Nihan Eren, nefes almayı bambaşka açılardan ele alıyor Nefeshane’de. Yazarın iyice olgunlaşan, lezzetini derinleştiren ama yeni arayışlardan da vazgeçmeyen bir dille kaleme aldığı sekiz öykü yer alıyor kitapta.
Kahramanların kendi ağızlarından dökülüyor öyküleri; bir mezarın içinden, nemli bodrum katından, hastane odasından, lüks gece kulübünden, Boğaz’ı gören tepeden, sıradan bir apartman dairesinden. Öykülerin hepsi İstanbul’da geçiyor, hepsinde aynı rüzgâr esiyor, aynı çatlak yürüyor, “hep nasıl olduysa” öyle devam ediyor hayat, bir nefese muhtaç insanı acıtarak, bölerek, bütünleyerek.
“Kökler ve çatlamamış filizler, larvalar ve yumurtalar, termitler, yattığın toprağın altında canlanmaya, seni kemirdikçe palazlanmaya teşne şu kara kalabalık etrafını sarmış, kımıldanıyor. Ellerine bakıyorlar. Belinden geçiyorlar. Tümseklerine çıkıp, çukurlarına dolacaklar. Gözlerini alacaklar. Etini alacaklar. Bu etle bir yavru yılanı büyüteceksin. Ona nefes olacaksın. Bir hayvana dönüşeceksin. Bir yılan olacaksın. Sonunda, bir hayvan bedeninde yeniden… Nefes alacaksın.”
1981'de Tekirdağ'da doğdu. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema-Tv Bölümünü bitirdi. Yeditepe Üniversitesi'nde Karşılaştırmalı Edebiyat alanında yüksek lisans yaptı ve burada araştırma görevlisi olarak çalıştı. Halen, Marmara Üniversitesi'nde İletişim Bilimleri'nde doktora çalışmasına devam ediyor ve senaryo yazarlığı yapıyor. Öyküleri Adam Öykü, Notos ve Kitap-lık dergilerinde yayımlandı. Yavaş 2008 Kör Pencerede Uyuyan 2015
B. Nihan Eren yerli edebiyatta sevdiğim nadir isimlerden. Bir önceki kitabı Hayal Otel’i çok beğenmiş bir okur olarak Nefeshane’yi de başarılı buldum. Birbirinden farklı (zaman zaman birbirine de bağlı) 8 öyküde “nefesleri” konu ediyor yazar. Var olma sancısını türlü karakterlerin gözünden hayatla, ölümle, İstanbulla güzelce bağlıyor ve sonunda kuvvetli bir his bırakmayı başarıyor. Özellikle kitaba ismini veren Nefeshane çok çok iyi bir öykü. İlk okuduğumda o kadar çarptı ki kitabı elimden bırakıp bir süre sonra bir daha okudum. Arka kapaktaki tanıtım yazısında yazıldığı üzere yazar hem anlatımını olgunlaştırmış hem de yeni bir şeyler denemekten geri durmamış gerçekten. Sırf bu cesaret bile benim için takdir unsuru.
B. Nihan Eren ile tanışma kitabım, Nefeshane. Kitap toplamda sekiz öyküden oluşmakta ve tüm öyküler İstanbul’da geçiyor. Her öyküde ortak tema nefes almak. Yazar, oluşturduğu karakterlerin bunalmışlığını okuyucuya o kadar iyi aktarıyorki, siz de okurken derin bir nefes alma ihtiyacı hissediyorsunuz.
Kitapta yer alan bazı öyküler birbirleriyle bağlantılı. Aynı olayı iki farklı gözden okuma hali çok başarılı kurgulanmış. Bağlantılı metinlerin yeteri kadar olan benzerliği ve farklı detaylarla birleştirilmesi, farklı bir öykü okuduğunuz hissini yaratıyor. Kitaba dair en sevdiğim şey bu oldu.
Çağdaş öykü okumayı seven bir okur olarak daha önce yazarla tanışmamış olmamı büyük bir kayıp olarak nitelendiriyorum. Yakın bir zamanda diğer kitaplarını da okumak istiyorum.
“İçten ama karmaşık, farklılığın üstünü çoğu zaman örten ama beklenmedik zamanlarda açan, kimi zaman İstanbul kadar sesli ama onu duymak istemediğimizde susan, açık gibi davranan ama sıra içine almaya gelince kapanan, geçmişi her daim kaynayan ama gözünü aynı zamanda yarına diken. Evet böyleydi.” çok ama çok sevdim gene 🩵💙🤍
Çağdaş öyküde arka arkaya yaşadığım hayal kırıklığı sonrasında bu kitap ilaç gibi geldi. Öyküleri tanımlamam gerekirse tam anlamıyla stil sahibi olurdu. Bazı yazarlar doğal anlatıcı ve bu yazdıkları bir paragrafta dahi belli oluyor. Günceli çok takip edemiyorum ama edebi karakteristiği olan yazarların çok olduğunu sanmıyorum. Eren’in öykülerinin hepsi İstanbul ve nefese bağlı. İstanbul en sevdiğim şehirlerden olduğu için beni hemen cezbetti. Tüm duygu ve olayların nefese bağlanması da çok hoştu. Kısacık ama çok hoş öyküler vardı. Yazarı okumaya devam edeceğim.
Yazarın kalemi edebi bakımdan doyurucu, düşündürücü. Kitap sekiz öykü barındırıyor içinde. Bir nefeste anlatılan, insan ve İstanbul hikayeleri. Zaman zaman size nefes almayı unutturacak.
Okudugum ilk Nihan Eren kitabiydi boylelikle kendisi ile gecte olsa tanismis oldum.
Istanbul'da gecen sekiz oykunun ortak noktasi nefes. Oykulerin bazilari birbirine bir sekilde baglantili. Kitabin ilk oykusu olum ile baslayip dogum ile bitiyor. Oykuler tema olarak birbirini tamamliyor.
Yazar karakterlerin yalnizliklarini, bunalimlarini, sıkısmıslıkları gayet basarili bir bicimde anlatmis. Dili akici ve guzel.
Bu arada en cok Selviler Altindaki Adamin Solugu adli oykuyu cok sevdim.
Nefis bir dil ustalığı, inanılmaz çarpıcı cümleler, çok geniş bir yelpazede insan hikayeleri, yazarın genç yaşına rağmen bu geniş spektrumda ve yaş grubundaki insan duygularını okuyucuya geçirmesi kullanılan olağanüstü betimlemeler Bu kitap ve yazar hakkında söyleyebileceklerim bunlar. İlk kez okudum Nihan Eren’i, mutlaka başka bir kitabını da okuyacağım.
Nefes vurgusuyla tematik açıdan birbirini tamamlayan öyküler, yaşamı kutsayan türden. İlk öyküde ölüme, son öyküde doğuma yer veren sırasıyla bile “hayat devam ediyor” diyor. Bazen insanı nefessiz bırakan, bazen de insana nefes olan İstanbul da şiirsel bir dokunuşla, öykülerde gezinen bir karakter olup çıkıyor.