Uruk'tan kuzeye doğru yayan üç saatlik mesafede soluk soluğa durdu. ... Sanki bir yarışmayı kazanmak ister gibi bütün yol boyunca durmaksızın koşmuştu. Belki de bir yarıştı bu, son derece yalnız bir yarış: Gılgameş tümdünyaya karşı.... Yıldızlar görüyordu gökyüzünde Gılgameş, gece ve gündüz yıldızlar. Yoksa zamanların akışı arasında bir fark kalmamış mıydı? ... Dudakları çatlamış, ağzı şişmişti. Derisini bir tuz tabakası kaplamıştı, yarı yarıya bir balık olmuştu artık. Bazen hayret edilecek bir şekilde kararıyorduçevresi, o zaman bilincini yitiriyor ve çok sonra uyanabiliyordu ancak... Yoksa her şey aynı anda mı oluyordu?"Ben Gılgameş'im, Uruk kralı!" diye sesleniyordu balıklara...
Yurt Yayınları tarihi roman serisi bu kitap gibi bazı kitapları tarihi kişilikleri güzel anlatan tarihi romanları dilimize kazandırdı. Bu kitabı okuduktan yıllar yıllar sonra dahi aklımda kalan bölümleri var. Öyle ki bu kitabı okuduktan tam on yıl sonra okuma fırsatına kavuştuğum Gılgamış Destanı'nı okurken hiç yabancılık çekmedim sayesinde. Bu demektir ki, başarılı bir kitap.
Ölümsüzlük peşindeki Gılgameş'in, Uruk şehrini kuruşu, kral oluşu, ölümsüzlük bitkisini bulmak için kat ettiği yollar,İştarla kutsal evliliği... destan çok sürekleyici yazılmış.ilgilenenlere duyurulur.
Kitabı bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine okudum. Mitoloji severler için çok sürükleyici bir hikaye olduğunu düşünüyorum. Roman pek okumadığımdan özellikle mitoloji sevmediğimden bana biraz sıkıcı geldi açıkçası. Gılgamış destanını hiç okumamış biri olarak benim için iyi bir genel kültür olmuş oldu. Saygılar.