“Çünkü hayatım boyunca bir daha hiç kimse bana, oraya neden geldiğimi ya da oradan neden gittiğimi sormadı. Buna gücenmedim. Elbet bir bildikleri vardı. Çok üstünde durmamak gerekti. Öyle yaptım.”
“Psikoloji çok pahalı bir şeydir. Tamiri zordur ve neredeyse bir servete mal olur. Bizim köydeki zeytinliği sattırdı psikoloji. Gerisini siz düşünün.”
“Ben hiçbir şeyi unutmuyorum. Bu yüzden hiç kimseyi özlemiyorum.”
“Biz, orta sınıf gençleri, kıçımızın derdindeydik. Smear testleri, HIV, HPV testleri, mamografiler ve yıllık kan testleriyle yaşıyorduk. Bir gün daha yaşamak için bütün yıl çalışıyor, kendi hayatımızın önemli yerlerini kiralıyorduk.”
“Güçlü görünmek için binaya ek yapılmış bir bekçi kulübesi taklidiyle geçirecektim öteki yıllarımı. Buna hemen alıştım.”
“..ve hayat sandığınızdan daha üretkendir. Ama yaratıcı değildir. Hep aynı acıları yaşatır insana.”
“Morg, anarşist bir şehrimizdir. Bir kere her şey beleştir. Balkanlardan gelen soğuk hava akımı hep etkilidir.”
“Gözlerimizi açtığımız o ilk an, beynimize düşen ilk görüntüyü sabitleyebilseydik.. Bütün uyandığımız anların fotoğrafını kaydedebilseydik, dünya hakkında yeterli bilgiye sahip olabilirdik.”
“Bütün değerlerin içini boşaltana kadar uğraşacağım. Çünkü dünyanın layığı budur: değersizlik!”
“Dünyadaki bütün günahları işlemeden, hazzın ne olduğunu idrak etmeden, ondan uzak durmak anlamsızdı. İnsan, yoksunluğunu duyduğu şeyi terk ettiğinde bir mertebeye erişmeliydi. Tanrı katında ancak bu anlamlı olabilirdi. O yüzden belki de bütün dindarlar bir kez evlilik dışı sevişmeli, bir kez sarhoş olmalıydı. Günahsız yaşamak, hiç aşık olmadığın birini unutmaya çalışmaktır.”
“..daha ne isteyebilirdi ki? Bu soruyu sesli sordum. Cevap vermek farzdı. Kendimi gücendirmek istemedim. Aynaya baktım ve –Daha fazla kadın- dedim. O kadardı. Düzdü. Derinini düşünmemek gerekti. “
“Biz fakirler, biz fukaralar, biz çulsuzlar, biz beş parasızlar, biz atalarından en az birinin psikolojisi bozuk olanlar, biz atalarından biri SGK güvenceli o antidepresanlardan içmiş olanlar! Kalbimizi yok etmeyi başardılar. Elimizde yalnızca mantığımız kaldı. Ama kalbini kaybedenin, aklını kaçırmaması mümkün değildir. Biz artık iflah olmayız vesselam.”
“..ölsem de çok bir şey olmaz, yaşamanın bir numarası kalmadı ki. O yüzden diyorum ki gidip bir deneyeyim. Olmadı ölürüm yani.”
“Tanrım neden beynimizin içini doldururken, kalplerimizin içini boşalttın?”
“Bence Tanrı bizi cezalandırdı Asiye. Dünya gezegeni gibi şahane bir yeri bize sunmuşken, uzaya gitme isteğimize bozuldu. Daha burayı keşfedememişken, başka yerlere gitme çabamıza, kurtulma arzumuza, yetinmeyişimize atarlandı. Artık hissetmiyoruz. Neden mi? Bence alıştık. İnsan, şaşırmayı bırakınca daha birçok şeyi de bırakıyor. Sarhoş olmak gibi. Eskiden üç birayla sarhoş oluyorken, her gün içtiğinde altı birayla bile sarhoş olmuyorsun. Bize her şeyin fazlası düştü. Her gün yeni insanlarla tanıştık, her saat bir başkasına aşık olduk, kariyer basamaklarını hızla tırmandık. Mesele devletin verdiği üç beş ilaç değil. Bütün sorun, çağın hızında. Duygularımız güncellenemedi. Belki de hislerimiz 99 versiyonudur. Yaşam değişip hayat ilerlemeyince, çöktük. İçimize hükmetmeyi göze aldığımız zaman, içimizin olduğu yerden gitmesine de göz yummuş olduk.”
“İşte buradayız. Yani Dünya’da. Kalbimizi, parçalanana kadar harcadık. Bütün duygularımızı sömürdük. İşte buradayız. Dünya’da. Egomuzu, bizi yutana kadar besledik. İşte buradayız... Dünya’da. Yumruklarımızı sıktık, yumruklarımızı geçirdik. Beğenmediğimiz bütün işlerden istifa ettik. İşte buradayız. Dünya’da. Aşık olduk, çok aşık olduk, fazla aşık olduk. Tükettik. Duygularımızın sonuna geldik. Son kullanma tarihi geçti. Bozuk bir tadı var artık duygularımızın. İşte buradayız. Dünya’da. Sahi, neden buradayız? Dünya’da?”
“Bizim gibi kitap cümleleri kurarak, hissediyormuş gibi görünen ölü kuğulara ihtiyacımız yok artık.”
“Biz, geçmiş hislerimizin taklidiyle yaşayan bir nesiliz.”
“İnsan, hayatta bir tek yarım kalan şeyleri hisseder. Durun orada. İnsan, yarım kalan şeyleri kendisiyle tamamlar. Durun orada. İnsan, hayatta bir tek kendisini hisseder. Durun orada. Tıpkı, ölümün hayatı yarıda bırakması gibi. Durun orada. Tıpkı yarıda kalmasına rağmen hayatı yaşaman gibi. Durun orada. Gülümsüyorum. Kalbimi tutuyorum.”
“Söz sihirdir.”
“..asla arabesk bir kadın değildir; sadece, biraz, sanırım.. kırık..”
“Bazı yataklar, bazı odalar ve bazı insanlardan sevgi çıkmayacağını bilerek birbirimizi karşılıyorduk. Çünkü yetişkindik canım! Özgürdük bir kere, özgür! Hangi yüzyıldaydık?”