Jump to ratings and reviews
Rate this book

Madde ve Mana: Rasyonalitenin Kökeni

Rate this book
İnsan sıradan maddi cisimlerlerle karşılaştırıldığında ilk bakışta maddeye indirgenemez görünür. Çünkü bir yandan mana yaratma, diğer yandan öznel deneyim gibi özelliklere sahiptir. Bu da insanın doğa bilimi çerçevesinde ele alınamaz olduğunu düşünmemize yol açar. Öteden beri felsefenin en temel problemleri de buradan kaynaklanmıştır. Beden-zihin, ruh-madde, özne-nesne, idealizm-materyalizm tartışmalarının merkezinde bu temel problem vardır. Peki, "ne" olduğumuza ilişkin bu temel problem hem klasik metafiziğin perspektifini hem de çağdaş zihin felsefesinin tartışmalarını tek bir sorunsal çerçevesinde birleştirerek nasıl ele alınabilir?
Madde ve Mana'da bu tartışmayı üstleniyor Saffet Murat Tura. Bir yandan modern zihin felsefesinin beyin-anlam ve beyin-bilinç gibi problemlere önerdiği çözümleri sorguluyor, diğer yandan da Descartes'tan bu yana klasik metafiziğe hâkim olan etkileşimci ikilik probleminin ardındaki fenomenolojik yanılsamayı gösteriyor. Mananın maddi bir özellik olarak nasıl tanımlanabileceğini, doğadaki rasyonalitenin kökenlerinin ne olduğunu, toplumsal-dilsel anlamın doğadaki yeri ve dilsel hermeneutiğin natüralist hermeneutikle bağlantısı gibi sorunları çözüme kavuşturmak üzere diyalektik materyalist bir anlam teorisi, beden-zihin ikiliğini aşmaya yönelen bir Marksist metafizik geliştiriyor. Diyalektik materyalist doğa felsefesinin burada savunulan özgün sunumunun, içinde yaşadığımız çağın fizik ve biyoloji bilgileriyle çelişmeyen metafizik ufku olduğu tezini ileri sürüyor.
Klasik sistem felsefelerine artık ihtiyaç kalmadığı yolundaki yaygın kanaate karşı güçlü bir itiraz niteliğindeki bu çığır açıcı kitap, tam da böyle bir sistem kurma yönünde atılmış bir adım olarak okunmalı.

392 pages, Paperback

First published January 1, 2011

4 people are currently reading
123 people want to read

About the author

Saffet Murat Tura

12 books45 followers
1955 yılında Akyazı'da doğdu. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nden sonra İstanbul Tıp Fakültesi'nde Psikiyatri ihtisası yaptı. Yerli ve yabancı dergilerde yayımlanan mesleki çalışmalarının dışında, felsee ve politika konularındaki yazıları çeşitli dergilerde yayımlandı. Tura halen psikoterapi ağırlıklı psikiyatri pratiğini serbest olarak sürdürmektedir.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
24 (60%)
4 stars
13 (32%)
3 stars
1 (2%)
2 stars
2 (5%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 4 of 4 reviews
Profile Image for Ozan Berberoğlu.
2 reviews3 followers
February 20, 2013
Yaşamlarımızın bir anlamı var mı? Bu sorunun cevabına duyduğumuz merak bizi felsefeye yaklaştıran ilk güdü. Birbiri ardına bitmeksizin sıralanan sorular cevaplarıyla ancak felsefede buluşabilirler. Bilimi anlamada felsefenin vazgeçilmezliği varoluşumuzun kökenini yorumlamak için gereken soruları sormamızı sağlıyor. Bu noktada varoluşumuza ait cevapları bilim felsefesinde bulabilmekteyiz.

Maddeyi tanımlamaya giden yolda rasyonalitenin doğadaki yerinin belirlenmesi gerekliliktir. Zira maddeye ulaşırken takip edilecek yol –çıkış noktası her ne kadar metafizik de olsa– rasyonalite üzerinden geçmektedir. Mananın tanımını nörobiyolojik ve felsefi olarak yapmak ise onun maddeyle ilişkisini kavramanın temel şartlarından biridir. Saffet Murat Tura eserini “kartezyen metafizikle yapılan materyalist bir hesaplaşmanın ürünü” olarak adlandırıyor. “Madde ve Mana”da rasyonaliteden sapmadan metafizik soruların yanıtlarını arıyoruz. Manayı kavramaya yönelik tanımlar sunan yazar, parça ve bütün arasındaki bağı inceleyerek “mana” ifadesinin zihninizdeki resmini netleştiriyor.

Doğanın kendi içinde açıklanabilirliği varsayımından yola çıkarak bilimsel bilgiye ulaşmak mümkündür. Doğayı rasyonel şekilde tarif etmek ve doğa olaylarını akılcı biçimde açıklamak için doğaüstü varsayımlara başvurulamayacağı gibi şahsi mistik deneyimler de doğaüstünün kanıtı olarak kabul edilemez. Adı üzerinde bunlar kişisel deneyimlerdir ve evrensel bir gerçeklik barındırmazlar. Bireysel deneyimleri doğaüstünün kanıtı olarak görmek –eğer gerçekten varsa– metafizik varlığı da hiçe saymak anlamına gelecektir.

Evrim, evrenin bugünkü halini anlayabilmemiz için önümüzdeki en önemli veri kaynağıdır. Genetik biliminin ilerlemesiyle paleontolojik göstergelerin çok ötesinde evrimsel kanıtlara sahip olduk. Evrimi oluşturan raslantısal değişimler ve çevre etkisinin büyük rol oynadığı doğal seçilim, algımızı zorlayacak uzunlukta bir zaman dilimi boyunca olageldi. Üst üste dökülen kum tanelerinin yeterli zaman geçtikten sonra bir dağa dönüşebileceğini anlamamız görece kolaydır. Ancak aşkın gücüne olan inanç benzer bir transformasyonun kendileri için de mümkün olabileceği düşüncesinden hep uzak tutmuştur insanları. Oysa evrimin doğal bir seyir olduğunu içselleştirdiğimizde evrenin rasyonalitesini daha kolay anlayabiliriz. Tüm bilim insalarının ortak görüşte buluştukları evrim teorisini dünyanın gerçeğini açıklamada temel referanslardan biri olarak alan yazar, onu “insanlık tarihinde ilk kez açıklama ve yorumlamayı tek bir formülde ifade edebilmeyi başarması bakımından eşsiz” olarak nitelendiriyor.

Fiziksel ve kimyasal gerçeklikleri kullanarak maddeye ilişkin açıklamalara ulaşmak mümkündür. Biyolojinin diğer bilimlerden farkı ise fizik ve kimya gibi açıklayıcı değil yorumlama yoluyla öznesiz rasyonaliteye varma özelliğidir. Eserde diyalektik materyalizmin ışığında doğa felsefesinin paradigmatik bilim örneği olarak fiziğin değil, biyolojinin alınması gerektiği vurgulanarak, bu doğa biliminin beyin-anlam ilişkisi problemlerini çözebilecek güçte olduğu anlatılıyor.

Biyolojik bilimler materyalist felsefeden yola çıkarak değerlendirildiğinde canlıların “yaptığını” varsaydığımız olaylar aslında edimsel öznelerden uzak, canlılığın doğal seyrinde olagelmektedir. Tura’nın ifadeleriyle örneklersek, bitkiler fotosentez yapmazlar; fotosentez olayı birtakım fiziksel ve kimyasal etkileşimler sonucu bitkilerin bünyesinde olagelir. Bu örneğin ardından fotosentezi öznesiz bir olay olarak nitelendirebiliriz. Zira organizmada meydana gelen bu faaliyet bir edim olmamasıyla öznesiz niteliktedir. Benzer örnekler daha kompleks canlılar için de geçerliliğini korur. Gündelik ifadelerimizde öznelere mal ettiğimiz olayların bütünü aslında özneden uzak bir biçimde meydana gelmektedir. Vücut sistemlerimizde (sindirim, dolaşım vb) gerçekleşen olayların öznesi olmadığımız gibi emosyonlar(ımız)ın ve düşünceler(imiz)in de sahibi bizler değiliz. Çünkü bir özneye yüklediğimiz düşünceler aslında nörofizyolojik değişimlerin (hücresel/elektriksel faaliyetlerin) birer sonucu olarak meydana gelmektedir. Yazar bu yaklaşımla felsefe tarihinin en ünlü argümanı olan “düşünüyorum öyleyse varım”ı yanlışlıyor. Maddesel olarak “ben”i kanıtlamak için gerekli olan argümanı “düşünce olayını içeriyorum, o halde varım” şeklinde yeniden yapılandırıyor.

Materyalist felsefede ruh ve beden birbirinden ayrı algılanamaz. “Düşünen insan ve maddesel olarak var olan insan” fikri düşüncenin aşkın bir öznenin ürünü gibi algılanmasına yol açmaktadır. Oysa düşünce bedensel bir aktivitenin, beyinsel mekanizmaların faaliyetlerinin, sonucu gerçekleşen bir olaydır. İnsanın bu rasyonaliteyle uzlaşması bazı engeller taşımaktadır. Çünkü edimsel özneyi yok etmek insanların kolayca benimseyebilecekleri bir fikir değildir. Bunun sebebi kendimizi edimsel özne gibi varsaydığımız kartezyen algı taşıyor olmamızdır. Bu algı beynimizde gerçekleşen zihinsel faaliyetleri bizden içeri bir öznenin iradesine bağlamamıza yol açmaktadır.

Psikiyatrist olan Saffet Murat Tura felsefi donanımıyla pozitif bilimleri yorumlarken okurlarına metafizikten rasyonele doğru bir köprü uzatıyor. Varlığın kökeni ve devamlılığı konusunda materyalist yaklaşımın açıklayıcılığını kullanan “Madde ve Mana”, Türk felsefe dünyasında son yıllarda kaleme alınmış en kaliteli eserlerden biri şüphesiz. Tura beynin kimyasını kartezyen algının dışında açıklarken beynimizin her hücresini maddenin derin felsefi anlamlarını sorgulamaya sevk ediyor.

Yazar evrimi ve diyalektik materyalizmi, hermeneutiği, doğa bilimlerini ve metafiziği kullanarak mananın maddesel sahibini ya da sahipsizliğini sorguluyor. Bu sorgulama engin bilgisi ve güçlü anlatımıyla birleşince bilime ve felsefeye ilgi duyan, soru sormayı seven okurlar için muazzam bir kitap çıkıyor ortaya. Genç nörobilimcilere bilim felsefesi üzerine dersler de veren Tura, geleceğin bilim insanlarına geniş ufuklar kazandıracak bu armağanıyla bilim felsefesi kitaplığınıza eşsiz bir yerli eser kazandırıyor.
Profile Image for Önder Kurt.
47 reviews4 followers
July 7, 2019
Eğer siz de benim gibi, Engels’in “Doğa’nın Diyalektiği”nden sonra marxist teorinin Doğa Felsefesi’nin / Diyalektik Materyalizm’in kuantum fiziğindeki yeni gelişmelere göre bir güncellemesinin zamanı geldiği düşüncesiyle Kuantum Fiziği hakkında bir iki kitap okuyup umduğunuzun tam karşıtı bir sonuç elde ettiyseniz, yani materyalist pozisyonunuzu sağlamlaştırmak bir yana, maddi Dünya’nın bizzat kendisinden şüphe duymaya, “yoksa idealistler mi haklıydı, acaba Evren koca bir zihinden mi ibaret” diye sormaya başladıysanız, bu kitap materyalist felsefeye geri dönüş yapmanızı sağlayabilir.

Ancak bunun emek gerektirmeyeceği sanılmasın, zira kitap esas olarak Felsefe’nin kanımca en zor ve en gizemli dalı, zihin felsefesi üzerine. Descartes üzerinden, artık günlük sağduyusal kavrayışımız , temel (yanlış) öncülümüz haline gelmiş Kartezyen özne mit’yle hesaplaşıyor. Özne, öznellik, zihin gibi maddi olmayan tüm kategorileri felsefi terminolojiden atmamızı öneriyor. Eğer Özne yoksa, “şu an düşünmekte olan, bu satırları yazmakta olan kim “ gibi sağduyusal sorularla heesaplaşmak, haliyle çok zor bir iş.

Özne/zihin gibi kategorileri ve klasik fenomenoloji gibi yöntemleri kapı dışarı ettikten sonra, yerlerine metafizik ve hermeneutik ile birleştirilmiş bilimsel / nesnel diyalektik materyalist bir yöntem öneriyor. Politzer’in “Felsefe’nin Temel İlkeleri” ile düşünmeye alışmış ortalama bir marxiste son derece ters gelecek şekilde, marxist kalarak metafizik yöntemle barışmanın gayet de mümkün olduğunu, kötü şöhretli Berkeley’ci olmak anlamına gelmeyeceğini gösteriyor. Bence bunu oldukça da başarılı yapıyor, çünkü Politzer’in etkisinde kalarak maddi gerçekliğin yadsınması olarak algıladığımız metafizik, aslında 21.yy düşünce ortamına egemen post-modern düşünceye karşı etkili bir silah olabilir. Zira kapitalist sistemin favori yöntemleri ampirisizm/pozitivizm ve değerlerin/düşüncelerin göreceliliği fikri karşısında, evrensel/nesnel ilkeler bulmamızı sağlayan metafiziktir. Materyalizm ve metafizik karşı kamplarda değil, post-modern görecelilik karşında aynı kamptadır. Metafizik değil, post-modernizm gerçekliği bulanıklaştırır.

Dönüp, dönüp bir kaç kere okunması gereken bir kitap. İçerdiği asıl tezler yanında, ikincil kazanımları var bu kitabı okumanın; bir kere kitap uygulamalı felsefe çalışması adeta. Doğrudan ele alındığında anlaşılması zor felsefe disipilinlerinin örnek bir uygulamasını da sergiliyor; şahsen ben fenomenoloji ve hermeneutik ne ile uğraşır konusunda daha net bir kavrayışa ulaştım bu kitap sayesinde. Bir ikinci marjinal faydası da, Zihin Felsefesi’nin ne kadar gizem dolu, derin bir derya olduğunu hissetmemi sağladı. İnsanlığın bu konudaki bilgi birikimi henüz o kadar yeni ki, ortaya Kuantum fiziği ile boy ölçüşebilecek yoğun gizemlerle dolu, belki de yanıtsız sorulardan oluşmuş devasa bir kıta çıkıyor.

Kitabın bence son derece kışkırtıcı ve derin düşüncelere gark edici tezlerinden biri de mana’nın zihinsel değil maddi olduğu yönünde. Benzer şekilde rasyonalitenin de insan zihnine özgü değil, doğanın kendisinde olan bir ilişki olduğu. Bunlar kolay hazmedilir düşünceler değil. Hazırlıklı olmak gerek. Şu tür kışkırtıcı “provakasyon”lara da;

—“Demek ki özne yoktur. Biz öznesiz maddi süreç/eriz.”
—Düşünce, zihinsel ve inisiyatif sahibi olan bir öznenin (''düşünen ben''in) edimi değildir. Düşünce beyinde geçen, fotosentez örneğinde olduğu gibi öznesiz bir doğa olayıdır

- Doğa (evren) öznesiz süreçtir.
- Doğanın yorumla (natüralist anlaşılabilir bir
manası vardır.

- Deneyimleyen-ben yoktur.

- Özne yanılsamasının doğabilimiyle uyuşan açıklaması vardır.
- Özne yoktur: İnsan bir doğa olayıdır.

Türkçede böyle bir kitap yazılabilmiş olması ayrı bir sevinç kaynağı.
Profile Image for Uğur.
472 reviews
January 19, 2023
This is the second book by Saffet Murat Tura that I have read. The fact that the evaluations made in the light of a tremendous philosophical background and scientific knowledge in his books have attracted my attention especially. Saffet Murat Tura is really carrying this out at a very advanced level, I wanted to start by underlining this before I touch on the content of the book.

With this book, Saffet Murat Tura starts a philosophical inquiry based on evolutionary evaluations about the direction and way of development in which the human brain and thought action develop. The way of formation of meaning is explained through the functionality of the brain that understands, perceives and recognizes matter, revealing that thought is an event such as a lightning strike.

While explaining these, on the other hand, he opposes the dualistic metaphysical view and directs his deconstructionist criticisms to the philosophy of Descartes, which gives it its final form. While valuable names such as Spinoza and Nietzsche proved that the dualistic metaphysical understanding is nothing but distortion and illusion in the philosophical sense, the theory of evolution has refuted this metaphysical understanding in the scientific sense. Saffet Murat Tura also combined these grounds and offered us an original and highly qualified content.

Let me continue to explain the content of the book as follows; Do you think nature was formed for man or is man just a part of nature? The answer you will give to this question will either keep you on the side of dualistic metaphysical understanding (that is, our reputation is monotheistic religions) intellectually, or put you against it. At this point, our author has put forward a tremendous philosophical stance and brought rational and realistic explanations to the matter-meaning relationship.

Among the domestic books I have read, it has a content that I can put Decently among the most valuable. If the subject has attracted you, I say read it without neglecting.
40 reviews
September 11, 2023
Saffet Bey, oldukça orijinal ve ufuk açıcı bir eser ortaya koymuş. Madde-mana ilişkisini diyalektik materyalist metafizikle inceleyerek oldukça çarpıcı sonuçlara ulaşmış.

Kartezyen düşünce, Saffet Bey'in ağır tokadını yemiş gibi görünüyor. Fakat Saffet Bey'in çok daha detaylı bir şekilde, şu sorulara cevap vermesini isterdim: Öznenin yokluğu durumunda, bu kitabı yazmanıza yol açan öznesiz süreç nedir? Veya hangi öznesiz süreç sonucunda bu kitabı okumaya karar(!) verdim? Beynimizin mikro-biyolojik yapısını şekillendiren maddi şartları, öznenin yokluğu durumunda nasıl aşıyoruz? Sonuçta avcı-toplayıcı toplumdan bugünlere gelirken, verili maddi şartları aştık, değiştirdik. Acaba özne var mı ve tıpkı mana gibi, maddenin bir özelliği mi? Belki de Saffet Bey kitapta bu sorulara cevap verdi fakat ben anlayamadım.
Displaying 1 - 4 of 4 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.