Paperback. 13,50 / 21,00 cm. In Turkish. 512 p. Osman Gazi'den Sultan Vahideddin'e yüzyillarca Osmanli Imparatorlugu'na hükmeden anli sanli padisahlar… Savas meydanlarinda, sefer yollarinda, sarayda, kiliçla, zehirle, cellat eliyle biten saltanat hikâyeleri… Resad Ekrem Koçu Osmanli Padisahlari'nda tüm ihtisamlari ve zaaflariyla Osmanli sultanlarini ete kemige büründürürken kisa bir imparatorluk tarihini de renkli üslubuyla okurlara sunuyor. "Uzun yillar öncesine dönüyorum ve Murat Reis'in Oglu'nu okumaya basliyorum. Büyük bir hayranlikla okudugum bu roman uçsuz bucaksiz denizlerden geçip giderek bana Osmanli tarihini sevdiriyor. Yazari Resad Ekrem Koçu, Osmanli tarihini ‘bugünde yasatan' mucizevi, görkemli bir yazar! Resad Ekrem'in essiz eseriyle dostlugum artik hep sürecek, herhalde ölünceye kadar…" -Selim Ileri "20. yüzyilin basinda sehrin hüzünle yaraladigi ve sehrin hüzünlü ama tamamlanmamis bir imgesini yaratan o özel ruhlardan biridir Resad Ekrem Koçu" -Orhan Pamuk
Reşat Ekrem Koçu (1905-1975) is a Turkish historian and writer mostly known for his work "İstanbul Ansiklopedisi".He was born in İstanbul. After completing his high school education in Koçu Bursa Erkek Lisesi, he studied history at İstanbul University, where he later on functioned as a researcher. After 1933, he assumed duties teaching history at Kuleli, Pertevniyal and Vefa high schools. He also published various poems, stories and novels during his teaching years. Orhan Pamuk acknowledges this literary person as a source of his inspirations during childhood years, devoting a whole section to Koçu in his work Istanbul: Memories of a City.His best known work is the "İstanbul Ansiklopedisi"; an encyclopedia where he describes the city of İstanbul in many different aspects, often resorting to stories related to Ottoman times. He could not complete this work though, being interrupted due to financial problems at 11th volume.
His other works include "Forsa Halil" (1962), "Patrona Halil" (1967), "Erkek Kızlar" (1962), "Haşmetli Yosmalar" (1962), "Türk Giyim, Kuşam ve Süsleme Sözlüğü" (1967), "Osmanlı Padişahları" (1960) and "Eski İstanbul’da Meyhaneler ve Meyhane Köçekleri" (1947).
Mahidevran ile yaşadığı 'catfight' sonrası yüzü çizik içinde kalan Hürrem'in, Süleyman kendisini çağırtınca "bende bakılacak yüz kalmadı" diyerek huzura çıkmayı reddetmesi, bu hamleyle hem koca padişaha nazlanması hem de mağduriyet silahıyla rakibini vurması... Muhteşem Yüzyıl'daki bu sahneleri rahmetli Meral Okay'ın hayal gücü zannederek yanılmışız. Meğer hepsi saray arşivinde kayıtlı gerçek vakalardan alınmış!
İlber Ortaylı'nın 'anlaşılmamış bir dahî' olarak nitelediği Reşad Ekrem Koçu'dan, "Osmanlı tarihini edebî tada vararak okumak için" diyerek önerdiği 'Osmanlı Padişahları'nda Osman Gazi'den başlayarak Mehmet Vahideddin'e doğru kronolojik sırada tüm padişahların maceralarını okuyoruz.
İlber Hoca'nın dediği doğru: Reşad Ekrem'in üslubu, dili o kadar güzel ki, tadından yenmiyor. Hele Lale Devri’ne doğru entrikalar, hadiseler arttıkça insan bayağı film seyrediyormuş gibi kendisini kaptırıyor.
Amanın neler neler! Anasının memesinde bebekler dahil 19 erkek kardeşini bir gecede boğdurtmakla kalmayıp gebe cariyeleri dahi denize attırtan III. Mehmet... IV. Murat'ın zevklerine hizmet eden veziri 'Emir-i Kûn' ve bugünün 'Emirgân'ında düzenlenen işret meclisleri... Genç Osman'ın Yedikule'deki alçak ve karanlık zindanda kendisini öldürmeye gelenlere karşı dövüşerek direnmesi... Bir padişahın baş tacı karısı, ikisinin anası ve birisinin büyük anası olan, elli seneden fazla saltanat süren Kösem Sultan'ın saklanmış olduğu yüklükten eteğinden sürüklenerek ve tokatlanarak çıkartılması, boynuna perde kordonu dolanarak ve göğsü üstüne çökülerek zorlukla boğulması... III. Ahmed'in şehzadeleriyle birlikte 5000 fakir çocuk için düzenlediği ve on beş gün süren sünnet düğününün şatafatı; sofralar, çengiler, köçekler, şekerler, çiçekler ve fişekler! Düğünde gösteri olsun diye timsah şeklinde yapılan tarihin ilk denizaltısı!
Abdülaziz'in Feriye Sarayı'ndaki intihar mı yoksa cinayet mi olduğu hâlâ tartışmalı olan, zamanın otopsisi olarak adlandırılabilecek doktor raporlarından alıntılarla analiz edilen, gerçek bir 'kapalı oda gizemi' olarak karşımıza çıkan esrarlı ölümü...
Hangi ünlü şahsiyet veya olayı okumak istiyorsanız hepsi var: Cem Sultan, Safiye Sultan, Sokullu Mehmet Paşa, Vaka-i Vakvakiye, Vaka-i Hayriyye... Bu arada spoiler (veya hayal kırıklığı, bilemiyorum artık) olmasın ama Baltacı Mehmet Paşa değil Katerina'yı yatağına almak, çariçenin yüzünü bile görmemiş!
Her kütüphanede mutlaka bulunması gereken bir eser.
müthiş bir üslup, benzersiz... tarihle haşır neşir herkesin zaten az çok bildiği olayları tekrar okuduğunuz halde sanki tamamen yeni bir şey okuyormuşsunuz hissiyle zamanda yolculuk yapıyorsunuz. Eski İstanbul iklimini yaşatmakta tılsımlı bir dile sahip üstad. Her eserini ruha şifa niyetine okumayı düşünüyorum.
Osmanli tarihine padisahlarin kisilikleri uzerinden bir bakis olmus. Fazlaca eski türkce ve osmanlica kelimeler icerdigi icin okumasi zahmetli. Yer yer cüretkar ve objektif yorumlar yaparken, cogu zaman subjektif ve korumaci bir tavir almis Resad Ekrem Kocu. Genel olarak pek tavsiye edemeyecegim, daha güncel ve objektif kitaplar piyasada var.
Reşad Ekrem Koçu osmanlı tarihini en güzel ifade eden yazarlardan biridir. Ama bu kitap ya uyarlamasından ya da sunumundan dolayı diğer hiç bir kitaba benzemiyor. Bence olmamış. Mesela, Osmanlının kuruluş dönemi padişahlarını anlatan kısımlarda materyalizm, komünizm kavramlarının kullanılış şekli ne kitaba ne anlattığı döneme ait değil.
Daha çok, at sırtında değil de saray içinden anlatılan padişah hayatları. Tarihe ilgi duyanlar için iyi bir hafıza tazeleme olacaktır, sevmeyenlere de sevdirecek bir anlatıma sahip. Kitabi bilgilerin yoğun olduğu kitapta dahi bu tadi yakalamak mümkün.
Reşad Ekrem Koçu’nun, Osmanlı padişahlarını tahta çıkış tarihleri niteliğine göre kronolojik biçimde sıraladığı ve sırasıyla okuyucuya sunduğu bu kitapta, kendi tarihsel bilgi birikiminin oluşturduğu zengin bakış açısıyla, padişahları ve onların döneminde vuku bulan olayları, bilgi ve belgeye dayanarak okuyucuya aktarıyor.
Yazar olan olaylar özelinde kendi fikrini, kitabın birçok bölümünde paylaşmayı ihmal etmemiş. Sıklıkla yapılan bu yorumlar karşısında, okuyucunun keyif almaması olanaksız kalıyor çünkü bu derecede bilgi birikimine nail olmuş birinin fikirlerini okurken size yalnızca keyif almak ve ufkunuzu genişletmenin verdiği mutluluk kalıyor. Yazarla karşılıklı oturmak ve konuşmak, yıllar önce vefat etmesi hasebiyle mümkün olmasa da, yazarın kendi yorumlarıyla bezenmiş kitap, bu hissiyatı büyük oranda yaşatıyor.
Dili evvelinde biraz ağır gelse de, ileriki sayfalarda anlatı tarzına alışınca daha zahmetsiz okumaya başlıyorsunuz.
Kitabın sunduğu en büyük konfor ise, Osmanlı Devleti’nde yaşanan önemli olayları padişahlar özelinde kendi bünyesinde toplaması, Osmanlı tarihinde vuku bulan önemli olayları tek bir çatı altında derleyip, birleştirmiş, Rahatlıkla şu benzetmeyi yapabiliriz, Reşad Ekrem Koçu okuyucu adına yıllar yıllar önce birçok çiçekten bal toplamış ve polenleri en efektif şekilde kullanarak lezzetli bir ürün ortaya çıkarmış. Bize ise ortaya çıkan bu ürünü afiyetle tüketmek ve Sayın Yazarı güzel anmak düşüyor.