Jump to ratings and reviews
Rate this book

Boğaziçi Yalıları

Rate this book
Abdülhak Şinasi Hisar’ın 1930’larda yayımlamaya başladığı anıları, temel olarak çocukluk yıllarını içine alır. Hoca Ali Rıza’nın resimlerinin Proustvari etkisiyle zihninde canlanan, Sultan II. Abdülhamid’in saltanatına denk gelen bu dönemi Hisar, “Çocukluğumuzun tattığı dünya elbette bir cennetti,” ifadesinde cisimleşen bir bakışla hikâye eder. Yazar, bilincinde olduğu siyasi ve kültürel çelişkileriyle bütün bir dönemin içinden bir “cenneti” taşın içinden bir heykel yontarcasına biçimlendirir: Hem kendi çocukluğu hem İstanbul’un yaşayışı böylece maddi ve manevi varlığıyla; hatıra, roman, şiir arasındaki sınırları ihlal eden bir metne dönüşür. “Hatıraların ağacını kendi içinde büyütmesini o kadar iyi biliyor,” diye tanımlar onun bu özel yaklaşımını Ahmet Hamdi Tanpınar.
Boğaziçi Yalıları’nda Abdülhak Şinasi Hisar, eski İstanbul yalılarının, sular etrafında birer ruh, kimlik ve hayat ifade eden hikâyelerini anlatır.

120 pages, Paperback

First published January 1, 1954

5 people are currently reading
125 people want to read

About the author

Abdülhak Şinasi Hisar

23 books36 followers
He was born in the mansion of his maternal grandfather Muhtar Bey in Rumelihisarı. Abdülhak Şinasi Hisar's childhood was spent in Rumelihisarı, Büyükada and Çamlıca. In 1898, he entered Galatasaray Sultanisi.
Without informing his family, he left Galatasaray Sultanisi in 1905 and went to Paris. He attended the École Libre des Sciences Politiques in Paris until 1908. In Paris, he frequently met with Prince Sebahattin, Dr. Nihat Reşat Belger, Ahmet Rıza Bey and Yahya Kemal.

He returned to Turkey after the declaration of the Second Constitutional Monarchy (1908). He worked for French and German companies, the Ottoman Bank, the Reji Administration, and after 1931 he settled in Ankara and worked for the Ministry of Foreign Affairs. In 1948, he returned to Istanbul and settled in an apartment overlooking the Bosphorus in Ayaspaşa. For a while, he worked as the editor-in-chief of the magazine Türk Yurdu (1954-57). He died of a cerebral hemorrhage at his home in Cihangir in 1963.

He began his literary career in the Armistice years with poetry, book reviews and criticism in Dergâh and Yarın magazines. From 1921 onwards, he became known for his articles in the newspapers İleri and Medeniyet; he also wrote for the magazines 7Ağaç, Varlık, Ülkü and Türk Yurdu, and the newspapers Milliyet, Hâkimiyet-i Milliye and Dünya. Although he was a writer of the Republican period, Hisar remained loyal to the Constitutionalist generation in terms of language and style, and all of his works are mainly based on “memoirs”. In his novels, he adopted the literary approach of writers such as Maurice Barrés, Anatole France and Marcel Proust.

Winner of the 1942 CHP Story and Novel Prize, Fahim Bey and Us was translated into German (Unser Guter Fahim Bey, trans.: Friedrich Von Rummel, 1956). Sermet Sami Uysal (Varlık Publications, 1961) and Necmettin Türinay (M.E.B., 1988) each wrote a book on Abdülhak Şinasi Hisar. After his death, Abdülhak Şinasi Hisar: Seçmeler (Haz.: S. İleri, YK7Y, 1992), Geçmiş Zaman Edipleri (Haz.: T. Yıldırım, Selis, 2005) and Kelime Kavgası: “On Literature and the Novel” (Selis, 2005). Emre Aracı composed a violin concerto of the same name (1997) inspired by the Bosphorus Moonlight.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
28 (28%)
4 stars
35 (35%)
3 stars
30 (30%)
2 stars
4 (4%)
1 star
2 (2%)
Displaying 1 - 11 of 11 reviews
Profile Image for Memed Koz.
269 reviews12 followers
October 13, 2016
Yalılara dair somut bilgilerle dolu bir kitap değil bu. Tıpkı İstanbul'un köşklerini anlattığı kitabı gibi; biraz anı, çokça duygu ve his paylaşımıyla dolu kitap.
Fakat kitabı bitirdiğimizde, bilincimize eski İstanbul'daki yalıların ne denli önem arzettiği yazılıyor.
Ve tabi ki bugün bu yalıların iki elin parmaklarını geçmeyecek kadar azalmasını, bir tarihin ve kültürün yokoluşunu anlayıp üzülmek kalıyor bize..
Profile Image for Caterina.
1,223 reviews62 followers
April 9, 2021
Eski İstanbul, Boğaz ve onun gerdanlığı yalılara dair nefis bir kitap. Yazıldığı döneme uygun bir dil olduğu için alışık olmayanları " yorabilir" ama sabredip gözünüzde canlandırırsanız anlatılan zamanları yaşarmış gibi hissedebilirsiniz. Yalıları, yalılardaki yaşamı ve yalılara dair her şeyi o dönemi yaşamış birinden okumak isterseniz bundan daha iyi bir seçim yapamazsınız!

Velhasıl meraklısının başucu eseri.
Profile Image for şahsenem meriç topçu.
56 reviews15 followers
July 26, 2020
O kadar özledim ki böylesi lezzetli ve mihmandar kalemleri okumayı. Nasıl gözden kaçırmışım, nasıl bu vakte kadar tanışmamışım bu eşsiz yazarımızla kendime kızıyorum. Bir memoir hem bu kadar Proustyen hem de bu kadar yerli olabilir ancak. Öylesine keyif aldım ki kitaptan, görünüşte İstanbul’un Boğaziçi hayatını anlatıyor gibi görünse de, insanın faniliği karşısında duyduğu kaçınılmaz ve derin teessürden tutun, zaman kavramının eşyalar ve bizler üzerindeki tesirine kadar, tasvir ve fikriyat bakımından da çok doyurucu bir eser. Üstelik, Tanpınar’ın ustalıkla yaptığı, bir resme bakar gibi kitabı okumak eylemini hakkıyla yaptırıyor Hisar. Sanırım zaman zaman ruhum bu lezzete ihtiyaç duyacak ve yazarın diğer eserleriyle birlikte bu kitaba da sık sık sarılacağım.
Profile Image for Özgün Onat.
437 reviews6 followers
July 26, 2023
BOĞAZİÇİ YALILARI / ABDÜLHAK ŞİNASİ HİSAR
İstanbul hakkında yazılan kitapları okumayı seviyorum o yüzden indirimde görünce aldım, anı kitabı da olunca hemen okudum. Tanıtım yazısında: "Abdülhak Şinasi Hisar’ın iki kitabı daha yayımlandı: Boğaziçi Mehtapları ve Boğaziçi Yalıları. İstanbul'u dinlemek ve duymak için mutlaka okunması gereken bu iki kitap, İstanbul üzerine yazılmış sayılı şaheserlerden. Hisar, Boğaziçi'ni mevsim mevsim, saat saat yaşatmayı başarıyor; geçmiş zaman cennetinde görülen bir medeniyet rüyasına götürüyor okurunu." diyor. Bu demektir ki diğer kitabı Boğaziçi Mehtapları da alınıp, okunacak.
Abdülhak Şinasi Hisar'ın hatıraları önce 1933'ten itibaren dergilerde parçalar halinde yayınlandı. Yazarın daha sonra bazı değişiklikler ve eklemelerle bir araya getirdiği bu yazılar 1942'de 'Boğaziçi Mehtepları', 1954'te 'Boğaziçi Yalıları', 1956'da ise 'Geçmiş Zaman Köşkleri' adıyla basıldı. Boğaziçi Yalıları'nda Hisar, eski İstanbul yalılarının, sular etrafında birer ruh, kimlik ve hayat ifade eden hikayelerini anlatır.
İstanbul Boğazı'nın iki yakasındaki yalılar, Boğaziçi Yalıları ( ya da Boğaziçi Sahil Haneleri, Boğaziçi Sahil Sarayları olarak da) diye bilinir. Osmanlı zamanında 17. yüzyıldan sonra yapımlarına başlanan yalılar, Boğaziçi mimarisinin seçkin örneklerini oluşturur. Çok sayıda odası, koru ya da geniş bahçesi, kayıkhanesi bazen kameriye ya da serası olan; rutubet göz önüne alınarak dönem mimarisine uygun kagir veya ahşap, kalem işi süslemelerle ihtişamlı görünüşe sahip, denize sıfır binalardır. Dönemin koşullarına uygun olarak haremlik - selamlık bölümleri; alt kat selamlık, üst kat haremlik ya da bina ortadan ayrılarak bölünmüş veya arazi uygunsa iki ayrı bina olarak yapılmışlardır.
Yalılarla beraber doğayı; Boğaz'daki denizi, havayı, güneşi, mehtabı, sabahı, geceyi, mevsimleri vb. öyle güzel anlatmış ki; sizde bu bilmediğiniz, görmediğiniz alemin özlemiyle iç çekiyorsunuz. Boğaziçi'ni, doğayı, denizi, yalıları korumak istiyorsunuz. Hoş hepsini olmasa bile yalıları korumak için " Kültür Varlıkları ve Müzeler Dairesi" ( eski Anıtlar Kurulu) var, ama yeterli mi? Onlar sadece binaları korumakla mükellef, ya doğa, deniz, ağaçlar, çiçekler, böcekler onları kim koruyacak?
Abdülhak Şinasi Hisar'ın önceleri keyifle anlattığı Boğaziçi ve anıları sayfalar ilerledikçe hüzne ve büyük bir özleme dönüşüyor. Çünkü zaman geçtikçe; o güzel insanlar ebediyete göçmüş, yalılar el değiştirmiş, adetler değişmiş, doğa katledilmiş, eşsiz mimariye sahip yalılar yıkılarak yerlerine daha modern binalar yapılmış. Böylece yalnız anılar zamanın sisleri arasında kaybolmakla kalmıyor aynı zamanda onları hatırlatan somut nesnelerde yok olmuş oluyor.
Anı, biyografi, röportaj, söyleşi, otobiyografi türü kitapları okumayı seviyorum, daha gerçekçi anlatımlı ve dönemi, olayları, yaşananları ilk ağızdan öğrenmiş oluyorsunuz. Bu kitabı okurken daha önce fark etmediğim bir şey aklıma geldi. Yazarlar, anılarını neden kaleme alıyor? Niye hatıralarını yazma ihtiyacı hissediyorlar? Herhalde akrabaları, arkadaşları, çevresi, çağdaşları okusun diye değil. Bence bizler yani birkaç kuşak sonrası okusun diye yazıyorlar. Anılarıyla beraber yaşadıkları dönemi her yönüyle genç kuşaklara aktarmak için diye düşünüyorum.
Boğaziçi Yalıları'ndan sahile vuranlar:
🌊 Bütün Boğaziçi, kendi içine kapalı bir alem, kendine has, tamamıyla milli ve mahalli bir medeniyetin ifadesiydi. Boğaziçi sanki bir göl ve burada her yalı bir diğerine, bu suların içinden geçen bir manevi rabıtayla, büyük ve gizli bir tesanütle bağlı ve birleşik gibiydi.
🌊 Aristokrat Boğaziçi'nde herkes kendi eviyle, ahbaplarıyla, dostlarıyla adeta şahsen bir para sarfi ihtiyacını duymazdı. Rumeli kıyısındaki, o da yalnız Bebek bahçesiyle Kalender ve daha öteleri müstesna olmak şartıyla, bütün Boğaziçi mahallelerinde bir tek otel, lokanta, pastane bilinmez, buralarda ancak küçük köy kahvehanelerine rastlanabilirdi.
🌊Yalı boyu denilen sahil kısmında yan yana sıralanan asıl yalıların sahipleri için Boğaziçi bilhassa yaz ve deniz diyarıydı. Burası sayfiye, hava tebdili, keyif, neşe, inşirah, huzur, muaşaka ve hayal yeriydi. Bu, bir deniz değil, bir nehir değil, Boğaziçi'ydi.
🌊Boğaziçi'nin hemen her günü üç mevsimin tatlarını vermeye kafi gelir. Sabahlarından ilkbahar, gündüzlerinden yaz ve akşamlarından sonbahar hatıraları kalıyor.
🌊 Boğaziçi yalnız suların değil, havanın, güneşin, rüzgarların da onlarla beraber kurduğu parıltılı, tılsımlı, bütün bir alemdir.
282 reviews14 followers
October 31, 2020
Boğaziçi Yalıları / Abdülhak Şinasi Hisar

'' Bu yalılar, önlerinden kayıkla geçilirken, Binbir Gece Masalları saraylarına benzerlerdi. Bu yalılar, eski zaman kadınlarının adeta feracelerinin renklerine, çiçek ve reçel renklerine, gül, çilek renklerine, yavruağzı, kavuniçi, karanfil kırmızısı gibi tatlı renklere bürünürlerdi. Bu yalılar, bu sularla öyle hemhal olurlardı ki, nasıl bir ud görünce o daha sükut ederken bile biz biraz musiki duyar gibi olursak, bu yalıları görünce de biraz Boğaziçi sabahı, Boğaziçi akşamı, gecesi, mehtabı, rüyası ve hülyası duyardık''
Yazar Boğaziçi yalılarını, mimarisini, bahçelerini, arka sokaklarını, mezarlıkları, koruları, kayıkları, içinde yaşayanların geleneklerini, eski eşyalarını, saatleri, aynaları, tesbihleri büyük bir beğeni ve aşkla, şiirli bir dille anlatıyor.
Profile Image for Hatice.
48 reviews2 followers
Read
September 27, 2021
Abdülhak Şinasi Hisar bizi "Aman efendim eski İstanbul ne güzeldi" muhabbetinden almış ve yavaş yavaş bizi "Bu durgun gökle bu çırpıntılı sular arasındaki baş döndürücü boşlukta sallanırken bütün bu güzellik âleminin de zevale mahkûm olduğunu ve inkıraz bulacağını düşünmek, gurup karşısında hassasiyeti artmış gözler ve hislerimizle, şimdiden, ileride gelecek bir zamanda, bütün bu musikînin sükûtunu duymak, bu ışıkların sönüşlerini görmek, bu günlerin koparılmış çiçekler gibi solup ademe geçtiğini anlamak kendi faniliğimiz hakkında bize büsbütün merhametsiz ve acı bir his verirdi. Anlardık ki bunca hülyalar, emeller ve emeklerle kendimize açtığımız yahut umduğumuz yarının yolu pek çabuk böyle bir ademe varacak bir çıkmaz sokaktır. İlerimiz de ancak bir mevsim, bir gün, bir akşamdır." durağında bırakmış. Canı sağolsun
50 reviews
February 9, 2026
Büyük bir ümitle elime alarak okumaya başladığım bu kitap maalesef beklediğim okuma zevkini veremedi bana.
Açıkçası kitabı okurken yalı mimarisi, dekorasyonu, yaşam tarzı gibi tasvirlerden ziyade yazarın girmiş olduğu ve çoğu zaman derin girdaplara dönüşen duygu yoğunluklarını uzun sayfalar boyunca anlatmış olması kitabı sıkıcı hale getirdi. Evet yapı, duygu ve tefekkür ilişkisini anlamak açısından eser gayet anlamlı, fakat kitabın ismi içeriğini tam olarak yansıtmıyordu sanki…
Profile Image for Laçin Aytaç.
68 reviews39 followers
June 22, 2016
Boğaz'daki kayık gezintileri kısımlarında kitabı yarım bırakmayı düşünecek kadar sıkılmama rağmen havuzlu odayı anlattığı kısımdan itibaren büyük bir keyif aldım. İç mekanların ve nesnelerin tasvirleri çok başarılıydı ve hatıralarla aralarındaki bağ çok güzel kurulmuştu.
Profile Image for gold.
155 reviews
Read
November 29, 2016
"Her şey dalgalar ve bulutlar gibi geçer, silinir ve onlardan biraz sis kalır. " (s. 27)

"Hayat ancak akan, mahvolan, muhteşem bir şelale, hayat, bu geçen şey, demin tekmil ve şimdi bozulan bu şekil ve şimdi mevcut fakat uçan bu koku, solan bu renk, dağılan bu saatmiş!" (s. 68)
Displaying 1 - 11 of 11 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.