Edebiyat ve Sanat Dünyasından Necatigil’e Mektuplar Behçet Necatigil’in mektup kitapları dizisi “Şiirinizin Tadına Geç Vardım” ile sürüyor. Edebiyat ve sanat dünyasından onlarca ismin yer aldığı derleme 1940’lı yıllardan itibaren Necatigil’e yazılmış mektupları kapsıyor. Mektuplar Necatigil’in dostluklarının, kendinden önceki ve sonraki kuşaklarla ilişkilerinin yanı sıra dönemin edebiyatçılarının birbirleriyle fikir alışverişlerini, çalışma düzenlerini ve alışkanlıklarını da sergiliyor. Necatigil’den Erdal Öz’e: “Bir de sanatla uğraşanların dostluğu vardır ki, bunun için yan yana gelmeler gerekmez çok kere. Yazılardan, eserlerden yayılan bir hava çeker birini ötekine, uzaklarda da olunsa. Bizimkisi böyle bir dostluktur. Asıl sağlam dostluklar da mesafeler ötesinde çalışmaları izlemekten, takdir ve bağlılıkları güçlendirmekten doğanlar olsa gerek.” Oktay Rifat’tan Necatigil’e: “Bugünlerde ben de seni düşünüyordum. Bunaltıcı bir şiir havası içindeyim. Yazıyorum, bozuyorum, bugün beğendiğimi yarın beğenmiyorum. Yaşamın şiir kesilmesi iyi de şiirden öteye geçmemesi bunaltıcı.” İlhan Berk’ten Necatigil’e: “Ey eski toprağı şiirimizin, günlerimin epeycesini boşa çıkardın, anlatımdan hep kaçıyorsun, hâlâ kıvıramadım seni yazmayı.” Gülten Akın’dan Necatigil’e: “Son günlerde çalıştığım yerdeki bazı zorunlu ilgilerden duyduğum korku, tiksinme yalnız başıma altından kalkabileceğim ağırlığı aşmıştı. Size sığındım.”
Behçet Necatigil, 16 Nisan 1916'da İstanbul'da doğdu. Kastamonulu Babası Necati Efendi, annesi Bedriye Hanım’dır. Hasta olan annesi, şair henüz iki yaşındayken vefat etti. 1936'da Kabataş Erkek Lisesi'nin edebiyat bölümünden birincilikle mezun oldu.İstanbul Yüksek Öğretmen okulu ve edebiyat bölümünden mezun oldu. Kars'ta, Zonguldak'ta, Kabataş Erkek Lisesi'nde ve İstanbul Eğitim Fakültesi'nde edebiyat öğretmenliği yaptı. Kabataş Erkek Lisesi'nde Demir Özlü, Hilmi Yavuz gibi yazar ve şairlerin öğretmeni oldu. İlk şiiri, lise öğrencisi olduğu yıllarda Varlık Dergisi'nde çıktı. O tarihten ölümüne kadar hep eserler verdi. Şiirlerinde evler, aile, çevre, aşk, bunalım, hastalık, yalnızlık ve ölüm temalarını işledi. Eski ve yeni kelimeleri ustaca şiirine yerleştirdi. Sağlam ve tutarlı bir şiir dünyası oldu. Şiir kitapları dışında, düz yazılarını topladığı Bile/Yazdı adlı eseri de bulunmaktadır. Almancadan çeviriler yapan Necatigil, radyo oyunları da yazmıştır. Bu alandaki çalışmalarını; Yıldızlara Bakmak (1965), Gece Alevi (1967), Üç Turunçlar (1970), Pencere (1975) kitaplarında topladı. Ailesi ölümünden sonra, Necatigil Şiir Ödülü'nü her yıl verilmek üzere oluşturdu. Ayrıca Kabataş Erkek Lisesi 3 Fen-F sınıfına Behçet Necatigil Dersliği adı verildi. Behçet Necatigil, 16 Nisan 1916'da İstanbul'da doğdu. Kastamonulu Babası Necati Efendi, annesi Bedriye Hanım’dır. Hasta olan annesi, şair henüz iki yaşındayken vefat etti. Babasının işleri nedeniyle İstanbul’dan babasının memleketi Kastamonu’ya dönüş yaşandı. Orada hastalandı şair ve yeniden İstanbul’a döndüler. 1931 yılında Kabataş Lisesi’ne orta ikinci sınıftan başladı ve 1936'da okulun edebiyat bölümünden birincilikle mezun oldu. İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu’nu 1940 yılında bitirdi. Kars Lisesi’nde başladığı edebiyat öğretmenliğini, İstanbul Eğitim Enstitüsü’nde 1972 de emekli olarak sona erdirdi. 13 Aralık 1979 tarihinde ölüm kapısını çalana kadar emeklilik günlerini evinde edebiyatla yoğunlaşarak, çalışarak geçirdi. Ölümle dalga geçmesini de bilmişti şair: "Uzayacağa benzer, Tutuştuğumuz lades. İşi gücü bırakıp Mezarlığa nazır Bir eve taşındım Ölüm, sen beni aldatamazsın, Aklımda!" İlk şiiri 1935 yılında Varlık Dergisi’nde çıktı. Kastamonu’da edebiyat öğretmeni 1930 yılında Necatigil’in okul defterine şu notu düşmüştü: "Yarının iyi bir kalemine sahipsin. Boş durma, oku!" O çocuk ileride "her aşktan geriye kaç şiir kalır, ona bakalım!" diyerek aşkı şiirle sorgulayacak güçte bir şair olacaktır. Yazın dünyasında çok çeşitli eserler verdi. Şiir başta olmak üzere, tiyatro oyunları, radyo tiyatroları yazdı. “Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü” (1960) ve 220 Türk yazarından 750 roman, hikâye kitabı ve oyunun konu özetlerini veren “Edebiyatımızda Eserler Sözlüğü” (1979) gibi edebi bilim dünyasına eserler kazandırdı. Çeviri çalışmalarını Almanca dilinden gerçekleştirdi. Birçok ödül aldı; birçok kitabı yayımlandı. Beşiktaş Camgöz Sokağı'ndaki 22 numaralı ahşap evde yaşadı önce ailesiyle. Camgöz Sokağı'nın adı artık "Behçet Necatigil Sokağı"dır. 1964 yılında yine Beşiktaş'ta, Nüzhetiye Caddesi üzerindeki Deniz Apartmanı'nın bir dairesini satın alarak oraya taşındılar. Necatigil, ölümüne dek bu apartmanın 23 numaralı dairesinde yaşadı. Bir yazıda kullanmak üzere ajandama bir not almışım: “Yazar önce odasından çıkar, sonra evinden, sonra şehrinden, sonra ülkesinden; yazarken olgunlaşır, yoğunlaşır, esrir, yetkinleşir. Önce ülkesine döner, sonra şehrine sonra evine, sonra odasına.” Bu söylem sanki Behçet Necatigil’i anlatıyor. Evine, odasına dünyayı, evreni sığdıran bir şairdir o. Öğrencilik ve öğretmenlik yılları yani yaşamı eviyle okul arasında geçti. Çok sınırlı sayıda dostu olan Behçet Necatigil’in odası Hilmi Yavuz’un deyişiyle dünyadan büyüktür. Yalın ve dingin bir yaşamın içinde düşünsel ve dilsel fırtınalar vardır. Necatigil kalabalıklara karışmayan özgün yaşamıyla varoluş felsefesinin biricik yaratıcı insan tanımlamasına çok uygun bir yaşam sürdü. Şiire felsefeyi yedirdi
Türk şiirinin büyük ustalarından Behçet Necatigil’in arşivinden yapılan derlemeler onun yaşam öyküsünü parça parça tamamlamaya devam ediyor. Şiirlerine yansımayan kişisel özelliklerini, bir gününü nasıl dolu dolu yaşadığını, geniş dost çevresini, onlarla kurduğu sıkı ilişkileri öğreniyoruz. Necatigil’in kızı, yazar dostumuz Ayşe Sarısayın’ın öncülüğünde başlayan arşiv çalışmaları usta şairin biz okurlarının tasavvur ettiğinden çok daha zengin ve yoğun bir yaşamı olduğunu gösteriyor. Serin Mavi’de Necatigil’in eşine yazdığı mektuplardan “ev-aile-yakın çevre üçgeninde” yaşananlara şahit olmuştuk. “Dar Bir Çember İçinde” Behçet Necatigil’le yakın dostu Kâmuran Şipal’in 1948-1972 yılları arasında birbirlerine yazdıkları mektuplardan oluşuyordu. Behçet Necatigil’in çocukluk yıllarını ve elle yazılıp yakın çevreye okuttuğu dergisinin öyküsünü “Küçük Muharrir – Çocukluk ve Gençlik Yazıları”nda okumuştuk. Necatigil arşivinde bulunan kendi yazdığı kaside ve gazellerden ve onların yazılış öykülerinden oluşan “Dost Meclislerinde Kasideler” ise şairin dostlarıyla ilişkilerini gösteren benzersiz bir anı kitabıydı. Ali Tanyeri ve Hilmi Yavuz’un açıklayıcı notlarla hazırladığı Mektuplar’dan zaten nasıl geniş bir dost çevresi olduğunu, onlarla mektuplaşarak iletişimi hep canlı tuttuğunu biliyorduk. Alman Türkologlar Otto Spies, Andreas Tietze, Annemarie Schimmel ve H. Wilfrid Brands’la mektuplaşmalardan oluşan “Tercümemi Nasıl Buldunuz?” onun dostluk ağının Türkiye ile sınırlı kalmadığını, sınır ötesine de ulaştığını örnekliyordu. Behçet Necatigil’in mektup kitapları dizisinin yeni cildi “Şiirinizin Tadına Geç Vardım” 1940’lı yıllardan itibaren Necatigil’e yazılmış mektupları kapsıyor. Serenad Demirhan’ın derlediği ve açıklayıcı notlarla zenginleştirip daha da anlaşılır kıldığı “Şiirinizin Tadına Geç Vardım” alt başlığında belirtildiği gibi edebiyat ve sanat dünyasından Necatigil’e mektupları ve Necatigil’in onlara verdiği bazı cevapları içeriyor. Bir anlamda Mektuplar ve “Tercümemi Nasıl Buldunuz?”la kurulan iletişim evreninin tamamlandığını görüyoruz. Necatigil derslerin yoğunluğundan mektuplara hep geç cevap yazdığından yakınsa da sıkı bir takipçi, vefakâr bir dost. Oktay Rifat, İlhan Berk, Erdal Öz, Gülten Akın, Edip Cansever, Dağlarca, Doğan Hızlan, Cemal Süreya, Salâh Birsel, Attilâ İlhan, Adalet Ağaoğlu… Kendi kuşağından arkadaşları, daha yaşlılar, çok gençler… Yayınlanan bu bir dizi kitapla ne kadar sıkı bir arşivci olduğunu anladığımız Necatigil o zamanlarda da dostlarının en önemli başvuru kaynağı olmuş. Tanıdık tanımadık hemen herkes doğru bilgiye, gerçek kaynağa ulaşmak için ona başvuruyor. Necatigil de yüksünmeden onları cevaplıyor, ihtiyaç duydukları kaynakları sağlıyor. Daha da önemlisi Necatigil’in mektup arkadaşlarının yazdıklarını, Necatigil’in verdiği cevapları okurken 1940’lardan üstadın vefatına, 13 Aralık 1979’a kadar geçen sürede edebiyat dünyamızı, kurdukları dostlukları, tanışmaları, şair ve yazarlar arasındaki ilişkileri, dergileri, yayınevlerini, kitap yayınlama çabalarını, yazarların örgütlenme girişimlerini öğreniyoruz. “Şiirinizin Tadına Geç Vardım”la okurlar kuşkusuz Necatigil’in büyük dost meclisini, şürekasını tanıyıp aralarındaki ilişkiyi çözümlerken, araştırmacılar, edebiyat tarihçileri de çok önemli veriler, bilgilere sahip olacaktır. Bu büyük arşiv derlemesinin ortaya çıkmasını sağlayan Ayşe Sarısayın iyi bir öykücü olmasının yanı sıra iyi bir biyografi yazarıdır. Bu muhteşem arşivi değerlendirip kapsamlı bir Behçet Necatigil biyografisi yazmasını bekliyoruz.