Gazetelerin soluk yaprakları arasında yitip giden bu anılar, Atatürk’ü çok özlediğimiz bugünlerde yeniden gün ışığına çıkıyor. İsmet İnönü, Falih Rıfkı Atay, Cafer Tayyar Eğilmez, Sabiha Gökçen, Mim Kemal Öke, Ali Fuat Cebesoy, Agop Dilaçar, Vildan Âşir Savaşır, İ. Süreyya Yiğit, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Sırrı Bellioğlu, Ekrem Rize gibi her biri Atatürk’ün yakın arkadaşı olan bu ünlüler, kuruluş dönemine ve Atatürk’e ilişkin, tarihe ışık tutacak anılarını paylaştılar. Ayrıca bu kitapta Yunan orduları başkomutanı General Trikupis de nasıl esir olduğunu, Atatürk’ün kendisine nasıl içtenlikle yaklaştığını anlatıyor.
Galatasaray Lisesi’ni 1942, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni 1948 yılında bitirdi. Strasbourg Üniversitesi’nde devletler hukuku ve gazetecilik alanlarında yüksek lisans (1957-59) ve yine Strasbourg Hukuk Fakültesi’nde gazetecilik alanında doktorasını yaptı (1960). 1947-58 yılları arasında Akşam gazetesinde önce istihbarat şefi, sonra yazı işleri müdürü olarak çalıştı. İstanbul Gazeteciler Sendikası’nın kurucuları arasında yer aldı ve başkanlığını yaptı. Paris’te Unesco Genel Merkezi’nde Özgür Haber Dolaşımı şefi olarak çalıştı (1959-1983). Uluslararası gazetecilik örgütleri arasında mesleksel işbirliği, basın ahlâkı, gazetecilik eğitimi ve gazetecilerin korunması projelerini yönetti. Afrika ülkelerinde, Hindistan’da, Filipinler’de gazetecilik eğitimi seminerleri düzenledi. Kara Afrika'da kırsal basın projesini oluşturdu. 1962 yılında Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin, o zamanki adıyla Basın-Yayın Yüksek Okulu’nun kuruluşu için, Paris’te Unesco’nun merkezinde ilk projeleri hazırladı. 1974-75 yılları arasında TRT’de Radyolardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı yaptı. 1986’da halen başkanlığını sürdürdüğü İletişim Araştırmaları Derneği’ni (İLAD) kurdu. Vatan, Milliyet ve Cumhuriyet gazeteleriyle çeşitli dergilerde diziler ve inceleme yazıları yazdı. Anadolu Üniversitesi, Galatasaray ve İstanbul Üniversiteleri iletişim fakültelerinde basın, radyo-televizyon tarihi, uluslararası iletişim ve siyasal iletişim dersleri verdi.
12 veya 13 yaşlarındaydım sanırım Sarı Zeybek belgeselini izlediğimde. Sonunda Salih Bozuk'un tek el ateş sesini şu zamana kadar hiç unutamadım. O ateş sanki benim içimde patlamış gibiydi, kalbim sıkışıyor gözyaşlarıma hakim olamıyordum. Ve yine beni böyle bir durumda bırakan bir kitap okudum. Her satırında Atatürk'e bir kez daha aşık oldum, sanki kitabın içindeki kişi benmişim gibi şakalarına güldüm, zekasına binlerce kez daha hayran oldum. Ve kıskandım.. Onunla konuşma, elini tutma şansına erişenleri bir tarafa bırakın uzaktan gören, onu hayatımda bir kere bile olsa Atatürk'ü gördüm diyebilen o tüm herkesi kıskandım.. Gönül ister birçok anıyı barındıran kitabı burada parça parça size aktarayım ama... Alın, okuyun ve çevrenize de okutun lütfen!
Atatürk'ü, hiç bilinmeyen yönleriyle anlatan bir kitap. Hıfzı Topuz, Atatürk ile yıllarca yoldaş olmuş isimlere Atatürk'ü anlattırmış. Okuduğum her sayfada sanki Atama kavuşmuşum gibi hissettim. Çok mutlu hissettim. Ortaokulda ve lisede tarih derslerimizin ne kadar sönük ve anlamsız geçtiğini, Atatürkümüzün belki de bilerek büstleştirildiğini anladım. Şahane bir anektodu paylaşmak isterim:
Mustafa Kemal Atatürk'ün liseden arkadaşı Ali Fuat Cebesoy:
"Mustafa Kemal'le dostluğumuz ilerledi. Hafta sonları da birlikte oluyorduk. En çok gittiğimiz yer Beyoğlu'nda Zeuve birahanesiydi. Orada Alman birası içiyorduk."
Yıllar sonra 1934'te Atatürk, Cebesoy'u Tokatlıyan Oteli'ne davet eder.
"Gazi "Gençlik yıllarımızı anmak için seni çağırdım" dedi. "Gel bu akşam gizlice Zeuve birahanesine gidelim." Kimseye haber vermeden otelden ayrıldık. Birahane Galatasaray ile Tünel'in arasında, eski Fransız Elçiliği'ne inen sokaktaydı. Kimseye görünmeden oraya gittik, ama ne yazık ki birahane kapanmıştı."
Yani işin özü, Atam da benim gibi hafta sonları soğuk Alman birası içmeyi çok seviyormuş. Bahtiyarım. :)
This entire review has been hidden because of spoilers.
Yazarın gazete yazıları ve TRT deki programlarından derlenmiş anılar. İnönü onun uykusuzluğa direncini, milli mücadelenin TBMM iradesi altında yapılmasının büyüklüğünü, devrimlerin yapılışını, Falih Rıfkı Atay Atatürk'ün ne yapacağını bilen bir insan olduğunu, sofrada nükteli öyküler anlattığını, İzmir'e girişte ölseydi cumhuriyetin kurulamayacağını, yazı devrimini bir halk hareketi haline getirişini, Yakup Kadri Atatürk bizden 30-40 yıl ilerideydi diyor ve meclis tarafından anlaşılmamış bir adam olduğunu, çok mücadele ettiğini, savaş sırasında böbrek hastası olduğunu, Ali Fuat Cebesoy ağır hastayken bile batıda yavaş yavaş gelişen savaşı öngördüğünü, Sabiha Gökçen Atatürk'ün çocuklarla çocuk olduğunu, manevi evlatlarının derslerine yardım ettiğini, Mim Kemal üç kaburgası kırık olarak Sakarya'da savaştığını, Trikopis esir olduğunda Atatürk'ün kendisine ne kadar nazik davrandığını, daha bir çok tarihi kişilik bir çok anı anlatıyor.
Hıfzı Topuz çok sevdiğim bir yazar. Okuduğum diger kitaplarında oldugu gibi bu kitabında da çok akıcı, cok sade bir dil kullanmış. Kitaba konu tüm hikayelerin de kahramanı ATATURK olunca, kitap ziyafete dönüşmüş. Storytel'den dinlemiş olmama rağmen mutlaka kitapligimda bulunmasını istediğim için kitabın basılı halini de aldım. Çok teşekkürler Hıfzı Topuz.
Bize Mustafa Kemal’i anlatan her kitabı içercesine okuruz. Hıfzı Topuz gazeteciliğinin ürünü olunca, gölgede kalmış, duyulmamış anılar gün yüzüne çıkıyor. Hem Anadolu’ya hem Yunanistan’a hem dönemin ruhuna hem İnönü’ye hem de Atatürk’ün vizyonuna yönelik bir çok ipucu yakalayacağınız, Cumhuriyetin ilk yıllarındaki o devrimci ruha ister istemez özlem duyacağınız şahane bir derlemedir.
Hıfzı Topuz ‘un gazetecilik yıllarında yaptığı röportajların. Tekrarından oluşuyor. Atatürk’ün hayatını bilenler için yeni bir şey yok. Ama hep hatırlanması gereken anılar. Şöyle bir hafızanızı tazelemek istiyorsanız veya yakın tarihe ilgi duymaya başlamışsanız bu anıların kıymeti çık büyük.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Atatürk'ü, çevresindeki insanların anlattıkları üzerinden okumak güzel bir deneyimdi. Kitap, şüphesiz çok değerli anılar içeriyor ve bu haliyle başarılı bir çalışma ancak böyle bir kitapta görmeyi çok istediğim pek çok karakteri bulamamış olmak da bir eksiklik hissi oluşturmuyor değil.
Kitap o kadar güzel yazılmış ki sanki bu anıları anlatanların ağzından dinledim. Her anekdot ve sözde heyecanlandım, gururlandım ve Atatürk gibi bir dehayı kişisel olarak tanımış bütün bu insanlara imrendim.