Jump to ratings and reviews
Rate this book

Türkiye’de Ağır Müziğin Geçmişi

Rate this book
Tam 11 yıl önce Facebook üzerinde başlayıp kısa sürede geniş bir rock sever kitleye ulaşan Türkiye’de Ağır Müziğin Geçmişi (TAMG) 2019 itibariyle Twitter, YouTube, podcast ve web sitesi üzerinde de ses getirmeyi başardı. Türkiye’de rock ve heavy metal müziğin geçmişine belgeler ve anılar eşliğinde analitik fakat samimi bir tanıklık yaptı. İşte şu anda elinizde tuttuğunuz kitabın hikâyesi bu.

Kitap, 1981 yılından bugüne, “hafif müzik” kategorisine zıt giden rock, heavy metal ve punk gibi tarzların Türkiye’de nasıl yayıldığına ve geliştiğine odaklanırken kâh hikâyeleri kâh durum değerlendirmeleriyle mevzuyu 2020’lere bağlıyor.

Bu yolculuğa müzisyenler, dinleyiciler, fanzinciler, organizatörler, kasetçiler, tişörtçüler, radyocular başta olmak üzere yolu ağır müzikten geçen yüzlerce kişi eşlik ediyor.

Toplamda 39 yıllık bir dönemi konu edinen Türkiye’de Ağır Müziğin Geçmişi kitabı, gücünü arşivinden, dergi/fanzin/kaset koleksiyonundan ve dönemin tanıklarını içeren kaynakların ısrarla araştırılmasından alan bir tarihsel anlatı ortaya koyuyor. Böylece Türkiye’nin yakın kültür tarihinde önemli bir boşluğu dolduruyor.

424 pages, Paperback

Published February 21, 2023

7 people are currently reading
48 people want to read

About the author

Adnan Alper Demirci

1 book2 followers

1988’de İzmir’de doğdu. Aydın’da büyüdü. 2005’te üniversite için İzmir’e döndü. 2016-2017 sezonu haricinde 2022 sonuna dek İzmir’de yaşadı. Ancak gönlü bir yıl yaşayıp mücbir sebeplerle döndüğü, şimdilerde yeniden yerleşmeye çalıştığı Utrecht’ten yanadır. Evlidir.

Lisans eğitimini 2012 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği bölümünde tamamlamakla birlikte hiç mühendislik yapmayıp tasarım alanına geçti. Yüksek lisansını İzmir Ekonomi Üniversitesi Tasarım Çalışmaları programında 2015 yılında tamamladı. Tez konusunu görsel iletişim tasarımı alanında belirledi, Laneth ve Non Serviam gibi fanzinlerde yer alan şok edici görsel öğeler üzerinden söylem analizi yaptı. Ardından yedi yıl aynı programda doktora yapmaya çalıştı, bu sefer konu müzikle ve görsel iletişimle alakalı olmayınca çıkmaza girdi, “doktora terk” anılmak durumunda kaldı. Doktora yaptığı dönemde İzmir Ekonomi Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı bölümünde araştırma görevlisi olarak çalıştı.

2006-2014 yılları arasında çeşitli dönemlerde Boo! adında internet üzerinden yayınlanan bir kültür sanat dergisini çıkardı. Ekibi topladı, genel yayın yönetmeni olarak konuları belirledi, derginin sayfalarını tasarladı, gelen yazılara editörlük yaptı. 2020 başındaki “dergi yapmayı özledik” sayısı ile beraber toplam elli dokuz sayı çıktı..

Boo! dergisinin çıkmadığı bir dönemde katıldığı Headbang dergisinde 2010-2016 arasında toplam yetmişe yakın yazılar yazdı, röportaj soruları hazırladı.

2012 yılında Facebook üzerinde müzik arşivini paylaştığı Türkiye’de Ağır Müziğin Geçmişi sayfasını açtı. 2019’da buna YouTube, Twitter ve podcast, 2021’de web sitesi, 2022’de Instagram ve nihayet 2023’te ise kitap eklendi.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
14 (41%)
4 stars
15 (44%)
3 stars
5 (14%)
2 stars
0 (0%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 8 of 8 reviews
Profile Image for Levent Pekcan.
198 reviews619 followers
June 11, 2023
Açıkçası ben iyi bir yerli rock / metal dinleyicisi değilim. Kitabı okumaya biraz nazlanarak başladım, biraz kitapta kullanılan yazıtipinin küçüklüğü, biraz da yazarın kitabın ilk 30-40 sayfasında kendini açıklamak için fazlasıyla zaman harcaması benim kitaba ısınmamı zorlaştırdı. Gelgelelim, ilerleyen sayfalarda tanıdığım insanlar, bildiğim mekan ve kişiler ardı ardına karşıma çıkmaya başlayınca kitaba büyük bir ilgiyle sarıldım ve büyük keyif alarak okudum.

Bu kitabın herkesin ilgisini çekmesi mümkün değil, Türkiye'de yapılan metal müzikle hiçbir ilginiz yoksa, kitaptan kazanacağınız bir şey de yok. Lakin, bu müthiş bir tutkuyla araştırılıp yazıldığı çok net hissedilen bir çalışma. Yazar eski dergiler, afişler, konser biletleri vs. verileri kullanarak tam anlamıyla bir tarihçe yazmış. Belki eleştirilebilecek bir nokta, yazarın kendi yaptığı görüşme/röportajlara yer vermemesi, ya da böyle bir çabaya girmemiş olması. Gerçi böyle bir boyut eklense, herhalde kitap en az iki cilde çıkacak ve belki de basılması imkansız olacaktı.

Benim gibi yazıların ufaklığından şikayet edenlere, kitabın dijital halinin de hazır olduğunu belirteyim.

Yazara, yayıncıya, emeği geçen herkese tebrikler, müthiş bir iş.
Profile Image for Zafer Avran.
161 reviews7 followers
April 3, 2023
Yolu rock/metal müzik ile bir şekilde kesişmiş yurdum insanının ilgisini çekecek ve keyifle okuyacağı bir kitap. Bir bakıma tarih yazımı çalışması. Konu itibariyle zaten kısıtlı bir kesimin bildiği ve ilgilendiği bir alandaki kısıtlı materyallerle yola çıkıldığı ayrıca arşiv tutma anlayışı sıkıntılı bu coğrafyada böylesine derli toplu tarih yazımını kotarabildiği için takdir edilesi. Onca farklı isim olay, mekan ve doküman konu ve zamana göre titizlikle tasnif edilmiş ve doğal bir akış içinde rahat okunabilir halde kitaplaştırılmış. Bunların dışında yazarın kitap yazma motivasyonunu, yazma sürecinde izlediği yol yordamı ve sonrasında gelebilecek tepkilere karşı düşüncelerini de maharetli bir dille aktardığını düşünüyorum. Benim de yer yer şu kısım niye yok, şundan niye bahsedilmemiş tarzı düşüncelerim olmadı değil. Hatta belki daha derinlemesine anlatımla iki kitap şeklinde de düşünülebilirmiş belki. Ama neticede her anlatının bir sınırı ve sonu olmalı.
Bu iyi niyetli çalışkanlığın ve özverinin ürünü kitabı tüm ağır müzik severlere tavsiye ederim.
Profile Image for Esma Demirel.
5 reviews
October 13, 2024
Türkiye'nin metalle tanışması, Türkiye'de metalin yaygınlaşması, Türkiye gibi her anlamda zor bir ülkede bu alt kültürün tutunma ve yayılma çabası, her şeye rağmen oturması ve gün geçtikçe güçlü köklere sahip olması, bu uğurda çalışan emekçiler, müzisyenleri yakından tanımak, bildiğimiz ve bilmediğimiz işlerini detaylarıyla öğrenmek, metal müziğin geçmişini kronolojik olarak görebilmek adına harika bir eser olmuş. Bu konuda akademik bir kaynak da çok rahat olur, çok fazla bilgi lokasyon, zaman ve isimlerle beraber belgelerle doğrulanmış olarak aktarılıyor. Okumak biraz uzun sürüyor ama zaten şaşılacak bir olay değil :)
Profile Image for Ender Ahmet.
99 reviews22 followers
May 19, 2023
Bir metal müzik dinleyicisi olarak bu kitabı çok beğendim. Çok fazla emek ve uğraş olduğu içindeki bilgiler ve referanslarla anlaşılıyor. Oldum olası Türkiye'de rock ve metal müziğin doğuşunu ve gelişimini merak etmişimdir. Bu kitap ile merakımı biraz giderdim ve aradığım bazı sorulara cevaplar buldum. Bazı bildiğim bilgiler, tanıdığım insanlar, gittiğim konserler ve dinlediğim grupların isimlerini kitapta görmek ayrı hoştu. Kitap içerisindeki QR kodlar ve kitap ile birlikte takip edilebilecek bir internet sitesi okumayı ve okunan satırları görselleştirmebilmeye kolaylık sağlıyor. Bu kitap sayesinde ben de kendi metal müzik dinleme maceramın nasıl başladığı ve neye evrildiği üzerine düşünmeye ve biraz da yazmaya başladım.
Profile Image for Sercan Kurtez.
5 reviews1 follower
October 1, 2024
İstiklal Caddesi’ndeki kitapçıda gezinirken karşıma tam da aradığım türden bir parça çıktı. Karakarga Yayınları’ndan çıkan Türkiye’de Ağır Müziğin Geçmişi benim gibi müzik sevdalıları için biçilmiş kaftan.

Kendisi de bir müzik tutkunu olan Adnan Alper Demirci’nin onlarca yıllık arşivinden ve büyük emeklerle toplanan bilgi birikiminden ortaya çıkan bu kitap, Türk metal müziğinin nereden gelip nereye gittiğine, nasıl dönemlerden geçtiğine, bu dönemlerin toplumsal olaylarının bu müzik tarzını nasıl etkilediğine dair son derece etkileyici ve referans yönü de son derece kıymetli bir çalışma.

Adnan Alper Demirci henüz kitabın başında bu alanda çok ama çok kıymetli bir insan olan Çağlan Tekil’e teşekkürlerini iletiyor. Gerçekten de Çağlan Tekil’in Türk rock müziği -özellikle metal- alanında katkıları saymakla bitmez, bu alanda biraz gezinen herkes de kendisinin değerini zaten biliyordur. Bu açıdan ithaf kısmı oldukça anlamlı.

Çok sayıda müzik kitabı okudum ve buna yerli-yabancı biyografi kitapları da dahil ama bu kitap içlerinde en derli toplu olan çalışmalarda en üst sıralara oynar nitelikte. Gerçekten özellikle yerli müzik kitaplarında olaylara genelde tek bir açıdan bakılması ve dönemlerin karman çorman olması ülkemizdeki müzik tarihi kitaplarındaki başlıca sorunlardan birisi. Bu kitap bana kalırsa bunu en profesyonel biçimde savuşturan eser.

Her bölümü yaklaşık 7 yıl olmak üzere kitap 1981-2020 arası 5 döneme ayrılıyor. Bu bölümlerin hepsinin girişinde kısa özet olarak dönemin şartları, müzik piyasasının seyri ve döneme damgasını vuracak olaylardan kısaca bahsediliyor. İlerleyen sayfalarda ise okur olarak bu dönemlerin detayına iniyorsunuz. Ansiklopedi gibi bir hizmet.

Ayrıca bir diğer ilgimi çeken kısım kitabın son derece modern tarzda biçimlendirilmesi. Kitabın içerisinde fotoğrafların yer kaplayacak olması, videoların da konulamayacak olmasından ötürü neredeyse her sayfada anlatılan her olay hakkında yine Demirci’nin arşivine dayanan QR kodlar bulunuyor. Bu QR kodları tarattığınızda olaylara görsel olarak da dahil olabiliyorsunuz.

Bir dönem müziği kitabında tabii ki ilk beklentiniz o dönemin grupları, yerli ve yabancı konserler, röportajlar vb. içerikler oluyor. Türkiye’de Ağır Müziğin Geçmişi tüm bunların yanında aslında Türk metal müziğine sadece müzik penceresinden bakmaktansa dönemin plakçılarını, tişörtçülerini, dergicilerini, müzik yazarlarını ve daha birçok elemanı da hikâyeye dahil ediyor. Bu da özellikle benim gibi bu tarzın en yoğun hissedildiği şehirlerden biri olan İstanbul gibi şehirlerde yaşayanlar için arada bir önünden, kıyısından, köşesinden geçtiğiniz yerlerin tarihi ile ilgili de size fikir sunuyor.

Kitap, Türk metal müziğinin ülkedeki ilk yansımalarının ve toplumdaki ilk tepkilerin anlaşılması açısından aslında bence değerli bir bakış açısına sahip. Genellikle o dönemin şartları düşünüldüğünde insanların ilk aklına gelen toplumun bu insanlara Satanist muamelesi yapması ve bir korku iklimi oluşması oluyor. Aslında hikayenin ayrıntılarına inildiğinde en başında bu algının radikal bir biçimde olmadığı fakat bazı olayların toplumun bu kesiminin üzerine bilinçsizce yıkılması ve algı oluşturma çabalarının tüm çıplaklığıyla göz önüne serilmesi olayın nereden nereye geldiği açısından beni bile şaşırttı. Ülkenin o döneminin politik şartları ve sosyolojik birikimlere göz gezdirildiğinde neden böyle bir durumun ortaya çıktığını anlamak için bu sayfalara göz gezdirmekte fayda var.

Benim ilgimi çeken kısımlardan da biraz bahsetmek isterim.

Özellikle Asım Can Gündüz’ün benimsenip benimsenmeme hakkında mücadelesi kitabın farklı bölümlerinde ele alınma şekli ile birlikte hoşuma gitti. Gündüz’ün hikayesinin son kısmı benim de tanık olduğum Youtube videolarına atıfta bulunuyor. Nur içinde yatsın.

Kitabın başından sonuna belki de hikayenin en çok içinde olan grup Pentagram. Her Türk metal müziği dinleyicisinin olduğu gibi benim için de çok kıymetli bir grup. Bu kitapta önemli olan kısım ise Pentagram’ın sadece bir gruptan çok ama çok fazla olması. Yeri geldiğinde diğer gruplara ekipman sağlayan, yeri geldiğinde kaset dağıtan, yeri geldiğinde yabancı grup elemanlarına yuva açan tabiri caizse bir “çatı” Türk metal müziğinde Pentagram. Birebirde tanışma şansına eriştiğim bu grubun sayfaları en zevk aldığım sayfalar oldu.

Şu an yaptıkları müzikle Türk metal müziğine dahil olmayan fakat hepimizin tanıdığı isimlerin hikayelerinin de sayfalar arasında bolca bulunması, popüler isimler hakkında da bizlere bilgiler sunuyor. Teoman’ın Mirage’ı, Şebnem Ferah ve Özlem Tekin’in Volvox’u hepimizin tanıdığı isimlerin henüz yolun başında yaşadıkları olayları gözler önüne seriyor.

Hepimizin kulağına değişik anılarda çalınan fakat yaşımın tutmaması nedeniyle Kemancı efsanesine şahit olamamam bu kitapta beni en çok üzen nokta oldu. Bir akşamüstü arkadaşlarınla Galata Köprüsü’nün altında demlenirken mekana bir anda Jimmy Page ve Robert Plant’in girme ihtimali beni saç beyazlatan türde bir kedere sürükledi.

Üzüldüğüm bir diğer kısım ise yine yaşımdan ötürü kaçırdığım o efsanevi 1993 -Ahmet San organizasyonuyla düzenlenen- ve sonrasında da bir noktaya kadar –siyasal islam- devam eden yabancı grupların konserleri. Neler kaçırdığımızın bu denli detaylı yüzümüze vurulması can acıtan bir nokta oldu.

Özetle Türkiye’de Ağır Müziğin Geçmişi son derece nitelikli bilgilerin bulunduğu, sadece bir müzik tarzının değil toplumun da nasıl şekillendiğini anlamak açısından son derece kıymetli bir referans kitabı niteliği taşıyor. Türkiye sosyolojisi veya müzik ile kıyısından ucundan bile ilginiz varsa kaçırmamanız gereken bir kitap.
Profile Image for Mehmet Furkan Kocaaslan.
225 reviews5 followers
December 14, 2023
Büyük titizlikle hazırlanmış, metal müziğe ucundan kıyısından gönül vermiş herkesin okuması gereken, belge niteliğinde bir kitap.

1981'den günümüze dek, yıl yıl, konser konser incelenmiş Heavy metal'in Türkiye'deki geçmişi.
Ayrıca toplumsal hafızaya yönelik de çok değerli ve unuttuğumuz bilgileri içeriyor.

Ve son olarak Çağlan Tekil'in ve Tolga Akyıldız'ın ruhları şad olsun. Türkiye'nin ağır müziğinin geçmişi onlar olmadan çok eksik kalırmış.
Profile Image for Doğuhan Atış.
Author 1 book12 followers
April 9, 2025
Bak yalan olmasın, lisenin son yıllarından bu yana metal müzik dinliyorum. Tabii "metal" denildiğinde de çok geniş bir alanı kapsadığı unutulmasın; yoksa hoşlanmadığım veyahut da tam tersi bayıldığım alt dalları var. Yani ben "metal müzik" dediğimde tekil bir şey olarak değil de bir sürü parçanın birleşerek oluşturduğu bir çokluk olarak görmek lazım.

Neyse, yaşım gereği (86'lıyım) metal müziğin bu topraklarda filizlendiği ve ardından yeşillendiği zamanları göremedim. Kitapta sıklıkla vurgulanan fanzinleri okuyamadım. Daha doğrusu bu işlerin nasıl başladığına dair fikrim dahi yoktu.

Adnan Alper Demirci bu kitabında "ağır müzik" olarak kategorize ettiği ağırlıklı metal, yer yer rock müziğib ülkedeki gelişimini şahane şekilde vermiş. Titiz çalıştığı belli. Bu anlatıyı yalnızca tarihsel bir almanak olarak ele almamış, geri geldiğinde yorum da katmış. Kendisinin yorumları şüphesiz ki kitabı zenginleştirmiş.

Ben kitabı okurken pek keyif aldım. Son dönemlerde özellikle yerli metal ve alternatif grupları keşfetmek için çaba harcıyorum. Bugün olmasalar bile geçmişteki benzer grupların neler yaptığı ve yaşadığının anlatısı beni merakımı ve çabamı takip etmek konusunda da güdüledi.

Kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum.
25 reviews
September 21, 2023
Herşeyden önce yazarın çok büyük bir araştırma ve arşiv tarama işinin altına girmiş olmasını takdir etmek gerekli. Yazar çok zor bir işi gerçekleştirmiş.

Ancak kitabın tarzı sorunlu. İlk kısımda kronoloji şeklinde bir anlatım yolu izlenirken 90'ların başlarından itibaren genel tarihçe anlatımı yoluna gidilmiş. Böyle olunca da ilk kısımda en önemsiz ve ağır müziğin Türkiye'deki tarihine hiç bir katkısı olmayan detalyara bile çok yer ayrılırken (örneğin X grubunun 1983 yılında Ankara'da verdiği konserin 3 Şubat'ta mı, 6 Şubat'ta mı, yoksa 11 Şubat'ta mı yapıldığı gibi önemsiz şeylerde bazen bir paragraf boyunca anlatım yapılıyor, okur olarak "artık yeter, sadede gel" demek zorunda kalıyorsunuz), ikinci kısımda genel bir resim çizilip önemli albüm ve konserler bile bazen 1-2 cümle ile geçiştiriliyor. Buna ek olarak, sanırım yazarın kendi müzikal tercihlerinden dolayı, bazı grupların üzerinde gereğinden fazla durulmuş.
Displaying 1 - 8 of 8 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.