağanını, Kasırganın Gözü adlı öykü kitabıyla 2008 Attilâ İlhan Roman Ödülünü ve Susmak Nasıl da Yoruyor İnsanı! adlı romanıyla 2014 Ebubekir Hazım Tepeyran Roman Ödülü, Salgında Öyküler kitabıyla 2023 yılında Yunus Nadi Öykü Ödülü kazanmıştır.
"Adama acıyanlar olacaktır belki. Ama her acımanın içinde, bir kötü "kader"in kendine rastlamayışının sevinci vardır. Eksik kişinin aradığı aşağılaştırıcı bir kuru acıma değil, sevgidir. Oysa toplum üstündür, ona ancak acımayı yaraştırırdı. Onun insanca sevmek, hele sevilmek istemesine gülerdi insanlar. Tanrı, büyüklüğü anlaşılsın diye eksik yaratmıştı onları. İnsanları doğru yola getirmek için, bir ezici gururla onlardan bir bölüğü alıyor, olmadık acıları, biçimleri veriyordu. Ve büyüklük oluyordu bunun adı. İnsanların, -ki gerçekten Tanrı'nın çizdiği kadere inanıyorlarsa- toplumun suçlarının karşılığını çeken bu eksik yaratılmışlara sevgi duymaları gerekmez miydi?"
Yoğun melankoli ve depresif duygularla yazılmış olmasına rağmen ilgiyle okudum. Yukarıdaki alıntıdaki gibi çok isabetli tespitler içeren bir eser. Edebiyatımızın az bilinen isimlerini keşfetmek güzel bir his.
Yazarın ilk kitabıymış, benim de okuduğum ilk kitabı. Öyküler güzel bir dille yazılmış, aşk yerine sevi kelimesinin kullanılması hoşuma gitti. Okurken yormuyor ama yalnızlık ve hüzün dolu öyküler. Ankara'da geçen öyküler de tanıdıklık hissi yaşattı.