Her devirde hâkim bir kuvvet vardır. Ona tabi olmak zamanın gereğinden kabul edilir. Vatanseverlik ve onurunu bu felsefeye uydurarak küplerini doldurmayı bilenler bu memlekette refah içinde yaşarlar, bu ilkenin tersine hareket edenler dedikodular içinde boğularak asılırlat, kesilirler, sürülürler, sürünürler...
Onları bugün affettik. Unuttuk. Lakin tarih sayfalarına, gelecekte insanlığa gözyaşları döktürtecek, ateşten, kan-dan, irinden, alçaklıktan satırlar nakşettiren, bugün içinde kavrulduğumuz yangının kundakçılarından birtakımları da daha büyük servetlerin verdiği refah ve gururla pencerelerin-den bu kargaşayı seyrediyorlar. Aç halk birbirini didiklerken onlar tok, yarın endişesinden azade, rahat ve huzur içinde lehlerine yeni bir dönüşüm için fitne düşünüyorlar...syf3
Gökten yıldızlar bana yolumu işa-ret ediyorlar, baykuşlar hoş geldin diyorlar, etrafımda gözlere görünmez köpekler ürüyorlar, mezarlardan ölüler kemik ka-falarıyla gülüyorlardı. Bir yetim ağlaması, ayrılık acısı çeken bir anne ağıdı duydum. Durdum. Ölüm hayattan mı yardım istiyordu? Hayat ölüme mi sığınıyordu? Bilmem...syf59
Avuç açarak geçinmeyi öğrenmişler komiser beyefendi. Hani ya belediye? Hani ya insanlık? Hani ya toplumun şefkati? Hani ya yangında evlerini kaybedenler için toplanan bağışlar? Üşenmeden yarın akşam o semtleri bir dolaşınız. İstanbul'dan vücutları kaldırılan sefil köpekle-rin yerlerini kimlere bırakmış olduklarını görürsünüz. Bir gün Fatih taraflarından yangının, sefaletin, zaruretin, açlığın her adımda bir karşıma çıkan matemli manzaralarıyla gözlerim, gönlüm karara karara, acı içinde ve dalgın geçerken önüme soğuktan morarmış kirli, minimini bir el uzandı, "Efendi, ço-cuklarının başı için bu yetime on paracık..." diyordu.
Yüzüne baktım, bir paçavra parçasına sarılı, hayatın daha başında fakat o yaşta avurtları çökmüş, neşesiz, za-yıf, hazin bir yüz... İnsanlığa karşı şikâyetçi, sitemli o küçük siyah gözler, muhatabını etkilemek için aralık dudaklarının üzerine damla damla hüzün akıtmasını öğrenmiş, o bükük boynunun üzerinden bana bakan masum lakin büyük bir dilenci kadar merhamet uyandırma sanatkârlığını edinmiş o gözleri gözlerim hemen ısırdı. Bu küçük dilenciyi ben tanı-yordum. Hem de yakından, iyi tanıyordum. Aman yarabbi, kimdi?syf103