What do you think?


Kim Bağışlayacak Beni
Günün saf ışığı yavaş yavaş ovadan geçecek birazdan.
Dağların ardında eflatun bir perde gibi dalgalanacak.
Sonra ışık hızıyla -evet ışık hızıyla- camın karnından
içeri, durgun, sessiz ve hep öyle kalacakmış gibi yayvan
odaya vuracak. Bir kapı, ötekine gıcırtıyla gerinerek
açılacak, mutfakta çayın sesi demlenmeye başlayacak.
Dağların ardında eflatun bir perde gibi dalgalanacak.
Sonra ışık hızıyla -evet ışık hızıyla- camın karnından
içeri, durgun, sessiz ve hep öyle kalacakmış gibi yayvan
odaya vuracak. Bir kapı, ötekine gıcırtıyla gerinerek
açılacak, mutfakta çayın sesi demlenmeye başlayacak.
175 pages, Paperback
First published March 1, 2005
About the author
Birhan Keskin
17 books151 followersBirhan Keskin 1963 yılında Kırklareli'nde doğdu. 1986 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü'nü bitirdi. İlk şiirini 1984 yılında yayımladı. 1995-98 yılları arasında arkadaşlarıyla birlikte Göçebe dergisini çıkardı. Çeşitli yayın kuruluşlarında editör olarak çalıştı. Şairin 1991 ile 2002 arasına ait beş şiir kitabını 2005 yılında yayımladığımız Kim Bağışlayacak Beni ile tek ciltte topladık. 2005'te onun yanı sıra sunduğumuz Ba, 2006 Altın Portakal Şiir ödülünü kazandı. 2010'da yayımlanan Soğuk Kazı ise 2011 Metin Altıok Şiir Ödülü'nü aldı.
Ratings & Reviews
Friends & Following
Create a free account to discover what your friends think of this book!
Community Reviews
Displaying 1 - 30 of 61 reviews
December 28, 2019
Yıllar sonra tekrar okudum. Karanlık, hüzünlü ama güçlü şiirler ağırlıkta Birhan Keskin’in ilk beş kitabını biraraya getiren bu derlemede...
“İçime işleyen acıyı size değil
bir suya bırakmayı öğrendim
dal olmaktan vazgeçeli çok oldu
bu yüzden ne bir ağacım var
bana beden
ne de çiçek açacak benden”
“İçime işleyen acıyı size değil
bir suya bırakmayı öğrendim
dal olmaktan vazgeçeli çok oldu
bu yüzden ne bir ağacım var
bana beden
ne de çiçek açacak benden”
March 18, 2018
Kendi içine dökülenlerin kitabı.
September 5, 2017
Bir şey hoşuna gittiğinde gülümserdi.
Gülümsediğinde dünyada beyaz delik açılırdı.
Ben o yaz o beyaz delikten içeri atladım.
Gülümsediğinde dünyada beyaz delik açılırdı.
Ben o yaz o beyaz delikten içeri atladım.
October 5, 2016
Ben bu kitabı tam da zamanında okumuşum diyorum, sözcükler sözcüklerle öyle güzel öyle derin bir dansta ki, öyle zamanda öyle güzel ifadesi oldu ki bazı durumların bu sözcükler, şaşırıyor, hayret ediyor insan... özellikle "İz" (sayfa 98-99-100-101) şiirini sevdim, bütün olarak en sevdiğim şiiri oldu. Bazı kesitleri:
"gözlerinde uykusuzluk, rutubet vardı
ama ne garip, bana çok sıcaktın.
Ben de sanki senin sıcaklığını özlemiş gibiydim."
"bu rüyanın gerisini sana anlatmayacağım
belki bir gün buluştuğumuzda anlatırım.
işte bu garip rüyadan sonra günlerce seni düşündüm."
"Ben kor yuttum
içimdeki her şey yandı
içimde yanacak bir şeyler daha var mıdır İngeborg?
Daha fazla acı çekemem,
acı çekecek yerlerimi o kor yuttu."
MUH TE ŞEM!
"gözlerinde uykusuzluk, rutubet vardı
ama ne garip, bana çok sıcaktın.
Ben de sanki senin sıcaklığını özlemiş gibiydim."
"bu rüyanın gerisini sana anlatmayacağım
belki bir gün buluştuğumuzda anlatırım.
işte bu garip rüyadan sonra günlerce seni düşündüm."
"Ben kor yuttum
içimdeki her şey yandı
içimde yanacak bir şeyler daha var mıdır İngeborg?
Daha fazla acı çekemem,
acı çekecek yerlerimi o kor yuttu."
MUH TE ŞEM!
September 16, 2018
"İçime işleyen acıyı size değil
bir suya bırakmayı öğrendim
dal olmaktan vazgeçeli çok oldu
bu yüzden ne bir ağacım var
bana beden
ne de çiçek açacak benden."
bir suya bırakmayı öğrendim
dal olmaktan vazgeçeli çok oldu
bu yüzden ne bir ağacım var
bana beden
ne de çiçek açacak benden."
June 1, 2024
üzgünüm, sevemedim 🥲
January 5, 2025
Hep ertelediğim bir şairdi, ‘omurga’ şiiri benim için bambaşka bir yere sahiptir; en son geçenlerde popüler olan ‘dürtme içimdeki narı’ da içimi hoplatınca dedim başlayım o vakit.
Kim Bağışlayacak Beni, daha önce 91-02 arası yayımlanan 5 kitabın tek ciltte toplanmış hali:
- Yeryüzü Halleri (2002) / 4
- Yirmi Lak Tablet (1999) / 3
- Cinayet Kışı (1996) / 3
- Bkarsın Üzgün Dönerim (1994) / 3
- Delilikler (1991) / 2
Misler gibi 3 ile kapatıyorum. {ben ki 2000’ler Türk şiirini sevmem, bu tersine durum beni de şaşırttı.}
Bu kitabı üzerinden diyebileceğim şey, Keskin’in bazı kelimelere, bazen dönem dönem, bazen de hep takıntılı olduğu. Onun için bir ‘şey’ olduğu aşikar bunlar; o yüzden imgesel tekrarlar(*) görmek mümkün; bir renk, bir hava, bir dönem. Sürekliliği, metinlerarasılığı olduğunu düşünmüyorum ama varsa da üstüne okuma yapmadım. Sardunyaları çok seviyor belli. Her ne kadar genel tavır sereserbest {bu kelimenin hakkını nasıl alabilirim?} olsa da bazen kafiye ve seci yaptığı oluyor.
Üç tema var denilebilir; nostalji, aşk, yeniden oluş. ‘Ekoşiir’ ‘ekofeminist şiir’ ile de tartışıldığını gördüm, doğru ama ben eko kavramını hep resetlediğim için bi’ asabım bozuldu. {şehir plancısı olarak bana okulda yeterince gına geldi her şeyin başına eko- ve feminist- koymaktan, bi’gün bana da derler ‘zamanının karşı çıkanı’ diye ama yeter artık başka şeylere geçelim lütfen.}

Yeryüzü Halleri (2002) / 4
- dünya, gök, çöl, taş, yel sürekli tekrar ediyor, bu bölümün şiirlerindeki mesele ise “hatıra”
Şiir adlarının yarısı hayvanla başlıyor, bitkiden mekana geçiyor. Ve sanki hepsi de birbirinin devamı. Hep bir önceki şiirde bulunan bir imge, hemen bir sonrakinde mevcut, hep bir devralış. Benim bu bölümde en merak ettiğim ‘gümüş’ün hikmeti var mı?
Yirmi Lak Tablet (1999) / 3
- yaz, kış, deniz (ama su ögeleri genel olarak), dağ, rüzgâr
Bu da Yeryüzü Halleri’nde olduğu gibi, devralma devam ediyor. Mesela yine “hatıra” {hatta şöyle not almışım; bana içinde hatıra geçen tüm şiirleri saydıracak mısın?} Renk ise siyah.
Bu iki kitap {şiirin uzunluk ölçütünü bilemiyorum, jargonumu bağışlayın} ‘1 sayfayı geçmeyen’ şiirler.
Cinayet Kışı (1996) / 3
- çiçek, rüzgâr, keder, çöl, tuz, bahçe
Zaman (s.91) Mabelcim Matiz’in 2012’de çıkan ilk albümde bestelediği şarkıymış. Ben bunu bil.mi.yo.dum, bu şarkıyla ne kadar derdime dert eklediğimi, eklediğim derde kendim de ne kadar eklendiğimi anlatamam.
“Eski Bahçe” sadece bir şiir değil (Eski Bahçenin Hafızası, s.93), iki ayrı şiirde daha geçiyor bu, ben ilk okuduğumda hemen ‘Tezer Özlü?’ notu alsam da bir selam olmadığını gördüm sonradan bu da böyle gereksiz bir bilgi.
Kaktüs ve Teksas (s.107) şiirindeki ‘kıyamet’ ‘cinnet’ ‘cinayet’ görünce aldığım notu burada da belirtmek isterim, hadi ‘kıyamet’ neyse de {joker gibi değişiyor} son iki kelimeyi kafiye eylemeyen şair var mı yau?
Ruth ve İz’i saymazsak (ki kitaptaki en kötü şiirler olabilir, o kadar bayatlar ki) ilk üç kitaptaki gibi bunlar da ortalama uzunlukta, yine serbest şiirler.
Bakarsın Üzgün Dönerim (1994) / 3
- çocukluğa, geçmişe hasret, belki biraz da kırgınlık.
Bölümlere ayrılmış (I, II, III…) uzun şiirler bunlar.
Delilikler (1991) / 2
Ben sevemedim, özellikle sonlara doğru. Motifi zartu zurtu görebiliyoruz ama sentaks ile mi bir problemim vardı emin değilim. Forumların ‘Forum Şairleri’ kısmında yazılanlarını hatırlattı bana- kötü yönden. Vasat arabeski çağrıştırıyor (arabeskle ilgili bir derdim yok), ya da üf bilmiyorum anlatamadım şu an. Ruth ve İz de bunlar gibi.
Zümrüdüanka, Deniz, Gül, Derin Zaman, Rüzgâr, Zaman, Eksik Cinayetler, Sahra ve Serap, Kaybolanlar İçin Yanıp Durma Ayini pek sevdiklerim.
Bazı şairlere ‘dizelerin’ şairleri diyorum ben, bence bu kitabıyla en azından Keskin de öyle. O kadar şiirin içinden yazmadıklarımı sevmedim mi hayır, çok güzel dizeler vardı, ama bir bütün olarak bana geçmediler- subjektif bir yorum mu, evet.
Birhan Keskin’nin şiirlerinin queer şiir olarak incelendiğini de görmek isterim.
;;;
deamorski
(*) Sahra ve Serap… şiirinde diyor ki ‘hep bir şiirin sonu gibi konuştum, her dize / başka bir şiirden geldi, en son yanıtı buldum’.
Kim Bağışlayacak Beni, daha önce 91-02 arası yayımlanan 5 kitabın tek ciltte toplanmış hali:
- Yeryüzü Halleri (2002) / 4
- Yirmi Lak Tablet (1999) / 3
- Cinayet Kışı (1996) / 3
- Bkarsın Üzgün Dönerim (1994) / 3
- Delilikler (1991) / 2
Misler gibi 3 ile kapatıyorum. {ben ki 2000’ler Türk şiirini sevmem, bu tersine durum beni de şaşırttı.}
Bu kitabı üzerinden diyebileceğim şey, Keskin’in bazı kelimelere, bazen dönem dönem, bazen de hep takıntılı olduğu. Onun için bir ‘şey’ olduğu aşikar bunlar; o yüzden imgesel tekrarlar(*) görmek mümkün; bir renk, bir hava, bir dönem. Sürekliliği, metinlerarasılığı olduğunu düşünmüyorum ama varsa da üstüne okuma yapmadım. Sardunyaları çok seviyor belli. Her ne kadar genel tavır sereserbest {bu kelimenin hakkını nasıl alabilirim?} olsa da bazen kafiye ve seci yaptığı oluyor.
Üç tema var denilebilir; nostalji, aşk, yeniden oluş. ‘Ekoşiir’ ‘ekofeminist şiir’ ile de tartışıldığını gördüm, doğru ama ben eko kavramını hep resetlediğim için bi’ asabım bozuldu. {şehir plancısı olarak bana okulda yeterince gına geldi her şeyin başına eko- ve feminist- koymaktan, bi’gün bana da derler ‘zamanının karşı çıkanı’ diye ama yeter artık başka şeylere geçelim lütfen.}

Yeryüzü Halleri (2002) / 4
- dünya, gök, çöl, taş, yel sürekli tekrar ediyor, bu bölümün şiirlerindeki mesele ise “hatıra”
Şiir adlarının yarısı hayvanla başlıyor, bitkiden mekana geçiyor. Ve sanki hepsi de birbirinin devamı. Hep bir önceki şiirde bulunan bir imge, hemen bir sonrakinde mevcut, hep bir devralış. Benim bu bölümde en merak ettiğim ‘gümüş’ün hikmeti var mı?
Sevgili gül, gül sen bana gül! sana onca kuşatmadan
birikmiş ter içinde, yorgunluk içinde geldim.
Sorma bana, nedir karşılığı aşkın bir insanda
savaşın cinnetin kıyametin çağında.
[...]
-GÜL, s.27
Yirmi Lak Tablet (1999) / 3
- yaz, kış, deniz (ama su ögeleri genel olarak), dağ, rüzgâr
Bu da Yeryüzü Halleri’nde olduğu gibi, devralma devam ediyor. Mesela yine “hatıra” {hatta şöyle not almışım; bana içinde hatıra geçen tüm şiirleri saydıracak mısın?} Renk ise siyah.
Bu iki kitap {şiirin uzunluk ölçütünü bilemiyorum, jargonumu bağışlayın} ‘1 sayfayı geçmeyen’ şiirler.
[...]
üstüme sardığın bu uğultulu örtü
gizlemiyor yine de
bir zaman derinime işleyen vahşeti.
- RÜZGÂR, s.72
Cinayet Kışı (1996) / 3
- çiçek, rüzgâr, keder, çöl, tuz, bahçe
Zaman (s.91) Mabelcim Matiz’in 2012’de çıkan ilk albümde bestelediği şarkıymış. Ben bunu bil.mi.yo.dum, bu şarkıyla ne kadar derdime dert eklediğimi, eklediğim derde kendim de ne kadar eklendiğimi anlatamam.
“Eski Bahçe” sadece bir şiir değil (Eski Bahçenin Hafızası, s.93), iki ayrı şiirde daha geçiyor bu, ben ilk okuduğumda hemen ‘Tezer Özlü?’ notu alsam da bir selam olmadığını gördüm sonradan bu da böyle gereksiz bir bilgi.
Kaktüs ve Teksas (s.107) şiirindeki ‘kıyamet’ ‘cinnet’ ‘cinayet’ görünce aldığım notu burada da belirtmek isterim, hadi ‘kıyamet’ neyse de {joker gibi değişiyor} son iki kelimeyi kafiye eylemeyen şair var mı yau?
Ruth ve İz’i saymazsak (ki kitaptaki en kötü şiirler olabilir, o kadar bayatlar ki) ilk üç kitaptaki gibi bunlar da ortalama uzunlukta, yine serbest şiirler.
İçağrısıyım bir magmanın
kopmuş fırtınanın sesi
derini yok ses gelmiyor bir kuyu.
[...]
MAĞARA ÇİÇEĞİ, s.111
Bakarsın Üzgün Dönerim (1994) / 3
- çocukluğa, geçmişe hasret, belki biraz da kırgınlık.
Bölümlere ayrılmış (I, II, III…) uzun şiirler bunlar.
[...]ikimizin arasında duran
şu boydan boya ırmak, şu boydan boya
alacakaranhk
ikimizin arasındaki şu depremin bir bellek
uykusu oldugunu kim bilecek.
VE İPEK VE AŞK VE ALEV, s.129
Delilikler (1991) / 2
Ben sevemedim, özellikle sonlara doğru. Motifi zartu zurtu görebiliyoruz ama sentaks ile mi bir problemim vardı emin değilim. Forumların ‘Forum Şairleri’ kısmında yazılanlarını hatırlattı bana- kötü yönden. Vasat arabeski çağrıştırıyor (arabeskle ilgili bir derdim yok), ya da üf bilmiyorum anlatamadım şu an. Ruth ve İz de bunlar gibi.
[...]
öykü hep Roma’ya çıkmıştır.
AY-RI II, s. 162
Zümrüdüanka, Deniz, Gül, Derin Zaman, Rüzgâr, Zaman, Eksik Cinayetler, Sahra ve Serap, Kaybolanlar İçin Yanıp Durma Ayini pek sevdiklerim.
Bazı şairlere ‘dizelerin’ şairleri diyorum ben, bence bu kitabıyla en azından Keskin de öyle. O kadar şiirin içinden yazmadıklarımı sevmedim mi hayır, çok güzel dizeler vardı, ama bir bütün olarak bana geçmediler- subjektif bir yorum mu, evet.
Birhan Keskin’nin şiirlerinin queer şiir olarak incelendiğini de görmek isterim.
;;;
deamorski
(*) Sahra ve Serap… şiirinde diyor ki ‘hep bir şiirin sonu gibi konuştum, her dize / başka bir şiirden geldi, en son yanıtı buldum’.
December 8, 2020
Aslında şiiri çok seven, çok okuyan biri olmama rağmen özellikle tek bir şiiri barındırdığı için bile 5 yıldız verdiğim bir kitap. Hele ki şiir seven biri için okunmadan geçilmemesi gerekir diye düşünüyorum.
.
.
.
“Bir anıyı bir şehre bağlayan hat üzerinde
Kendine kıvrılmış, kendine kurumuş yapraklar iyileşmez.
Ömür boş yere çıkılan bir yolculuğu anlatır
Yanlış bir yere uğramaktır sonbahar
Hışırdayan rüzgardır, yaprak hışırdamaz.
Uzun bir yol gibidir gözleri insanın
Gelip geçen bir şey iyileşmez
Bu gece bu hat üzerinde
İyileşen şey zamandır, insan iyileşmez
Hadi ömrüm geriye doğru tara kendini
İlerde bir şey yok gördün
Yüzünü rüzgara dön yeniden
İyileşen sen değilsin, zaman.
Zayıf belleğim, sakar algılarla
Bir ömrü hatırlamak zordur kuşkusuz
Ömrüm, hey ömrüm
Seni hatırlamak için yolumu uzattım
Daha fazla zaman verdim kendime
Bu gece, bu orta yaş ovasında
Bu hat üzerinde
Bana bir tek söz söyle.”
.
.
.
“Bir anıyı bir şehre bağlayan hat üzerinde
Kendine kıvrılmış, kendine kurumuş yapraklar iyileşmez.
Ömür boş yere çıkılan bir yolculuğu anlatır
Yanlış bir yere uğramaktır sonbahar
Hışırdayan rüzgardır, yaprak hışırdamaz.
Uzun bir yol gibidir gözleri insanın
Gelip geçen bir şey iyileşmez
Bu gece bu hat üzerinde
İyileşen şey zamandır, insan iyileşmez
Hadi ömrüm geriye doğru tara kendini
İlerde bir şey yok gördün
Yüzünü rüzgara dön yeniden
İyileşen sen değilsin, zaman.
Zayıf belleğim, sakar algılarla
Bir ömrü hatırlamak zordur kuşkusuz
Ömrüm, hey ömrüm
Seni hatırlamak için yolumu uzattım
Daha fazla zaman verdim kendime
Bu gece, bu orta yaş ovasında
Bu hat üzerinde
Bana bir tek söz söyle.”
August 18, 2018
Kalbim
ölü mevsimler gibisin
bir şeyin görünmeyen iyi yanları gibi
ama bitti mevsim,
bir başak yolcu yok sana
fark etmez gibisin.
ölü mevsimler gibisin
bir şeyin görünmeyen iyi yanları gibi
ama bitti mevsim,
bir başak yolcu yok sana
fark etmez gibisin.
January 17, 2023
Şeirləri yalnız səsli oxuya bilirəm.
December 19, 2022
Bir iç dökme havasında yazılmış bir eser..
May 29, 2024
Böyle bir sey yok.... YOKKKK!!!!!
Read
November 19, 2025Hiç bitmesin istedim. Varlığından haberdar değilken eksikliğini hissetmiyordum ama bitirdikten sonra içimde koca bir boşluk oluştu.
January 7, 2026
Yürüdüğüm yollar yormadı beni,
Kendimi öldürmek için
Kurduğum planlar işe yaramadı
Hiç eksilmedim, çoğalmadım hiç
Unutmadım çıplağında öldüğüm geceyi
Kendimi öldürmek için
Kurduğum planlar işe yaramadı
Hiç eksilmedim, çoğalmadım hiç
Unutmadım çıplağında öldüğüm geceyi
June 28, 2020
Taylan Özgür ev pirtûk peşniyazî min kir û dîsa wî ev pirtûk wek diyarî ji min re şand.
Helbestên gelek xweşik tê de hene, wilo xweşkok in mirov her tim qetekê ji xwe di nav wan de dibîne.
Helbestên gelek xweşik tê de hene, wilo xweşkok in mirov her tim qetekê ji xwe di nav wan de dibîne.
October 19, 2013
Birhan Keskin için ne söylense az,eksik,yarım kalır. Acıları yaraları,yara izleri ve anılarıyla insanlardan bıkkın kendisiyle sorunlu,kendinden sorumlu bir kadının ince ince dağlayan şiirleri... Bir yandan hayran bırakan öte yandan hüzünlendiren bazen hafif abartısız tebessümler oluşturan metinler. Kusursuz bir imge yaratma gücü müthiş soyutsal betimlemeler. Bir kerede asla tadını varılamayacak 5 kez 10 kez 15 kez okunması gereken bir kitap.
May 30, 2014
konuşmalar, sayıklamalar, bu böyle olmadı yurt değil yuva diyeyim de bir deneyeyim kulağa nasıl geliyorvari taslağımsı karalamalar.
acımasız mı oluyorum? olmalıyım çünkü hayalkırıklığına uğradım.
acımasız mı oluyorum? olmalıyım çünkü hayalkırıklığına uğradım.
February 25, 2023
-Serin bir rüyanın hatırınadır
çektiğim dünya ağrısı.
-ben senin yokluğuna mıhlandım,
haricimde dönüyor
dönüyorsa dünya
-içimde yeryüzü konuştukça anlıyorum ki,
bölünmüş bir hatırayım ben
dünyaya dağılan.
-bir hülyanın hatırasında
kasıp kavuruyorum kendimi
diyorlar ki, hayat yalandır,
aşk da.
Nasıl inanırım, o;
olmak istemiş de olmamış
bir yarım nefes gibi şuramda.
-Birbirini tamamlamak üzere varolanlar
birbirini tamamlamıyor,
kendime dökülüyorum,
içime.
-Unutmak için verdiğim bunca çabadan
geçtiğim bunca yıldan sonra
tam unutmaya alıştırmışken kendimi
artık unutmak istemediğimi fark ettim.
-.. mutsuzluğuma mı alışıyordum
seni severken.. yoksa kan kaybından mı ölüyordum..
aklıma suyun intiharı geliyordu hep,
şelale deyince
** Şiir okumak.. bir cumartesi günü, Çınaraltı’nda İstanbul manzaralı, bol martılı bir kahvaltı sonrası… Kuzguncuk’un rengarenk evlerinin sıra sıra dizildiği bir sokak köşesindeki Nail Kitabevinde…
Bu duygu yükü inanılmaz arı, duru ve hoş geliyor dimağıma.
Kimi zaman karşılıksız bir aşk, kimi zaman bir incire, bir denize, bir göle dair, hayat vs ölüm…
Hüzünlü Gezinti Güvertisi’ni okuyup da beğenmeyecek o duyguyu hissetmeyecek biri ile zamanı ve hayatı paylaşmak istememem bundan sebepdir.
Yalnızlığı kitaplarla paylaşmaya alışıyorum artık.
Haricimde dönüyor dünya, ben olduğum yerde, bir hülyanın içindeyim.
Yarım aldığım nefesle içime dökülüyorum.
çektiğim dünya ağrısı.
-ben senin yokluğuna mıhlandım,
haricimde dönüyor
dönüyorsa dünya
-içimde yeryüzü konuştukça anlıyorum ki,
bölünmüş bir hatırayım ben
dünyaya dağılan.
-bir hülyanın hatırasında
kasıp kavuruyorum kendimi
diyorlar ki, hayat yalandır,
aşk da.
Nasıl inanırım, o;
olmak istemiş de olmamış
bir yarım nefes gibi şuramda.
-Birbirini tamamlamak üzere varolanlar
birbirini tamamlamıyor,
kendime dökülüyorum,
içime.
-Unutmak için verdiğim bunca çabadan
geçtiğim bunca yıldan sonra
tam unutmaya alıştırmışken kendimi
artık unutmak istemediğimi fark ettim.
-.. mutsuzluğuma mı alışıyordum
seni severken.. yoksa kan kaybından mı ölüyordum..
aklıma suyun intiharı geliyordu hep,
şelale deyince
** Şiir okumak.. bir cumartesi günü, Çınaraltı’nda İstanbul manzaralı, bol martılı bir kahvaltı sonrası… Kuzguncuk’un rengarenk evlerinin sıra sıra dizildiği bir sokak köşesindeki Nail Kitabevinde…
Bu duygu yükü inanılmaz arı, duru ve hoş geliyor dimağıma.
Kimi zaman karşılıksız bir aşk, kimi zaman bir incire, bir denize, bir göle dair, hayat vs ölüm…
Hüzünlü Gezinti Güvertisi’ni okuyup da beğenmeyecek o duyguyu hissetmeyecek biri ile zamanı ve hayatı paylaşmak istememem bundan sebepdir.
Yalnızlığı kitaplarla paylaşmaya alışıyorum artık.
Haricimde dönüyor dünya, ben olduğum yerde, bir hülyanın içindeyim.
Yarım aldığım nefesle içime dökülüyorum.
September 20, 2026
İlk kez Birhan Keskin okuyorum. Puanladım ama herhangi bir şiir kitabını objektif değerlendirmek çok zor bence. Çünkü hangi şiirin kimin içinde hangi teli titreteceği çok öznel, çok biricik… Siz çok da takmayın yani benim puanımı diyor, hoşuma giden bir tanesi ile bitiriyorum:
“İkiye bölünmüş bir bütün gibi yaşadım
Bir yanım öbür yanıma düşman
Sağımda kızgın kumlar gezdirdim
Solum üşüyor eski bir anıdan.”
“İkiye bölünmüş bir bütün gibi yaşadım
Bir yanım öbür yanıma düşman
Sağımda kızgın kumlar gezdirdim
Solum üşüyor eski bir anıdan.”
September 29, 2020
Elimden gelse her sayfasını işaretleyeceğim bir kitaptı. Bir de okumaya başlamadan önce kenarda köşede biriktirdiğim Birhan Kesin dizelerinin hep bu kitapta olduğunu fark ettim, niye bu kadar geciktirmişim okumayı diye kendimi tokatlıyorum... Sonuç: Her daim başucumda duran Didem Madak kitaplarının dostudur artık bu kitap.
July 6, 2023
(...) sanma ki daha dönmeyeceksin
kalsan da bir yer için, aslında hep gidiyorsun.
Şimdi, acının ormanından geçiyorsun
her şey bir daha kanasa da
ne geçtiğin yola ne sana dokunabilirim ben.
Geç meleğim,
senin de şarkıların olsun
içindeki telleri titreten.
kalsan da bir yer için, aslında hep gidiyorsun.
Şimdi, acının ormanından geçiyorsun
her şey bir daha kanasa da
ne geçtiğin yola ne sana dokunabilirim ben.
Geç meleğim,
senin de şarkıların olsun
içindeki telleri titreten.
March 16, 2024
bazı cümleleri çuk sevdum
Read
October 2, 202470
Read
October 4, 2013"Sevgilim telefonun ucunda ruffles yiyordu".
Mesela böyle bir cümle kurmuş şair, acaba 50 yıl sonra bu cümleyi okuyan kişi, ne anlayacak?
Mesela böyle bir cümle kurmuş şair, acaba 50 yıl sonra bu cümleyi okuyan kişi, ne anlayacak?
January 7, 2022
İçim bunaldı ya
September 13, 2022
içime işleyen acıyı size değil
bir suya bırakmayı öğrendim
dal olmaktan vazgeçeli çok oldu
bu yüzden ne bir ağacım var
bana beden
ne de çiçek açacak benden.
bir suya bırakmayı öğrendim
dal olmaktan vazgeçeli çok oldu
bu yüzden ne bir ağacım var
bana beden
ne de çiçek açacak benden.
July 13, 2025
En sevdiğim şiir kitabi mi? Hayir değil ama en sevdigim bazi birkac siir de bu kitabın icinde o yuzden 4 puandan asagısı kesinlikle haksızlık bayılarak okudum ASKI COK SEVİYORUM
May 4, 2021
Eksik Cinayetler
I
Kendine kucak arayan gövde
kendini yok eden gövde
yitirdin kendini işte
artık ne yurt sana
ne varolabiliyorsun başka evde.
Bu mum medeniyetinde
bu metal öznede
bu cam sözde
ne yurt sana dil
ne şölen yeterince.
Ben büyüdüm
akasyalar öldü
üzgünüm.
dışınız çok kalabalıktı
beni içinizdeki zindana attınızdı
olur ya bir gün
suyu hatırlar şelale
şeytan utanmayı öğrenir ve
yüzleşir mevsimlerle
sırf bu yüzden büyüdümdü,
akasyalar öldü.
III
Karanlık suyun dibini göze aldım
sonsuzluğu göze aldım o yatakta
sen gittin en bu balkonlara kaldım
metalin damara dayandığı nokta
şimdi söylüyorum dilimdeki küfrü
büyülü sözü kalbimdeki:
tekrar karşılaşsak
ölür müsün?
IV
Kışı neden bu kadar çok sevdiğini
ve neden her şeyin bir sonla noktalandığını
sorma,
ben de bilmiyorum.
Anı olacak bir şeyim yok
her şeyin dünündeyim.
V
İçime işleyen acıyı size değil
bir suya bırakmayı öğrendim
dal olmaktan vazgeçeli çok oldu
bu yüzden ne bir ağacım var
bana beden
ne de çiçek açacak benden.
I
Kendine kucak arayan gövde
kendini yok eden gövde
yitirdin kendini işte
artık ne yurt sana
ne varolabiliyorsun başka evde.
Bu mum medeniyetinde
bu metal öznede
bu cam sözde
ne yurt sana dil
ne şölen yeterince.
Ben büyüdüm
akasyalar öldü
üzgünüm.
dışınız çok kalabalıktı
beni içinizdeki zindana attınızdı
olur ya bir gün
suyu hatırlar şelale
şeytan utanmayı öğrenir ve
yüzleşir mevsimlerle
sırf bu yüzden büyüdümdü,
akasyalar öldü.
III
Karanlık suyun dibini göze aldım
sonsuzluğu göze aldım o yatakta
sen gittin en bu balkonlara kaldım
metalin damara dayandığı nokta
şimdi söylüyorum dilimdeki küfrü
büyülü sözü kalbimdeki:
tekrar karşılaşsak
ölür müsün?
IV
Kışı neden bu kadar çok sevdiğini
ve neden her şeyin bir sonla noktalandığını
sorma,
ben de bilmiyorum.
Anı olacak bir şeyim yok
her şeyin dünündeyim.
V
İçime işleyen acıyı size değil
bir suya bırakmayı öğrendim
dal olmaktan vazgeçeli çok oldu
bu yüzden ne bir ağacım var
bana beden
ne de çiçek açacak benden.
December 20, 2020
Birhan Keskin'in 2002'ye kadar yayımladığı 5 şiir kitabı, Kim Bağışlayacak Beni adı altında bu kitapta toplanmış. Şahaneydi her biri de. Öylesine derin, öylesine içe işliyorlardı ki hepsini defalarca okudum, hemen bir diğerine geçemedim. Özellikle ilk kısımdaki "Yeryüzü Halleri" kitabına ait şiirlerdeki doğa metaforları harikaydı.
'Denizkabuklusu' adlı şiirden bir alıntı örneğin:
"O beni sahilden, kendimi gömdüğüm, sertleşmiş ıslak kumdan aldı,
elledi.
...
Kendi içine kıvrılmış, rüyasını unutmuş
soğuk taş değil miydim artık ben?"
Ayrıca kitaptaki şiirleri sırayla okumak mantıklı olacaktır çünkü öncekilere atıfta bulunan, hatta devamı gibi olan şiirler mevcut. Benim çok zevk alarak okuduğum bir kitap oldu.
"Unutmadım aramızdaki beceriksiz dili.
Dünya yordu bizi. Benim de söyleyemediklerim
var. Hiç söyleyemeyeceğim onları belki de.
Uzun bir yolu geliyoruz seninle, yolu
geldikçe anlıyorum ki, biz,
bu dünya üzerinde yürüyemiyoruz bile.
Penguen,
kim bağışlayacak beni?"
'Denizkabuklusu' adlı şiirden bir alıntı örneğin:
"O beni sahilden, kendimi gömdüğüm, sertleşmiş ıslak kumdan aldı,
elledi.
...
Kendi içine kıvrılmış, rüyasını unutmuş
soğuk taş değil miydim artık ben?"
Ayrıca kitaptaki şiirleri sırayla okumak mantıklı olacaktır çünkü öncekilere atıfta bulunan, hatta devamı gibi olan şiirler mevcut. Benim çok zevk alarak okuduğum bir kitap oldu.
"Unutmadım aramızdaki beceriksiz dili.
Dünya yordu bizi. Benim de söyleyemediklerim
var. Hiç söyleyemeyeceğim onları belki de.
Uzun bir yolu geliyoruz seninle, yolu
geldikçe anlıyorum ki, biz,
bu dünya üzerinde yürüyemiyoruz bile.
Penguen,
kim bağışlayacak beni?"
February 8, 2026
“Dünyada iki kapılı bir han gibi durmanın,
buraya böyle gelmiş olmanın,
geçene yol açmanın, ki içinden rüzgâr geçirmenin ne büyük güç istedigini anladım. Durmanın ne büyük sabır...”
“İnsan kadife bir hatıradan başka nedir ki? Geçmiş: üstümüzü her gece onunla örttüğümüz ... uykuların derininde kor yankılarına düşer gibi olduğumuz ve sonra unuttuğumuz. Dağın doruğu ile dağın derini arasindaki mesafeden başka nedir ki insan: derininde kor tutmuş haller, doruğunda ıssızlık bilgisi ...
Güne ait sesler çoğaldığında hatıranın kendisi de kokusu da
bilgisi de silikleşecek ...
Ve, insan
sabahın nemi kadar sessiz olmayı isteyecek.”
buraya böyle gelmiş olmanın,
geçene yol açmanın, ki içinden rüzgâr geçirmenin ne büyük güç istedigini anladım. Durmanın ne büyük sabır...”
“İnsan kadife bir hatıradan başka nedir ki? Geçmiş: üstümüzü her gece onunla örttüğümüz ... uykuların derininde kor yankılarına düşer gibi olduğumuz ve sonra unuttuğumuz. Dağın doruğu ile dağın derini arasindaki mesafeden başka nedir ki insan: derininde kor tutmuş haller, doruğunda ıssızlık bilgisi ...
Güne ait sesler çoğaldığında hatıranın kendisi de kokusu da
bilgisi de silikleşecek ...
Ve, insan
sabahın nemi kadar sessiz olmayı isteyecek.”
Displaying 1 - 30 of 61 reviews






























