What do you think?


Ağlayan Dağ Susan Nehir
"Yol yorgunudur Çingeneler, yerleşikliğin imkânsız olduğunu bilir, yerleşik hayatı kekeleyerek yaşarlar." Kuş Diline Öykünen kitabının yazarı Ayşegül Devecioğlu’ndan bu kez Çingenelere dair bir roman…
...ağaçların toplantı yaptığı kasvetli kırda kocaman bir gökkuşağı belirdi. Öylesine güzeldi ki onu ancak yalan yaratabilirdi. İsmi ve yüzü olanlar adsız ve yüzsüz olana dönüştüğünde cesetlerin ardında, yakılmış yıkılmış evlerin, ölü çocukların, boğazlanmış hayvanların ardında yalnızca dokunsan kırılacak bu yalan kalırdı. Yaşanmış iyi şeylere, başka türlü de yaşanmış olduğuna, başka türlü de yaşanabilecek olduğuna dair... Öylesine arsız bir yalandı bu. Yüzü bile kızarmayan bir yalan... Zayıf bacaklarının üstünde titreyerek duruyor, narin kanatlarını gizliyor, kuvvetli bir esintide uçup gitmemek için direniyordu. Öylesine hazin bir yalandı bu.
...ağaçların toplantı yaptığı kasvetli kırda kocaman bir gökkuşağı belirdi. Öylesine güzeldi ki onu ancak yalan yaratabilirdi. İsmi ve yüzü olanlar adsız ve yüzsüz olana dönüştüğünde cesetlerin ardında, yakılmış yıkılmış evlerin, ölü çocukların, boğazlanmış hayvanların ardında yalnızca dokunsan kırılacak bu yalan kalırdı. Yaşanmış iyi şeylere, başka türlü de yaşanmış olduğuna, başka türlü de yaşanabilecek olduğuna dair... Öylesine arsız bir yalandı bu. Yüzü bile kızarmayan bir yalan... Zayıf bacaklarının üstünde titreyerek duruyor, narin kanatlarını gizliyor, kuvvetli bir esintide uçup gitmemek için direniyordu. Öylesine hazin bir yalandı bu.
- GenresTurkish Literature
264 pages, Paperback
First published March 1, 2007
About the author
Ayşegül Devecioğlu
13 books18 followers1956 doğumlu. İstanbul'da yaşıyor. 1977 yılında Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nden öğrenimini tamamlayamadan ayrıldı. 1986'dan sonra gazete, dergi ve televizyonlarda çalıştı. Çeşitli dergilerde makaleleri, denemeleri yayımlandı. Ağlayan Dağ Susan Nehir, 2008 Orhan Kemal Roman Armağanı'nı kazandı.
Ratings & Reviews
Friends & Following
Create a free account to discover what your friends think of this book!
Community Reviews
Displaying 1 - 9 of 9 reviews
December 9, 2021
Cümle tercihlerine ve diline asla alışamadım, sevemedim.
March 5, 2017
Çok severek başladığım bu romanın ortalarına geldiğimde, eğer Ayşegül Devecioğlu'nun bazı yerlerinde çok sevdiğim üslubu olmasaydı romanı yarıda bırakabilirdim. Masalcı tarafı, üstüne aslında çok güzel olabilecek hikayeyi neden böyle kurgulamış anlayamadım. Anlatılmak istenen bir çingene kadının, Naciye'nin hikayesi. Katman katman açmaya çalışıyor ama anlatıcının ne bu kadının hikayesinin peşinde koşmasının sebebi geçti bana ne de tek tek anlatılan o masallarla hikayenin derinine dair bir merak oluştu. Üslubunda hoşuma giden bir tadın hatırına okumaya devam ettim. İyi ki de etmişim. Son elli sayfada başka bir roman hediye etti desem yeridir. Romanın hikayesi yazar için Naciye olabilir ama bir okuyucu olarak kendi adıma diyebilirim ki Naciye'nin kocası Basri'nin hikayesini çok daha etkili anlatmış. Hele de son beş sayfada karşımıza çıkan Dikişçi Kız üzerine başlıbaşına bir roman yazılır. Yazarın dilinde hoşuma gidip kitabı yarıda bırakmama engel olduğunu söylediğim o masalcı tadın karşılığı Dikişçi Kız olmuş. Tüm bu söylediklerim bir tarafa, Ayşegül Devecioğlu okumayı bırakmayı düşünmüyorum. Farklı kitaplarında o tadı büyütebileceğim umuduyla...
December 19, 2014
çingeneler toplumdan dışlandığı gibi edebiyattan da dışlanmış anladığım kadarıyla..
çingeneler hakkında pek fazla kitap bulamadım. benim de yıllar önce okuduğum bir kitap var (Çingenem)
kitabın konusu orta halli bir ailenin kızının gözünden eve bakıcı/yardımcı olarak gelen çingene ve hayatı ve masalları ve diğer çingeneler ile ilişkisi
konu az işlenmiş olması ve ilgi çekiciliği bakımından güzel ancak yazar deneysel kalmış. kurgu sizi alıp götürmüyor, ite kaka gidiyor. yer yer de herşeyi anlatmayan çalıştığı için konu dağılıyor..
yazarın okuduğum 3. kitabı ancak öyküleri daha güzeldi.
s158
Cenaze töreninin acemiliği, imamın hali, okuma yazma bilmeyen yaşlı kadının sözde dua defteri, kimilerine gülünç gelebilecek bütün bu ayrıntılar iğreti de olsa ilişmek istedikleri bir dünyanın kapılarında kaldıklarını mı gösteriyordu!
çingeneler hakkında pek fazla kitap bulamadım. benim de yıllar önce okuduğum bir kitap var (Çingenem)
kitabın konusu orta halli bir ailenin kızının gözünden eve bakıcı/yardımcı olarak gelen çingene ve hayatı ve masalları ve diğer çingeneler ile ilişkisi
konu az işlenmiş olması ve ilgi çekiciliği bakımından güzel ancak yazar deneysel kalmış. kurgu sizi alıp götürmüyor, ite kaka gidiyor. yer yer de herşeyi anlatmayan çalıştığı için konu dağılıyor..
yazarın okuduğum 3. kitabı ancak öyküleri daha güzeldi.
s158
Cenaze töreninin acemiliği, imamın hali, okuma yazma bilmeyen yaşlı kadının sözde dua defteri, kimilerine gülünç gelebilecek bütün bu ayrıntılar iğreti de olsa ilişmek istedikleri bir dünyanın kapılarında kaldıklarını mı gösteriyordu!
October 19, 2025
Hikaye kitaplarını okuduğum bir yazar olduğu için romanına da bir bakayım dedim. Birde Orhan Kemal Roman Armağanı'nı almış ondan ekstra merak ettim. Fakat hiç benlik bir kitap değil.
March 11, 2019
"Ağlayan Dağ Susan Nehir, yazar-madun-söz üçgenindeki sorunların girdabına kapılmış, tabiri caizse 'su yutan' ama boğulmayan bir kitap."
https://okumadansonra.blogspot.com/20...
https://okumadansonra.blogspot.com/20...
May 28, 2024
Ayşegül Devecioğlu'nun okuduğum ilk kitabı son olacağını da sanmıyorum. Anlatımındaki büyülü ya da aslında rüyası gerçekçilik beni çok etkiledi kitabı hatim edip bazı yerlerini dua gibi okumak istedim. Sabah başladım akşam bitti gibi bir kitap değil evet ama bunun sebebi anlatılan her masal üzerine bir uyuyup uyanmayı gerektirecek kadar yoğun olması bence. Kimi zaman tasvirler şiir gibiydi bunu da nasıl düşündün Ayşegül diye samimi bir dostuma güler gibi hayran oldum kimi zaman o kadar gerçekti sanki okumuyorum da ben de odada oturmuş izliyorum gibi yaşadım. Çingenelerin hayatları, ne yaparlar ne yapmazlar bilmem benim hiç çingene tanıdığım olmadı ama zaten "Yalnızca inanmak istediğimiz öykülere inanabiliriz". Baş karakterin artık Naciye abla degil de Basri olduğu sayfaları okurken ya Basri'ye ben de kırgın olduğumdan ya da kral ilan edilmesine kızdığım adamı Basri'nin yere göğe sığdıramayışından olsa gerek o sayfalara geldiğimde artık benim okuduğum kitabın sonunu bulmak için Balkana gitmem gerekiyormuş da yeni bir kitaba geçmişim gibi hissettim. Aynı dönemlere denk geldiği için yazarın anlatmasa, bu acıyı bir kez daha hatırlatmasa içinde ukde kalacağını zannettiğim için maraş katliamının konu edinilmesini ben yadırgamadım ama bütün yol boyu anlatılan masaldan kopup gerçeklik yüzüme tokat attığı için canım yandı biraz. O da artık bir zahmet. Ben çok beğendim
December 30, 2015
Süslü cümleler keyfimi kaçırdı.
June 23, 2021
Ödüllü bir kitap olması ilgimi çekti ve konusuna bakıp da bir 'Çingene hikayesi' olduğunu görünce hevesle okumak istedim. Şimdiye kadar okumadığım bir dünya olması sebebiyle de heyecanlandırmıştı açıkçası.
İlk başlarda fazlaca ama çok fazlaca 'dekore ettiği' cümlelerin okumayı da yorucu bir işe dönüştürmesine rağmen gerçekten de 'Çingene' yaşamına yakından bakan, onların serüvenleriyle ilgili olarak görülmeyeni göstermesi açısından çok da tat alarak devam ettim okumaya. Lakin, bir yerden sonra konu Naciye Abla'nın ekseninde olduğu Çingene dünyasından çıkıp 'anarşistlere yardım ve yataklık'tan hapse giren Yılmaz Güney'den Maraş olaylarına kadar uzadı, sündü, üst üste sarmalandı, kabardı. Tüm olanların ülke tarihinde aşağı yukarı aynı tarih aralığına denk gelmesinden kaynaklı olarak 'şundan da bahsetmeden geçmeyeyim' demek mi istemiş yoksa Çingeneler'in makus talihinin yaşamlarına tezahür eden acılı hikayeleri yeterince 'acıtıcı' gelmemiş de biraz daha acıyla soslama ihtiyacı mı duymuş yazar anlayamadım. Gerçekten etkileyici bir anlatı olabilecekken bir yerde yolundan sapmış ve derinleştireyim derken özünden uzaklaştırmış. Yazık da olmuş. Zira edebiyat dünyamızda pek rastlamadığımız bir konu ve topluluk olan Çingeneler'le ilgili 'önemli' eserlerin başında sayabilirdik şayet başladığı gibi tamamlayabilseydi.
İlk başlarda fazlaca ama çok fazlaca 'dekore ettiği' cümlelerin okumayı da yorucu bir işe dönüştürmesine rağmen gerçekten de 'Çingene' yaşamına yakından bakan, onların serüvenleriyle ilgili olarak görülmeyeni göstermesi açısından çok da tat alarak devam ettim okumaya. Lakin, bir yerden sonra konu Naciye Abla'nın ekseninde olduğu Çingene dünyasından çıkıp 'anarşistlere yardım ve yataklık'tan hapse giren Yılmaz Güney'den Maraş olaylarına kadar uzadı, sündü, üst üste sarmalandı, kabardı. Tüm olanların ülke tarihinde aşağı yukarı aynı tarih aralığına denk gelmesinden kaynaklı olarak 'şundan da bahsetmeden geçmeyeyim' demek mi istemiş yoksa Çingeneler'in makus talihinin yaşamlarına tezahür eden acılı hikayeleri yeterince 'acıtıcı' gelmemiş de biraz daha acıyla soslama ihtiyacı mı duymuş yazar anlayamadım. Gerçekten etkileyici bir anlatı olabilecekken bir yerde yolundan sapmış ve derinleştireyim derken özünden uzaklaştırmış. Yazık da olmuş. Zira edebiyat dünyamızda pek rastlamadığımız bir konu ve topluluk olan Çingeneler'le ilgili 'önemli' eserlerin başında sayabilirdik şayet başladığı gibi tamamlayabilseydi.
August 15, 2025
Woke'luğun kitabını yazmış, onu da sıkıcı yazmış #dnf
Displaying 1 - 9 of 9 reviews









