Jump to ratings and reviews
Rate this book

Yeşil Gözlü Kız

Rate this book
“Sevgili Melek, Beni bir adam öptü. Şaş da kal, kardeşim… Şaş da kal! Beni bir erkek öptü. Ne babam ne dedem ne amcam ne dayım ne kardeşim… Beni yabancı, genç ve güzel bir erkek öptü. Evet Melekçiğim, münasebetsiz ve terbiyesiz olmasına rağmen…” Beyhan, Konya’dan İstanbul’a gelirken, trende yakışıklı, genç bir adamla karşılaşır. Tanımadığı bu adam, onu birden öpüverir. Beyhan’ın ilk öpüşmesidir bu ve genç kız, ismini bile bilmediği bir adama o anda âşık oluverir. Okumak için geldiği İstanbul’da, babasının amca kızı Fethiye Hanım ve ailesinin yanında kalacaktır. Doğruca Büyükada, Nizam Caddesi’nde bulunan Villa Darling’e gider. Bir kuşak önce Konya’dan İstanbul’a göçmüş ve hızla gelen zenginlikle sınıf atlamış bu ailenin fertleri birbirinden ilginç ve tuhaf tiplerdir. Beyhan gibi bir taşra kızı, onların tabiriyle bir “Ayşe Kız” için onların arasında kendisini var etmek kolay değildir. Suat Derviş, Yeşil Gözlü Kız’da, Anadolu’dan gelen Beyhan’ı İstanbul’un jet hızıyla modernleşmiş, fakat bu süreçte içten içe çürümüş sosyetesine sokuyor ve böylece toplumdaki değişime, dönüşüme ışık tutuyor. Bu roman, onun en politik, en eleştirel ve sert eserlerinden biri.

240 pages, Paperback

First published January 1, 1946

Loading...
Loading...

About the author

Suat Derviş

47 books103 followers
Suat Derviş İstanbul’da doğdu. Tıp profesörlerinden İsmail Derviş Bey’in kızı olan Suat Derviş, çocukluk yıllarında özel eğitim aldı. Daha sonra Kadıköy Numune Rüştiyesi’yle Bilgi Yurdu’nda eğitim hayatına devam etti. Konservatuvar eğitimi için ablasıyla birlikte Almanya’ya giderek piyano dersleri almaya başladı ve edebiyat fakültesine yazılarak felsefe derslerine yöneldi. Konservatuvar eğitimini bırakıp Almanya’daki çeşitli dergi ve gazetelerde yazmasıyla gazetecilik hayatı başladı. 1932’de Türkiye’ye döndükten sonra da Son Posta, Vatan, Cumhuriyet, Gece Postası, Yeni Ay, Tan gibi gazetelerde röpotajları, hikâyeleri, romanları yayımlanarak yazı hayatına devam etti. Reşat Fuat Baraner ile birlikte Türkiye’de toplumsal gerçekçi akımın ilk yayın organlarından sayılan Yeni Edebiyat Dergisi’ni yayımladı. Bu dergide kısa öyküler, fıkra ve eleştiriler yazdı. 1944 tutuklamaları sırasında eşi Reşat Fuat Baraner’i sakladığı ve yasadışı Türkiye Komünist Partisi’ne katıldığı gerekçesiyle yargılanarak bir yıl hapse mahkûm oldu. Ardından Paris’e giderek 1953-1961 yılları arasında Fransa’da kaldı. 1961’de Türkiye’ye döndükten sonra romanlarının yazımı ve yayınıyla uğraştı. Birçok ilke de imzasını atan Suat Derviş, yazı hayatına adım attığı Alemdar gazetesindeki “Hezeyan” şiiri başta olmak üzere, gerek farklı mahlaslarla gerek kendi ismiyle yazılmış birçok eseri geride bırakarak 1972’de Kasımpaşa Askeri Deniz Hastanesi’nde hayata gözlerini yumdu.

http://www.ithaki.com.tr/yazar/suat-d...

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
9 (26%)
4 stars
14 (41%)
3 stars
11 (32%)
2 stars
0 (0%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 5 of 5 reviews
Profile Image for Özgün Onat.
441 reviews6 followers
Read
July 10, 2023
YEŞİL GÖZLÜ KIZ / SUAT DERVİŞ

Suat Derviş'in bu romanı dönemin günlük gazetelerinden Son Saat'te 2 Ağustos - 18 Ekim 1946'da 76 tefrika olarak yayınlanmış. Kitap için arka kapakta; "Suat Derviş, Yeşil Gözlü Kız’da, Anadolu’dan gelen Beyhan’ı İstanbul’un jet hızıyla modernleşmiş, fakat bu süreçte içten içe çürümüş sosyetesine sokuyor ve böylece toplumdaki değişime, dönüşüme ışık tutuyor. Bu roman, onun en politik, en eleştirel ve sert eserlerinden biri." diyor. Suat Derviş'in olgunluk döneminde yazdığı romanlardan olan Yeşil Gözlü Kız, gerçekten de sivri eleştirilerin olduğu aşırı realist bir hikaye.
Demokrasi, kadın hakları konularında mücadele eden biri olarak romanlarında; toplumcu gerçekçilik akımının etkisiyle öne çıkan kadın karakterleriyle, toplumsal cinsiyet ayrımını, kadın işçileri, işsizleri, yoksulluğu işlemiş. Bu hikayede kadın işçiler, yoksulluk yok ama sınıf atlayan, modernlik peşinde cemiyet hayatındaki yerlerini korumaya çalışan ama aile içinde bencilce çatışan kadınlar var.
Romandaki kadın karakterleri incelersek ilki Anadolu'dan İstanbul'a gelen baş karakter Beyhan. Babasının zoruyla okulunu tamamlamak ve iyi derecede İngilizce öğrenmek için İstanbul'daki halasının yanına gelen Beyhan, bana göre içinde çelişkiler taşıyan bir kişilik. Kendisine söylenilen her sözü bir saldırı olarak algılayan ve hırçınlaşarak ters cevaplar veren sivri dilli biri. Akrabalarını tanımaya çalışarak iletişim kurmak yerine onlarla didişiyor. Fethiye Hanım ise onu evinde misafir eden halası. Konya'dan İstanbul'a taşınıp, zenginliklerinin artmasıyla sınıf atlayan ailenin sosyeteye en hızlı uyum sağlayan üyesi. Dışarıdan bakıldığında ailesi için fedakar, eşine yardımcı olan, cemiyet hayatının gereklerini yerine getiren, dört çocuğuna (Fahri, Türkan, Ertuğrul, Tülay) karşı eşit mesafede olmaya çalışan (aslında küçük kızı Tülay'ı kayıran), sessiz, sakin hatta gelinin yaptıklarına dahi ses çıkarmayan munis bir hanımefendi. Ama aslında bencil, sadakatsiz, kimse kendisine karışmasın diye her şeye göz yuman, hayatın tadını çıkarmaya çalışan biri. Türkan, 29 yaşında Anadolu'da olsa evde kaldı denilecek ama bulundukları çevre dolayısıyla bunu önemsemeyen, içi boş, züppe, moda takipçisi, evde olanların farkında ama etrafındakileri unutmak ve içindeki boşluğu doldurmak için kendini içkiye vermiş, silik bir karakter. Tülay, en küçükleri olduğu için şımartılmış ama hiç birine benzemiyor. Hırçın tabiatlı, sözünü sakınmayan, hiçbir şeye inanmayan, içinde oldukları cemiyeti beğenmeyip eleştiren, yengesi ile geçinemeyen, ailesini sahte / iki yüzlü oldukları için sevmeyen, kendini çok bilmiş ihtiyar zanneden ukala bir çocuk. Gelin Mualla, Fahri'nin eşi. Güzelliğinin farkında olan, büyüdüğü fakir mahalleyi, basit komşularını kendine yakıştırmayan, gözü yükseklerde olan bu yüzden erken yaşta iş hayatına atılıp, feleğin çemberinden geçerek, son işyerindeki patronu Fahri ile evlenip, istediği lüks hayata kavuşan ama kocasını değil cüzdanını seven, küstah, görmemiş, gençlik aşkını yaşayamamış, hayattan intikam almaya çalışan, çevresindekileri ve hizmetkarları küçümseyen bir zavallı.
Akıcı dili zaman zaman argoya kaçsa da Yeşilçam senaryolarını anımsatan bir öyküydü. Özellikle; Dağdan İnme ( Fatma Girik, Engin Çağlar, 1973), Kınalı Yapıncak (Hülya Koçyiğit, Engin Çağlar, 1968), Kezban ( Hülya Koçyiğit, İzzet Günay, 1968), Güllü ( Türkan Şoray, Ediz Hun, 1971) gibi filmleri hatırlatsa da daha önce dediğim gibi sert eleştirileri, sivri dili yüzünden onlar kadar tatlı, komedi değildi. Toplumsal gerçekçilik akımının etkisinde yazan Derviş, yaşananları, aile içinde olanları, toplumun durumunu tüm çıplaklığıyla yüzümüze çarpıyor. Belki de siyasi kişiliği kadar sözünü sakınmaması, kalemini toplumun her kesiminin yaralarına saplaması onun unutturulmasına sebep olmuştur.
Profile Image for damla yıldırım.
200 reviews36 followers
September 5, 2023
Eski Türk filmleri tadında Yeşil Gözlü Kız ne eksik ne de fazla. Akıcı ve olabildiğince basit bir metin zaten kitap ne zaman başladı bitti anlamıyorsunuz. Suat Derviş külliyatini devirmeye devam..
Profile Image for Burak Kuscu.
594 reviews134 followers
June 8, 2023
Türk Edebiyatı'nın özel kalemlerinden Suat Derviş'in geç dönem eserlerinden biri.

Bir taşra vilâyetinden İstanbul sosyetesinin göbeğine düşen Beyhan, aşkları,arkadaşlığı, zenginliği ve yozlaşmışlığı aynı anda tecrübe edecektir.

Cumhuriyet'in ortaya çıkardığı taşralı zenginlerin cemiyet hayatına eklemlendiği o ikinci kuşağın grotesk halleri trajikomik durumlar ortaya çıkarıyor kitapta. Gerçekten böyle bir kuşak varmış. Tabi üzerinden zaman geçince herkes köklerinden biraz daha uzaklaşıp biraz daha ortama ayak uydurmayı başardı da günümüzde kitaptaki gibi yaşamlar oldukça azaldı.

Yeşilçam filmi tadında hoş bir hikâyeydi.
Profile Image for Barış.
324 reviews13 followers
March 10, 2024
Akıp giden bir kitap. Nostaljik. 40'li yıllar Büyükada sosyetesi. Genç cumhuriyetin eleştirisi. Sonradan görmelerin geleneksel ve modern arasına sıkışmış dar görüşleri. Taşradan çıkıp sonradan zengin olan ve tasrayi küçümseyen ama modernizmin ne olduğunu anlamayan ve sadece parayı önemseyen, hayatın tadını çıkarmak gerektiğini düşünüp bir sefahat içinde günlerini geçiren fakat gerçekte mutsuz, amaçsız, birbirlerini sevmeyi de beceremeyen bir grup insanın hikayeleri. Yazım dilini beğendim, bilmiyorum acaba sadeleştirilmiş mi? Eğer orijinali buysa çok güzel, yalın bir Türkçe. Tabii karakterlerin özenti yabancı dil kullanımları da var (modernliklerinden ötürü). Annelerine darling diyorlar mesela, çok yakışmış. Biraz Muhteşem Gatsby'ye mi benziyor nedir, ben neden son okuduğum kitaplari hep birbirleriyle kıyaslıyorum....
Altmış yaşına yaklaşmış bir kadının dünyadan elini eteğini çekmesi beklenirmis gibi. Değişen bir şey yok o zamandan beri. "Namuslu bir kadın; evine düşkün, eşine sadık, çocuklarına fedakar, işte o zaman melek gibi bir anne denir öylesine." Yeşilçam senaristleri bu kitapları okuyarak büyümüşler demek. Zaten S.D.in kitapları da filme çekilmedi mi?
Yer yer komik, eğlenceli, hoş bir kitapti.
Sonunu da çok beğendim. Başka türlü bitmesini istemezdim.

Alıntılar, sayfa numaralarıyla beraber (bana komik gelen şeyleri not etmişim);


'çok ihtiyar, en aşağı 35 yasinda' -27

'babamin şerefi var' -30

Halbuki insan bir kere yola çıktı mı nasıl olsa gideceği yeri buluyor. 

Buyukadadadaki insanların giyimleri ve köşke aranan orta hizmetcisi...-33

bülbül gibi çileyen=şakıyan

Bayan Darling çocuklarının kendisine böyle hitap edişini, böyle hürmetsiz, laubali ve terbiyesiz konuştuğunu gördükçe adeta memnun oluyor gibiydi. -68

Modern gençlik yetiştirmeyi gençliği sonsuz bir avarelik içinde bırakmak zannediyorlardı. -85

.. gördüklerini ve anladıklarını anlayışla karşılayacak kadar hayatta olgun, daha doğru tabiriyle pişkin olduklarını.... -90

Yirmi beş yaşını dört senedir geçmişti. 

Anasının jigolo tutan, gülünç bir ihtiyar kadın olmasıyla da alay edebilecek ve bundan muteesssir olmayacak kadar ileri düşünceli modern ve medeni bir kızdı. -126

Fakat ihtiyarlık... Hayır, annesi onu tevekkulle kabul edecek kadınlardan değildi. -128

Beyhan tek tecrubenin umumilestirildigi, ondan hüküm ve kaide çıkarıldığı yastaydi. -146

Fakat iki genç birbirlerini sevmisler ve bir de çocukları olmuş diye bunun için bu iki gencin hayatını birbirine bağlayıp ikisinin istikbaline zincir vurmaya ne mana vardı? -185

Iyi bir işi kaybetmekten korkan bir küçük memurun ruh hali içerisindeydi. -199

Belalı aşıklar tıpkı içki içmesini bilmeyen veya içince bunu adam öldürmek, adam yaralamak veya en aşağı kavga çıkarıp bir kadeh ya da şişe kırmak için bir mecburiyet zanneden belalı sarhoslara benziyorlar. -216
Displaying 1 - 5 of 5 reviews