uzanmak istemeyen hastası bir seansta onun koltuğuna oturunca divana uzanıp seanslara öyle devam eden oyunbaz kimliğini. Psikanalizin kurucularına duyduğu minneti de elden bırakmadan bilinenlerin kirli ışığının bilinmeyeni görmeyi engellememesi için neler yapılabileceğini anlatıyor. Kâh çerçeve, teori gibi günümüz psikanalizinin önemli alanlarını açıklıyor, kâh hastaya bir sonraki seansa gelmesi için geçerli bir sebep vermek için onunla nasıl bir oyun kurmak gerektiğini. Bir yandan deneyimi ve bilgisiyle genç psikanalistlere rehber olurken bir yandan da meraklıları için psikanalizin ulaşılmaz görünen sınırlarını nüktedan ve kışkırtıcı diliyle aralıyor.
Antonino Ferro 2 Mart 1947’de doğdu. 2013-2017 yılları arasında başkanlığını da yaptığı İtalyan Psikanaliz Kurumu’nun ve Uluslararası Psikanaliz Birliği’nin üyelerindendir. Avrupa, Kuzey Amerika, Güney Amerika ve Avustralya’da pek çok kurumda misafir profesör olarak çalışmıştır. Çalışmalarıyla psikanalizin gelişimine katkısı nedeniyle 2007’de Sigourney Ödülü’nü almıştır. Günümüz psikanalizinin en önemli isimlerinden biri olan Ferro hem yetişkinlerle hem çocuklarla çalışmaktadır.
Psikanaliz aslında basit bir şey, uzun zamandır onu olabildiğince karmaşık ve anlaşılmaz hale sokan biz psikanalistleriz, sanırsınız ki Orpheus ile Pisagor’un gizemlerinden bahsediyoruz. Oysa psikanaliz feci basit bir işlemdir: Bir araya geldiğimizde gerçekliğin vahşetini nasıl özümleyebildiğimizi anlatır.
Her çalışmanın başında Freud’dan alıntı yapmalı mı? Ya da genç analistler vakitlerinin çoğunu Freud okuyarak mı geçirmeli? Analiz süresi ne kadar olmalı? Analist yansızlığının sınırları nelerdir? Psikanaliz deyince hemen herkesin aklında canlanan divan gerçekten gerekli mi? uzanmak istemeyen hastası bir seansta onun koltuğuna oturunca divana uzanıp seanslara öyle devam eden oyunbaz kimliğini. Psikanalizin kurucularına duyduğu minneti de elden bırakmadan bilinenlerin kirli ışığının bilinmeyeni görmeyi engellememesi için neler yapılabileceğini anlatıyor. Kâh çerçeve, teori gibi günümüz psikanalizinin önemli alanlarını açıklıyor, kâh hastaya bir sonraki seansa gelmesi için geçerli bir sebep vermek için onunla nasıl bir oyun kurmak gerektiğini. Bir yandan deneyimi ve bilgisiyle genç psikanalistlere rehber olurken bir yandan da meraklıları için psikanalizin ulaşılmaz görünen sınırlarını nüktedan ve kışkırtıcı diliyle aralıyor.
Antonino Ferro 2 Mart 1947’de doğdu. 2013-2017 yılları arasında başkanlığını da yaptığı İtalyan Psikanaliz Kurumu’nun ve Uluslararası Psikanaliz Birliği’nin üyelerindendir. Avrupa, Kuzey Amerika, Güney Amerika ve Avustralya’da pek çok kurumda misafir profesör olarak çalışmıştır. Çalışmalarıyla psikanalizin gelişimine katkısı nedeniyle 2007’de Sigourney Ödülü’nü almıştır. Günümüz psikanalizinin en önemli isimlerinden biri olan Ferro hem yetişkinlerle hem çocuklarla çalışmaktadır.
Psikanaliz aslında basit bir şey, uzun zamandır onu olabildiğince karmaşık ve anlaşılmaz hale sokan biz psikanalistleriz, sanırsınız ki Orpheus ile Pisagor’un gizemlerinden bahsediyoruz. Oysa psikanaliz feci basit bir işlemdir: Bir araya geldiğimizde gerçekliğin vahşetini nasıl özümleyebildiğimizi anlatır.
Her çalışmanın başında Freud’dan alıntı yapmalı mı? Ya da genç analistler vakitlerinin çoğunu Freud okuyarak mı geçirmeli? Analiz süresi ne kadar olmalı? Analist yansızlığının sınırları nelerdir? Psikanaliz deyince hemen herkesin aklında canlanan divan gerçekten gerekli mi?
Okuduğum en keyifli, en akıcı psikanaliz metniydi. Sadece Bion'u çok iyi bir şekilde anlattığı için bile okumaya değerdi. Şu ana kadar Bion'u ben anlamakta zorlanıyorum sanmıştım oysa anlatanlardaymış sorun onu gördüm. Ancak Bion dışında da psikanaliz hakkında onu nicel ve ölçülebilir yöntemlere boğarak orasını burasını çekiştirerek "bilimsel olarak kanıtlanabilir" bir hale sokmaya çalışmadan çağdaş bir hale getirip yeniliğe açık hale getirme çabasını çok sevdim.
bu kitaptan çok fazla keyif almadığımı söyleyerek azınlığın içerisinde olacağım biliyorum. aslında başta çok büyük bir heyecanla başladım okumaya, ilk bölümlerde kitap beni aldı götürdü. ama belki de konuşmalar kuramsallaştıkça bilmediklerimin arasında boğuldum. elbette kişiyi psikanalizdeki tutuculuğu sorgulamaya ve bilmediği kuramcıları araştırmaya da itebilecek, ferro'nun bakış açısındaki dinamizmin güzel yansıtıldığı bir eser. ama yine de bendeki etkisi daha çok sıkılganlık oldu maalesef
Hastalar için de küçük bir yaşamda kalma rehberi dese de daha çok analistler için afacanca önerileri var Ferro’nun. 🍃
Başta analiz odasında oyun oynamaktan söz açıyor. Baştan burun kıvıranlara çocuklar için oyunun nasıl bir ciddiyet içerdiğini hatırlatarak. 🎪
Hastayla karşılaşılan andaki iki kişiyle sınırlı kalmayan bu alana getirilen, analistle hastanın ortak türettiği, yarattığı karakterlerin yaşamasına izin vermekten, oyuna katılmasını sağlamaktan söz açıyor. Kısaca analiz esnasında sadece iki zihinden bahsedilemeyecek kadar dolan kalabalık bir odayı oyun “alanı” olarak tahayyül ettiriyor. Bir bulaştan söz ediyor; zihinler arası bir bulaş. 🕸️
İkinci olarak akademik yazın ve düşün dünyasında olduğu gibi eleştirel bir yerden bir taraftan da disipline dair bir itiraf, dan dan kaç kuramcı paralıyor! Bion hariç😎
“Biz analistler ise bazen kapalı alan sevdalılarına dönüyoruz yanılma payından azade kusursuz kuramlarımızın korumasında birer tanrı muamelesi gördüğümüz odacıklarımızda kalabilmek istiyoruz.”
Üçüncü olarak analizin en önemli yanının, geçmişte ya da çocuklukta meydana gelen şeyler değil, burada ve şimdi analiz seansı sırasında, hasta ile analist arasındaki ilişkide olduğunu. Dönüşüm oluyor ise o esnada meydana geliyor oluşu. Uzaklarda aramadan. 🪷
Luca Nicoli’nin tüm kitap boyunca, sıkı sorularına, kuram devamlılığı, sürekliliği, bağ kurma arayışına Ferro, kopuşu öneriyor. 🔥
“Şu an analist gözümün önünde kabuklu bir hayvan gibi canlanıyor, sırtında geçerliğini yitirmiş kuramları simgeleyen yuvasını taşıyarak sürüne sürüne yürüyüşünü hayal ediyorum ve onu sırtında kemikleşmiş ağır bir yükle düşünmek hiç hoşuma gitmiyor oysa keşke başka tür bir canlı olsa, işe yaramaz parçalarını sırtından atarak evrim geçirmeye açık bir canlı mesela.”
This entire review has been hidden because of spoilers.
''İki kişinin yansız bir şekilde bir arada bulunması düşüncesi beni gülümsetiyor, bu mümkün değildir.''
''Bana kalırsa en büyük risk, yorumlamanın ucunun kaçmasıdır, yani analistin bütün dünyayı, gerçekliği, geleceği yorumlayabileceğini sanmasıdır. Oysa yorumlayabileceği tek şey psikanalitik terapi sırasında meydana gelenlerdir.''
Brillante riflessione sulla psicoanalisi, testo consigliato agli "addetti ai lavori" poiché i concetti sono complessi e i termini utilizzati sono tecnici e a mio avviso comprensibili solo a fronte di uno studio di un certo livello
Antonino Ferro psikanalize katkıları nedeniyle alanın önemli ödüllerinden Sigourney Ödülü’nün sahibi ve günümüz psikanalizinin önde gelen isimlerinden.
Kitap bir diğer psikanalist olan Luca Nicoli’nin Ferro ile gerçekleştirdiği bir sohbet, soru-cevap şeklinde ilerliyor. Yer yer alana dair terimler içerse de dili bana oldukça anlaşılır geldi. Her iki uzmanın da anlatım konusunda oldukça başarılı olduğunu düşünüyorum.
Psikolojiye olan ilgim nedeniyle merakla tamamladım kitabı ancak alanda çalışanlar için çok daha yol gösterici ve doyurucu bir metin olacağını düşünüyorum. Özellikle mesleğin yeni adayları için bir rehber niteliğinde olduğunu söylemek yanlış olmaz 🌿
‘Afacan bir psikanalistin notları’ iki psikanalistin alanlarıyla ilgili sorular ve cevaplar üzerinden tartışmasını içeriyor. Pek çok açıdan ufuk açıcı söylemler barındıran bir kitap olsa da benim gibi bu alanın dışındaki kişiler için doğru bir kaynak mı emin değilim. Çünkü, bazı bölümlerde çok fazla teknik bilgi içermesi nedeniyle profesyonel olarak psikoloji ile ilgilenenlerin daha çok faydalanabileceğini düşünüyorum. Ancak yine de keyif aldığım bir okuma oldu. Antonino Ferro ve onun düşünceleri ile tanışma fırsatı bulduğum için mutluyum.