Jump to ratings and reviews
Rate this book

Sokaklardan Bir Kız

Rate this book
Sokaklardan Bir Kız, büyük şehrin arka sokaklarında, hayallerin alınıp satıldığı pavyonlarda, barlarda yaşanan hayatların, muhabbet tellallarının, konsomatrislerin, itilip kakılan, hor görülen küçük insanların ve özellikle konsomatris Leyla’nın kızı Nuran’ın hikâyesi.
Orhan Kemal bu kez, kaderi toplumsal koşullar tarafından çizilmiş genç bir kızın kişiliğini savunarak direnmesini; içine doğduğu cehennemden kurtulmak için mücadelesini anlatıyor. Her zamanki gibi, gerçekleri göz önüne sererken bile umut kapısını kapatmadan...

337 pages, Paperback

First published January 1, 1968

Loading...
Loading...

About the author

Orhan Kemal

85 books213 followers
Orhan Kemal, (Mehmet Raşit Öğütçü) writer of short stories and novels was born in Adana in 1914 and died in Sofia in 1970. His father, Abdülkadir Kemali, was an MP from Kastamonu during the first term parliament of the Turkish Republic. Abdülkadir Kemali, a lawyer by profession, established The Ahali Party which was dissolved causing its founder to have to flee to Syria. In order to accompany his father, Orhan Kemal had to miss his final year of secondary school. Orhan Kemal stayed in Syria for a year, returning to Adana in 1932. He worked as a laborer, weaver and clerk in cotton gin mills. During his military service he was sentenced to 5 years imprisonment for his political opinions. Bursa prison became a turning point in his life and art work as he met Nazım Hikmet who greatly influenced him. On his release in 1943, Orhan Kemal, moved to Istanbul (1951), where he worked as a labourer, a vegetable transporter and then as a clerk for the Tuberculosis Foundation.From 1950 onwards he tried to live upon the income gained from writing. Orhan Kemal died in Bulgaria. His body was returned to Turkey and buried in Zincirlikuyu cemetery.

Kemal’s first poem was published in Yedigün under the name of Raşit Kemal (Duvarlar 25.04.1939) Further poems written under the same pen name are Yedigün and Yeni Mecmua 1940. On meeting Nazım Hikmet, Kemal wrote under the name of “Orhan Raşit” (Yeni Edebiyat 1941) Impressed by Nazım Hikmet, Kemal concentrated on stories as opposed to poems. His first story, “Bir Yılbaşı Macerası”, being published in 1941. In 1942 he adopted the name Orhan Kemal when writing stories and poems in Yürüyüş. He found fame through stories in Varlık in 1944, his first collection of short stories “Ekmek Kavgası”, and first novel “Baba Evi”, was published in 1949. Early works depicted characters form the immigrant quarters of Adana Kemal described the social structure, worker employer relationships and the daily struggles of petty people from industrialised Turkey. He aimed to present an optimistic view through the heros of his stories. He never changed his simple exposition and thus became one of the most skilful names of Turkish stories and novels. He also wrote film scripts and a play called “İspinozlar”. Dramatisations have been made of “72.Koğuş”, “Murtaza”, “Eskici Dükkanı”, “Kardeş Payı”. After his death a novel award was arranged in his name (1971).

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
24 (25%)
4 stars
39 (41%)
3 stars
26 (27%)
2 stars
5 (5%)
1 star
1 (1%)
Displaying 1 - 3 of 3 reviews
Profile Image for Idil.
14 reviews12 followers
Read
November 16, 2012
Hülya Koçyiğit'in başrol oynadığı bir filmi de var bu kitabın. Okurken tam da "Yeşilçam" melodramını hissettiğim için şaşırmadım. İzlemeden sahneleri gözünüzde canlandırabilirsiniz. Dönemin naif anlayışından kaynaklanıyor sanırım.
Profile Image for peacock.
13 reviews
September 9, 2025
Bitirdikten sonra bana elektrik çarpmış gibi bir his veren kitap. Kitap müthiş anektodlar ve alt metinler içeriyor bana göre. Nuran'ın ahlak bunalımını çok iyi görüyoruz, "iyi olmanın", "ahlaklı olmanın" içinde kendini sıkıştırıp duruyor çünkü babası (burada onun hayatındaki "güven" timsali olan kişi) ve onun yaşadıklarının ağırlığını hayat boyu üstünde taşıyor. Kitapta sürekli annesiyle ilgili "nasıl?" sorusunu soruyordum. Nasıl bir insan kendi kızını cinsel bir sermaye olarak görebilir, nasıl sürekli kötü yola sürüklemeye çalışabilir? Leyla'nın bir ahlak sınırı yok. Para ve erkek kendisinin imanı olmuş ancak bunu muhafazakar bir eleştiri olarak değil gerçek bir tespit olarak dile getiriyorum. İnandığı, taptığı, uğruna yaşadığı şey para ve erkek. Bunların yokluğu, sürdürülememesi onu sürekli tetikleyen bir durum haline geliyor, Nuran'ı da bunun için amcasının yanından alıyor. Zaten Leyla biraz da bu yüzden Nuran ile Cevdet evlendiğinde tamamen kontrolü kaybederek onları ayırmayı asıl hedef haline getiriyor: çünkü kaynak ihtimali (burada erkek ve para) onun gözünde gittikçe azalıyor ve daralıyor.

Kitaptaki monologlar çok fazla olmakla birlikte şimdi anlıyorum ki çok gerekli, yerinde ve muhteşemdi. Orhan Kemal resmen ve iyi ki kafamıza sokuyor insanın o ahlaki sınırındaki git gellerini.

Nuran ve Cevdet ikilisi ise hiçbir zaman tesadüf değildi. İkisi de çok benzer hayatlar geçirmiş, benzer zorluklarla yaşamış ve yalnız bırakılmış 2 kişi. İkisinin de hayatta gerçekten güven ilişkisi içinde olabildiği kişi sayısı az. Hatta Nuran da Cevdet de kendi hayatlarında olan ve güven ilişkisi kurabildikleri ilk kişilere birbirlerini benzettikleri için birbirlerine bu kadar yakınlaşabiliyorlar, çünkü birbirlerine tanıdıklar: İhsan abi ve Cevriye benzetmesi bu sebepten bana göre duygusal ve anlamlı - çünkü çocukluklarındaki o güvenli duygusal ilişkiye dönmeye çalışıyorlar hep.

Burada da Orhan Kemal'in çok ustaca kullandığı soyaçekim kullanımına denk geliyoruz. Nuran hep annesi gibi bir kadın olmaktan korkar ve avucu sıkı sıkı kapalı bir çocuk gibi babasının ona olan nasihatını aklında sıkı sıkı tutar ancak bana göre bu aşırı korku ona Fikret belasını getirmiştir. Zira Nuran zaten "iyi namus", "ahlaklılık" timsalidir ve zaten bu korkuya aslında ihtiyacı yoktur ancak Nuran'ın yerinde olmadan bunu demek elbette çok kolay değil mi?

Sonunda ise Orhan Kemal bize bir iyilik yapar ve ahlak üstün gelir, kötülüğü ve sapkınlığı yener. İyi ki...

Bana kendimi elektrik çarpmış gibi hissettiren şey ise Cevriye'nin ortadan kayboluşunu Orhan Kemal'in anlatım şeklidir: bu nasıl bir edebi kalitedir?

İnsanımızı, Anadoluyu böylesine iyi anlamış ve bize de anlatma, hissettirme derdine düşmüş ustanın ruhu ışıklar içinde olsun.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Profile Image for Behçet Necatigil.
478 reviews46 followers
Read
May 25, 2017
Orhan Kemal’in romanı (1968)

Displaying 1 - 3 of 3 reviews