Onlar çekişedursun, parkın uyanık güvercinleri hiç çekinmeden önlerine kadar gelmiş, dökülen susamlara dalmışlardı. Çocuklar fazlalık olan parçayı güvercinlere doğradı. Önlerinde bir güvercin bahçesi oluştu.
Biri çekinerek ayaklarına dolanan kuşlardan birini okşadı. Hayret, kaçmıyor. Bir daha okşadı, bir daha, çok hoşuna gitti bu. Hayatında ilk kez bir güvercin okşuyordu. Onu gören öteki de güvercinleri okşamaya başladı. Arada bir göz göze geliyor birbirlerine gülümsüyorlar. Yüzsüz güvercinleri aç sanmışlardı. Kalan simitleri de doğradılar. Kuşlar yedikçe sanki onlar doyuyordu. Güvercinlerin parlak tüylerinden geçen sevgi ve merhamet en saf hali ile çocuk kalplerini doldurmuştu.
Sonunda simitler bitti.
Ortada tek bir susam tanesi kalmadı.
Güvercinler birden havalanarak ve çocukların yüreklerini ağza getirerek uçtular.
İleride simit yiyen bir genç çiftin önüne kondular.
Simitçiler birbirlerine baktı.
Sonra güvercinlere baktı.
İkisi de sevincini bulmuştu.
Artık ne açlık, ne tasa. Artık gidebilirler, yeniden satışa çıkabilirler.
Her birinin etrafında yüzlerce melek dolaşıyor.
Elbette bütün simitleri satacak, cepleri para dolu olarak analarına koşacak, bu güvercin hikayesini anlatacaklar.
1947'de Erzincan'da doğdu. Erzincan Lisesi'ni (1963), Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi (1968). Tunceli ve İstanbul'da edebiyat öğretmenliği yaptı. Öğretmenlikten ayrılarak (1974) Dergâh Yayınları'nda idareci olarak çalışmaya başladı. Hareket ve Dergâh dergileriyle, Türk Dili Edebiyatı Ansiklopedisi'nin yayın faaliyetlerini yürüttü. Senaryolar yazdı. Televizyonda sohbet programları yaptı.
Mustafa Kutlu Eserleri Hikaye Ortadaki Adam (1970), Gönül İşi (1974), Yokuşa Akan Sular (1979), Yoksulluk İçimizde (1981), Ya Tahammül Ya Sefer (1983), Bu Böyledir (1990), Sır (1990), Arkakapak Yazıları (1995), Hüzün ve Tesadüf (1998) Uzun Hikâye (2000), Beyhude Ömrüm (2001), Mavi Kuş (Hikaye 2002).
Deneme: Akasya ve Mandolin (1999)
İnceleme Sabahattin Ali (1972) Sait Faik'in Hikaye Dünyası (1968)
"Yarabbi hayat ne kadar güzel. Ama bizim gözümüz kör, kulağımız sağır. Ancak dara düştüğümüzde, paçamız sıkıştığında görüyoruz bu güzellikleri. Bu ne kadar nimet! Bunların hangi birine şükretmeli? Etrafımda olanlara mı, hayatta kaldığıma mı?" Sf:51
Käwagt hemme zady "ululykda"duýýas. Hemme zat sanda, beýiklikde görýäris. Pulyñ köpüsi, jaýyñ ulusy, maşynyñ gymmady, eşigiñ markalysy. Hatda we hatda bize we başga birine ýagşylyk edilse ýada biz etjek bolsak ullakan zada ýagşylyk diyjek bolýarys. Durmuşdaky kiçejek zatlaryñ aslynda wajypdygyny, netijede uly birzat hem kiçileriñ jeminden ybaratdygyny ýatlatýan hekaýalar toplumy, maslahat berýän.
Hayat…. Mustafa Kutlu deyince aklıma gelen hüzünlü hayat hikayeleri. Tamamen bizden hayatın içinden yer yer hüzünlü her daim umutlu her daim şükrü her daim kabullenmeyi çok naif bir şekilde anlatan bu kitap bana sonunda gerçekten hayat güzeldir dedirtti.
umut dolu hikayeleri seviyor kutlu. bunu ben de seviyorum. hayatın acımasızlığı bir yana her şeye rağmen gördüğü kötülük de bile iyilik bulabiliyor. bu iyi bir şey. aynısı iranlı yönetmen mecidi'de de var. fakirlik, yoksulluk, yorgunluk, bitkinlikten bir dinginlik çıkarmasını biliyor kutlu. hayat güzeldir. birbirinden bağımsız ama yine birbirleriyle sımsıkı iplerle bağlı insanların hikayelerini anlatıyor. farklı bir dünyadan bahsetmiyor yazar. hali hazırda yaşadığımız dünyadan bahsediyor bize. hikayelerin kahramanlarını biz yaparak. hayat güzeldir.
Kimi hikayeler çok güzeldi. Güzel ve ders verici hikayeler. Fakat oturup tek oturuşta okuyunca biraz etkisini kaybediyor. Arada çıkarıp birkaç hikaye okunursa daha iyi olabilir. Ayrıca Mustafa Kutlu'nun dindarlık saydığı bazı şeyler var ki ben abartıdan ve batıl inançtan başka bir şey olduğunu düşünmüyorum. Kadınların erkeklerle konuşmaması , kendilerini erkeklerden korumak zorunda oluşları, erkeklerin kadın görünce uzaylı görmüş gibi davranması... Fakat dediğim gibi ders verici güzel hikayeler vardı.
Cüneyd Suavi’yi hatırlar mısınız? Peki ya Hayatın İçinden desem? Sonrasında mantar gibi türeyen ve gülümseten, motive eden, şaşırtan başlıklı öykü kitaplarnı hatırlıyor musunuz peki? Bu kitaplar bir ara pek popüler olmuşlardı. Kolay okunurlukları ve şaşırtıcı sonlarıyla yüzümüze küçük küçük tebessümler yerleştirirdi bu kitaplar. Hayat Güzeldir kitabı sadece ismen değil içerik olarak da Hayatın İçinden’i hatırlatıyor. Haziran 2011’de ilk baskısını yapmış 167 sayfalık bir eser. Bu kitapta küçük tebessümler yerleştiren, basit hikayeler var. Bence böyle hikaye kitapları hatta romanlar da olmalı. Ağır eserlerden başımızı kaldırıp soluklanabileceğimiz; sıcak yaz ikindisinde içilen soğuk limonata tadında. Vaat ettiği tek şey biraz tebessüm. Eh buna da hayır denmez. Hele Mustafa Kutlu gibi nahifliğini defalarca ispat etmiş bir yazarın eserine hiç hayır denmez.
"Yarabbi hayat ne kadar güzel , ama bizim gözümüz KÖR, kulağımız SAĞIR. Ancak DARA DÜŞTÜĞÜMÜZDE , PAÇAMIZ SIKIŞTIĞINDA görüyoruz bu güzellikleri. Bu kadar nimet! Bunların hangi birine şükretmeli? " Bu kitaptaki hikayeleri okuyunca, sanki ölümün kıyısından dönmüş ve o dönüşte aklınız başınıza gelmiş gibi... Gibi diyorum zira , kitap ne kadar iyi olsa da etkisi uzun sürmüyor, çünkü insanoğlu her zaman hem nankör hem unutkandır!!!
Ilk hikayenin basından itibaren bir şey katmayacağı, öykülerin kalitesinin standartın altında olacağı aşikardı. Beni başladığım kitabı bitirme alışkanlığımı bırakmam gerektiğine inandırdı.
İçinde kısa kısa ve yaşamı sevdirecek türden hikayeler olması güzel fakat malesef bende beklediğim etkiyi bırakmadı. Ayrıca hikayelerin seviyesi 9 yaşındaki bir çocuğun rahatça okuyup anlayabileceği bir seviyedeydi, keşke daha çok bana uyabilecek ağırlıkta ve seviyede bir kitap olsaydıda daha da etkilenerek okuyabilseydim.