Yakın çevremizde benzerlerini görebileceğimiz gerçeklikte bir baba-kız öyküsü... Babasına hayran Verda, hatta âşık. Biricik kahramanım diyor onun için. Ne var ki, yıllar önce annesiyle babasının boşanmasından sonra ayrı düşmüşler birbirlerine. Çatışmışlar, çelişmişler ama sevgileri içten içe hep sürmüş. Kariyerinde zirveye ulaşmış ünlü avukat Vedat Karacan'ın intiharıyla başlıyor öykü. Bu beklenmedik ölümün ardında yatan gizi çözmek Verda'ya düşmektedir. Geriye dönüp baktığında yüzleştiği keşke'leriyle, pişmanlıklarıyla ve içini kavuran devasa bir özlemle sürecektir babasının izini... Minicik çocuk ellerimi avucunun içine hapsettiğinde, yüreğim yüreğinde eriyordu babacığım. Parmaklarım büyüdü diye mi tutmuyorsun artık ellerimi? Keşke hep küçük kalsalardı... Ne oldu da ayrıldı ellerimiz baba? Hiçbir zaman soramadım bunu sana. Sormak istediğimde fırsat olmadı, fırsat olduğunda cesaretim... Soluk soluğa okuyacağınız, farklı bir Canan Tan romanı...
Canan Tan Ankara’da doğdu. Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi mezunudur. Kendisi değişik edebiyat türlerindeki yarışmalarda birçok derece ve ödül aldı.
-Kelebek (Hürriyet) Gazetesi’nin Senaryo Yarışması’nda Birincilik Ödülü /1979 (Oğlum adlı eser, fotoroman olarak çekildi.)
- İnkılâp Kitabevi’nin Aziz Nesin Gülmece Öykü Yarışması’nda basılmaya değer görülen İster Mor, İster Mavi adlı kitabıyla, Türkiye’de mizah öyküleri kitabı olan ilk kadın yazar unvanı /1996
- BU Yayınevi’nin Çocuk Öyküleri Yarışması’nda 1. Mansiyon / 1997
Bu sefer baba-kız hesaplaşmasının merkezde olduğu, intihar eden babasının ardından sebebini “iz” gibi süren Verda’nın hikayesi sürükleyici evet ama sonu hikayeye göre zayıf kalmış bence.
“Minicik çocuk ellerimi avucunun içinde hapsettiğinde, yüreğim yüreğinde eriyordu babacığım. Parmaklarım büyüdü diye mi tutmuyorsun artık ellerimi? Keşke hep küçük kalsalardı... Ne oldu da ayrıldı ellerimiz baba? Hiçbir zaman soramadım sana. Sormak istediğimde fırsat olmadı, fırsat olduğunda cesaretim.”
Güzel bir kitaptı, sıkılmadan okudum. Beğenmediğim tek şey sonu oldu, benim için tatmin edici bir son değildi, bazı şeyler yarım kaldı. Bir sürü soru işaretleriyle bitti kitap, sanki yazar hikayesinin sonuyla ne yapacağını bilememiş gibi.
Tam anlamıyla bir baba kız romanıydı. Verda'nın babasını sorgulamaları ve bulduğu sırlarını öğrenmesi... Beni bir süre sonra sıkmıştı ama sonlara doğru kendine bağladı. Başlarda sıkıcı geliyor ama sırlar çözülmeye başlayınca kitaba bağlanıyorsunuz.
Kederli bir baba-kız ilişkisi hikayesi olarak başladı, olay başka yerlere evrildi. Önce gizemli bir dava, sonra bir gezi kitabına dönüştü ve kitap bitmedi! En sonunda hiçbir şeye bağlanmadı. Boşa harcanan iki haftam oldu neticede.
✨" Annem öğretmişti, küçükken, elektrik düğmesine elimin yetişmediği yaşlarda, karanlık bir odaya girince sımsıkı yumardım gözlerimi. Açtığımda, zifiri karanlığın içinde göreceli bir aydınlanma olur, biraz önce seçemediğim nesneler görünür hale gelirdi. Benzer bir durum acılar için de geçerli galiba... Acı aynı acı, hüzün aynı hüzün, karanlık aynı karanlık ama, gözlerimiz az da olsa bir şeyleri seçebiliyor."✨
Ana karakterimiz Verda, Semra ve Vedat'ın kızıdır. Semra daha küçükken annesi ve babası ayrılmıştır. Verda annesinin yanında kalır ama o babasına aşık bir kızdır. Vedat'ta kızına. Verda büyür ve babası gibi avukat olur. Ünlü avukat Vedat Karacan'ın kızı da avukat olmuştur. Verda bir gün babasının ölüm haberini alır. Hatta intihar haberini! Beyninden vurulmuşa döner ve babasının intihar ettiğine inanmaz bile. Sonunda bunun gerçek olduğunu anladığında işin peşini bırakmaz ve neden intihar ettiğini bulmaya çalışır. Bir nevi iz sürer. Konusu hakkında daha fazla söyleyebileceğim bir şey yok. Genel olarak konu böyle. 400 sayfada Verda'nın nedenleri bulmasını okuyorsunuz. Böyle söyleyince kitap polisiye gibi duruyor ama değil. Yazar manevi değerleri çok çok güzel işlemiş. Bir kızla baba ilişkisini, anne sevgisini, evlat sevgisini çok güzel anlatmış. Her kız gibi benimde kalbimde babamın yeri ayrıdır. Çok farklı bir ilişki vardır onunla aramızda. Okurken Verda'yla babasının arasındaki ilişkiye benzettim bizim ilişkimizide. Kitapta kendimi bulunca da daha çok sevdim kitabı. Verda'nın da babasıyla çok güzel bir bağları vardı. Babası onun için ay çöreklerinin susamları tek tek ayırıyordu. Beni etkileyen çok sayfa, çok cümle vardı. Zaten birçok yeri post-itledim. Kitap bazı sayfalarda içimi sıcacık yaparken bazı sayfalarda içime buz döküyordu resmen. Dediğim gibi duygular çok güzel yansıtılmıştı. Bazı sayfalarda kendimi buldum. Sonu belki daha çarpıtıcı şekilde bitebilirdi ama yine de beğendim ben. ✨"Dönüp dolaşıp aynı noktaya geliyor, aynı düğümün göbeğinde buluyorum kendimi: Babam! Nefret etmek isterken aşığı olduğum, tapındığım insan o. Uzağında durmaya çalışırken, ateşböceği misali ateşine koşmuş, kaçmaya çalışırken gölgesine sığınmış, farkında olmadan yaşam halkalarımı onun çizdiği eksende bütünlemişim"✨
Uzun zamandır böyle yüreğime dokunan bir kitap okumamıştım... Çok hoşuma gitti ama keşke her şey daha farklı olsaydı kitapta dedim her ne kadar böyle olunca kitabın içeriği tamamen değişecek olsa da içim buruk kapadım kapağını... Hayatınızdaki insanların kıymetini onlar henüz yanınızdayken anlayın, keşkeleriniz olmasın sakın onların ardından..
I thought it was very well written till the end of the book. The ending was very weak, it was like she didn't know what to do with her story line anymore.
Aile ilişkileri ile ilgili sürükleyiciliği kitabın sonlarına doğru fazla tasvir ve kopuk eklemelerden dolayı kayboluyor. yine de benim için tavsiye edilebilir bir kitap oldu.