What do you think?


Conversations with Anaïs Nin
Largely ignored by mainstream audiences for the first thirty years of her career, Anaïs Nin (1903-1977) finally came into her own with the publication of the first part of her diary in 1966. Thereafter she was catapulted into fame. Throughout the late sixties and the seventies she attracted a host of devoted and admiring readers in the counterculture, who were magnetized by her personal liberation and openness. For a woman to make such a probing exploration of the intimate recesses of her psyche made her a cult figure with a large and lasting readership. Born in France, she came to America in the thirties. Her liaison with Henry Miller and his wife June, documented in her explicitly detailed diaries, became the subject of a major film of the nineties. Nin's forthright books such as Delta of Venus , her diaries that continue to be published in a steady flow, and her charismatic charm made her the subject of many candid interviews, such as those collected here. Eight included in this volume are printed for the first time. Many others were originally published in magazines that are now defunct. Nin elaborates on subjects only touched upon in the diaries, and she speaks also of her role in the women's movement and of her philosophies on art, writing, and individual growth.
278 pages, Paperback
First published December 1, 1994
Ratings & Reviews
Friends & Following
Create a free account to discover what your friends think of this book!
Community Reviews
Displaying 1 - 3 of 3 reviews
January 29, 2025
Anaïs Nin'le tanışmak istediğim için okudum. Söyleşileri yoluyla iç dünyasını, yazarlığını, diğer yazarlarla ilişkilerini, kadınlara dair görüşlerini okumak her ne kadar güzel olsa da bu bir derleme olduğu için ve söyleşileri yapanlar çoğu zaman birbirine benzer sorular sorduğu için çokça tekrara düşmüş.
November 10, 2022
Otobiyografi okumayı seviyorum. Fakat yayın dünyasında bu türde oldukça kısıtlı kaynak var. Bu tadı biraz biraz mektup okumaları ile dönüştürebilmiştim uzun zamandır. Şimi ise röportaj / söyleşi kitaplarının da aslında bu tadı verdiğini Anais Nin’in söyleşilerinden derlenen Anais Nin ile Konuşmalar kitabında fark ettim.
Anais Nin, yaşadığı dönem çeşitli romanları ile ön plana çıksa da sonrasında günlüklerini yayınlayarak büyük bir cesaret örneği göstermiş ve okuyucu kitlesini genişletmiş bir yazar. Günlükleri toplamda 6 cilt olup Türkçe çeviri bulunmamakta. Yayınlandığı dönem günlükleri okumak için merakla bekleyen bir kitlesi varmış. Üstelik Anais kendisine yazılan her okuyucu mektubunu da yanıtlamak için ayrıca mesai harcarmış.
Farklı kişilerin yaptığı söyleşileri olduğu kitapta bazen aynı sorunun tekrarına da düşülse de daha derinlikli ve farklı sorular da mevcut.
Birçok feminist örgütlenme bunu kabul etmese de Anais Nin aslında bir feminist. Bakış açısı erkeklere düşmanlıkla elde edilecek bir kazanımın olmayacağı, özgürlüklerin bir devrimin hayaliyle değil de kişisel alanlarda yapılan değişim ve dönüşümlerle gerçekleşeceğine dair inancı ile pekişiyor. Bunu ben kendi kelimelerimle şöyle anlatabilirim; aslında kazanılması ya da vurgulanması gereken bir özgürlük ya da eşitlik yok. Bu zaten varmış gibi yaşadığında kimseden böyle bir talepte bulunmak zorunda olmamak asıl özgürlük oluyor. Kimsenin onayına ihtiyacın olmayan bir özgürlük ve eşitlik nidası gibi düşünün. Bu bence örgütlü mücadele içindekileri çok kızdıracak ama bir yandan da örgütlü olmayan bireysel mücadele veren benim gibi kadınlar için oldukça mantıklı. Anais Nin’in bu tutumunu daha evvel yaptığım okumalarımda da çok sevmiş ve kendi hayatımda hayata geçirmeye başlamıştım bile. Kaldı ki örgütlü mücadelenin neden gerekli olduğunu da anlayabiliyorum. Söz hakkı sahibi olamayan, sesini kimseye duyuramayan, kapana kısılmış kadınlar için senin bazı adalet mekanizmalarını dürtmen, onlar için çeşitli yaptırımların getirilmesini ve güven çemberinin oluşmasını istemen var özünde. Anais bunlardan belki de hiç söz etmediği için dışlanmış olabilir. Ama ben iki bakış açısını da anlamlı buluyorum. Anais’inkini kendime yakın görüyorum diyeyim.
Söyleşiler kitabını okurken Anais ile uzun uzun sohbet etmişim ve onu tanımak için başka soru kalmayacak kadar derin bir muhabbete girmişim gibi hissettim. Mektup okuması yapmak için bölünebilir ve her an araya bir şeylerin girebileceği bir hastane odasında söyleşi kitabı okumak da oldukça rahattı. Bunu da kenara not ettim. Bundan böyle söyleşi kitaplarına da bakınacağım.
Anais Nin, yaşadığı dönem çeşitli romanları ile ön plana çıksa da sonrasında günlüklerini yayınlayarak büyük bir cesaret örneği göstermiş ve okuyucu kitlesini genişletmiş bir yazar. Günlükleri toplamda 6 cilt olup Türkçe çeviri bulunmamakta. Yayınlandığı dönem günlükleri okumak için merakla bekleyen bir kitlesi varmış. Üstelik Anais kendisine yazılan her okuyucu mektubunu da yanıtlamak için ayrıca mesai harcarmış.
Farklı kişilerin yaptığı söyleşileri olduğu kitapta bazen aynı sorunun tekrarına da düşülse de daha derinlikli ve farklı sorular da mevcut.
Birçok feminist örgütlenme bunu kabul etmese de Anais Nin aslında bir feminist. Bakış açısı erkeklere düşmanlıkla elde edilecek bir kazanımın olmayacağı, özgürlüklerin bir devrimin hayaliyle değil de kişisel alanlarda yapılan değişim ve dönüşümlerle gerçekleşeceğine dair inancı ile pekişiyor. Bunu ben kendi kelimelerimle şöyle anlatabilirim; aslında kazanılması ya da vurgulanması gereken bir özgürlük ya da eşitlik yok. Bu zaten varmış gibi yaşadığında kimseden böyle bir talepte bulunmak zorunda olmamak asıl özgürlük oluyor. Kimsenin onayına ihtiyacın olmayan bir özgürlük ve eşitlik nidası gibi düşünün. Bu bence örgütlü mücadele içindekileri çok kızdıracak ama bir yandan da örgütlü olmayan bireysel mücadele veren benim gibi kadınlar için oldukça mantıklı. Anais Nin’in bu tutumunu daha evvel yaptığım okumalarımda da çok sevmiş ve kendi hayatımda hayata geçirmeye başlamıştım bile. Kaldı ki örgütlü mücadelenin neden gerekli olduğunu da anlayabiliyorum. Söz hakkı sahibi olamayan, sesini kimseye duyuramayan, kapana kısılmış kadınlar için senin bazı adalet mekanizmalarını dürtmen, onlar için çeşitli yaptırımların getirilmesini ve güven çemberinin oluşmasını istemen var özünde. Anais bunlardan belki de hiç söz etmediği için dışlanmış olabilir. Ama ben iki bakış açısını da anlamlı buluyorum. Anais’inkini kendime yakın görüyorum diyeyim.
Söyleşiler kitabını okurken Anais ile uzun uzun sohbet etmişim ve onu tanımak için başka soru kalmayacak kadar derin bir muhabbete girmişim gibi hissettim. Mektup okuması yapmak için bölünebilir ve her an araya bir şeylerin girebileceği bir hastane odasında söyleşi kitabı okumak da oldukça rahattı. Bunu da kenara not ettim. Bundan böyle söyleşi kitaplarına da bakınacağım.
July 2, 2015
derleyenin başta uyardığı gibi çok fazla tekrar vardı çünkü kadıncağızla yapılmış tüm söyleşilerde sorular neredeyse aynı olmuş, bu yüzden bir yerden sonra döner sandalyede kendi etrafımda dönüyormuşum gibi bi rahatsızlık hissi oluştu
Displaying 1 - 3 of 3 reviews




