İrlandalı, Protestan, Ruh ve Maddeci, aynı zamanda ihtilalci. Bir büyük kulede otururken öldü ev deyip benimsediği, bağımsızlığın, İrlanda kültürünü temelinden bilme sorunu olduğunu vurguladı. Başlattığı harekete “Temelinden Kurtuluş” denir. Aynı çizgide kurduğu Abbey Tiyatrosu sadece bu atılımın bir merkezi olmakla kalmadı, aynı zamanda, Synge, O’Casey gibi bir sürü yazar, ozan ve oyuncunun dünya sahnesine İrlanda adına çıkmasına elverdi.
William Butler Yeats was an Irish poet and dramatist, and one of the foremost figures of 20th century literature. A pillar of both the Irish and British literary establishments, in his later years Yeats served as an Irish Senator for two terms. He was a driving force behind the Irish Literary Revival, and along with Lady Gregory and Edward Martyn founded the Abbey Theatre, serving as its chief during its early years. In 1923 he was awarded the Nobel Prize in Literature for what the Nobel Committee described as "inspired poetry, which in a highly artistic form gives expression to the spirit of a whole nation." He was the first Irishman so honored. Yeats is generally considered one of the few writers who completed their greatest works after being awarded the Nobel Prize; such works include The Tower (1928) and The Winding Stair and Other Poems (1929).
Yeats was born and educated in Dublin but spent his childhood in County Sligo. He studied poetry in his youth, and from an early age was fascinated by both Irish legends and the occult. Those topics feature in the first phase of his work, which lasted roughly until the turn of the century. His earliest volume of verse was published in 1889, and those slow paced and lyrical poems display debts to Edmund Spenser and Percy Bysshe Shelley, as well as to the Pre-Raphaelite poets. From 1900, Yeats' poetry grew more physical and realistic. He largely renounced the transcendental beliefs of his youth, though he remained preoccupied with physical and spiritual masks, as well as with cyclical theories of life. --from Wikipedia
Her şey ayartabilir beni şu şiir uğraşından Gün olur bir kadının yüzü ya da daha kötüsü... Yeats başka bir şair, İngilizce ve Türkçe çevirinin birlikte olması iyi olmuş, bazı bölümlerdeki tarihsel ve politik yermeleri anlamak zordu.. ...Razıyım, dilediğim yerine gelsin de tek, Balıktan daha soğuk, daha dilsiz, daha sağır olmaya.
İyiler her türlü inançtan yoksun, Oysa yoğun bir tutkuyla ersik kötüler.
Çeviri şiir okumaktan genellikle kaçınıyorum ama Cevat Çapan'ın çevirileri çok iyi. Şiirleri tercümelerinin yanında orijinal dilde vermeleri de güzel olmuş. Yeats'in bazı şiirlerini anlamakta zorlandım, sanırım şiirlerini daha iyi kavramak için hayatı hakkında biraz okuma yapmam gerekiyor.
Boş düşlerle beslemişiz kaplerimizi, Kalpler saldırganlaşmış bu yüzden; İçimizdeki kin daha yoğun Duyduğumuz sevgiden; Ey bal arıları, Gelin, sığırcığın boş yuvasında kendi yuvanızı yapın.
William Butler Yeats Romantik döneme ait bir yazar olması sebebiyle oldukça sevdiğim bir şair. Fakat ne böyle bir kitabın varlığından haberim vardı ne de yayınevinin. Şans eseri indirimde görüp aldım ve iyi ki almışım. Kitabın içerisinde Butler'ın onlarca şiiri hem İngilizce hem Türkçe olarak verilmiş. Genel olarak çevirileri başarılı bulsam da bazı yerlerde gözüme çok çarpan ve rahatsız eden kısımlar da olmadı değil. Önsözde güzel bilgiler var o yüzden okumanızı tavsiye ediyorum. Kitapta özellikle "Kendilerini Sularda Hayranlıkla Seyreden Yaşlı Adamlar", "Rüzgarda Dans Eden Bir Çocuğa", "1916 Paskalya Ayaklanması", "İkinci Geliş", "Leda ile Kuğu", "Ölüm", "Uzun Bir Suskunluktan Sonra" ve "Geçti O Dans Ettiğimiz Günler" adlı şiirleri çok beğendim.
Kitap Yeats'in seçme şiirlerinin hem ingilizce hem türkçe versiyonunu barındırdığı için çeviriyle karşılaştırma ve fonetiği yakalama imkanı oluyor. Yeats'in Plath'in en çok etkilendiği şairlerden olduğunu bildiğimden büyük bir beklentiyle okumaya başlasam da duraksadım. Girişte de bahsedildiği gibi Easter 1916, Sailing to Byzantium, Coole Park and Ballylee gibi şiirleri hem ingilizcede en çok hissedilen hem de çeviride en az anlam kaybına uğrayan ve şairin stilini kavramada diğer şiirlerine göre daha belirleyici şiirler. Ama kısa şiirlerde -tabi belki stili ayırt edecek kadar malzeme de olmadığı için- metin ile çeviri arasında dildeki farklılıklardan veya çevirmenin tercihlerinden kaynaklanan bazı kopukluklar var.
Yaşlılığın getirdiği veya herkesin hayatı boyunca yaşadığı için basit bir algı içinde kalmış sıkıntı ve tecrübelerin kompleks bir yapılandırma ile tekrar gözden geçirilmesi, günlük hayatın göründüğünden çok daha fazla şiirsel öğe barındırıyor olabileceğinin farkına varılması konusunda benimsenebilecek en iyi yol olabilir. Çeviriye gelecek olursak bazı şiirlerde iyi bazı şiirlerde idare eder olsa da zaman zaman çok güzel bir bölümü felakete çevirmede de pek geri kalmamış.
Çevirinin şiir alanında nasıl da başarısız olduğunu, orijinal dildeki nüansların, duygu durumunun, metaforların Türkçe'ye çevrilmeye çalışıldığında anlam kaybettiğini görüyoruz. Sözcükler Yayınevi'nden çıkan Cevat Çapan çevirisini okudum. Burada bulunmadığı için, bu versiyonunu oyluyorum.
Ne diyeyim bilmiyorum. İlk defa Ginsberg okuduğum zamanki gibi oldum. Ben o zamanın da bu zamanın da irlandasının hikayesini pek bilmiyorum o yüzden şiirler politikleşmeye başlayınca biraz kayboldum, kitabın başındaki sevgi sevgili şiirlerini sevdim ondan sonra gelenlerine çoğunlukla boş gözlerle baktım.
Şiirin orjinal dili ile karşılıklı sayfalarda olması belki iyi birşeydir, ama ben okuduğum sayfaya diğer sayfaya bakmaktan kendimi alıkoymadığım için çok sevmiyorum. Belki kitap iki bölüm halinde olsa daha iyi olurdu, tabi sadece Türkçe'lerini bir kitap yapsalarda kitap çok ince olurdu. Neyse! Şiirler genel itibari ile güzel, ama dediğim gibi Orjinal dilindeki melodi ile Türkçe hali bana çok ahenkli gelmedi. Çevirinin kusursuzuğu değil de tınısı farklı sanki.
Yeats'tan sıkı bir derleme. Orijinaliyle çevirilerinin yan yana olması da büyük bir nimet. Cevat Çapan'ın çevirileri de, asıllarından bağımsız olarak ayrı birer şiir tadında. Helikopter yayınları ne güzel kitaplar basmış. Ama yazık ki dayanamamış fazla.