Bu kitap, psikolojinin bugüne dek geliştirdiği belki de en ilginç ancak en az anlaşılmış kuram olan Geştalt kuramına dair, psikoloji tarihi içinde küçük bir “bellek tazeleme” çalışması sayılabilir. Amacımız, orijinal hali hakkında çok az şey bilinen, bilinenlerin ise –kimi zaman tercüme eksiği veya hatalarından, kimi zaman da orijinal eserlerin okunmamasından– ya çok eksik ya da düpedüz yanlış olduğu, dünyaya bambaşka gözlüklerle bakan bu çarpıcı kurama biraz olsun “hakkını” iade etmek. Kuramın özellikle iki yönü oldukça heyecan verici. Bunlardan biri, kuramın algı dışında psikolojinin tüm diğer alanlarına dair de önermelerinin bulunması ve hatta psikolojinin ötesine de uzanabilecek kapsamda bir genel kavrayışın üzerine kurulu olması. Bir diğeri ise, psikoloji tarihi içinde –hele ki Anglo-Amerikan psikoloji ekolünün adeta “dayatmasıyla”– her şeyin iki zıt kamp üzerinden tanımlanmasını tümüyle reddetmesi.
Geştalt kuramını “tarihin tozlu sayfalarındaki bir kuram” olarak görmek hayli yanlış olur. Özellikle anaakım psikolojide “tarihe gömüldüğü” söylenen bu kuram ilginç bir şekilde aslında hiçbir zaman tam olarak gömülemedi. Hele ki sofistikasyonu giderek artan matematiksel modellerin gelişi, nörobilim ve bilgisayar bilimlerindeki çarpıcı gelişmeler bir anda Geştalt kuramını yeniden çalışmaların odağına yerleştirmiş gibi görünüyor. Kuramın parmak bastığı çok can alıcı meseleler var ve yirmi birinci yüzyılda, olayları daha karmaşık dinamik sistemler üzerinden inceleyebilen bir bakışa ihtiyaç duyulacağa benziyor. Esra Mungan
Eğer bilişsel psikolojiye ilginiz varsa veya bunun eğitimini gördüyseniz, okuduktan sonra tek diyeceğiniz sey “Ben Geştalt Kuramı gibi kapsamli ve etkileyici bir kuramı nasil oldu da daha once neredeyse hic gormedim?” olacaktir.
Üniversitede derslerde veyahut çoğu bilissel psikoloji kitabinda sadece bir iki gorsel iluzyondan olusan bir kuram gibi tanitilan Gestalt Kurami’nin alginin yaninda problem cozme, hafiza gibi meselelere karsi olan tutumunu okumak cok doyurucuydu. Bilissel psikolojiyle ilgilenen herkesin okumasi gereken bir kitap, Gestalt Kuramina bir kulak vermek istemeseniz bile beyne dair yaklasimlari sizin de ufkunuzu acacak.
Geştalt Kuramı, Türkiye için neden önemli bir çalışma? sorusuyla incelemeye başlamak, günümüz psikoloji disiplininin mevcut paradigma ve kavrayışlarına alternatif bir perspektif sunması açısından, yalnızca tarihsel bir değeri değil, aynı zamanda kuramsal bir güncelliğini de sorgulatmasına yardımcı olmaktadır. Esra Mungan, Geştalt Kuramı adlı eseriyle sıklıkla yanlış anlaşılan, zaman zaman eksik ve hatalı biçimlerde aktarılan Geştalt kuramına dair bir bellek tazeleme işlevi yaratmıştır.
Kitabın temel amacı, Geştalt psikolojisinin yalnızca algı alanına özgü sınırlı bir kuram olmadığını; psikolojinin tüm alt alanlarına dair söyleyecek sözü olan, bütüncül bir kavrayış biçimi sunduğunu ortaya koymak. Esra Mungan bir akademisyen ve aynı zamanda eleştirel - muhalif diyebileceğimiz tutumuyla yalnızca bilimsel değil, aynı zamanda felsefi ve metodolojik bir bakış açısıyla da Geştalt düşüncesine yaklaşarak, onu psikoloji öğrencileri ve araştırmacıları için yeniden tartışmaya açıyor.
Kuramın Anglo-Amerikan ekolünün ikili karşıtlıklar üzerinden tanımladığı zihinsel yapılarla ters düşmesi, bu çalışmayı yalnızca tarihsel bir metin olmaktan çıkarıyor. Bugünün nörobilimsel modelleri, matematiksel sistemleri ve bilgisayar bilimleriyle kurulan yeni ilişkiler bağlamında Geştalt düşüncesi adeta yeniden hayat buluyor. Bu yönüyle kitap, geçmişin tozlu raflarından indirilen nostaljik bir kuramı anlatmakla kalmıyor; onu geleceğin psikolojik bakış açılarında merkezî bir yere yerleştirme iddiası da taşıyor.
Türkiye’de Geştalt psikolojisine dair bu denli kapsamlı, nitelikli ve derinlikli bir çalışmanın yayımlanması, özellikle psikoloji öğrencileri ve akademisyenler için büyük bir kazanım. Bu eserin yalnızca okunması değil, psikoloji bölümlerinde temel kuramsal metinler arasında yer alması gerektiğine inanıyorum.
Bu kitapla karşılaşmam, ilk olarak Metis Yayınları’nın Instagram sayfasında duyurusunu görmemle olmuştu ancak asıl ihtiyaç, üniversitemdeki Deneysel Psikoloji dersi kapsamında Müller-Lyer yanılsamasına dayalı bir deney tasarlarken ortaya çıktı. Çizgisel algı temelli bu çalışmada, Geştalt kuramı başta olmak üzere çeşitli kuramsal yaklaşımları derinlemesine inceleme ihtiyacı hissettim. Bu süreçte, kitabın deneysel sürecin kuramsal arka planında yer alması gerektiğine karar verdim.
Kitabı yoğun ve hızlı bir şekilde okudum. Özellikle metodolojiye ve günümüzde baskın olan bilişsel psikoloji paradigmasının sınırlarına dair sunduğu eleştiriler, beni kendi sorularımı sormaya teşvik etti. Algı, bellek, karar verme, yaratıcılık ve problem çözümü gibi alanlara Geştalt bakış açısıyla yaklaşmak, bu kuramın düşünme biçimini benimsememi kolaylaştırdı. Kitabın son bölümü olan “Geştalt Kuramında İnsanî Değerler” kısmını ise bilinçli olmadan bugüne bırakmışım. Oysa bu bölüm, kuramın yalnızca bilimsel değil, aynı zamanda etik, politik ve toplumsal açılımlar sunduğunu gösteren çok önemli bir çerçeve sunuyor.
Geştalt psikolojisi, bana üniversite sistemlerinin donukluğunu ve akademideki katılaşmış düşünme biçimlerini yeniden sorgulama cesareti verdi. Aynı zamanda psikolojide yaygın kabul gören paradigmaları yeniden düşünmeye ve dönüştürmeye çağıran dinamik bir “oluş” çağrısı olarak zihnimde yer etti. Bu kitap, yalnızca bir kuramı öğretmedi; aynı zamanda o kuramın ruhunu düşünsel, etik ve insani düzeyde duyumsattığını söyleyebilirim.
Okuduğum en iyi ve etkileyici Türkçe Psikoloji kitabı oldu. Özgün akademik bir çalışma ve Psikoloji bilgisi gerektiriyor ve üzerine sağlam Psikoloji tarihi bilginiz varsa daha da kolay okuyacaksınız. Gestalt'ın zihin açıcı bakışı ve yaratıcı önermelerini ilk elden okuduğunu hissediyor insan. Bu çok özgün bakışın Batı'da nasıl çarpıtılıp yanlış anlaşıldığı ve aktarıldığını da çok somut olarak ortaya koyuyor Esra Mungan. Dili çok duru ve akıcı, adeta roman gibi okudum, elimden bırakamadım.