The Cherries of A Report centers on Andersch's desertion from the Wehrmacht. The turning-point in Andersch's life, he interpreted it not as a fear of death but as an existential vote for life, libery and all things non-totalitarian.
Yazarın kendi kaleminden yaşam öyküsündeki en önemli anları içtenlikle paylaştığı kitap, Almanya'nın savaş sonrası yıkım edebiyatının başyapıtlarından biri sayılıyormuş. Şansıma, artık baskısı tükenen bu eseri Telos Yayınları'nın satışının yapıldığı bir kitapçıda görünce almadan edemedim.
Politik bilincini genç yaşlarda içinde bulunduğu çevreye tepki olarak geliştiren yazar, Bavyera Komünist Gençlik Örgütü'nde önemli görevlerde bulunduktan sonra 1933'te Naziler tarafından iki kez tutuklanarak Dachau toplama kampına gönderilmiş. Cezasını çekip hayatta kalması ise tamamen şans eseri. Kitabın en uzun bu bölümü, hem Nazileri hem de yazarın kendi politik görüşlerini ve Komünist Parti Merkez Komitesi'nin uygulamalarını sorgulamasıyla Almanya 'nın ve SSCB'nin kaderindeki dönüm noktalarını, önlebilecek felaketleri okurların önüne koymasıyla dolu. Savaş başladıktan sonra zorunlu olarak askere alınan yazar, nefret ettiği sistemin bir askeri olmaktansa, daima firar etmeyi aklından geçiriyor. Buna teşebbüs edip İtalya' da 6 Haziran 1944'te ( D-Day) Amerikalılara teslim olduğunda özgürlüğüne yeniden kavuşacağını düşünüyor(!) Yazar kitap boyunca yaşamak, özgürlük, sanat, hiçlik, kilise/din, silah arkadaşlığı, firar ile ilgili düşüncelerini açıklayarak kendini ve okurları ikna etmeye çalışmadığını sık sık belirtse de birçok yerde bundan kaçamıyor.
Kitabın adı, yazarın düşmana teslim olmadan önce toplayıp doyasıya yediği yaban kirazlarından geliyor: "Hayatımız boyunca gerçek özgürlük, bir-iki nefeslik zaman boyundan fazla sürmez, ama biz hep onun için yaşarız; bilincimizi kader karşısında güçlendirip bileyen ve yeni bir kader yaratan da bu beklentidir.(...) Zamanım var, kiraz yediğim sürece, zaman bana aitti. Kirazlarıma bir isim koydum: ciliege diserte, terk edilmiş kirazlar, firarî kirazı, özgürlüğümün yabani çöl kirazları..."
[KİTAP YORUMU] Özgürlüğün kirazları “Savaş sonrası edebiyat” ya da diğer adıyla “Yıkım Edebiyatı” Almanya’da II. Dünya Savaşı’ndan sonra başlayan bir edebiyat akımı. Adından anlaşılacağı üzere savaşın toplumda yarattığı travmayı ele alıyor. Ernest Hemingway, Heinrich Böll, John Steinbeck, J.P. Sartre, Albert Camus, William Faulkner, Elio Vittorini ve Alfred Andersch gibi isimler bu türün önemli temsilcilerindendir. #ÖzgürlüğünKirazları yolunu bulmaya çalışan bir yazarın kısa ama etkili hikâyesi. Andersch’in kaleme aldığı bu otobiyografik eser aynı zamanda II. Dünya Savaşı’nda Nazi Almanyası’ndan kısa bir kesit de sunuyor bizlere. Yazar sadece tarihsel değil, felsefik unsurlar da barındıran yarı psikolojik, kişisel bir deneme ortaya koymuş. Özgürlüğün Kirazları, antimilitarist ve diyalektik retoriği çok güçlü bir roman. Nasyonel Sosyalist görüşe sahip küçük burjuva bir ailede büyüyen Andersch, politik bir ideolojiye bağlı olmanın ağır sonuçlarını, daha küçük yaşlarda tatmış. Sekter tutuma sahip babasının, ideolojisinin yenilgisini, kendi yenilgisi ile eşdeğer tutarak, kendi kendini yok edişini izlemiş. Bir süre komünist görüşe inansada yazar, daha sonralarda sosyalist olduğuna karar vermiş. Sefilleşen hayatından edebiyata, sanata ve estetiğe merhaba demiş. Otodidaktik edebiyatla hayat bulmuş bir isim. Bu deneme, yer yer Nazizm ve Komünizm’in eksik yönlerinin ufak bir analizi. Yazarın Totalitarizmin neden olduğu içe dönüklüğün sonucunda yaşadığı bir nevroz hali de söz konusu. Tüm bu iç içe geçmişlikte yazar aydınlanmaya, özgürlüğe ve adalete ulaşmaya çalışırken, insanın içindeki cesaret ve korkunun eşit çekim ile birbirini dengelemesi gerektiğini savunuyor. Korku ve cesaret duygularının arasında da tutku ve sağduyunun yer aldığını hayatından örneklerle bize sunuyor. Andersch bu duyguların yanında sanat, estetik ve doğayı da kişisel irade özgürlüğüne ulaşma da bir araç olarak kullanıyor. Yazar kendi deyimiyle “özgürlüğün tek bir anını tanımlayabilmek” için çalışıyor. Yazar benliğine ulaşmaya çalışırken kendini bir kahraman gibi göstermiyor. Korkaklığı ve cesareti her an yanında taşıyor ve korunaklı bir yolda ilerliyor (Korkuya mı yoksa cesarete mi daha çok yöneldiği sorusu belirsiz kaldı bende). Çünkü Andersch’e göre korkaklık da yukarıda bahsettiğim gibi özgürlüğe giden yolda bir araç. Yaşamak için korkuyu da yaşatıyor.
Bu etkili hikâyede tek bir sonuca varmak imkansız. O kadar tartışılacak soru var ki burada. Okuduğunuzda okuyan var mı diye benim gibi araştırmaya başlayabilirsiniz. 😊Mesela askerlikle ilgili kısımda fikirlerini yadsıyamam. Siyasette, orduda gönüllülüğün esas alınmasını söylerken, mevcut durumun adaletsizliğini de akıcı ve şiirsel bir dille basitçe anlatıyor. Hiçlik ve Tanrı’nın doğa ile harmanlandığı “varoluşçuluk” da bir o kadar tartışmaya can attığım kısımlar oldu.
Yılın ilk kitabı benim için unutulmaz oldu. Bugünlerde okunması gereken önemli bir kitap olduğunu düşündüğüm, bu güçlü metni kendinizi vererek okumanızı tavsiye ederim. Benim için günümüzde hâlâ geçerli olan ve gelecekte de geçerliliğini yitirmeyecek bir eser. Telos Yayınları’ndan çıkan bu kitabın kapağındaki resim ekspresyonist ressam Claude Monet’in “Sheltered Path (Korunaklı Yol)” isimli resmi ve Andersch’in ekspresyonist sanata tutkusunu ve anlatmak istediği temaya mükemmel uymuş.
Sözlerimi kitaptan bir alıntı ile noktalamak isterim: “Bu kitabın tek işlevi belirsiz bir rotayı izlediğimi, belirli bir anda hayatıma anlam verecek bir eylemi seçtiğimi, o andan itibaren bunun, benliğimin tekerleklerinin döndüğü bir dingil haline geldiğini anlatmak.” Sevgiyle kalın.
Not: Alfred Andersch’in düşünce biçimine W.G. Sebald Can Yayınları’ndan çıkma “Hava Savaşı ve Edebiyat” kitabında yer alan bir makalesi ile cevap veriyor. İlgili makaleyi de okumanız metnin diyalektiğini güçlendirecektir.
As much philosophy and personal review as it is memoir or history, this short "report" by Andersch has some truly great moments. As he moves through his experiences living in the years of the Third Reich, and then finally fighting (or at least traveling with) and then deserting Hitler's forces, Andersch' pre-occupations are philosophical, revolving around personal freedom, justice, and art. The introduction notes that readers will be doing Andersch a disservice to read him as a hero, and that the power of the work comes only when one overlooks his presentation of self. Yet, truly, Andersch doesn't make any attempt to present himself as any sort of a hero. In fact, he speaks instead of what it might mean for him to be heroic, or act heroicly, where instead he constantly carried both cowardice and courage with him at all times, and veered toward cowardice...because cowardice could mean freedom (in life).
This is a short read, and one which is impossible to describe. It speaks honestly of the justice and injustice accompanying non-volunteer armies, citizenship, and even politics, but does so in such a poetic and commonplace language that the words are artful and lasting. Whether it should be considered memoir, philosophy, or history is for each individual reader to decide. It should, however, be read.
4.5/5 sehr sehr guet gsii. tiefgründigi gedanke zu religion, politik, chrieg und de eigeni existenz. relativ schwierig z lese aber umso besser drüber nahzdenke. top gsii.
Am Anfang bis Mitte wird sein Leben schön erzählt. Gegen Ende wird die Erzählung durch Einschub der philosophischen Gedanken eher gestört. Was die Freiheit, die der Autor hier durch die Flucht erreicht hat, ist, blieb mir trotz dieser eingeschobenen Gedanken nicht klar...
Einfach zu lesen (nicht verwechseln mit einfach zu verstehen) und definitiv eine Lektüre, die einen zum Nachdenken anregt! Ich fand die Gedankengänge über Freiheit und die Dialektik, die Andersch anwendete (wohl ein Überbleibsel seiner kommunistischen Überzeugungen) äussert spannend. Was mir weniger gefiel war, dass er trotz einer offenbar stark kommunistischer Neigung nie seinen Glauben abgelegt hat… Es widerspricht seiner wiederholten Faszination für Marx etc. Vielleicht liegt aber auch darin der Zauber? Die Widersprüchlichkeit des Menschen oder so. Anyway, definitiv eine gute Lektüre :)
This entire review has been hidden because of spoilers.
Ein Konglomerat aus Emerson und einer seltsam expressionistischen Variante von Heidegger. Kurzweilig und sprachlich elegant. Historisch wertvoll, individuell bildend eher unbrauchbar.