What do you think?


Konuştuğumuz Gibi Uzaklara
Arka Kapak
“Çok kısa bir süre önce zamanlar yeniden karıştı, sabah çok erken mi, gecenin başlangıcı mı? Hem ne fark eder, dedim. Bir ülkenin, bir kıyının düzenli çizgisini ansızın bozan bir çıkıntıya benzettim kendimi –kendi yaşamım için- bir fazlalığa… Göğüs kafesimde, karın boşluğumda, atalarımızın kanıtlayıp tanımlayamadığı bir şey vardı, sonsuzca büyümüş bir gözyaşı ya da hiçbir filmde, hiçbir deneyde görülmez bir yara… Çünkü bu büyülü kürede düz bir çizgideymiş gibi ilerlemezsen hep yaralanıyorsun. Yağmur yağıyor, çok fazla ses yok, büyük ve karmaşık bir kentteyiz, galiba güneşin çevresinde bir kez daha döndük. İyi yıllar.”
“Çok kısa bir süre önce zamanlar yeniden karıştı, sabah çok erken mi, gecenin başlangıcı mı? Hem ne fark eder, dedim. Bir ülkenin, bir kıyının düzenli çizgisini ansızın bozan bir çıkıntıya benzettim kendimi –kendi yaşamım için- bir fazlalığa… Göğüs kafesimde, karın boşluğumda, atalarımızın kanıtlayıp tanımlayamadığı bir şey vardı, sonsuzca büyümüş bir gözyaşı ya da hiçbir filmde, hiçbir deneyde görülmez bir yara… Çünkü bu büyülü kürede düz bir çizgideymiş gibi ilerlemezsen hep yaralanıyorsun. Yağmur yağıyor, çok fazla ses yok, büyük ve karmaşık bir kentteyiz, galiba güneşin çevresinde bir kez daha döndük. İyi yıllar.”
- GenresTurkish Literature
98 pages, Paperback
First published January 1, 1997
About the author
Kürşat Başar
16 books79 followers1963 yılında İstanbul'da doğdu.
İstanbul, Ankara, Lefkoşa ve Ağrı - Doğubeyazıt'ta tamamladığı ilk ve orta öğreniminin ardından İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümünü bitirdi. Çeşitli basın kuruluşlarında çalıştı.
1989 yılında yayımladığı Kış İkindisinin Evinde adlı ilk kitabıyla Haldun Taner Öykü Ödülü'nü kazandı.
1990 yılında Konuştuğumuz Gibi Uzaklara, 1992'de Sen olsaydın yapmazdın, biliyorum, 1996'da Aşkı Bulmanın ve Korumanın Yolları adlı romanları yayımlandı. Yazı ve denemelerinin bir bölümünü İğreti Yaşamlar adlı kitabında topladı. 2003 yılında Başucumda Müzik adlı romanı yayımlamıştır.
Halen televizyon programları yapmaya ve köşe yazıları yazmaya devam etmektedir.Bu siralar ntv de yayinlanmakta olan "Siyaset hakkinda hersey" adlı televizyon programını Ciğdem Anat ile birlikte sunmaktadır.
İstanbul, Ankara, Lefkoşa ve Ağrı - Doğubeyazıt'ta tamamladığı ilk ve orta öğreniminin ardından İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümünü bitirdi. Çeşitli basın kuruluşlarında çalıştı.
1989 yılında yayımladığı Kış İkindisinin Evinde adlı ilk kitabıyla Haldun Taner Öykü Ödülü'nü kazandı.
1990 yılında Konuştuğumuz Gibi Uzaklara, 1992'de Sen olsaydın yapmazdın, biliyorum, 1996'da Aşkı Bulmanın ve Korumanın Yolları adlı romanları yayımlandı. Yazı ve denemelerinin bir bölümünü İğreti Yaşamlar adlı kitabında topladı. 2003 yılında Başucumda Müzik adlı romanı yayımlamıştır.
Halen televizyon programları yapmaya ve köşe yazıları yazmaya devam etmektedir.Bu siralar ntv de yayinlanmakta olan "Siyaset hakkinda hersey" adlı televizyon programını Ciğdem Anat ile birlikte sunmaktadır.
Ratings & Reviews
Friends & Following
Create a free account to discover what your friends think of this book!
Community Reviews
Displaying 1 - 9 of 9 reviews
February 11, 2017
90lı yılların başıydı, kitap yeni çıkmıştı. Ben ise yeni çıkıyordum ilk gençlikten. Okuyup sözdizimlerine vurulduğum zaman, neden çoksatanlar listesinde olduğunu anlayamamıştım. Eğer herkes bunca anladıysa ruhunu bu cümlelerin, neden bunca sıradanlık ve sığlık sürüyor dört bir yanda diye sormuştum kendime. Cevabım hâlâ yok bu soru işaretine. Yakışıklı ve genç yazarıydı belki de neden. Sonraki yıllarda defalarca döndüm bu üçlemeye- bir süre sonra bıraktım zaten böylesi bir metin beklemeyi yazarından. Anladım, düşündüm...İnsan ancak bir kere böyle "metin/ler" yazar. Değişik baskılarını aldım, başka evlerde, başka ülkelerde okudum, kaybettim, bıraktım, verdim. Kitaptakileri yaşadım farklı duraklarda ama mesele hikâye değildi. Kelimeler ve sözdizimleriydi bu metinleri bunca gerçek, tanıdık ve aynı zamanda hepyeni kıllan. O birleşmeyen parçaların başkaldıran özgürlüğü, her seferinde ruhun, kalbin derinine vuran bir şiiryazı yaratan. Bir ölüm için ülkeye döndüğümde, artık benim de yaşadığım o soğuk Avrupa kentinden, raflarda buldum yine bu kitabı. Ruhumu omuzlarından tutup sarsan bir kişisel dönemeçte bir daha okudum, okuyamadığım, artık sözlerini unuttuğum duaların yerine... Hayatımda kalem izi var bu kitabın...
December 19, 2011
çok beklentim var aslında daha okumadan, bakalım...
Sanırım çabuk bitti, "evet Başucumda Müzik" gibi beni alıp götürmedi. Hatta bu adam nasıl bir kadını bu kadar iyi tanır diye hep hayrete düşer tüm erkeklerin aynı incefikirde olmasını isterim. Yinede başarılı Kürşat Başar kitaplarının devamını okumak isteyenler sıraya koyabilir.
beyendiğim ve Quote olarak ekleyeceğim bir cümlesi;
"o günlerde kim bilir kaçıncı kez bir kadınla yeniden buluşmak, yeniden o çok ince çizgiyi çizmek ve bu oyunu bozmadan sürdürebilmek için direniyordum"
Ne gariptirki bu kitabında da herkezin yaşam savaşında bir kez olsun bile karşılaştığı duyguları başarı ile seçip sözlere, satırlara dökmüş...
Sanırım çabuk bitti, "evet Başucumda Müzik" gibi beni alıp götürmedi. Hatta bu adam nasıl bir kadını bu kadar iyi tanır diye hep hayrete düşer tüm erkeklerin aynı incefikirde olmasını isterim. Yinede başarılı Kürşat Başar kitaplarının devamını okumak isteyenler sıraya koyabilir.
beyendiğim ve Quote olarak ekleyeceğim bir cümlesi;
"o günlerde kim bilir kaçıncı kez bir kadınla yeniden buluşmak, yeniden o çok ince çizgiyi çizmek ve bu oyunu bozmadan sürdürebilmek için direniyordum"
Ne gariptirki bu kitabında da herkezin yaşam savaşında bir kez olsun bile karşılaştığı duyguları başarı ile seçip sözlere, satırlara dökmüş...
March 10, 2015
Yemin ediyorum depresyona girdim
Read
August 25, 2020Kitaplıktan okumak için kitap seçerken bu kitabı buldum ve şaşırdım ( ). Arada kalmıştı. Sahaftan alıp, okunacaklar arasına koymuş ve unutmuşum. Hemen aldım ve okumaya başladım.
Kitap 1991 baskısı başta kısa bir Kürşat Başar biyografisi var ama doğal olarak güncel bir biyografi değil. Önsöz - giriş gibi kısa bir selamla başlıyor ve bir nefeste bitiyor. O dönemine göre yazılmış; dipnot vb. yok. Öyle çabuk ve keyifli okudum ki bir baktım hiç not almamışım ( )
Konuştuğumuz Gibi Uzaklara, roman olarak geçse de öyküyü çağrıştırıyor. Geçmiş - bugün - gelecek üçlüsü arasındaki geçişler birbirinin içinde değil, ayrı bölümler olarak verilmiş. Diyalog yok gibi, hep anlatı tarzında. Okurken alışıla gelmiş romandan çok, iç hesaplaşma, aforizma hissi uyandırdı. İç hesaplaşması, pişmanlıklar, yaşananlar, yaşanamayanlar, zamanında söylenemeyenler, arayışlar vb. Karşılıklı diyalog da yok zaten.
Bu okuduğum 5. Kürşat Başar kitabı, diğer kitapları gibi romantik, tarihsel bir şeyler beklerken böyle daha agresif, farklı bir şey bulunca şaşırdım. Ama bu kötü ya da okunmayacak gibi anlamında değil. Hatta takdir ettim, tek düze, hep aynı tarz yazmadığı, farklı duygularla yazdığı için.
Kitap 1991 baskısı başta kısa bir Kürşat Başar biyografisi var ama doğal olarak güncel bir biyografi değil. Önsöz - giriş gibi kısa bir selamla başlıyor ve bir nefeste bitiyor. O dönemine göre yazılmış; dipnot vb. yok. Öyle çabuk ve keyifli okudum ki bir baktım hiç not almamışım ( )
Konuştuğumuz Gibi Uzaklara, roman olarak geçse de öyküyü çağrıştırıyor. Geçmiş - bugün - gelecek üçlüsü arasındaki geçişler birbirinin içinde değil, ayrı bölümler olarak verilmiş. Diyalog yok gibi, hep anlatı tarzında. Okurken alışıla gelmiş romandan çok, iç hesaplaşma, aforizma hissi uyandırdı. İç hesaplaşması, pişmanlıklar, yaşananlar, yaşanamayanlar, zamanında söylenemeyenler, arayışlar vb. Karşılıklı diyalog da yok zaten.
Bu okuduğum 5. Kürşat Başar kitabı, diğer kitapları gibi romantik, tarihsel bir şeyler beklerken böyle daha agresif, farklı bir şey bulunca şaşırdım. Ama bu kötü ya da okunmayacak gibi anlamında değil. Hatta takdir ettim, tek düze, hep aynı tarz yazmadığı, farklı duygularla yazdığı için.
December 12, 2020
2,5 dan 3
Otobüs hızla ilerliyordu ve geçmiş anlar şimdiki zamanın korkunç hızına çarpıp parçalanıyordu..
Syf. 31
Aldırışsızca bastığımız bu yeryüzünün altında ne çok ölü vardı.
Syf. 32
Zaman bizi sertleştiriyor, eski, çocuksu heyecanlarımız, ilk karşılaşma anlarının yarattığı o gizlenmez sevinç yerini kuşkulara, hep aynı olanla çarpışmanın bıkkınlığına, yaşamın geçip giden hızına asla yetişemeyeceğimizi anlamanın verdiği bulantıya, acımasız bir kendini yok edişe, sonsuz bir gizlemeye, içe kapanmaya dönüşüyor.
Syf. 70
Neden hep başkalarına kötülük edenlerin en iyi koşullarda yaşadığını anlamıyorum.
Syf. 80
Her yerde zamanın geçişinin acısı var, filmlerde, kitaplarda, düşerde hep o acı var.
Syf. 97
Okumak istediğim ne çok kitap vardı, görmekte geciktiğim ne çok film, düşünüpte bulamadığım oysa başkalarının çoktan cevapladığı ne çok soru, dinlemekten, başka hiçbir yerde bulunmayacak tatlar aldığım müzikler, sevilecek insanlar, görülecek ne çok yer vardı.
Syf. 103
Otobüs hızla ilerliyordu ve geçmiş anlar şimdiki zamanın korkunç hızına çarpıp parçalanıyordu..
Syf. 31
Aldırışsızca bastığımız bu yeryüzünün altında ne çok ölü vardı.
Syf. 32
Zaman bizi sertleştiriyor, eski, çocuksu heyecanlarımız, ilk karşılaşma anlarının yarattığı o gizlenmez sevinç yerini kuşkulara, hep aynı olanla çarpışmanın bıkkınlığına, yaşamın geçip giden hızına asla yetişemeyeceğimizi anlamanın verdiği bulantıya, acımasız bir kendini yok edişe, sonsuz bir gizlemeye, içe kapanmaya dönüşüyor.
Syf. 70
Neden hep başkalarına kötülük edenlerin en iyi koşullarda yaşadığını anlamıyorum.
Syf. 80
Her yerde zamanın geçişinin acısı var, filmlerde, kitaplarda, düşerde hep o acı var.
Syf. 97
Okumak istediğim ne çok kitap vardı, görmekte geciktiğim ne çok film, düşünüpte bulamadığım oysa başkalarının çoktan cevapladığı ne çok soru, dinlemekten, başka hiçbir yerde bulunmayacak tatlar aldığım müzikler, sevilecek insanlar, görülecek ne çok yer vardı.
Syf. 103
March 11, 2017
muhteşem..
Read
July 31, 2013Tam 18 baski yapilmis ve hala Turkce hatalariyla dolu. Hersey, birsey, hicbirsey...
June 20, 2016
A great piece to read!
April 28, 2017
Kesinlikle benim tarzım değil.
Displaying 1 - 9 of 9 reviews









