Toplumsal huzursuzlukların arttığı dönemlerde yaşanan güvensizlik ortamlarında sıklıkla sözü edilmeye başlanan melankoli, bir yaşam tarzı, bir ruhsal durum ve bir kişilik tipi olarak tanımlanırken, toplum düşmanlığı yaptıkları ve tanrıya başkaldırdıkları düşünülen melankolikler “akılsız deliler” olarak parmakla gösterilmişlerdir. Tutuklanan, kliniklere kapatılan, toplama kamplarına gönderilen melankolikler aynı zamanda pek çok trajediye, romana, şiire, sanat eserine imzalarını atmışlardır.
Kendi deyimiyle “her dem günahkarlığın ve saçmalığın keyfini yaşayan bir melankolik” olan Serol Teber, ilkçağdan günümüze kadar sanatta ve edebiyatta melankoliyi inceliyor; bu kavramın nasıl doğduğunu, geliştiğini, tarih boyunca bu durum içinde olanlara nasıl yaklaşıldığını, yasaklamaları, özgürlüğü, acıyı ve Hiç’liği anlatıyor. Topluma ayak uyduramadığı düşünülen ressam, şair, filozof ve yazarların kişisel tarihlerini ele alarak melankolinin eserlerine nasıl yansıdığını tüm detaylarıyla ortaya koyan ve bu sırada dönemin dinamiklerini titizlikle inceleyen Melankoli: Normal Bir Anomali Albrecht Dürer, Friedrich Hölderlin, Walter Benjamin gibi dahilerin izini sürüyor.
“Tutunamayanlar”ın Politik Psikolojisi, Bilimsel Bir Peri Masalı: Freud’un “Aile ve Tarihsel Romanı” ve Aşiyan’daki Kahin: Tevfik Fikret’in Melankolik Dünyası kitaplarını Okuyan Us Yayınevi’ne emanet eden Serol Teber, Melankoli: Normal Bir Anomali’nin ardından Politik Psikoloji Notları, Davranışlarımızın Kökeni ve Doğa’nın İnsanlaşması ile çok yakında okurlarıyla yeniden buluşacak. (Arka kapak)
Açık radyonun "didik didik freud" podcasti ile tanışmıştım serol ile. Kendisi -tam emin olmamakla birlikte- bipolar tanısına sahiptir. Tekrarlayan depresyonlarnın varlığından eminim. "Bipoların sadece depresyon kısmı var herhalde ben eheheh" dediğini belirtiyor şenol ayla, ardından da "ara ara çocuksu bir neşeyle dolduğunu" belirtiyor(son bonus bölümde).
Serol böyle biri işte. Dadik, özverili, takıntılı, depresif. Sebebi açıklanmayan, beklenmedik bir şekilde ölmüştür. Açıklanmıyor ancak intihar olamayacağının üzerinde sert bir şekilde duruyor, şenol.
Melankoli ile ilgili resim, sanat, edebiyat, felsefe ve bilimum aile değerleri ile harmanlayarak anlatıyor. Mütevazi tavrından burada da vazgeçmeyerek görüşlerine daha çok yazarların cümlelerinin arasına gizlemeyi tercih ediyor. Psikanalitik yaklaşımı ne kadar verimsiz bulsam da edebi metinlerdeki saptamalarla olan yakınlığı sebebiyle, melankoliye değinirken yine en iyi yolun serol için sanat ile iç içe anlatmak olduğunu düşünüyorum.
Not: satürn, kronos. uykusuzluk ambivalans: konu ile ilgili zıt duyguların bir arada bulunması sembolizm: sanatçının eserdeki parçalarını bağlamdan kopuk bir bulmaca gibi irdelemektense amaçlanan hedefin sebebini var eden düşünce, olayların irdelenmesini daha cazip buluyorum. Femine: fides-minos, az inanan inancından çabuk ayrılabilen kökünden Sokrates: farkındalık, bireyin kendini sorgulaması ile başlar
Bu kitap için şöyle söyleyebilirim: Ben aradığımı buldum. Yeterli mi? Hayır. Merak ettiğin, ilgilendiğin öğrenmek istediğin bir konu hakkında okuduğun bir kitap ne kadar tatmin edici olursa olsun yeterli değildir. Ama hem tatmin ediyor hem başka kaynaklara ihtiyaç duymanı sağlıyorsa kesinlikle o kitap amacına ulaşmış demektir. Uzun süredir duygular politikasına takılmıştım. Kişisel deneyimlerim de beni hislere, arzulara ve melankolik, yas be depresif ruh hallerini anlamaya ve bunları anlamlandırmaya yönelik bir öğrenme merakına itti. Antik Çağlardan günümüze, mitolojiden felsefeye ve psikanalize hatta edebiyat alanına kadar kapsamlı ele alınmaya çalışılmış, resimler ve analizlerle desteklenmiş bir çalışma. İlgi duyan ve bu tür kitapları seven insanların ilgisini çekebilecek noktaları ve anlatıları var. Melankoli belki de öcü değildir. Bu hep bildiğim içsel olarak sahip çıktığım bir düşünceydi bunun tarihsel yapılanışını okumak bana çok iyi geldi. Huzursuz ruhlar değişime en açık ruhlarıdır bir şeyleri dönüştürebilecek güce ve azme sahip olabilir ve bu farkındalığa daha çabuk ulaşabilirler. Belki de melankolikseniz eğer bu anlamda kendinizle barışmanızı sağlayabilir. En azından farklı bir yaklaşım sunuyor (:
Bir psikiyatristin kaleminden meraklısı herkesin anlayabileceği araştırma kitabı. Melankolik yazarları okurken, karamsarlıklarının, üzüntülerinin etkisi altına girmek istemiyorum; bu konuda bana epey yardımcı oldu.
Melankolik kafa şeytanın banyosudur. Geçmiş zaman geçmek bilmemekte,şimdiki zamana yapışmaktadır."içi boşalmış bir şimdiki zaman" Melankoliinsan,toplumsallaşamadığını,bunun içinde de bir tür "iç-göç-le"kendi içine geri çekilerek ruhunun bir kısmını olsun kurtarmaya çalıştığını söylemiştir. Geçmiş artık yoktur.Geçmiştir.Gelecek henüz gelmemiştir.Tüm kahrediciliğiyle ve bir türlü geçmek bilmeyen taşkınlığıyla şimdiki zaman yaşanmaktadır. Melankoli,insanın dış dünya karşısında yetmezliğini,eksikliğini sergilemiş,insanın varoluşunun insanlaşma süreciyle birlikte ortaya çıkan bu garip"normal anormalllik"ya da"erdemli rahatsızlık"durumunun sorgulanmasını içermiştir Melonkolinin çok kez epilepsi ile birlikte görüldüğüne değinilmiştir. Safra kesesinin salgıladığı safranın suyunun kuruması koyulaşması,acılaşması bir tür zehir niteliğine dönüşmesi sonucu oluşur. Melankolik mizaçlarda,normal koşullarda baskı altında tutulan yetenekler ve yaratıcı güçler özgün koşullarda serbest kalır.
Serol Teber’in kendine has üslubu, geniş kaynakçalar denizinden sizi alıp dansa kaldırıyor. Tarih, sanat, felsefe, tıp, psikoloji, dilbilim, edebiyat... tümünü kitapta bulabilirsiniz.