- Para olmayınca, sağlık ne boka yarar hey akılsız!., dedi.
İşte o zaman az önce söylediğim, "Bir zengin olsam ben..." türküsünü ansıdım. Gelgelelim, saygımdan dilim damağıma dolanarak, Hızır Aleyhisselâma "Bir zengin olsam ben!" diyecek yerde, başımın ateşinden mi, şanssızlıktan, yoksa şaşkınlıktan mı, her nedense,
- Bir gezgin olsam ben! demişim. Hızır bir kahkaha atıp,
- Senin gibi şaşkına Hızır neylesin?.. Zengini, gezgini birbirine karıştırırsın hey kafasız! İstediğin gezgin olmaksa, haydi gez, dolaş! Tann seni gezgin eylesin! dedi. Demesiyle gözden yitip karanlıklarda yok oldu.
Aziz Nesin was a Turkish humorist and author of more than 100 books. Nesin was born in 1915 on Heybeliada, one of the Princes' Islands of Istanbul, in the days of the Ottoman Empire. After serving as a career officer for several years, he became the editor of a series of satirical periodicals with a socialist slant. He was jailed several times and placed under surveillance by the National Security Service (MAH in Turkish) for his political views. Among the incriminating pieces of evidence they found against him during his military service was his theft and sale for 35 Lira of two goats intended for his company—a violation of clause 131/2 of the Military Penal Code. One 98-year-old former MAH officer named Neşet Güriş alleged that Nesin was in fact a MAH member, but this has been disputed
Nesin provided a strong indictment of the oppression and brutalization of the common man. He satirized bureaucracy and exposed economic inequities in stories that effectively combine local color and universal truths. Aziz Nesin has been presented with numerous awards in Turkey, Italy, Bulgaria and the former Soviet Union. His works have been translated into over thirty languages. During latter parts of his life he was said to be the only Turkish author who made a living only out of his earnings from his books.
On 6 June 1956, he married a coworker from the Akbaba magazine, Meral Çelen.
In 1972, he founded the Nesin Foundation. The purpose of the Nesin Foundation is to take, each year, four poor and destitute children into the Foundation's home and provide every necessity - shelter, education and training, starting from elementary school - until they complete high school, a trade school, or until they acquire a vocation. Aziz Nesin has donated, gratis, to the Nesin Foundation his copyrights in their entirety for all his works in Turkey or other countries, including all of his published books, all plays to be staged, all copyrights for films, and all his works performed or used in radio or television.
Aziz Nesin was a political activist. After the 1980 military coup led by Kenan Evren, the intelligentsia was oppressed. Aziz Nesin led a number of intellectuals to take a stand against the military government, by issuing the Petition of Intellectuals (Turkish: Aydınlar Dilekçesi).
He championed free speech, especially the right to criticize Islam without compromise. In early 1990s he started a translation of Salman Rushdie's controversial novel, The Satanic Verses. This made him a target for radical Islamist organizations, who were gaining popularity throughout Turkey. On July 2, 1993 while attending a mostly Alevi cultural festival in the central Anatolian city of Sivas a mob organized by radical Islamists gathered around the Madimak Hotel, where the festival attendants were accommodated, calling for Sharia and death to infidels. After hours of siege, the mob set the hotel on fire. After flames engulfed several lower floors of the hotel, firetrucks managed to get close, and Aziz Nesin and many guests of the hotel escaped. However, 37 people were killed. This event, also known as the Sivas massacre, was seen as a major assault on free speech and human rights in Turkey, and it deepened the rift between religious- and secular-minded people.
He devoted his last years to fighting ignorance and religious fundamentalism.
Aziz Nesin died on July 6 1995 due to a heart attack, after a book signing event in Çeşme, İzmir. After his death, his body was buried in an unknown location in the land of Nesin Foundation without any ceremony, as suggested by his will.
Adina kandim, A.N.nin seyahat notlari sandim. :) Gercekte guzel bir kurgu; benim dogdugum yilda, benim dogdugum sehirde geciyor. Amerikali bir turist kadina Istanbul'un gezdirilmesi konu ediliyor. Tabii bol bol hiciv var yine. Paralelde Amerikali bir astronotun uzaya gidisine, aya ayak basisina taniklik ediyoruz. Bu tarafta ise elektrik kesildigi icin yolda kalan troleybuse. Eller gider aya, biz kaliriz yaya seklinde ozetlenebilir. Ne yazik ki yarim asir oncesinin gercekligi gunumuzde de karsilik buluyor. Halk ozani gibi bir sey A N. Oyle guzel soz soyleme sanati, siirli, manili. Imama soylettigi vaazlar bile ahenkli. Bir de bu kitabi TRT'de dizi yapip yayinlamislar. Vallahi bravo.
İnsanı çileden çıkartan bir hikaye okuyoruz aslında. Yine çok gerçek ve yine Aziz Nesin bu gerçeği mizahla ortaya sermiş. Mizahi bir dille aktarsa dahi bir yerden sonra insanı çileden çıkartabiliyor. Ne diyelim; biz yerimizde sayarken uzaya çıkanlar utansın.
Yıllar önce okumuş olmama rağmen, bokunu pazarlayan adamın hikayesini hiç unutmayacağım. Aziz Nesin'in zekâsı, ironisi, cesareti beni hep hayran bırakacak.
Neden bilmem Aziz Nesin'in kitaplarını ben hep final dönemlerinde okudum üniversitede. Ders çalışmak için kütüphaneye gittiğimde birkaç saat sonra kendimi Nesin'in kitaplarının bulunduğu bölümde buluyordum, şimdi bile bulabilirim, P sırasının sonlarında, en altta. Sanırım o kadar kafa patlatmanın arasında beni biraz uzaklaştırmaya yarıyorlardı. Alt metni de üst metni de zevkle aktarabilme yeteneğinden olsa gerek.
Bir yandan Amerika'dan gelen kadına İstanbul'u bir günlüğüne gezdirirken başına gelmedik kalmayan Bekir ve arkadaşlarının yaşadığı trajikomik olaylar, diğer yanda misafir kadının gezi boyunca radyosundan dinleyip, kadının İstanbul'un diğer yakasına ulaşıncaya kadar ondan önce Ay'a ulaşan astronotlar... Aziz Nesin'i okumak her zaman olduğu gibi komik olduğu kadar düşündürücü!
Aziz Nesinin kendi tarzıyla hicivlerle dolu bir başka eseri..Amerikalı bir kadının İstanbul'u ziyaret gelmesiyle başlar kitap. Kadının arkadaşı ayak basmak için uzay yolculuğuna çıkmıştır, kadınsa o günün şartlarıyla hem İstanbul'u hem kültürü tanımayla müşerref olur..
İstanbul’un bir özelliği ve bir güzelliği de budur işte; şuh kadınlar gibidir, kararsızdır, işvelidir, cilvelidir, çok arsızdır. İstanbul’da bigünde dört mevsimin birden yaşandığı bile olur.
Şunu yazmis ustat istanbul o kadar guzel ki biz o kadar mahvetmeye calissak da beceremiyoruz. Aslinda güzel bir ulkeye sahibimiz ama mahvetmeye calisarak yaşıyoruz ...