"İhtiyarlığımda çekilmez bir adam olacağım hakkındaki iltifatına teşekkür ederim. Ama bu tahminin doğru çıkmayacak sanırım. Çünkü ihtiyarlayacağımı kim söyledi. Hep genç kalacağım."
Kitapta, Sabahattin Ali'nin ailesine, arkadaşlarına ve iş ortaklarına yazdığı mektuplarla , Sabahattin Ali'ye ailesi, Nazım Hikmet, Esat Adil Müstecaplıoğlu, Mehmet Ali Aybar, Mehmet Ali Cimcoz, Aziz Nesin, Melahat Togar, Ayşe Sıtkı İlhan, Nihal Atsız, Cemal Kutay, Samim Kocagöz başta olmak üzere arkadaşları ve öğrencileri tarafından gönderilen, Markopaşa ve Yeni Dünya´nın kuruluşunda yazılan mektuplar ve resmi yazışmalar bulunmaktadır.
Bu mektupların Sabahattin Ali'nin edebi kimliğinin oluşumuna ışık tutan metinler olduğunu, okuduklarını, yazdıklarını ve yazacaklarını anlattığı mektupların yazarın notları olarak da okunabileceğini özellikle belirtilmelidir. Hep Genç Kalacağım'da bir araya getirilen mektuplar sadece Sabahattin Ali'nin hayatına tanıklık etmekle kalmıyor, Cumhuriyetin ilk on yılında Ankara'da yaşam, II. Dünya Savaşı'nın yarattığı ortam ve Türkiye'de giderek cadı avına dönüşen sol görüşlü kişilerin tutuklanması gibi pek çok olayla ilgili tanıklıklara da yer veriyor.
Sabahattin Ali (February 25, 1907 – April 2, 1948) was a Turkish novelist, short-story writer, poet, and journalist.
He was born in 1907 in Eğridere township (now Ardino in southern Bulgaria) of the Sanjak of Gümülcine (now Komotini in northern Greece), in the Ottoman Empire. He lived in Istanbul, Çanakkale and Edremit before he entered the School of Education in Balıkesir. Then, he was transferred to the School of Education in Istanbul, where he graduated in 1926. After serving as a teacher in Yozgat for one year, he earned a fellowship from the Ministry of National Education and studied in Germany from 1928 to 1930. When he returned to Turkey, he taught German language in high schools at Aydın and Konya.
While he was serving as a teacher in Konya, he was arrested for a poem he wrote criticizing Atatürk's policies, and accused of libelling two other journalists. Having served his sentence for several months in Konya and then in the Sinop Fortress Prison, he was released in 1933 in an amnesty granted to mark the 10th anniversary of the declaration of the Republic of Turkey. He then applied to the Ministry of National Education for permission to teach again. After proving his allegiance to Atatürk by writing the poem "Benim Aşkım" (literally: My Love or My Passion), he was assigned to the publications division at the Ministry of National Education. Sabahattin Ali married on May 16, 1935 and did his military service in 1936. He was imprisoned again and released in 1944. He also owned and edited a popular weekly newspaper called "Marko Paşa" (pronounced "Marco Pasha"), together with Aziz Nesin.
Upon his release from prison, he suffered financial troubles. His application for a passport was denied. He was killed at the Bulgarian border, probably on 1 or 2 April 1948. His body was found on June 16, 1948. It is generally believed that he was killed by Ali Ertekin, a smuggler with connections to the National Security Service, who had been paid to help him pass the border.[2] Another hypothesis is that Ertekin handed him over to the security services, and he was killed during interrogation. It is believed he was killed because of his political opinions.
Sabahattin Ali's 100th birth anniversary was celebrated in Bulgarian city Ardino in March 31, 2007. Ali is a well-known author in this country because his books have been read in schools in Bulgaria since 1950s.
Hep Genç Kalacağım’da Sabahattin Ali’nin yazdığı ve ona yazılan mektuplar toplanmış. Bazı mektuplar yazarın Mahkemelerde ve Canım Aliye Ruhum Filiz kitaplarında da yer alıyordu ama kitapta çoğunlukla ilk kez okuduğum mektuplar vardı.
Yazın dünyasının birçok isminin Sabahattin Ali’ye yazdığı mektupları okumak isteyenlere öneririm.
Sabahattin Ali’nin “Canım Aliye, Ruhum Filiz”ini okumuştum; Filiz Ali’nin de iki hatıratını okudum. “Hep Genç Kalacağım” bu nedenle benim için tanıdığım birinin yaşadıklarını hatırlamak gibi oldu. Ama beni vuran Ayşe Sıtkı İlhan ile olan mektupları oldu. Bu nasıl güzel bir dostluk, bu nasıl güzel bir paylaşım... Bu kadar genç yaşlardaki insanların farkındalıklarının, bunu bu kadar güzel ifade edebilmelerinin ve bunu her iki tarafın da samimiyetle anlayıp, kabul etmelerinin hayranı oldum!
Sabahattin Ali'nin yaşamına dahil olmak ben de tarif edemeyeceğim bir okuma zevki oluşturdu. Aynı zamanda o dönemin siyasi olayları hakkında bilgi sahibi olmak ayrı bir keyifti. Çok üzülerek okudum..Kızı ve eşiyle bir türlü kavuşamaması ve sonunda da acı bir şekilde vefat etmesi beni cok üzdü.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Sabahattin Ali'nin yazmış olduğu mektuplarından ve ona yazılanlardan oluşan kitabı. Yazarın hayatına ışık tutuyor. Maalesef çok genç kaybettiğimiz için de ''Hep Genç Kalacağım'' sözünü doğrulamış oldu.
Bu kitaptan sonra okuduğum Osman Balcıgil'in Yeşil Mürekkep isimli kitabını sevmedim.Sabahattin Ali'nin hayatını yazmak istemiş ama bence başarısız olmuş.Mektuplarını okumamış olsam inanabilirdim. O'nu tanıyabilmek için Hep Genç Kalacağım'ı okumanızı ve bir aydının ne zorluklarla hayata tutunmaya çalıştığını ilk ağızdan öğrenmenizi tavsiye ederim.
Bin bela ile bir haftada İstanbul'a gelebildim. Kızılcahamam ile Düzce arasında, yani Bolu Dağı ile Gerede havalisinde çok perişan olduk. Kara saplanıp gece dağ başlarında pek perişan olduk, şoför mahallinde uyuduk, az daha donuyorduk. Üstelik İzmit Dağı'nı da kar sarmış, buradan geçerken makas yani yay kırdık. Demirci çingeneler bulup üstünkörü bir tamirle yola devam edebildik. Nihayet İstanbul'a geldik ama şimdi de tamir peşinde koşuyorum. Sana mektubu biraz geç yazıyorum, resimleri bekledim. Hakikaten vaziyetimizin bir kısmını ve çamurların mahiyetini bunlardan biraz anlardın. Mamafih senin Filiz'le olan resimlerin müthiş sükse yaptı. Bunu yazmak doğru değil ya. Artık fiyakadan yanına varılmaz. Hatta birisi seni gösterip "Kızınız bu mu?" diye sordu. Ben de "Hayır, ablamdır," dedim. Neyse havalar düzelip, yollar açılıncaya kadar ister istemez İstanbul'da kalıp çalışacağız. Bakalım iş çıkacak mı kazanabilecek miyiz? Yarın Kadıköy tarafına geçip bütün gün ev arayacağım. Mehmet Ali [Aybar] Zincirli Hürriyet'i çıkarmaya çalışıyor, fakat hiçbir matbaa basmıyor. Bir yerde ümit var, onu bekliyor. Sana Aliye Hanımlar, Siret [Aybar], Mehmet Ali, Müzehher, Vâlâ [Ebüzzi-ya] Hanım da çok selam ediyorlar. Sen mektubu Adaletler'e yaz, idarehaneye pek uğramıyorum, elime geç geçer. Adresi tekrar aşağıya yazıyorum.
Binlerce defa ve hasretle yanaklarından, gözlerinden öperim sevgili karıcığım.
SONUNDA BITTI yine mükemmel bi kitaptı, buna 5 yıldız vermicem çünkü Canım Aliye,Ruhum Filiz'e 5 yıldız vermiştim ve onu daha çok sevmiştim. Bunu da çok sevdim özellikle Sabahattin Ali ve Nazım Hikmet'in arkadaş oluşuna tanık olmak çok güzeldi (sanki roman kahramanıymış gibi konuşuyorum ama olsun) 4,25 veririm.
Bu kitap Sabahattin Ali kitabi degil. 545 sayfalik kitapta 10-15 mektup disinda hepsi Sabahattin Ali'ye gelen mektuplar. SA'nin hayatinda yazdigi mektuplarin cok azi kitaba konmus. Okunmasa da olur.