Batı kökenli olan 'anayasa' ve 'anayasacılık' hareketlerinde 18. yüzyıl sonlarına gelindiğinde hemen hemen bütün Avrupa, yerel meclisler geleneğinden ulusal parlamentolara geçiş sürecine girmişti. Özünde liberal ve demokratik değişimlerin güvenceye bağlanmasını içeren bu köklü dönüşümlerde, belirleyici rolü feodal-aristokratik kurumlara karşı iktidar mücadelesi veren burjuvaziler oynadı. Elinizdeki kitap, 'Çokuluslu Osmanlı İmparatorluğu'ndan yola çıkarak 'Türkiye'de Ulusal Devletin Kuruluşu' ve 'Çok Partili Rejim' başlıkları altında anayasal değişme sorunlarına ışık tutmaya çalışıyor.
Türk tarihindeki anayasal gelişmeleri ve anayasal metinlerin hangi koşullar altında kaleme alındığı anlatıyor kitap. Bence bu alandaki en önemli eserlerden birisi. Anayasal gelişmeleri tarihi bağlamına yerleştirerek ele alması kitabı özel kılıyor. Son zamanlarda İslamcı çevrelerin sık sık atıf yaptığı 21 Anayasası'nın hangi olağanüstü koşulların mahsulü olduğunu bilmeden "model" şeklinde kabul etmek doğru mudur? Okuduktan sonra zihninizde buna benzer birçok soru işareti şekillenecek. Türk tarihindeki bütün anayasal metinler etrafında dönen tartışmalara da yer vermiş yazar. Bu haliyle bence bir başvuru eseridir aynı zamanda. Kaynakçasından ve atıflarından ziyadesiyle istifade edebilirsiniz.
Tarihimizdeki anayasal gelişmeler en ince ayrıntısına kadar incelenmiş. Özellikle her anayasada ve yapılan değişikliklerde temel hak ve özgürlükler ilkesi oldukça verimli tartışılmış. Dili gayet sade ve anlaşılır.
Çok değerli bir kaynak. Terimlerle de boğmuyor. Bülent Tanör'ün anlatımını çok başarılı buldum ve argümanları birçok kaynakla desteklenmişti. Objektif bir bakış açısı tutturmuş diyebilirim, birçok konuda her iki tarafın da görüşünü belirten bilgiler vermiş. Bazı anlatımlarda Abdülhamit'in bile hareketlerini kafamda canlandırıp güldüm.
Konuyla ilgilenenlere kesinlikle tavsiye ederim. Yalnızca anayasal gelişmeleri değil aynı zamanda bu gelişmeleri etkileyen tarihi olaylar hakkında da bilgi edinebilirsiniz.
sınırları iyi çizilmiş, terimsellikten uzak, bol alt başlıklı, oldukça bilgilendirici bir çalışma. özellikle ikinci meşrûtiyet dönemi hukuki ve siyasi gelişmeleri detaylıca ve başarıyla resmedilmiş; pre- ve post-1908’in tarihimiz için önemini, mecburinin meşrûtiyet değil devrim olduğunu, herhangi bir tarihi/hukuki/siyasi gelişmeyi idealize etmeden, oldukça objektif ve bol referanslı ele almış sayın Tanör. Herkes okumalı diyemiyorum ancak bilmek isteyene güzel bir bilgi kaynağı olmuş, tavsiye ederim.