Bu ciltten sırasıyla “Ses”, “Dert Bende Derman Bende” ve “O Halde Aş Tanımaz Sınırları” temalarıyla çıkılan yolculuk, yine birbirinden özgün ve ilham verici duraklarla dolu. Bir kadın bir kadına âşık olduğunda hayata eklenen sesler, zorlandığı toplumsal suskunluğa ya da esir edildiği klişe repliklere inat olanca açıklığıyla karşımızda. Kaybetmeyi göze alanların cüreti. Bütün korkularını korkanların biricik hikâyeleri. Aşk ve dostluk emekle örülen, her an silbaştan kurulan hazineler. Sahibi değilsin, öznesinin sadece. Aşk ve dostluğun aynasında gördüğün yansıman, senin en gerçek hâlin. Tabu ya da klişe sarkacına mahkûm edilmeye çalışılan kadın kadına aşkın, lezbiyen, biseksüel, queer, trans karakterlerin, akışkan kimliklerin ortasında hayatın mucizelerine tanıklık edeceksiniz. Ve elbette dönüşeceksiniz. Kimse yola çıktığı gibi dönmez geriye. İyi ki de öyle.Lezbiyen*; cinsiyet kimliği ve cinsel yönelime dair farklılıkları hedef alan, bu farklılıkları iptal etmek ve kendi içinde homojen bir bütünlüğü tesis etmek için kendi içinde birtakım eşdeğerlilikler yaratarak özdeşlikler kuran heteronormatif sisteme temel bir itirazdır. Yekparelik söyleminin kurgusallığını ifşa eden, kendi kendisiyle özdeş ayrımların mümkün olmadığını gösteren politik bir kategoridir. Mücadelemizin görünürlüğü, temsili ve güçlendirilmesi için lezbiyen örgütlenmesinin önemle sahiplendiği bir kategori. Tam da bu nedenle; bir yandan, hâlâ bir tehdit olarak algılanan Lezbiyen kelimesini, kadın kadına cinselliğin, arzunun, romantizmin çiçeklendiği her türden bedenin çeşitliliğini içerdiğini düşündüğümüz Lezbiyen* kimliğini benimserken, bir yandan da kendini Lezbiyen, Biseksüel veya Queer olarak tanımlayan ya da lezbiyen aktivizmle bağlantılı olduğunu hisseden herkesi içermeyi amaçlayarak, sözcüğü Lezbiyen* şeklinde kullanmayı tercih ediyoruz. Lezbiyen*’in, kategorilerle sınırlandırılamayacak çeşitliliğimizi vurgulayan *’ının; edebiyatta, sanatta, müca
Karin Karakaşlı 1972’de İstanbul’da doğdu. Sankt Georg Avusturya Lisesi’ni ve Boğaziçi Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulu Mütercim Tercümanlık Bölümü’nü bitirdi.
Günlük yaşamdan süzdüğü çoğu hüzünlü öyküleri incelikli bir anlatımla kaleme alan Karakaşlı’nın ilk kitabı Bu Yayınevi Roman Yarışması’nda mansiyona değer görülen Ay Denizle Buluşunca 1997’de yayımlandı. Başka Dillerin Şarkısı 1999’da Varlık Yayınları tarafından yayımlandı.
1998’de Varlık Yayınları’nın Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülü’ne değer görülen Karin Karakaşlı, 1994’te Gençlik Kitabevi Öykü Yarışması’nda üçüncülük, 1995 Gençlik Kitabevi Öykü Yarışması’nda birincilik kazandı.
Anita Brookner’den Özel Bir Görüş (1997) ve Péter Esterházy’den Hrabal’in Kitabı (1998) romanlarını çeviren yazarın öykü ve makaleleri Sel Yayınları’nın Kadın Öykülerinde İstanbul, Kadın Öykülerinde Avrupa ve Kadın Öykülerinde Doğu kitapları başta olmak üzere çeşitli antolojilerde yer aldı.
Şiir kitabı Benim Gönlüm Gümüş (Aras Yayıncılık) 2009’da; yeniden gözden geçirilen gençlik romanı Ay Denizle Buluşunca ve çocuk kitabı Gece Güneşi 2011’de (Günışığı Kitapları) yayımlandı. Karin Karakaşlı’nın Günay Göksu Özdoğan, Füsun Üstel ve Ferhat Kentel’le birlikte hazırladığı Türkiye’de Ermeniler: Cemaat, Birey, Yurttaş (Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2009) adlı bir de araştırma kitabı bulunmaktadır.
1996-2006 yılları arasında Türkçe-Ermenice yayımlanan haftalık Agos gazetesinde editör, köşe yazarı ve yazı işleri müdürü olarak görev alan Karin Karakaşlı, kapanana dek Radikal 2’de köşe yazarlığı yaptı. 2012 yılında Agos'a geri döndü ve Üvercinka isimli köşesinde yazmaya başladı.
Karakaşlı, aynı zamanda Özel Getronagan Ermeni Lisesi’nde Ermenice öğretmeni ve Yeditepe Üniversitesi Çeviribilim Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalışıyor.
seneye kalbimi ısıtan bir kitapla başlıyorum. bu kitapta acı var evet ama onunla yarışan bir aşk, sınırlarla yarışan özgürlük ve ölümle yarışan hayat var. tıpkı gerçekte olduğu gibi yani. ve bizim, bizden, bizim topraklarımıza ait. editörlük açısından zayıf bulduğum bazı kısımları var ve kazananların kazanma gerekçesini zaman zaman sorguladığım oldu ama açıkçası büyük resimde bunların önemi çok daha az. 2000lerin başından beri yaşatılan bu geleneği ben bu kitapla keşfettim ve bizden önce gelen, hikayesini anlatıp başkalarının hikayesine tanıklık eden tüm kuir kadınları saygıyla selamladım, sevgiyle kucakladım.