What do you think?


Adını Unutan Adam
Oludeniz, Seria, Petra, kisa etek, esmer kiz... Kimim ben? 18 yil once o sel yataginda kim geldi pesimden? Iskence... Kim guluyor? Kim konusuyor? "Sakin Freud, Marx ve Einstein deme" "Dislerim nerede?"... Onde kopekler, arkada aydinlatma mermilerinin isigi altindaki askerler... Uzak topraklarda devrime inanan uc arkadas... Olen, kalan ve direnen hayaller... Mehmet Eroglu, bellegin, fedakrligin ve unutmamanin romanini yaziyor. Dunyayi degistirmek isteyenler olumu yenerler, kahraman olurlar. Adini Unutan Adam, bir '68 hikyesi... Hizli, rahatsiz edici, isyankr ve huzunlu... Gercek hayat, yasamak istedigimizle yasadigimizin arasinda kalandir, diyen yaniliyor. Gercek hayat, kopeklerle aramizda giderek kisalan uzaklik; ve biz onun sonuna dogru kosuyoruz. (Tanitim Bulteninden)
152 pages, Paperback
First published January 1, 1989
About the author
Mehmet Eroğlu
27 books55 followersMehmet Eroğlu (born 2 October 1948) is a Turkish novelist. His most known work is Issızlığın Ortasında ("In the Midst of Isolation").
He was born on 2 August 1948 in İzmir. In 1971, he graduated from the Department of Civil Engineering at the Middle East Technical University. He then worked as a civil engineer at the Turkish General Directorate of State Hydraulic Works, the Tourism Bank and at a private company.
He shared the first award at the Milliyet Novel Contest (of the Milliyet news paper) in 1978 with Orhan Pamuk, with his novel Issızlığın Ortasında (In the Midst of Isolation).[2] He also collected the Madaralı Novel Award in 1985 with the same work and the Orhan Kemal Novel Award in 1985 with Geç Kalmış Ölü (The Delayed Dead), which was a continuation of the previous book. His work reflects various situations of humanity by creating anti-heroes, while also not concealing his political point of view.
He was born on 2 August 1948 in İzmir. In 1971, he graduated from the Department of Civil Engineering at the Middle East Technical University. He then worked as a civil engineer at the Turkish General Directorate of State Hydraulic Works, the Tourism Bank and at a private company.
He shared the first award at the Milliyet Novel Contest (of the Milliyet news paper) in 1978 with Orhan Pamuk, with his novel Issızlığın Ortasında (In the Midst of Isolation).[2] He also collected the Madaralı Novel Award in 1985 with the same work and the Orhan Kemal Novel Award in 1985 with Geç Kalmış Ölü (The Delayed Dead), which was a continuation of the previous book. His work reflects various situations of humanity by creating anti-heroes, while also not concealing his political point of view.
Ratings & Reviews
Friends & Following
Create a free account to discover what your friends think of this book!
Community Reviews
Displaying 1 - 13 of 13 reviews
February 11, 2018
“Dudakları sayıklar gibi birkaç kez sessizce açılıp kapanıyor. Sonra, ‘Öyleyse Tarık ölecek,’ diyor.
Hayır, Tarık ölmeyecek. Ama bunu ona şimdi söyleyemem. Şişeyi havaya kaldırıp, ‘Ölme sırası Ali’de,’ diyorum. ‘Babası çiftçi olduğu için önce o ölecek.’
Petra, Ali’yi unuttuğu için utanmış gibi kızararak kekeliyor. ‘Ölmesinin babasının çiftçi olmasıyla ne ilgisi var?’
Yine ezberlediğim bir şiiri tekrarlıyormuş gibi anlatıyorum Ali'yi ona:
‘Ali ölüyor, çünkü dikenli telleri aşarken sırtından vuruldu. Dikenli telleri aşmak zorundaydı, çünkü teller yolunun üstündeydi. Tellere doğru koştu, çünkü kolaylıkla kaçabileceği öteki yönde marullar vardı. Marullara basamadı, çünkü çiftçi babası, küçükken, ona ekili şeylerin nasıl zorluk ve emekle yetiştiğini anlatmıştı.’ Kısa bir soluk alıyorum. ‘Sırtına baktığımda bana öyle dedi. Ama asıl neden –tıpkı trompet çaldığındaki gibi- ekili şeylere karşı duyduğu çiftçilere özgü o içgüdüsel saygı ve duyarlılıktı.’ “(s.84)
Hayır, Tarık ölmeyecek. Ama bunu ona şimdi söyleyemem. Şişeyi havaya kaldırıp, ‘Ölme sırası Ali’de,’ diyorum. ‘Babası çiftçi olduğu için önce o ölecek.’
Petra, Ali’yi unuttuğu için utanmış gibi kızararak kekeliyor. ‘Ölmesinin babasının çiftçi olmasıyla ne ilgisi var?’
Yine ezberlediğim bir şiiri tekrarlıyormuş gibi anlatıyorum Ali'yi ona:
‘Ali ölüyor, çünkü dikenli telleri aşarken sırtından vuruldu. Dikenli telleri aşmak zorundaydı, çünkü teller yolunun üstündeydi. Tellere doğru koştu, çünkü kolaylıkla kaçabileceği öteki yönde marullar vardı. Marullara basamadı, çünkü çiftçi babası, küçükken, ona ekili şeylerin nasıl zorluk ve emekle yetiştiğini anlatmıştı.’ Kısa bir soluk alıyorum. ‘Sırtına baktığımda bana öyle dedi. Ama asıl neden –tıpkı trompet çaldığındaki gibi- ekili şeylere karşı duyduğu çiftçilere özgü o içgüdüsel saygı ve duyarlılıktı.’ “(s.84)
October 2, 2018
“Konumuz tekrarlanmayacak olanın tekrarlanması.”
March 29, 2019
Puanım 3/5 (%65/100)
Adını Unutan Adam, bir '68 hikayesi...Hızlı, rahatsız edici, isyankar ve hüzünlü... (Kitabın arka kapağından.) Adını Unutan Adam'ı sadece bir dönem hikayesi olarak adlandırırsak kitaba çok ayıp etmiş oluruz. Kitap 3 Türk'ün 1968 Kasım'da İsrail'e karşı Filistinlilerle savaşmalarını konu alır. Kitabın ana teması bu olmasına rağmen birçok alt metin vardır. Öncelikle, kitapta zamanda birçok kez ileri geri atlamalar var. İsimler tam olarak verilmiyor, yer, zaman gibi birçok şeyi öğrenmiyorsunuz. Bu yüzden başlarda kafam çok karıştı ve okumayı bırakmayı düşündüm. Bu yönleriyle bana çok post-modern geldi kitap. Okumaya devam ettikçe yavaş yavaş anlatıcının kim olduğunu (kim olmadığını daha doğrusu) şu an nerede olduğunu, geçmişte Tarık ve Ali ile neler yaşadığını, Petra ve Amca karakterlerinin kim olduğunu ve bunun gibi birçok önemli detayı öğreniyoruz. Kitabın dilini çok sevdim; yeri geldiğinde çok edebi ama bazen de çok yalın ve anlaşılır. Olaya ve karaktere göre kitabın dili ve tonu değişiklik gösteriyor. Olay örgüsü, karakterlerle ilgili kafa karıştıracak birçok şey olduğu için aşağıya içinde spoiler (sürpriz bozan) bulunan bir özet tarzı bir yazı bırakıyorum.
Ali başını kaldırıyor. Gözlerinin dibinde saklamaya çalıştığı bir suçlunun bakışı var. Tarık tekrarlıyor: "Unutmayın, şu andan itibaren adımızı unuttuk biz."
Adını Unutan Adam, bir '68 hikayesi...Hızlı, rahatsız edici, isyankar ve hüzünlü... (Kitabın arka kapağından.) Adını Unutan Adam'ı sadece bir dönem hikayesi olarak adlandırırsak kitaba çok ayıp etmiş oluruz. Kitap 3 Türk'ün 1968 Kasım'da İsrail'e karşı Filistinlilerle savaşmalarını konu alır. Kitabın ana teması bu olmasına rağmen birçok alt metin vardır. Öncelikle, kitapta zamanda birçok kez ileri geri atlamalar var. İsimler tam olarak verilmiyor, yer, zaman gibi birçok şeyi öğrenmiyorsunuz. Bu yüzden başlarda kafam çok karıştı ve okumayı bırakmayı düşündüm. Bu yönleriyle bana çok post-modern geldi kitap. Okumaya devam ettikçe yavaş yavaş anlatıcının kim olduğunu (kim olmadığını daha doğrusu) şu an nerede olduğunu, geçmişte Tarık ve Ali ile neler yaşadığını, Petra ve Amca karakterlerinin kim olduğunu ve bunun gibi birçok önemli detayı öğreniyoruz. Kitabın dilini çok sevdim; yeri geldiğinde çok edebi ama bazen de çok yalın ve anlaşılır. Olaya ve karaktere göre kitabın dili ve tonu değişiklik gösteriyor. Olay örgüsü, karakterlerle ilgili kafa karıştıracak birçok şey olduğu için aşağıya içinde spoiler (sürpriz bozan) bulunan bir özet tarzı bir yazı bırakıyorum.
"Hayat sizin için olsa olsa, insanla adı arasındaki kısa çizgiye sığan her şeydir. Oysa benim için hayat, şu andaki öfkemle biraz sonraki aldırmazlığımın arasındaki benim bulunduğum bir yerde, benden uzakta olan her şey."
January 26, 2019
“Boşuna...Korku gölge gibidir;insanın peşini hiç bırakmaz...Bence insanlar korktukları için sorumlu tutulmamalılar.İnsanların sahip oldukları için sorumlu tutulmaları gereken asıl şey cesaretleridir.”
“İnsan korkusuzluğundan da korkaklığı kadar sorumludur.”
“İnsan korkusuzluğundan da korkaklığı kadar sorumludur.”
June 12, 2023
Türk edebiyatında oldukça nadir rastlanan bir kurgu ve anlatım. Fantastik bir düş ya da bir delinin sayıklamaları gibi de okunabilir. Hiç sıkılmadan, büyük bir keyifle ve hızla okudum.
December 12, 2019
Adını Unutan Adam bir dönem romanı. 1968 yılında geçiyor ve o dönemde 3 gencin Filistin'de yaşadıklarıyla başlıyor hikaye. Geriye sadece bir kişi dönebilmiş ve bu kişi adını çoktan unutmuş. Kitabın konusundan bahsetmek istemiyorum, sadece alın ve okuyun. Mehmet Eroğlu'nun süslü diliyle tanışmanız gerekiyor. Kitabı okurken çok canım yandı, çok üzüldüm. Hele bir diş mevzusu var ki... Gerçekten çok etkilenerek okudum. Kalbim kırık bir şekilde bitirdim kitabı. Ali'yi, Tarık'ı, adını unutan o adamı unutmam mümkün değil artık. Mehmet Eroğlu farkındalık yaratabilmek adına çok güzel bir roman yazmış. İlk başta bu ne, ne anlatılıyor, diye düşünsem de alıştıktan sonra akıp gitti. Eski ve günümüz arasında gidip geliyor. İlk defa can yayınlarında 1989 yılında basılmış bu kitabı bu kadar geç okumak beni üzse de, şuanki aklımla okuduğum için mutluyum.
April 20, 2018
Üç romantik gencin daha iyi bir dünya için adalet uğruna çıktıkları yolda kim geri döndü ve ne uğruna döndü? Bu soruların cevabını işin içine bir az fantastik öğeler katarak anlatılıyor şüphenin ve vicdanın insan ruhunda ne kadar etkili olduğunu gösteren harika bir kitap
September 22, 2019
Kimlikleri yerlerine oturtamıyorum
May 14, 2021
Okuduğum en iyi kitaplardan biriydi güzel bir yazarla tanışma kitabı olabilir
February 2, 2025
"Bana öyle geliyor ki siz, geçmişiniz için geleceğinizden vazgeçmek istiyorsunuz"
Read
May 31, 2019Yakın zamanda Düş Kırgınları kitabını okuduğum Mehmet Eroğlu' nun bu defa Adını Unutan Adam adlı kitabını okudum.
1968 kuşağı. İdealleri peşinde Filistin e giden 3 Türk ün geriye dönebilen yalnızca bir kişisi Adını Unutan Adam.
Kitapta zaman sıçramaları oldukça çok olduğu için, okurken dikkat gerektiriyor. İşkenceler, kardeşlik, arkadaşlık gibi pek çok etkileyici konu olsa da, beni en çok kitabın "Unutmayanlara" ithaf edilmesi ve ekili marullara basmamak uğruna, canını feda eden Ali nin emeğe saygısı etkiledi.
1968 kuşağı. İdealleri peşinde Filistin e giden 3 Türk ün geriye dönebilen yalnızca bir kişisi Adını Unutan Adam.
Kitapta zaman sıçramaları oldukça çok olduğu için, okurken dikkat gerektiriyor. İşkenceler, kardeşlik, arkadaşlık gibi pek çok etkileyici konu olsa da, beni en çok kitabın "Unutmayanlara" ithaf edilmesi ve ekili marullara basmamak uğruna, canını feda eden Ali nin emeğe saygısı etkiledi.
Read
January 21, 2014#83
Anlatıcı, bildiği gerçeklerle ilgili ayrıntıları, sık sık, bir merak öğesi olarak kullanıyor; okurun ilgisini sürekli uyanık tutuyor, bu da romanın okunmasını kolaylaştırıyor...
Anlatıcı, bildiği gerçeklerle ilgili ayrıntıları, sık sık, bir merak öğesi olarak kullanıyor; okurun ilgisini sürekli uyanık tutuyor, bu da romanın okunmasını kolaylaştırıyor...
July 19, 2014
"Gökyüzünde başıboş bir aydınlatma fişeği,
Onun sağ yanında omzunu kaşıyıp duran Ali,
Solunda ise gecenin soğuğu vardı Tarık(Ben)"
Onun sağ yanında omzunu kaşıyıp duran Ali,
Solunda ise gecenin soğuğu vardı Tarık(Ben)"
Displaying 1 - 13 of 13 reviews












