İngiliz tarihçi E.H.Carr'ın Sovyet Sosyalistler Cumhuriyeti dönemine dair yaptığı çalışmalardan en sonuncusu "Komintern'in Alacakaranlığı 1930-1935". Carr, bu kitap için yazdığı önsözüne 15 Mart 1982 tarihini atmış; Kasım 1982'de ise hayatını kaybetmiş. Bu çalışma da Carr'ın tarihçi ve tarih yaklaşımı çerçevesinin dışına hiç taşmamış; olguları ya da kişisel yorumlarını öne çıkarmadan, sunduğu olguların doğruluğunu kanıtlamanın ötesinde, araştırdığı konuyla ilgili bilinen ya da bilinebilecek tüm verileri ele alarak çalışmayı tamamlamış. Yalnız bu durum, en sona Troçki ile ilgili eklediği Troçki'nin Naziler ve Hitler ile ilgili öngörüsünü överken, ama orada da şu hatası vardı demekten alıkoyamamış Carr'ı.
Komintern'in Alacakaranlığı 1930-1935 kitabı üç kısımdan oluşuyor. İlk kısım Moskova'dan Manzara başlığı altında, özellikle SSSCB'nin dış politikalarını merkeze alarak, bu politikaların nasıl değiştiği ve değişen bu politikaların Komintern'in politikalarına da nasıl etki ettiği ele alınıyor. Kitabın ikinci kısmında ise Partiler ve Cepheler başlığı ile belirli ülkelerin Komünist Partileri'nin 1930-35 dönemindeki politikaları ayrıntılandırılıyor. Kitabın son kısmı olan üçüncü bölümde ise Komintern'in yedinci kongresi ve iki ek yer alıyor. Özellikle ikinci kısımda; ülkelerin KPleri ile ilgili detaylar, değişen politikalar, her ülkenin kendi öznel sorunları, bir çok isim ve bu isimler arasındaki politik rekabet işin içine girdiğinden takip etmesi biraz zorlanıyor. Bu zorlanmanın temel sebeplerinden biri, tüm bu detayların çok rafine ve daha az sayfada verilmeye çalışılması denilebilir.
1930-1935 dönemi dünya siyaseti açısından en önemli dönemlerinden biri. Mussolini'nin iktidarda olduğu, Franco ve Hitler'in ise gelmekte olduğu bu dönemde; bu ülkelerde yükselen faşizme karşı nasıl bir politika izlenmesi gerektiği, kurulacak birleşik cephe ile ilgili çalışmalar ya da bu çalışmaların olamaması bu kitabın da perspektifi. Bir çok ülkede faşizme karşı birleşik halk cephesi çalışmaları, ara ara sosyal demokratlar tarafından sekteye uğratılsa da; çoğunlukla KP politikaları bu çalışmaların yavaşlamasına ya da ortadan kalkmasına neden oluyor. Aşağıda Britanya Komünist Partisi ile ilgili yapacağım alıntı aslında diğer KP'ler için de geçerli:
"Britanya Komünist Partisi'nin düşünce ve yöntem katılığı onu Britanya işçi sınıfı kitlesine yaklaşmaktan ya da Britanya'nın durumuna uygulanabilir politikalar benimsemekten alıkoymaktadır. Devrimci sosyalistlerin birleşik cephesinden, yalnızca onu uygulamada yok etmek için söz etmektedir." [ILP Başkanı Brockway]
Her ne kadar dönemin şartları tabiri kulağa hoş gelmese de, bir dünya savaşının yaklaştığı faşizmin yükseldiği bir dönemde Sovyetler Birliği'nin dış politika manevralarının değişmesi ve Komintern'in de bu değişime ayak uydurması kaçınılmaz gibi görünüyor. Yine de taktiksel olarak halk cephesi çalışmalarının çok gecikmesinin belki de tarihin akışını değiştirdiği düşünüldüğünde, ya böyle olmasaydı sorusu KP'ler ile ilgili detaylarda daha da sinirlenmeye neden olabiliyor.