İnanılmaz derece güzel betimlemelerle dolu , harika bir şehir analizi. Bayıldım! Geç keşfettiğim bir kitap oldu ama aslında 1. Si de varmış ki bu durum beni çok mutlu etti.
Newyork'u merak eden, Amerika Kültürüne ilgi duyan herkesin okuması gerekir.
Çocukluktan beri hayalini kurduğum yer olan New York'a taşınmamın ardından elime geçen bu kitap bana New York'u daha çok sevdirdi ve etrafı daha iyi gözlemlemem gerektiğinin farkına vardım.
📝 Okurken aldığım bazı notlar: -Müzik bu şehirde hayatın arka plandaki sesi. Dans ve müzik New York'ta el ele vermiş, melodileri insanların ruhuna işliyor. -Çabuk olun! Raflardaki meyveler parlatılacak, Soho'da oturan Wall Street broker'ının evi temizlenecek, sarışın dulun tırnakları törpülenecek, Chelsea'daki yeni evli çiftin çamaşırları yıkanacak. Burası New York. Welcome to the Jungle! -Aynı dili konuşan, aynı ırktan olanların birbirine tahammül edemediği, kavgaların, hatta savaşların hüküm sürdüğü yerlerden kopup gelen insanların, kendilerinden farklı milyonlar arasında mutluluğu yakalayabilmenin sırrını taşıyor New York. -Hiçbir şeyin aslı yok ama her şeyden biraz var burada. Hepsinden azar azar, ölçüyü kaçırmadan. -Fanatizm, objektif değerlendirmeyi engelliyor, hoşgörüyü öldürüyor. -New York milyonlarca hikayeye mekan olan dünya üzerindeki en büyük göçmen kenti. Hemen herkese kucağını açan ve ümit veren bir yer, sıcak bir anne kucağı gibi. Fakat aynı zamanda büyük umutlarla gelenlerin bazılarının yıkıma uğradığı, ezildiği ve yok olduğu acımasız bir yer, vahşi bir orman gibi. -New York, birlikten size büyük acı veren ama bir türlü ayrılamadığınız bir sevgili. -Dünyanın en zengin ülkesinin en gelişmiş kentinde bir başka insana dokunmak ve uyumak bile parayla alınabilen birer hizmet haline gelmiş. Burada her şey satılık. Saçınızın telinden duygulara kadar...