What do you think?


Aşiyan'daki Kahin Tevfik Fikret'in Melankolik Dünyası
Tevfik Fikret'in Melankolik Dünyasi ;Asiyan'daki Kahin
228 pages, Paperback
First published January 1, 2002
Ratings & Reviews
Friends & Following
Create a free account to discover what your friends think of this book!
Community Reviews
Displaying 1 - 4 of 4 reviews
August 29, 2025
Aşiyan'daki Kahin: Tevfik Fikret'in Melankolik Dünyası kitabında psikiyatrist Serol Teber sanatçı ve melankolik bir insan olan Tevfik Fikret'in analizini yapıyor. Yazarın sağduyulu yaklaşımını çok beğendim. Mesleğine saygılı bir doktor olarak teşhis koymadığını açıkça söylemiş. Bilimsel çalışmalara atıflara, şairin dostlarının tanıklığına, şiir çözümlerine, tarihi ve sosyolojik arka planın tartışılmasına yer verilerek özenli bir çalışma ortaya konmuş.
Değerli tespitler içeren bir metin;
"Tevfik Fikret, olasılıkla, Osmanlı/Türkiye toplumunun geleneksel İslam kültür ortamında, modern entelektüel tipin tamamlanmış ilk örneğidir.", ilk özgür entelektüel, "uyaklı düzyazı tarzı ile şiirde gerçekten de yapısal değişiklikler başarmış ve içerik ile biçim bakımından yapısal bir bütünlük oluşturmuş."
Tevfik Fikret'in ne kadar zeki ve öngörülü olduğunu görmek mümkün. İttihat ve Terakki Partisine katılmayı reddettiğinde yaptığı açıklama çarpıcı. Ölümüne sebep umutsuz ve melankolik halinin yanında biraz da bu gerçekçi kavrayışı kuşkusuz.
Şairin Yahya Kemal ve Baudelaire ile karşılaştırılmasını okumak çok zevkliydi. Bu arada okuduğum anı ya da biyografi herhangi bir metinde Hüseyin Cahit Yalçın'ın iyilikle anıldığını görmedim. Burada da durum değişmemiş.
Okuduğum edisyonda anlatım bozukluğu içeren cümleler, dizgi hatası olan kelimeler var. Metin elden geçse iyi olur. Yine de severek okudum. Soranlara tavsiye edeceğim kitaplardan.
"Kimseden ümmîd-i feyz etmem, dilenmem perr ü bâl;
Kendi cevvim, kendi eflâkimde kendim tâirim.
İnhinâ, tavk-ı esâretten girândır boynuma;
Fikri hür, irfânı hür, vicdânı hür bir şâirim."
Değerli tespitler içeren bir metin;
"Tevfik Fikret, olasılıkla, Osmanlı/Türkiye toplumunun geleneksel İslam kültür ortamında, modern entelektüel tipin tamamlanmış ilk örneğidir.", ilk özgür entelektüel, "uyaklı düzyazı tarzı ile şiirde gerçekten de yapısal değişiklikler başarmış ve içerik ile biçim bakımından yapısal bir bütünlük oluşturmuş."
Tevfik Fikret'in ne kadar zeki ve öngörülü olduğunu görmek mümkün. İttihat ve Terakki Partisine katılmayı reddettiğinde yaptığı açıklama çarpıcı. Ölümüne sebep umutsuz ve melankolik halinin yanında biraz da bu gerçekçi kavrayışı kuşkusuz.
Şairin Yahya Kemal ve Baudelaire ile karşılaştırılmasını okumak çok zevkliydi. Bu arada okuduğum anı ya da biyografi herhangi bir metinde Hüseyin Cahit Yalçın'ın iyilikle anıldığını görmedim. Burada da durum değişmemiş.
Okuduğum edisyonda anlatım bozukluğu içeren cümleler, dizgi hatası olan kelimeler var. Metin elden geçse iyi olur. Yine de severek okudum. Soranlara tavsiye edeceğim kitaplardan.
"Kimseden ümmîd-i feyz etmem, dilenmem perr ü bâl;
Kendi cevvim, kendi eflâkimde kendim tâirim.
İnhinâ, tavk-ı esâretten girândır boynuma;
Fikri hür, irfânı hür, vicdânı hür bir şâirim."
May 30, 2026
‘Servet-i Fünun dergisinde çalışanlar tüm başarılarına karşın bulundukları toplumla bağdaşamayan insanlardır. Açık politik tavır sergileyemezler. Zaten böyle bir tavırları, düşünceleri de yoktur. Ancak ülkeden kaçmak, uzak yerlerde komün yaşamı sürdürmek isterler.
Bir gazete haberinde, Londra'da, Yeni Zelanda adalarına göçmen götüren bir dernekten söz edildiği okunur. Hep birlikte Yeni Zelanda'ya gitme düşleri kurulur. Mehmet Rauf, Hüseyin Kazım, Hüseyin Cahit, Tevfik Fikret hemen Yeni Zelanda'ya gitmek için plan yaparlar.
Göç yolculuğu için gerekli parayı Esat Işık (Paşa) bulabileceğini söyler. Ankara dolaylarındaki bir çiftlik satılıp bunun parası yolculuk için harcanacaktır. Esat Paşa Ankara'ya gider, fakat çiftliği satamadan geri döner. Yeni Zelanda serüveni başlamadan sona erer; ardından Trabzon valisi Kadri Bey'in oğlu, yazar ve dilbilgini Hüseyin Kazım Kadri, yeni bir olanak önerir. Kendisinin Manisa dolaylarında Sarıçam köyünde yeteri büyüklükte toprağı vardır. Bunun üzerine yapılacak bir büyük evde komün yaşamı sürdürmenin olanakları yeniden konuşulmaya başlanır. Fikret hemen, ortada hem oturma hem de yemek odası olarak kullanılmaya uygun büyük bir salonu, yanlarda kanat şeklinde uzanan ve yatak odalarını kapsayan bölümleriyle güzel bir köşk planı çizmeye başlar. Salonun ve yatak odalarının nasıl döşeneceği bile tartışılır ve Hüseyin Cahit, öncü olarak zorlukla Sarıçam'a gönderilir, fakat sonunda bu girişim de başarısız olur. Servet-i Fünun'cuların İstanbul'dan kaçıp kurtulmak özlemleri hep içlerinde kalır. Fikret, bu özlemini kısmen de olsa gidermenin yolunu sonraki yıllarda Aşiyan'a sığınmakta bulur.‘(s. 95)
Bir gazete haberinde, Londra'da, Yeni Zelanda adalarına göçmen götüren bir dernekten söz edildiği okunur. Hep birlikte Yeni Zelanda'ya gitme düşleri kurulur. Mehmet Rauf, Hüseyin Kazım, Hüseyin Cahit, Tevfik Fikret hemen Yeni Zelanda'ya gitmek için plan yaparlar.
Göç yolculuğu için gerekli parayı Esat Işık (Paşa) bulabileceğini söyler. Ankara dolaylarındaki bir çiftlik satılıp bunun parası yolculuk için harcanacaktır. Esat Paşa Ankara'ya gider, fakat çiftliği satamadan geri döner. Yeni Zelanda serüveni başlamadan sona erer; ardından Trabzon valisi Kadri Bey'in oğlu, yazar ve dilbilgini Hüseyin Kazım Kadri, yeni bir olanak önerir. Kendisinin Manisa dolaylarında Sarıçam köyünde yeteri büyüklükte toprağı vardır. Bunun üzerine yapılacak bir büyük evde komün yaşamı sürdürmenin olanakları yeniden konuşulmaya başlanır. Fikret hemen, ortada hem oturma hem de yemek odası olarak kullanılmaya uygun büyük bir salonu, yanlarda kanat şeklinde uzanan ve yatak odalarını kapsayan bölümleriyle güzel bir köşk planı çizmeye başlar. Salonun ve yatak odalarının nasıl döşeneceği bile tartışılır ve Hüseyin Cahit, öncü olarak zorlukla Sarıçam'a gönderilir, fakat sonunda bu girişim de başarısız olur. Servet-i Fünun'cuların İstanbul'dan kaçıp kurtulmak özlemleri hep içlerinde kalır. Fikret, bu özlemini kısmen de olsa gidermenin yolunu sonraki yıllarda Aşiyan'a sığınmakta bulur.‘(s. 95)
June 25, 2025
Serol Teber’in Aşiyan’daki Kâhin’i sadece Tevfik Fikret’in biyografisi değil aslında, melankolinin tarihiyle, yalnızlığın ruhsal coğrafyasıyla ve ve bu coğrafyanın sanata olan etkileriyle dolu bir eser. Satürn çocuklarının ortak özelliklerini irdeleyen ve bu özellikleri, onların eserlerine ayna tutarak bize de yansıtan derin bir araştırma adeta.
Kitabın çoğu noktada yalnızca Fikret üzerinden gitmemesi, özellikle Walter Benjamin ve Dürer’le yapılan benzetmeler beni çok etkiledi. Fikret’in yalnızlığı, varoluşun kıyısında gezinmesi, intiharı bir tercih olarak düşünmesi, hatta bunu kısmen Aşiyan'a kapanarak gerçekleştirmesi… Tüm bunlar psikiyatrik olduğu kadar şiirseldi de. Teber sadece bir hekim gibi bakmıyor, aynı zamanda bir edebiyat okuru gibi de hissediyor.
Altını çizdiğim yerlerden biri Tanpınar’ın “Abdülhamit döneminin romanı” dediği Sis şiiriyle ilgiliydi. Aşiyan’daki çileci şairin, kentin merkezinde yaşamayan, ama ruhuyla tüm kente nüfuz eden o kişi olması... Orhan Pamuk’un Kara Kitap’ıyla Sis şiirinin buluşturulması da çok zarifti. Sanki İstanbul’un sisli belleğini bu kitapta yeniden keşfettim.
Ve sadece Fikret değil… Antikçağ filozoflarından modern zamanların melankoliklerine kadar uzanan o geniş düşünce ağı... Yalnızlıktan kaçmayan, onu mesken tutan insanların hikâyeleri. “Onlar başka türlüsünü yapamazlardı,” diyor Teber. Evet. Belki de bazı insanlar, anlamın kaybolduğu yerde sorular sormaya mecbur.
Bu kitap, içinde kalınacak bir yer. Aşiyan gibi. Sessiz, melankolik, ama çok derin. Herkesin değil belki; ama bazı ruhların tam yeri.
Kitabın çoğu noktada yalnızca Fikret üzerinden gitmemesi, özellikle Walter Benjamin ve Dürer’le yapılan benzetmeler beni çok etkiledi. Fikret’in yalnızlığı, varoluşun kıyısında gezinmesi, intiharı bir tercih olarak düşünmesi, hatta bunu kısmen Aşiyan'a kapanarak gerçekleştirmesi… Tüm bunlar psikiyatrik olduğu kadar şiirseldi de. Teber sadece bir hekim gibi bakmıyor, aynı zamanda bir edebiyat okuru gibi de hissediyor.
Altını çizdiğim yerlerden biri Tanpınar’ın “Abdülhamit döneminin romanı” dediği Sis şiiriyle ilgiliydi. Aşiyan’daki çileci şairin, kentin merkezinde yaşamayan, ama ruhuyla tüm kente nüfuz eden o kişi olması... Orhan Pamuk’un Kara Kitap’ıyla Sis şiirinin buluşturulması da çok zarifti. Sanki İstanbul’un sisli belleğini bu kitapta yeniden keşfettim.
Ve sadece Fikret değil… Antikçağ filozoflarından modern zamanların melankoliklerine kadar uzanan o geniş düşünce ağı... Yalnızlıktan kaçmayan, onu mesken tutan insanların hikâyeleri. “Onlar başka türlüsünü yapamazlardı,” diyor Teber. Evet. Belki de bazı insanlar, anlamın kaybolduğu yerde sorular sormaya mecbur.
Bu kitap, içinde kalınacak bir yer. Aşiyan gibi. Sessiz, melankolik, ama çok derin. Herkesin değil belki; ama bazı ruhların tam yeri.
February 8, 2025
Tevfik Fikret benim için ilk modern Türk aydınıdır. Kendisine hem çok yakın hissettim hem de ona gıpta ettim. Muhteşem bir çalışma. Herkes Fikret’in erdeminden feyz almalı.
Displaying 1 - 4 of 4 reviews





