Sararıp durdu gördüklerimiz; sonbahar sarıbahar oldu birdenbire. Çürüyen, yaşlanan ama bir turunçgil kadar da sulu ve iştah açıcı. Şey, eşyanın çoğuluydu. Sarı, grinin-siyahın çocukluğuydu. Biz umudun muhalifiydik. Zanlılar itirafta bulunurken mahkemede tüm avukatlar, savcılar, yargıçlar bayılırdı. Sadece bir figür kaldı aklımızda: Sarıya hücum eden lacivert. Ne kadar sarı varsa eğer lacivertler, maviler altında kaldı.
Küçük İskender, sarı ve lacivertin hüküm sürdüğü topraklardan, insanlardan, patolojiden aldığı aşk ve şiddetle Akdenizli bir ağıt yakıyor. Anadolu Afrika oluyor. Portakal Hollanda oluyor. İstanbul tüm başkentler oluyor. Recep, Leonardo oluyor. Arabesk Blues oluyor. Ortadoğu’nun milli takımı çok uzaklarda amatör bir çete oluyor. Eşyalar şey, şeyler hiçbir şey oluyor. Sarı Şey, bizi daha da sarıyor, sardıkça sararıp sarpasarıyor.
Çürümek mordu. Ece'nindi. Sarı ise sarılık gibi şiire giyinip İskender'e has idrar tadında serum gibi gözlere çöküyor.
Derman İskender Över (28 Mayıs 1964, İstanbul), Türk şair, eleştirmen.
1964 yılında İstanbul'da doğdu. Kabataş Erkek Lisesini bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi son sınıfında okulu bıraktı. Ardından İstanbul Üniversitesi sosyoloji bölümüne girdi, 3 yıl sonra bıraktı. 1980'li yıllardan başlayarak günümüze kadar çeşitli dergilerde şiirler, eleştiriler, denemeler yazdı. İlk şiiri Milliyet Genç Sanat Dergisi'nde, İskender Över ismiyle çıktı. Profesyonel olarak 1985'te Adam Sanat Dergisinde şiirleri yayımlanmaya başladı.
Küçük İskender özellikle denemelerini sevdiğim, farklı çalışan kafasına hayran olduğum bir yazar/şair. Daha önce blogumda Rahibinden Satılık Kilise, Galileo’nun Pergeli ve Rimbaud’ya Akıl Notları kitaplarını yorumlamıştım. Sarı Şey yazardan okuduğum dördüncü kitap.
Sarı Şey bir şiir kitabı. Şiirle pek aram yoktur. Küçük İskender’in dili dikkatli okumayı ve kafa yormayı gerektiren bir dil. Benim şiir anlayışım Garipçilerle aynı olduğu için kitabı okurken zorlandım. İnce bir kitap olmasına rağmen bir okuyuşta okuyayım bitireyim türünden bir kitap değil. Birkaç günde parça parça okunursa hem daha zevkle okursunuz hem de kafanızı yormamış olursunuz.
Özellikle ikinci yenicilerin şiir tarzını sevenlerin Küçük İskender’in şiirlerini de seveceklerini düşünüyorum. Ben yazarın denemelerinden devam etmeye karar verdim :-)
NOT: Kitabın kapağı içeriğiyle alakasız olsa da kapağa bayıldığımı söylemek istiyorum. Anime karakterlerini severim, kitaplarda sarı kapakları da severim. Maalesef sarı, kitap kapaklarında pek tercih edilen bir renk değil. Yayınevleri daha çok sarı kapaklı kitap basmalı.