Kitaplar, gerçekten de okuyucuların yakınmalarına neden olacak kadar pahalı mıdır? Sıkça sorulan bu sorunun cevabını bu kez George Orwell arıyor. İşe elindeki kitapların envanterini çıkararak başlıyor ve sigaraya harcanan parayla kitaba harcanan para arasında bir kıyas yapıyor. Cevap sizce ne?Kitaplar ve Sigaralar, eleştirmenlik ve sahaflık da yapmış olan Orwell'ın sansürden başlayıp eleştirmenliğin çelişkilerine uzanan geniş bir yelpazede edebiyat camiasına ilişkin gözlemlerinden oluşan makalelerini bir araya getiriyor. Edebiyat dünyasına ve bu dünyadaki ilişkileri yöneten ve yönlendiren etiğe ilişkin özgün bir bakış açısı sunan Orwell, yazar, eleştirmen ve okurların panoramasını dönemin politik atmosferi eşliğinde değerlendiriyor.Sahafta çalışırken eğer sahafta çalışmıyorsanız bu mekanı kafanızda çekici yaşlı beyefendilerin uçsuz bucaksız deri ciltli kitap sayfalarının arasında gezindiği bir tür cennet olarak canlandırmanız ne kadar da kolay beni en çok etkileyen şey gerçek kitapseverlerin az bulunurluğu olmuştu. İlk baskı züppeleri, edebiyat sevdalılarından daha fazlaydı; ucuz ders kitapları için pazarlık yapan doğulu öğrenciler onlardan da çoktu; ama en çok yeğenleri için doğum günü hediyesi arayan kafası karışık kadınlar geliyordu. Örneğin 1897'de çok hoş bir kitap okumuş olan, kendisi için o kitabın bir nüshasını bulup bulamayacağınızı soran sevgili yaşlı hanımefendi. Ne yazık ki kitabın adını ya da yazarını hatırlamıyor, tıpkı hangi konuyla ilgili olduğunu da hatırlamadığı gibi; fakat kırmızı bir kapağının olduğunu unutmamış.
Eric Arthur Blair was an English novelist, poet, essayist, journalist and critic who wrote under the pen name of George Orwell. His work is characterised by lucid prose, social criticism, opposition to all totalitarianism (both fascism and stalinism), and support of democratic socialism.
Orwell is best known for his allegorical novella Animal Farm (1945) and the dystopian novel Nineteen Eighty-Four (1949), although his works also encompass literary criticism, poetry, fiction and polemical journalism. His non-fiction works, including The Road to Wigan Pier (1937), documenting his experience of working-class life in the industrial north of England, and Homage to Catalonia (1938), an account of his experiences soldiering for the Republican faction of the Spanish Civil War (1936–1939), are as critically respected as his essays on politics, literature, language and culture.
Orwell's work remains influential in popular culture and in political culture, and the adjective "Orwellian"—describing totalitarian and authoritarian social practices—is part of the English language, like many of his neologisms, such as "Big Brother", "Thought Police", "Room 101", "Newspeak", "memory hole", "doublethink", and "thoughtcrime". In 2008, The Times named Orwell the second-greatest British writer since 1945.
"Ve kitap tüketimimiz bu kadar düşük olmaya devam ederse, en azından bunun nedeninin kitapların satın alındıklarında çok pahalı olmalarından değil okumanın köpeklere, sinemaya ya da pub'a gitmekten daha az heyecan verici bir mesgale olmasında yattığını itiraf edelim."
Kitap başlığından tamamen bağımsız George Orwell tarafından kaleme alınmış kısa denemeler ve kendi hayatının bence oldukça ilgi çekici iki döneminden bahsedilmektedir. Kitabın başında sigara fiyatları ve kitap fiyatları karşılaştırılarak kitap okumanın pahalı bir hobi olduğu tezi çürütülmüştür ki ben de tamamen bu tezden yanayım. Daha sonrasında George kendi hayatındaki kitapçılık deneyiminden ve gelen kişilerin karakter analizleri hakkında derinlemesine bir inceleme sunmuş. Bundan sonraki bölümde yazar basın özgürlüğü hakkındaki kendi fikirlerini savunarak insanların bu alanlarda ne kadar iki yüzlü davrandığını düşünce özgürlüğünü savunan herkesin bir parça riyakar olduğunu anlatarak bu fikrini destekleyecek örneklerden bahsetmiştir. Daha sonrasında bence kitabın en ilginç yönü olan yazarın kendi bir hastane deneyiminden bahsedildi yoksullar böyle ölür kısmı o bölümde gariban insanların denek olarak kullanılması insanların tedavi amacıyla toplanıp aslında ölüme sürüklendiğinden bahsediyor. Bir kitabın belki de eğlenceli sayılacak aslında oldukça trajik ve insanın içini karartacak kısmı olan ilkokul anılarından bahsediliyor. Burada gariban insanları zenginler arasındaki sınıf farkı o dönemlerde nasıl vuku bulduğu ustaca anlatılmış. Kendisine eğitim izleyen bir grup şarlatanın aslında önemsedikleri tek şeyin kendi gelirleri olduğu anlatılmış. Bu aslında günümüz dünyasında da çok farklı bir halde değildir. O dönemki Yoksulluğun yazarın içinden geçtiği acıların anlatılması bence oldukça kıymetliydi kitabın okunabilirliği oldukça kolay akıcı yazarın yazım dili oldukça ilgi çekici.
“Tüm çocukluğum boyunca işe yaramazın teki olduğuma , zamanımı boşa harcadığıma , yeteneklerimi körelttiğime ve büyük bir salaklık, hainlik ve nankörlük yaptığıma dair derin bir inancım vardı ve hepsinin kaçınılmaz olduğunu sanıyordum. Çünkü yer çekimi kanunu gibi değişmez kanunlar arasında yaşıyordum, ama yine de bu kanunlara uymam mümkün değildi”