She was born in Istanbul, Turkey in 1946. Her grandfather was Atatürk's personal secretary. After finishing Kadıköy Private College for Girls, she graduated from Istanbul University with a degree in pedagogy. Then, she worked for two years in the children’s clinic of Haseki Hospital and in the children’s home of the Istanbul University as a pedagogue. Duygu Asena began writing in 1972 with her first column published in the newspaper "Hürriyet". Between 1976-1978, she was employed as a copywriter in an advertising agency. In 1978, she became editor-in-chief of a publishing house, and in this position she was responsible for the creation of several women’s magazines such as "Kadınca", "Onyedi", "Ev Kadını", "Bella", "Kim" and "Negatif". From the 1980s onwards, Duygu Asena became a leader of movement for women’s rights and status in Turkey with her publications in the media. She wrote about marriage, inequality and violence against women. Previously, she had lost her job because she had fallen in love with a colleague at an associated newspaper. She realized that a Turkish man would never have been fired under similar circumstances. Her first book “Kadının Adı Yok” ("The Woman Has No Name"), sharply criticizing the oppression of women and marriage without love, was published in 1987, and became a top seller. However, the book was banned at its 40th edition in 1998 by the government because it was found obscene, dangerous for children and undermining marriage. After two years of lawsuits, the ban was lifted, and her book was filmed the same year by director Atıf Yılmaz and featured by Hale Soygazi. Translations of her book were released in Germany and the Netherlands. It became a best seller also in Greece. Her second book “Aslında Aşk da Yok”, which can be considered as the continuation of her first book, was also translated in foreign languages and published abroad. All of her subsequent books became best sellers. Between 1992 and 1997, she presented a TV program in the state owned channel TRT 2. Her occupation as a columnist started in the newspaper Milliyet and continued later in Cumhuriyet and Yarın. Duygu Asena played also in three movies "Umut Yarıda Kaldı" ("The Hope is Broken"), "Yarın Cumartesi" ("Tomorrow is Saturday") and "Bay E" ("Mr. E"). Duygu Asena died of brain cancer, which she had been battling for two years in İstanbul's American Hospital. She was buried in Zincirlikuyu Cemetery.
80li 90lı yıllarda yayımlanmış yazıların derlemesi olan bu kitabın adı çok doğru seçilmiş. Gerçekten bu yazılar yazıldığından beri değişen çok az şey var.
45.baskısını okuduğum bu kitapta o kadar çok yanlış basım var ki Doğan Kitap gerçekten utanmalı.
Cəmiyyətdə kişi-qadın bərabərsizliyinə həsr olunmuş yazıların toplusudur. Bəzi hissələrdə özünü təkrarlayırmışcasına eyni şeyləri oxumaq yorurdu, ortada əllə tutulan həll yolu olmayan, sadəcə məsələnin özünü didikləyən məqalələri oxumaq insana çox da bir şey qatmır.
80li ve 90li yıllarda yazılan yazıların toplandığı bu kitabı 45. baskısında okudum. Duygu Asena’nın kitapları genç kızlığımda çok değerliydi benim için. Bu yaşımda tekrar okumak istedim. Kitabı adı da dediği gibi gerçektende değişen bir şey yok ne yazık ki kadınlarımız ile ilgili. Hala kendini eşlerine adayan kadınlar. Hala oğlan çocuğunu kız çocuğundan daha farklı yetiştiren kadınlar. Hala istemediği için sokak ortasında cinayete kurban giden kadınlar. Bir seyler değişmedi ne yazık ki ama Duygu Asena hep inandı. Onun inancına ben de katılmaya devam ediyorum.
Sunu söylemeliyim ki kitapta o kadar yazım hataları var ki Doğan Kitaba hiç yakıştıramadım.
Duygu Asena’nın 1980-90 yılları arasında köşe yazısı olarak yayımladığı makalelerin derlemesi olan bu kitapta işlenen konular halen güncelliğini koruyor. Aradan geçen onca yıla rağmen gerçekten değişen bir şey yokmuş diyorsunuz. Özellikle Asena’nın kadın hakları, eşitlik, özgürlük ve yalnızlık üzerine olan fikirlerine katılmamak olanaksız. Günümüzde kadın cinayetlerinin daha da arttığını ve şiddetin artık bambaşka boyutlara taşındığını görmek ise kitabı okurken benim en çok üzerine düşündüğüm nokta oldu.
'İnsan her şeyi özveri üzerine kurarsa, sonunda kendine acımaya başlayabilir. Dünyada insanı en yozlaştıracak şey de herhalde insanın kendine acımasıdır. Özveriye dayanan bir evlilik güzelliğini yitirir.'
Kitap okuyan Türk kadını (erkeği) için Duygu Asena çok şey ifade etmelidir. Ancak, Türk toplumu o kadar okuma tembelidir ki, başımıza gelenlerin ayırdına bile varamayacak haldeyiz.. Bu kitapta da anlatıldığı gibi, yıllar önce de, şimdi de ve yıllar sonra da "değişen birşey" olmayacak Türkiyede yaşayanlar için..Mutsuz kadınların yaşadığı bir ülke olmaya devam edecek Türkiye..
Turkiye.. Kadinin bile adindan haberi olmadigi, erkeklerin cenneti ulkede, sen hep inandin. Degisen birsey yok desen de, birgun bu kitaplarla kadinlar da gozlerini acacaklar diye dusundun. Benim gibi kac insanin hayatini degistirdin, guzellestirdin acaba?