"Melville'in engin imgeleminin ürünü, şöhretini borçlu olduğu kahramanı, Nantucket'in kaptanı Ahab, Beyaz Balina tarafından sakat bırakılmış ve intikam almaya karar vermiştir; olayların geçtiği yer dünyanın tüm denizleridir. Wall Street'te, bir avukatın yazıhanesinde katip olan Bartleby ise bir tür alçakgönüllü inatçılıkla çalışmayı reddetmektedir. Melville, yarım yüzyılı aşkın bir süre önce, yalnızca tüm mantık kurallarına aykırı hareket etmekle kalmayıp aynı zamanda çevresindekileri şaşkın suç ortakları olmak zorunda bırakan Bartleby'nin tuhaf davasını işlemiştir. Bartleby, ustalığın ya da düşsel imgelemenin uçarılığının ötesindedir; her şeyden önce evrenin gündelik ironilerinden biri olan gerçek faydasızlığı gösteren üzücü ve gerçek bir kitaptır." - Jorge Luis Borges
Herman Melville was an American novelist, short story writer, and poet of the American Renaissance period. Among his best-known works are Moby-Dick (1851); Typee (1846), a romanticized account of his experiences in Polynesia; and Billy Budd, Sailor, a posthumously published novella. At the time of his death, Melville was no longer well known to the public, but the 1919 centennial of his birth was the starting point of a Melville revival. Moby-Dick eventually would be considered one of the great American novels. Melville was born in New York City, the third child of a prosperous merchant whose death in 1832 left the family in dire financial straits. He took to sea in 1839 as a common sailor on a merchant ship and then on the whaler Acushnet, but he jumped ship in the Marquesas Islands. Typee, his first book, and its sequel, Omoo (1847), were travel-adventures based on his encounters with the peoples of the islands. Their success gave him the financial security to marry Elizabeth Shaw, the daughter of the Boston jurist Lemuel Shaw. Mardi (1849), a romance-adventure and his first book not based on his own experience, was not well received. Redburn (1849) and White-Jacket (1850), both tales based on his experience as a well-born young man at sea, were given respectable reviews, but did not sell well enough to support his expanding family. Melville's growing literary ambition showed in Moby-Dick (1851), which took nearly a year and a half to write, but it did not find an audience, and critics scorned his psychological novel Pierre: or, The Ambiguities (1852). From 1853 to 1856, Melville published short fiction in magazines, including "Benito Cereno" and "Bartleby, the Scrivener". In 1857, he traveled to England, toured the Near East, and published his last work of prose, The Confidence-Man (1857). He moved to New York in 1863, eventually taking a position as a United States customs inspector. From that point, Melville focused his creative powers on poetry. Battle-Pieces and Aspects of the War (1866) was his poetic reflection on the moral questions of the American Civil War. In 1867, his eldest child Malcolm died at home from a self-inflicted gunshot. Melville's metaphysical epic Clarel: A Poem and Pilgrimage in the Holy Land was published in 1876. In 1886, his other son Stanwix died of apparent tuberculosis, and Melville retired. During his last years, he privately published two volumes of poetry, and left one volume unpublished. The novella Billy Budd was left unfinished at his death, but was published posthumously in 1924. Melville died from cardiovascular disease in 1891.
Bana sivil itaatsizlik ile ilgili bir kitap önerir misin deseler, mutlaka Kâtip Bartleby'i söylerdim. Herman Melville öyle bir karakter yaratmış ki, ilk okuduğuzda gülümsetiyor, ardından sinir oluyorsunuz ama en son sizi fazlasıyla düşündürüyor. Dört kişilik ofise sonradan eklenen Kâtip Bartleby, işini ritmik bir şekilde yaparken, patronu adamın içindeki eylemsizlik tuşuna basıyor bir anda. Kâtip Bartleby kitabının son sayfalarını Sena Şener'in - insan gelir, insan geçer şarkısıyla bitirdim. Tamamen tesadüf. Bir hüzün çöktü. Kitabı da çok sevdim. Tadımlık paragraf bırakıyorum merak edenler için "Gelin görün ki dar görüşlü kişilerin bitmeyen uzlaşmazlıkları, sonunda daha yüce gönüllü olanların en iyi kararlarını bile yıpratır."
Tercih ettiklerimiz kadar etmediklerimiz de bizi biz yapan değerlerdir. Hikayeyi bilen biliyor o yüzden ben başka bir bakış açısından bakmak istiyorum olaya.
İlk cümlemi irdeleyelim hadi bu yarım kalan hikayenin hatrına. Yarım kalmış gibi çünkü ki Bartleby hakkında daha çok bilgi edinseydik nedenini öğrenirdik tercih etmemesinin.
İlk cümleye gelirsek eğer tercihlerimizin ışığında bu hayatı sürerken öncesini asla düşünmüyoruz. Aslında hiçbirimiz bu hayata tercihlerle gelmedik. En azından bizim tercihimiz değildi bu. Anne babamızın rahat durmamayı tercih etmesiyle dünyaya geldik. Peki madem tercihlerimizin veya tercih etmediklerimizin bir manifestosu bu kitap, o zaman tercih etmediğimiz yaşamda tercih ettiğimiz ölüme giderken insanlar neden bu kadar etik kaygılar güdüyor?
Dünyada bu kadar tercih hakkı varken sadece kendimizi ilgilendiren bir noktada bile yapmamayı tercih etmememiz büyük bir olay.
Yaşamayı tercih ederim ayakta alkışlanırken ve var oluş felsefesinde ayakta alkışlanırken yaşamamayı tercih ederim psikolojik sıkıntılara ve yaşamın aslında özünde ne kadar güzel olduğuna yoruluyor.
Bartleby birçok kişinin manifestosu olsa da derinlikli şekilde işlenseydi daha etkili olurdu. Tek eksiği bu.
Neden tercih etmedi? Ne vardı geçmişinde? Bu soruların cevabı yok. Kim bilir belki Melville yazmamayı tercih etmiştir?
Ben de tercih etmemeyi tercih edebilmeyi tercih ederdim! "Quiet quitting" ve pasif direniş, her ne kadar haklı bir protesto olarak görülse de, bu pasif direnişin protesto edilen sistem yerine kişinin kendisini nasıl da çürüttüğünü, ama sistemin de aslında bir süre anlamsızlaşıp çaresiz kaldığını, ve bu çaresizlik sonucunda bu ufak isyankarın sistem içinde yok edildiğini kısa bir metinle anlamamızı sağlayan güzel bir roman olmuş. Sisteme kanıp kendini çalışkan bir köle haline getiren ve sonucunda da bir hapisten başka bir hapse düşen modern neslin özeti.