Serra, Sıla, Melis, Dilek, Esin, Toprak… Dünün küçük kızları… Hepsi ayrı ayrı yollarda ilerliyor. Ama… Bir zamanlar birbirinin ellerinden tutan o küçük kızlar, bugün genç kadınlar olarak aynı elleri sıkı sıkı tutmaya devam ediyorlar. Dilek, Ulaş ve Derya’sıyla mutlu. İşinde başarılı. Hâlâ çocuksu neşesini, öfke patlamalarını, patavatsızlığını sürdürüyor. Toprak, özel yaşamını konuşmayı sevmeyen bir özgür ruh… Evliliğe inanmıyor ama seçtiği hayat arkadaşıyla mutlu görünüyor. Daha fazlası zaten sorulmaz ona. Melis, Toprak’ın tam anlamıyla zıttı. Hepsine karışan, onların dertlerini dert edinen, en olmadık sorularla özel yaşamlarına dalıveren bir anaç tavuk… Hem başarılı bir iş kadını, hem de çok iyi bir anne, her koşulda güzel, şık, ışıl ışıl bir kadın. Esin, sakin, sessiz, sanatkâr ruhlu… Başarılı bir sanatçı olma yolunda hızla ilerliyor. Zor zamanları sabırla, hoşgörüyle aşabilen, içlerinde bilgeliğe en yakın kişi. Sıla, narin ama çelik bir tel gibi dirençli ve güçlü… Nelerden geçti ama çok başarılı olduğu mesleğinden asla vazgeçmedi. Ailesiyle işini bir arada keyif ve uyumla sürdürmeyi başaran Serra ise on beş yaşında yazmaya başladığı anı defterlerine artık son noktayı koyuyor. Minik kızı Selin’e ilk anı defterini alarak bu geleneği bir sonraki kuşağa aktarmayı arzu ediyor. Tüm sevdikleri kendi hayatlarını kurarken, başka başka ufuklara yelken açarken Serra onların arkasından mutlulukla bakıyor, bir yandan da o ince hüzün gelip yerleşiveriyor yüreğine.
1961 yılında Amerikan Kız Koleji Edebiyat Bölümü'nden mezun olan İpek Ongun, yazı yaşamına 1980'de yayımlanan Mektup Arkadaşları'yla başladı. Onu Kamp Arkadaşları ve Afacanlar Çetesi adlı çocuk kitapları izledi. Bunları izleyen Yaş On Yedi ve Bir Genç Kızın Gizli Defteri başlıklı yapıtlarıysa gençlik için yazılmış romanlardır. Gençlik romanlarından sonra, gençlere yaşama kültürü ve kişisel gelişim gibi konularda yardımcı olmasını amaçladığı bir üçlü yazdı. Adları Bir Pırıltıdır Yaşamak , Bu Hayat Sizin ve Lütfen Beni Anla olan bu kitapların ilki 1911 yılında TÜYAP'ta " Altın Kitap Ödülü " 'nü aldı. Ayrıca gençller için yaptığı bu çalışmalar nedeniyle kendisine Rotary Kulübü tarafından "* 1995-1996 Meslek Hizmetleri Ödülü" verildi. 1998 yılında da Oriflame firmasının 250.000 kişilik bir halk jürisine yaptırdığı anket sonucu yılın en başarılı kadın yazarı seçildi. Bu çalışmalardan sonra tekrar romana dönen Ongun, Bir Genç Kızın Gizli Defteri'nin devamı olan Arkadaşlar Arasında,Kendi Ayakları Üstünde,Adım Adım Hayata,İşte Hayat ve Şimdi Düğün Zamanı 'nı yazdı. Sabah gazetesi'ndeki yazılarını Yarım Elma,Gönül Alma ve Sabah Pırıltıları adlı iki kitapta topladı. Evli ve iki kız annesi olan İpek Ongun,yazı yaşamını çok sevdiği Mersin'de sürdürmektedir.
Hiçbir zaman vazgeçebileceğimi sanmıyorum. Kocaman kadın da olsam bu kitabı okuyacağım, Serra'nın o güzel fikirlerinden yararlanacağım. Yeri geldi güldüm yeri geldi ağladım. Çok özel, çok.
Yine harika bir İpek Ongun kitabıydı.! Keşke Selinide yazsa İpek Hanım.Ne kadar okusam doyamam.Hala bazı kitapları tekrar tekrar okuyorum. :D Kitap çok güzeldi.Bu kitapta hayatlarının yerli yerine oturduğunu görüyoruz.Oktay bile evlendi.O sahneyi okuduğumda benimde Serra gibi incecik bir hüzün dalgası oturdu içime.Umarım serinin devam kitapları çıkar.Daha Yankıyla Melis var. ;)
Nostalji olsun diye okumak istedim, en son hangi kitapta kaldığımdan pek emin de olamadım. Aynı yaşa gelmişiz, çocuklarımız da aynı yaşta, maşallah Serra ne emzirmeyi sonlandırma, ne bez bıraktırma, ne iki yaş sendromu hiçbiriyle uğraşmıyor, e şaşırtmadı, o muhteşem Serra. Birkaç yaş daha büyük çocukların özellikleri yüklenmiş Selin'e, bazı şeyler mümkün değil. Acaba devam etsem mi, birkaç kitap daha var, ben bunu bir düşüneyim. Şişko body shaming de sinirimi bozdu.
Gene çok güzeldi. Taşlar yerine yavaş yavaş oturdu. Herhalde diğer 2 kitap da kızının günlüğü olacak onu da merak ediyorum ama Serra'nın yerini tutar mı bilemiyorum :) Serra'dan da hiç ayrılmak istemiyorum ama 2 kitap kaldı sadece...
Evet, geldik serinin 10. kitabına. Aslında kitap Şubat ayının son kitabı olacaktı amma ve lakin yoğunluktan dolayı 1 Mart'a sarktı. Seriye yıllar sonra başlamamın nedeni bizim ilk gençlik zamanların ışık eğitici romanlarından 2000 kuşağına bir yazı yazmaktı. Ama yeniden okumaya başladığımda o yıllara döndüm. Yazar serinin 10. kitabında Serra ve arkadaşlarını 20'li yaşların sonlarına yaklaşırken görüyoruz. Kitabın adından da görüldüğü üzere artık birçoğunun hayatındaki taşlar yavaş yavaş yerine oturuyor. Daha fazla ayrıntıları blog yazıma saklıyorum. Şimdiden iyi okumalar :)
Son sayfalarda sanki veda etmis Ipek Ongun. Serra ile yasitim ben.Tesadufen almistim serinin ilk kitabini sonra devami geldi.O lisedeyken ben de lisedeydim,universitedeyken universitede.Kurgu da olsa birinin hayatina taniklik ettim. Bu kitap guzeldi lakin Selinle konusmalari bana biraz abarti gibi geldi.Iki yasindaki bir cocuga icinde 'primadonna' gecen bir cumlenin kurulmasi ve bunu o cocugun anlamasi garip geldi bana(sayfa 273).Bayramda bayramlik Defne cocukkenki bayramlik kiyafetlerini anlatirken cocugun anlamasi... Bunun disinda kolay okunan,kafa dagitan bir kitap.Serideki diger kitaplar gibi.
Çok güzeldi yaa.. Böyle dostlarım ve benimde ve bunun için cok şükrediyorum. Ama burdaki herşeyi yaşamak bazen bir sergideyken aklima gelmesi, ya da hele onu hiç unutmadım; Vivaldi'nin Mevsimler adlı parçasını çalan müzik hocamıza şaşırarak bakmak ve beğenmek.. Dinlediğini, okuduğum evrensel değerleri, dürüstlük ve açıklık üzerine kurduğu ilişkileri bütün çocukların girmesi bilmesi gerek. Oğluma ileride okutmayı düşündüğüm kitaplardan kesinlikle.Kız erkek demeden birçok şeyi bundan güzel özetleyen bir kitap olamaz diye düşünüyorum.