Türk işçiler ile Neo-naziler arasında kavga büyümekte, ülkedeki yabancı düşmanlığı tırmanmaktadır. Yetkililer, Nostradamus’un kehaneti üzerine araştırma yapan çatlak matematikçiyi de ülke genelindeki huzursuzluğu da dikkate değer bulmaz. Ne var ki kimsenin beklemediği bir anda, kulakları sağır eden bir gürültüyle birlikte çığlıklar ve siren sesleri yükselir; ve etrafı zifiri bir karanlık kaplar. Toz haline gelmiş cam parçacıkları yağmurunun ardından yoğun bir sıcak çöker… Ve gökyüzünde beliren duman bulutunun içinden, gözleri kör eden bir ışık yükselip büyüyerek bir ateş topu haline gelir…Kara yağmur gelmek üzeredir… Her yerde nefret ve şiddet hüküm sürmeye başlar. Hayatta kalmak, cehennemi yaşamaktır; ve bu ölmekten daha zordur... Hiroşima’ya atılan bombadan en az on kat daha etkili olan bu korkunç patlamanın sorumlusu olarak başta tüm deliller İslami teröristleri işaret etmektedir. Ne var ki Güçlü Almanya’yı yeniden diriltmek isteyen Nazi yanlısı savaş sanayisi de, Rus mafyası da, ABD’deki “Hakiki Haçlılar” adlı savaş taraftarı bir organizasyon da işin içinde olabilir. Acilen cevap verilmesi gereken başka sorular vardır: Sıradaki iki bomba nerede ve kimlerin elindedir?Daha önce yayımladığımız Sistem adlı romanıyla, tüm dünyada büyük yankı uyandıran Karl Olsberg, Kara Yağmur’la bu kez cehennemin dibine inerek insanoğlunu bekleyen en büyük felaketi, nefes kesici bir maceraya dönüştürüyor.
Karl Olsberg holds a Ph.D. in artificial intelligence and is the founder of three start-up companies, one of which was named "Start-up of the Year 2000" by German business magazine Wirtschaftswoche. He has written more than 50 books that have been translated into 10 languages, among them several German national bestsellers. He is an active member of the international AI safety community, working together with AI experts to prevent existential risks from advanced AI.
Na bumm, Schwarzer Regen hat mich richtiggehend geflasht und mich mit einem persönlichen Angstszenario konfrontiert, das mich seit der Lektüre von Gudrun Pausewangs Die Wolke begleitet. Gerade mit der aktuellen politischen Lage erscheint Olsbergs Szenario, dass eine deutsche Stadt (in diesem Fall Karlsruhe) Schauplatz eines atomaren Terrorangriffs wird, – Gott sei Dank – etwas überspitzt, dessen Konsequenzen, nämlich ein deutlicher Rechtsruck, nur allzu realistisch. Das offene Ende ist natürlich Geschmackssache, hat für mich aber zur Geschichte gepasst. Es gibt nicht den einen Schuldigen, der eine solche Katastrophe verursacht. Dahinter steckt ein jahrelanger Prozess verschiedener Mächte und Personen, der schließlich einen traurigen Höhepunkt finden.
Kapağını görüp arka yazısını okuduğumda aha hem ucuz hem de post-apocalyptic bir kitap diye düşünüp aldım ama okuduğum zaman "Aman Tanrım" dedim:) Nükleer felakete o kadar az değinmiş ki polisiye gerilim türünde olmuş. Gerçi bende de hata yok değil. Kapakta kocaman gerilim yazıyor ama resim ve arka yazıya fena aldanmışım işte:(
Kitabın önsözü Rusya'da nükleer silahların bulunduğu bir askeri garnizonda yaşanan olayla başlıyor. Üstün komutanı Albay Markov, Rusya Federal Atom Enerjisi Kurumundan gelen yetkili tarafından gözaltına alınır. Sebebi 3 adet atom bombası kayıptır ve masum olsa da suçlu olarak Markov görülür. Bu olay 3 hafta önce yaşanmış. Kitabın sonuna kadar bu adamın durumu ne olacak diye bekledim ama ilginçtir ki bir daha hiç değinmediler :S
Önsözü bitirip kitaba başladığımızda Fabienne ve arkadaşı Nora ile karşılaşıyoruz. Nora'nın küçük kızı Yvi okuldan dönmediği için telaşlanıp araştırmaya başlarlar. Mahallelinin kapısını çalarlar ve Lennard Pauly (baş karakterimiz) Fabienne'ye kızı mavi bir elbiseyle gördüğünü söyler. Fabienne kaçıranın Lennard olduğu zanneder ve Nora ile dönüp adamın evine baskın yaparlar. Gördükleri manzara hiç de hoşlarına gitmez. Lennard sanayi casuslarını takip eden bir tür dedektif olduğu için mahalleliyi izleyip fotolarını çekmiş ve duvarlarda hep onların resmi var. Adamı sapık zannederler ama adam durumu açıklayıp kızınızı kimin kaçırdığı tahmin edebiliyorum deyip kızı bulup getirir.
Diğer bir yandan Rasant dergisinin muhabiri Corinna Feller, milyarder Heiner Benz ve onun eşi Eva ile ilgili sansasyonel bir haber peşindedir. Tüm bunlar olurken Federal Anayasa Mahkemesinin aldığı cami yapımı kararını protesto eden Neo Naziler ve Türkler arasında gerginlik oluyor. Bir yandan da Nostradamus'un kehanetleri (hehe oda fos çıktı:P ) üzerine araştırma yapan bir matematikçi polislere giderek kehanetlere göre yakında büyük bir felaket olacak diye haber verir. Tabi deli diye kimse iplemez. Derken Karlsruhe şehrini harabeye çeviren bomba patlar.
Bomba kitabın yarısında patlayınca dedim herhalde buradan sonra heyecan başlayacak ama yine hüsrana uğradım:( Bombadan sonra gökyüzünü siyah bulutlar kaplar ve kara yağmur yağar. Bu siyah yağmurla temas edenler kötü etkilenir. Muhabirimiz de etkilenenlerden birisi saçlarını kaybetti.
Bombadan etkilenip hayatını kaybedenlerden bir tanesi de Lennard'ın oğlu... Lennard oğlu ölünce bombanın arkasındaki isimin peşine düşer. Amacı oğlunun kanını yerde koymamaktır. İşte ikinci yarının konusu da bu... Kara yağmura hepi topu 5 6 sayfa değinmişler. Ben Dmitry Glukhovsky'nin Metro serisi gibi bir şeyler beklemiştim ama ikinci yarısı da polisiyeden ibaretti.
Ayrıca yazara da fena kıl kaptım. Hemen müslümanlara yıktı suçu. Oğlum biz siz miyiz lan...
This entire review has been hidden because of spoilers.
Das erste Fünftel des Buches dient der Einführung unzähliger Charaktere, klassisch uninteressant mit einer Erzählung ihrer Lebensgeschichte. Ich habe schnell den Überblick verloren, nicht alle sind im weiteren Verlauf relevant (manche begonnenen Erzählstränge werden gar einfach im Laufe des Buches aufgegeben). Anschließend erfolgt das Ereignis, der nachfolgende Gang durch die zerstörte Stadt. Alles wird aus der Distanz, eher emotionsfrei geschrieben. Man beobachtet, was geschehen ist, war aber als Leser nie wirklich dabei. Es folgt die Beschreibung der politischen und gesellschaftlichen Auswirkungen und es gibt einen kleinen Krimi-Teil (ich würde es nicht "Thriller" nennen". Alles wirkt oberflächlich, schnell und skizzenhaft geschrieben. Es gibt keine komplexe Handlung, keine komplexen Motive, keine Auflösung zum Ende, alles bleibt in der Schwebe. Für mich war das Buch leider Zeitverschwendung. Manche Tatort-Folgen sind komplexer.
This is weird. Most of action happens at the beginning then we have a confusing mishmash of characters who are bound by a very flimsy thread. Then there's a random mathematician character who is utterly pointless - I actually didn't understand his role at all. Why was he even in the book? Parts of it are exciting but then the resolutions of the various threads are just incredibly disappointing.