Kuşlar da gitti, kuşlarla birlikte de... " syf38
İstanbul'un eski kuşçuluk geleneği, insanın ait olma duygusu ve yitirdiklerinin yasını tutmasıyla örülü derin bir hikaye. Kuşlar üzerinden insanlığın özgürlük ve aidiyet arayışı; kanat çırpışlarıyla umut, direnç...
Yaşar Kemal İstanbul'un ruhunu, kuşların simgeselliğinde insanın kaybına dair yitip giden bir dünyanın hüznünü hikâyesini, tüm kentin hafızasını, kuşların kanatlarında bize taşımış. Şiir gibi yazmış, çok beğendim...
"Azat buzat, bizi cennet kapısında gözet!"
Gözet be, gözet ulan, gözet anasını avradını, lan gözet ...syf62
Herkese keyifli okumalar.
Uzaktan, İstanbuldan uğultular geliyor, kızıl kanatlı yırtıcı kuş Menekşenin üstünde, göğsünü esen yele verip kanatlarını germiş süzülüyor, önümde İstanbul şehrinin acımasızlığının, yitmişliğinin, kendi kendini, insanlığını unutmuşluğunun, çok şeyler yitirmişliğinin bir anıtı, yüzlerce kuş başından dikilmiş bir anıtı duruyordu.syf76
Altına hücum gibi, arsaya hücum başladı İstanbulda... Bir karış arsa için İstanbulun bu aç gözlü canavarları birbirlerinin gözlerini oyacak, birbirlerinin ırzlarına geçecek, birbirlerini boğazlayacak, kıtır kıtır kesecekler. Bir avuçluk arsa toprağı için. Gelecek yıl işte burada, şu bakır rengi dikenliğin yerinde için bulanmadan bakamayacağın çirkin beton apartmanlar, villalar yükselecek. Sokaklarında yalnız birbirlerine gösteriş yapmak, para para, yalnız para kazanmak için yaşayan, insanlıklarını unutmuş yaratıklar. caka satacaklar.syf54
Köftecinin arabasının üstündeki kargacık burgacık yazıyı da okumaya çalışıyordu. Yazıyı çözünce bir sevindi, bir sevindi, içine gelmiş, bir okka acı gibi oturmuş şu öldü ölecek kuşları, başı belada çocukları da bir an için unuttu. Heceleyerek bir tamam okuduğu yazı şöyleydi: Cehennem yerinde hiç ateş yoktur, herkes ateşini burdan götürsün... Herkes ateşini buradan... Buradan... syf66
"İnsanlık öldü mü?" dedim.
"Yok," dedi, "ölmédi, ölmedi ama, bir şeyler oldu, başka bir yerlerde sıkıştı kaldı herhalde?"
"Nerede kaldı acaba?"
Mahmudun yüzü bir sevinç ışığında şakıdı. İnsanlık belki Mahmudun bu ağız dolusu gülüşünde, bu yürek dolusu sevincindedir, kim bilir, belki...
"Kuşlar da gitti," dedi Mahmut.
Sonra hiç konuşmadık. Kuşlar da gitti, kuşlarla birlikte de... Ne olacak, kuşlar da gitti.syf38
O zamanlar insanlar, daha iyiydiler denemez, kim bilir, ama daha başkaydılar. Belki de kuşları daha çok seviyordular. Belki de yürekleri yufka, daha acımayla, daha sevgiyle doluydular. Belki de doğaya daha yakındılar, kim bilir... Şimdiki insanlara vız geliyor kafeslerde küçücük kuşların ölmesi. Kiliselere, havralara artık uğrayan kalmadı, pazardan pazara, o da birkaç kişi, ölümden ölüme, o da birkaç kişi. Camilerden çıkan çember sakallı, başları inadiyeli korkunç öfkeli yüzleriyle diş gıcırdatanları, bu o güzelim Süleymaniyenin güler yüzüne hiç yakışmayan asık, ölüm suratlılar mı acıyacak kafesteki küçücük kuşlara da, azat buzat eyleyecekler... Heheeey, vay anam vay!syf37
İstanbulun tarihini yazanlar Florya düzündeki kuşların, kuş yakalayıcıların tarihine boş verirlerse tarihlerinin o kadar pek işe yarayacağını sanmam. Emeklerine yazık olur. Yüzlerce yıldır kiliselerin, havraların, camilerin önünde, milyarlarca salıverilmiş kuşun sevinci, insanların sevinci, az macera mı? Biliyorum, bir gün bir hoş, yüreği temiz, akıllı birisi çıkacak, Florya kuşlarının güzel, sevinçli, umutlu tarihini yazacak, işte o zaman işte, İstanbul biraz daha güzelleşecek, biraz daha büyülü bir kent olacak. İstanbulun büyüsü denizinde, yapılarında, göğünde, akarsularında mı yalnız, insanlarında mı? Ya Floryanın kuşları?syf12