What do you think?


Çizgide Bir Kukla
"Serçeler kondu fincanların kenarına. Gagasında mektuplar, dilinde haberlerle geliyorlardı. Ne iyi. Tırnağının ucuyla sayıları gösterdi. Üçler, beşler, yediler… Bak işte şurada, görmüyor musun? Yakın zamanda, dedi, tez vakitte. Gözlerini kapattı, dudaklarını fısır fısır kıpırdattı."
Yerle göğün arasında yorgun insanlar, birbirine değmeden kendi kuytusunda yaşayan kadın ve erkekler; hastane koridorları, ev içleri, uzayıp giden yollar; kayıplar, mektuplar, sırlar ve hayatın yumuşak yüzlü tarafından gelen affedilmişlikler. Tutkuyla sarılmak kaleme, fesleğeni incelikle sulamak, bir fotoğrafa uzun uzun bakmak, bir umudu inatla yeşertmek. Vildan Külahlı Tanış’ın ilk öykü kitabı Çizgide Bir Kukla, henüz söylenmemiş olanı, çizginin dışında kalanın kucaklanışını müjdeliyor. Kuklanın küçük hareketleri okura uzun, beklenmedik bir yolculuk sunuyor.
Yerle göğün arasında yorgun insanlar, birbirine değmeden kendi kuytusunda yaşayan kadın ve erkekler; hastane koridorları, ev içleri, uzayıp giden yollar; kayıplar, mektuplar, sırlar ve hayatın yumuşak yüzlü tarafından gelen affedilmişlikler. Tutkuyla sarılmak kaleme, fesleğeni incelikle sulamak, bir fotoğrafa uzun uzun bakmak, bir umudu inatla yeşertmek. Vildan Külahlı Tanış’ın ilk öykü kitabı Çizgide Bir Kukla, henüz söylenmemiş olanı, çizginin dışında kalanın kucaklanışını müjdeliyor. Kuklanın küçük hareketleri okura uzun, beklenmedik bir yolculuk sunuyor.
112 pages, Paperback
First published March 28, 2023
Ratings & Reviews
Friends & Following
Create a free account to discover what your friends think of this book!
Community Reviews
Displaying 1 - 5 of 5 reviews
Read
August 1, 2023vildan külahlı tanış pek çok ödül kazanmış bir öykü yazarı. bunca yeni yerli edebiyat takip etmeme karşın yine yetişememiş, yine okumamışım. kitabı çıktığında epey heyecanla karşılandı ve işte sonunda ben de okudum.
vildan külahlı öyküleri üzerine çok çalışmış, özellikle dilinde tek bir çapak, tek bir göze batan yer yok. yaşlılık ve yalnızlık üzerine çok düşünüp yazmış. edebiyatın ya da genel olarak her şeyin yaşlılığı bu kadar reddetmesi benim canımı sıkan bir şey. o nedenle özellikle buna dair olan “yeşil mürekkep”i çok sevdim mesela. sürprizli sonunu da. vildan hanım sürprizli son seviyor, ben de severim. ama açıklama olmaması şartıyla. yeşil mürekkep’te öykü boyunca yalnızlığına tanıklık ettiğimiz kemal koton’un sondaki hareketi bence tek bir cümleyle anlatılsa yetermiş. gösterilen’den dönen olayı anlıyoruz zaten. öykünün son iki cümlesi olmasa olurmuş dedim okurken. okura güvenmek lazım :)
mesela “şeker anne” öyküsünde de hiç yenilmemiş reçel kavanozlarını okuduğumuzda/anlatıcı gördüğünde anlamıştık. şu cümlelere gerek var mı: “ağzına kadar dolu hepsi. kapakları dahi açılmamış.” okura açıklama yapılmayan “uzun düz çizgi” bu konuda fark yaratıyor bu nedenle. fişin çekildiğini tahmin ettik ve tek bir cümleyle okuduk. gayet yeterli ki sadece tahminle de kalabilirdik, işte orası yazar tercihi.
bu arada metinlerarası ilişkileri de seviyor vildan külahlı. metin nart’ın kahramanının bununla beraber iki öyküde geçmesi, “sessiz ev” selamı, orhan pamuk göndermeleri oldukça hoş bence.
anne baba hastalıkları, ölümleri, geride kalan eşin yaşadığı yalnızlık, bu temalar etrafında dolaşmayı seviyor yazar. ve bunu trajiğe parmak değdirip hemen kaçarak yapıyor. duygulandığımız an uzaklaşıyoruz konudan, bazen komiğe geçiyor bazen de susuyoruz. susmak öykü karakterleri arasında çokça yaşanıyor. annelerini dinlemeyen çocuklar, çocuğunu dinlemeyen anneler var, konuşmaktan kaçınan, asıl konuya gelmek istemeyen ya da hep aynı şeyleri duymaktan bıkan.
her okur gibi bağ kurabildiğimiz öyküleri daha çok seviyorum. bu nedenle yukarıda bahsettiğim konular, özellikle yaşlanan, ölen ebeveyne dair olanlar beni epey etkiledi. ama “şemsiyeli kadın”, “piyanist şantörün ölmeden önceki ölümü” konuları itibariyle zorlama geldi bana.
sevdiklerim ise bahsettiklerim dışında “gömlek değişimi”, “uzun düz çizgiler”, “çatıdaki delik” ve “maydanoz” sanırım.
en başta dediğim gibi emek verilmiş, üzerlerine çokça çalışılmış, dili tertemiz öyküler. karşılığını da bulmuş gibi gözüküyor. vildan külahlı tanış’ın eline sağlık.
vildan külahlı öyküleri üzerine çok çalışmış, özellikle dilinde tek bir çapak, tek bir göze batan yer yok. yaşlılık ve yalnızlık üzerine çok düşünüp yazmış. edebiyatın ya da genel olarak her şeyin yaşlılığı bu kadar reddetmesi benim canımı sıkan bir şey. o nedenle özellikle buna dair olan “yeşil mürekkep”i çok sevdim mesela. sürprizli sonunu da. vildan hanım sürprizli son seviyor, ben de severim. ama açıklama olmaması şartıyla. yeşil mürekkep’te öykü boyunca yalnızlığına tanıklık ettiğimiz kemal koton’un sondaki hareketi bence tek bir cümleyle anlatılsa yetermiş. gösterilen’den dönen olayı anlıyoruz zaten. öykünün son iki cümlesi olmasa olurmuş dedim okurken. okura güvenmek lazım :)
mesela “şeker anne” öyküsünde de hiç yenilmemiş reçel kavanozlarını okuduğumuzda/anlatıcı gördüğünde anlamıştık. şu cümlelere gerek var mı: “ağzına kadar dolu hepsi. kapakları dahi açılmamış.” okura açıklama yapılmayan “uzun düz çizgi” bu konuda fark yaratıyor bu nedenle. fişin çekildiğini tahmin ettik ve tek bir cümleyle okuduk. gayet yeterli ki sadece tahminle de kalabilirdik, işte orası yazar tercihi.
bu arada metinlerarası ilişkileri de seviyor vildan külahlı. metin nart’ın kahramanının bununla beraber iki öyküde geçmesi, “sessiz ev” selamı, orhan pamuk göndermeleri oldukça hoş bence.
anne baba hastalıkları, ölümleri, geride kalan eşin yaşadığı yalnızlık, bu temalar etrafında dolaşmayı seviyor yazar. ve bunu trajiğe parmak değdirip hemen kaçarak yapıyor. duygulandığımız an uzaklaşıyoruz konudan, bazen komiğe geçiyor bazen de susuyoruz. susmak öykü karakterleri arasında çokça yaşanıyor. annelerini dinlemeyen çocuklar, çocuğunu dinlemeyen anneler var, konuşmaktan kaçınan, asıl konuya gelmek istemeyen ya da hep aynı şeyleri duymaktan bıkan.
her okur gibi bağ kurabildiğimiz öyküleri daha çok seviyorum. bu nedenle yukarıda bahsettiğim konular, özellikle yaşlanan, ölen ebeveyne dair olanlar beni epey etkiledi. ama “şemsiyeli kadın”, “piyanist şantörün ölmeden önceki ölümü” konuları itibariyle zorlama geldi bana.
sevdiklerim ise bahsettiklerim dışında “gömlek değişimi”, “uzun düz çizgiler”, “çatıdaki delik” ve “maydanoz” sanırım.
en başta dediğim gibi emek verilmiş, üzerlerine çokça çalışılmış, dili tertemiz öyküler. karşılığını da bulmuş gibi gözüküyor. vildan külahlı tanış’ın eline sağlık.
February 4, 2024
Keyifli bir ilk kitap okudum.
Emek verilmiş, özenle yazılmış.
Dili güzel kullanmış, israfsız.
Ama neden şöyle yüreciğimde bir tesiri olamadı?
Karakterlerle yeterince empati yapamadım, onları yeterince iyi tanıyamadan oldu bitti her şeyler.
Öykü okumak da öykü yazmak kadar zor üstadım…
Hele ki benim gibi uzun soluklu işlerin insanları için.
Emek verilmiş, özenle yazılmış.
Dili güzel kullanmış, israfsız.
Ama neden şöyle yüreciğimde bir tesiri olamadı?
Karakterlerle yeterince empati yapamadım, onları yeterince iyi tanıyamadan oldu bitti her şeyler.
Öykü okumak da öykü yazmak kadar zor üstadım…
Hele ki benim gibi uzun soluklu işlerin insanları için.
June 22, 2023
"Tek bir kelime söylemek istedi. Bütün kelimelerden daha büyük, daha derin, daha acımasız, daha melankolik tek bir kelime: Yalnızım. Diyemedi.’’
‘’Ne zaman yüzünü güldürecek bir şeyler hayal etse unutmak istediği bir şeyin yanı başında belirivermesine içerledi.’’
Vildan Külahlı Tanış’ın ilk öykü kitabı Çizgide Bir Kukla. İçerisinde on iki öykü yer alıyor ve her öykü okuyucusunu yaralamayı bir şekilde başarıyor. Kitabı elime ilk aldığımda bu şekilde seveceğimi hiç tahmin etmemiştim. Her yazarın ilk kitabında o çekimser hali, acemice kullanılan dili hissederiz ama Tanış’ın bu kitabı size ilk kitap olduğunu hissettirmeyecek şekilde iyi yazılmış. Başarılı Türk öykü yazarlarının kullandığı o yaralayıcı dili, kalp kıran öyküleri okumayı çok seviyorum ve Vildan Külahlı Tanış bu türde takip edeceğim yazarlar arasına ilk kitabıyla girmeyi başardı. Favori öykülerim Şemsiyeli Kadın ve Alo Buyurun Yalnızlar Geçidi oldu. Alo Buyurun Yalnızlar Geçidi benim çok sevdiğim La Belle Epoque filminin başarılı bir şekilde öyküye aktarılmış hali gibiydi. Gömlek Değişimi isimli öyküde ise Orhan Pamuk’a ve onun Sessiz Evi’ne selam vermek inanılmaz keyif vericiydi.
‘’Ne zaman yüzünü güldürecek bir şeyler hayal etse unutmak istediği bir şeyin yanı başında belirivermesine içerledi.’’
Vildan Külahlı Tanış’ın ilk öykü kitabı Çizgide Bir Kukla. İçerisinde on iki öykü yer alıyor ve her öykü okuyucusunu yaralamayı bir şekilde başarıyor. Kitabı elime ilk aldığımda bu şekilde seveceğimi hiç tahmin etmemiştim. Her yazarın ilk kitabında o çekimser hali, acemice kullanılan dili hissederiz ama Tanış’ın bu kitabı size ilk kitap olduğunu hissettirmeyecek şekilde iyi yazılmış. Başarılı Türk öykü yazarlarının kullandığı o yaralayıcı dili, kalp kıran öyküleri okumayı çok seviyorum ve Vildan Külahlı Tanış bu türde takip edeceğim yazarlar arasına ilk kitabıyla girmeyi başardı. Favori öykülerim Şemsiyeli Kadın ve Alo Buyurun Yalnızlar Geçidi oldu. Alo Buyurun Yalnızlar Geçidi benim çok sevdiğim La Belle Epoque filminin başarılı bir şekilde öyküye aktarılmış hali gibiydi. Gömlek Değişimi isimli öyküde ise Orhan Pamuk’a ve onun Sessiz Evi’ne selam vermek inanılmaz keyif vericiydi.
January 28, 2026
güzel öyküler
March 7, 2026
Hoş bir kitaptı, Vildan hanım, kalemini sevdiğimiz güncel öykücülerimizden.
Displaying 1 - 5 of 5 reviews





