Kulağınızda eski bir Türk sanat müziği şarkısı tadı bırakan, Beyoğlu’nun eski güzelliklerinde kaybolacağınız, ciğerciği oğlu Mehmet ile meyhaneci kızı Angeliki’nin masalsı aşkının anlatıldığı film tadında bir kitap.
Neresinden başlayayım bilemiyorum. Ne yazsam az. Uzun zamandır bir kitaptan böylesine keyif almamıştım. Devamı geleceğinin sinyalini vermiş yazar. Umarım arayı uzun tutmaz da yarım kalan aşkı tamamlar!
Bir yandan da Dimitri ortaya çıkmasaydı gerçekten olur muydu bu iş diye de düşünmüyor değilim.
Suyun ötesi yakasından gelen bu destansı aşka mutlaka tanık olmalısınız!
Kitaptan daha fazla keyif alabilirdim, Mehmet karakteri bu denli maço olmasa… Bu tarzının dozu biraz fazla kaçmış sanki, Angeliki karakterine çekici gelmesi inandırıcı gelmedi 😅
Yazarın diğer kitabı İki Gözüm Despina'yı da çok beğenmiştim ama bu kitabı onu da aştı. Harika bir kitap. Ekseninde bir aşk hikayesi olsa da 70lerin İstanbul'una dair, yakın tarihimize derin bir bakış da atıyor bana göre. Çok sevdim umarım devamı gelir
1970’lerde Beyoğlunda geçen Rum kızı ile Türk gencinin tatlı bir masalsı Aşk hikayesi ♥️ Yazar o zamanları öyle güzel kaleme almış ki kitabı çok keyif alarak okudum.Şimdi hikayenin devamına kaldığı yerden diğer kitapla devam ediyorum ♥️
Çok naif, ama bir o kadar da tarihin acı zamanlarını paylaşan bir kitap. Beyoğlu’nun şimdiki halini düşününce, kitapta ki o betimlemelerde bir pıt gözyaşım akmış olabilir. Hem 1970’lerin Beyoğlu’sunu yad etmek, hem de Angeliki ile Mehmet’in aşkına tanık olmak için, şu zor günlerde bir parça nefes almak için okunabilir. Ben naçizane çok sevdim.
1970’ler İstanbul’unda bir Rum kızı ile Türk gencinin aşkı. Aslında konu itibariyle klasik ama yazar öyle güzel işlemiş ki yepyeni bir şey okuyormuş gibisiniz. İstanbul’un o yılları, unutulan veya hiç bilinmeyen gelenekler, bütün o tüketilen güzellikler bir kez daha su yüzüne çıkmış. Her satırı bir Türk sanat müziği tadında ve kalitesinde. Hemen yazarın diğer kitabını da aldım. Çok tavsiye. Ayrıca kitabın devamını bekliyoruz. Bu böyle yarım kalmamalı.
Angeliki ile mehmetin aşkı sıradan ama bi o kadar da eşine az bulunan saflıkta. Yazarın dili akıcı okurken sıkmıyor ağır ağdalı metaforlarla dolu bir roman değil. Okuması kolay hap gibi bir kitap. Adeta zaman makinasını icat etmiş gibi hop buluveriyorsunuz kendinizi eski istanbulda. Gelelim 5 yıldızın nedenine; doğru zamanda doğru kitapları okumak gibisi yok. Aşırı zor bir dönemde bölesine naif bi aşkı okumak ilaç gibi geldi ruhuma. Bu dönemde ne var bilmiyorum herşey biraz dolgulu , her duygu biraz botokslu gibi. O dönemlerin samimi sıcak duygu ve dostluklarıyla bezenmiş özünde basit , bildik ama gerçek bir hikaye. Sanırım ruhun bilinmezliklerini keşfederken, bilindik bir hikaye ve duygu içinde olmak güvenli alanımda hissettirdi.
Bu ülkede televizyonlarda Toto Karaca, Sami Hazinses, Kenan Pars, Nubar Terziyan ve Adile Naşit gibi insanların (hala televizyonda karşımıza çıkınca beğeniyle izlediğimiz) filmleriyle büyüdüm ben. Hiçbir zaman da etnik kökenleri aklımın ucundan geçmedi. Baba tarafı Manastır ve Komonova taraflarından göçmüş biri olarak bu kitaptaki aşk hikayesini İstanbul'u vatanı gören herkesin yaşadığı zorlukları içimde hissederek okudum. Elbette ki şanlı Türkiye topraklarındaki birliği ve beraberliği kötüye kullanan hiçbir kimseye bu ülkenin evlatları eyvallah etmez o ayrı. Ama toprağı toprağı bilen güzel insanlarla birinin ne sıkıntısı olabilir ki? Çenem düştü. Susup hemen ikinci kitaba başlamalıyım!
Adından da anlaşılacağı gibi Türk oğlanla Rum kızın aşkı. Aşk hikayesi vasat, ancak ön plandaki 1970 Beyoğlu ve İstanbul cok güzel anlatılmış. 1980 doğumlu birinin bu kadar doğru ve içten anlatabilmesi takdire şayan.