Oldukça basit bir dilde yazılmış, her yaşta okunabilecek bir kitap olan bir delinin hatıra defteri Rusya’nın 1800’lü yıllardaki sosyal durumunu akıl hastası bir adamın ağzından ortaya seriyor.
İlk başlarda da adamın akli dengesinin yerinde olmadığını gösteren ibareler varken geçen her sayfada mantıktan büsbütün uzaklaşıyor. Özellikle sevdiği kadının üst rütbeden bir adamla evleneceğini öğrenince tamamen deliriyor.
Kitap boyunca çok da parlak olmayan bir adamın sağdan soldan duyduğu fikirlerine tanıklık ediyoruz. Kurduğu yarım yamalak cümleler alt tabakadan birinin gözünden Rusya’daki sınıfsal ayrıma ve bunun sosyal etkilerine ışık tutuyor.
Kitabın sonlarında akıl hastanesine kapatılmasını, İspanya’ya gitmesi olarak değerlendirmesi ve yaşadığı her şeye kendince mantıklı bir kılıf bulabilmesi bana artık zihninin bir çeşit savunma mekanizması uyguladığını düşündürttü.
Kendisinin İspanya Kralı olduğunu düşünmesinin de keza sevdiği kadını kendi aklınca düşük rütbeli olduğundan başkasına kaybetmesini kabullenememesinden olduğunu düşünüyorum.