Jump to ratings and reviews
Rate this book

Tehlikeli Masallar

Rate this book
Yanımda kimse olmadığından değil yalnızlığım, yalnız olduğumu söyleyebileceğim kimse olmadığı için yalnızım ben.'
Deneyimlerimle, içine aşk karışmamış her ilişkinin iyi gittiğini, aşkın ise bütün ilişkiyi karmaşık hale getirdiğini anlamıştım; buna rağmen kendimi tutamayıp gene aşkın o çetrefil, hırpalayıcı, karışık, acılarla dolu, vahşi, bencil ve düşmanca yollarında gezinmeye dalıyordum; iyinin ve kötünün bu kadar açık biçimde önümde durduğu bir seçimde neden kötü olanı, yani aşkı seçtiğimi kavrayamıyorum. Tek bildiğim, aşk, bütün bu tehlikeleri göze aldıracak kadar çekiciydi ve o çekiciliğin kenarında dolaşıp biraz eğlenip sonra yoluma devam ederim dersen, farkına bile varmadan sınırı aşıp aşkın ormanlarına dalıveriyordun.'
Tehlikeli Masallar'ın kahramanı böyle söylüyor. Ahmet Altan, bu son romanında, vazgeçilemeyen bir eski sevgiliyle, yeni bir sevgili arasında gidip gelen bir 'yalnız'ın öyküsünü anlatıyor. Müthiş bir gözlem, ustaca bir kurgu, açık, anlışılır bir anlatımla sevginin ve aşkın en güzel örneklerinden birini veriyor. 1996 Ekimindeki ilk basımından bu yana okurun bitmeyen ilgisiyle karşılanan Tehlikeli Masallar, şu anda çeşitli dünya dillerine çevrilmekte.

251 pages, Paperback

First published October 1, 1996

3 people are currently reading
143 people want to read

About the author

Ahmet Altan

33 books266 followers
He was born 1950 in Ankara, Turkey to the notable journalist and writer Çetin Altan as the first of two sons. His brother Mehmet Altan is also a journalist, writer and university professor of economy politics.

A working journalist for more than twenty years, he has served in all stages of the profession, from being a night shift reporter to editor in chief in various newspapers.

In addition to having written columns in several Turkish newspapers, including Hürriyet, Milliyet and Radikal, Altan has produced news programming for television. He worked as the editor in chief and lead columnist of Taraf, a daily Turkish newspaper, until he resigned from his post in 2012.

He was fired from Milliyet after writing a column on 17 April 1995 titled "Atakurd", which presented an alternate history of Turkey.
In September 2008 when Altan published an article titled "Oh, My Brother" dedicated to the victims of the Armenian Genocide, he was charged under Article 301 of the Turkish Penal Code for "denigrating Turkishness". The judicial claim was initiated by the far-right "Great Union Party."

During Turkey's media purge after the failed July 2016 coup d'état on September 23, 2016, Altan, was arrested. On 16 February 2018, along with his brother Mehmet and four others he was sentenced to life imprisonment with the condition that they be locked up for 23 hours each and every day.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
94 (17%)
4 stars
147 (27%)
3 stars
209 (38%)
2 stars
71 (13%)
1 star
22 (4%)
Displaying 1 - 15 of 15 reviews
Profile Image for gurur ✺.
31 reviews
November 23, 2025
Belirli yerlerinde beni gerçekten çok rahatsız etmesi dışında garip bir şekilde yakın hisettim bu kitaba karşı. Yalnızlığın, bağlanmanın ve yok olmanın bir kitapta bu kadar keskin bir dille anlatıldığını daha önce hiç görmedim. Kitabin belirli bölümlerinde rahatsız oldum çünkü bu kitap okuyanı açıklılığı ile rahatsız etmek istiyor. Ahmet Altan, üslubunu baştan sona kadar hiç hafifletmiyor, böylece ana karakterin melankolik yapısını, yalnızlığını iliklerinize kadar hissedebiliyorsunuz. Her sahne en ince detayına kadar öyle bir betimlenmiş ki, bilmek istemediğiniz şeyleri de öğrenmiş oluyorsunuz. Ana karakter tene olan özleminden, yalnızlıktan ve kitabın tamamında düzenli olarak ele alınmış olan cinayet takıntıları yüzünden dünyadan yavaş yavaş izole olmuş, komforu kadın vücudunda ve kadın vücudunu tam anlamıyla objeleştirmekte bulmuş pisliğin teki. Ciddiyim. Eser boyunca kendisinin aslında ne kadar dayanılmaz olduğu net bir şekilde ortaya çıkıyor. Eski sevgilisi ve kendisinden yaşça daha genç bir kadın arasında kalmış, ne yapacağını bilmiyor. Düşüncelerini, davranışlarını, ağzından çıkanları okurken sıcak basıyor, bunalıyorsunuz. Ki bence istenen tepki de bu, başından sonuna kadar aşırı cinsel ve aynı zamanda oldukça karamsar bir yapıt, tabii bunaltır. Ama bir yandan da kendisine acımadan duramıyorsunuz. Hayatta doğru düzgün hiç sevilmemiş, kendi babasından bile hiç ilgi görmemiş. Annesini ve babasını küçük yaşta kaybetmiş bir çocuk, bir şekilde elden ele büyüyor. Sevgiyi, sevilmeyi, huzuru, mutluluğu her yerde arıyor ama bulamıyor. Çünkü kendisi hiç farkında değil sevgiyi yanlış yerlerde, yanlış şekillerde aradığından. Sürekli olarak kendine zarar veren bir döngü içinde olduğu, bir şeylerin yanlış olduğunun farkında olup yine de bir tür döngüde olduğunun farkına tam varamaması sanırım bana çok tanıdık geldi. Kırılacağımı bile bile birine tutunmak, birinin, herhangi birinin değerine muhtaç olup hayatta kalmamı sağlayacakmış gibi birine bağlanmak, sonra tekrardan yalnız kalmak… Belki de ana karakterin okuduğu cinayet haberleri gibi bir kurşunla, bir bıçak darbesiyle kanata kanata öldürmez ama kime yaşanırsa yaşansın her zaman ruhu çürüte çürüte öldürür.

Okuduğumda hemen aklıma Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna eseri aklıma geldi. Çok benzettim iki kıtabı birbirine. Özellikle yalnızlık konusu üzerinden. Eğer Kürk Mantolu Madonna’yı beğendiyseniz Tehlikeli Masalları da beğenme ihtimaliniz var.

Kısacası Kürk Mantolu Madonna ama ana karakter ağır seks manyağı. son. :-)
Profile Image for Cansu Varol.
225 reviews95 followers
June 16, 2020
Kitaptaki 'ben kadınlardan çok iyi anlarım' tavrı beni çok rahatsız etti, burdan 2 puan kırıyorum. Sanırım bu puan kırışın içinde cinselliğe yapılan aşırı vurgu da var. Genel olarak keyif aldım okurken çünkü tam da ilişkilerle ilgili bir şeyler okuma ihtiyacı duyduğum bir dönemdi.
Profile Image for Yelda  Altunal.
51 reviews
January 12, 2022
Şiirsel bir yalnızlık romanı. Aslında pek yalnız da sayılmaz yazar ama kendini bir türlü de birine bağlı hissedemez. Aşk, sevgililer, açmazlar... Bu kitap bana tam zamanında geldi ve yeni bir şarkı için ilham oldu. Şöyle iliştireyim bir kıtasını:

İmgeler, düşüncelerle baygınsınız
Bir çocuk cesareti gerek belki ayılmaya
Esaretin artar büyüdükçe
Ve bilmediklerini kimse söylemez

Teşekkürler Ahmet Altan💫🙏🏻
69 reviews86 followers
February 21, 2011
Kabul etmeliyim ki, eğer insan ilişkilerine kafa yoran biriyseniz, sizin için de oldukça sürükleyici olabilecek bir metin. Bunun yanı sıra, anlatıcı olarak seçilen birinci tekil şahıs bakış açısı, çoğu kez romanın bir kurgu değil de yaşanmış anılardan bir kesit olduğu hissiyatını uyandırıyor ki bu da metne olan ilginizi artırabilir.

Toplum içinde göze batacak bir takım farklılıklarına rağmen, birlikte olmaya çabalayan insanların hayatlarına birkaç gün için konuk olmamızı sağlayan bu roman, içinde barındırdığı kısa masallarla da zaman zaman durulan temposuyla başa çıkmaya çalışıyor.

Kısaca değinmek gerekirse, kitabın sonu, son derece "uçuk" bir şekilde bitiyor ve olacaklar üzerinde tahmin yürütmemiz amaçlanıyor. Her ne kadar bu "belirsizlik" çoğu kitaba artı bir puan kazandırsa da, neredeyse tüm kitap boyunca okuyucunun paylaştığı belirsizliklere koca bir tanesi daha ekleniyor ve açıkcası bu da okuyanı biraz hayal kırıklığına uğratabiliyor.
Profile Image for nilufər.
11 reviews5 followers
Read
June 23, 2024
Nilüferler... Yalnızca bu çiçekler, hep bir yerlere gidecekmiş gibi azade ve özgür oluyorlar ama küçük bir havuzun içinde bir yere gitmeden yaşıyorlardı. Hayat da böyle bir şeydi benim için; hep bir yerlere gidecekmiş gibi duran, yalnız ve bir yere gitmeyen bir çiçek. Bütün bir hayatın özeti buydu. Ben de bir yere bağlanmadım ve bir yere gitmedim, öyle solgun bir nilüfer gibi bir havuzun içinde yalnız başıma durdum, köklerimi salamadım, ne olduğum yere sağlamca yerleştim, ne başka diyarlara kaçabildim, içinde durduğum havuzla birlikte kirlenip eskidim. Bana bakanlar, beni seyredenler, beni sevenler oldu ama kimse yakasına takmadı beni, kimse odasına koymadı, kimse beni sulayıp büyütmek için uğraşmadı, onlara ihtiyacım olmadığını, havuzumda tek başına yüzebileceğimi düşündüler, ben de yüzdüm, kederi, yalnızlığı, kirlenmeyi öğrendim ve hayata benzedim.


Epitafia Nilufər
24.06.2024
Profile Image for Ayse Sen.
169 reviews1 follower
November 30, 2019
Başladığım kitabı mutlaka bitiririm. Ama ilk kez bir kitabı bu kadar kararsızlıkla okudum. Ahmet Altan birkaç kitabını okumuş ve sevmiştim. Ama bunda tuhaf birşey hissettim. Yaşanan belirli bir duygu yok, tekrarlar çok, konusu ne? Tamam vurucu cümleler var, altını çizdiğim, onlar da olmasa saçma sapan ilişkiler yumağı, yani okumasam da olurmuş. 60. Basım bendiki kitap. Buna şaşırmamam elde değil.
2 reviews
April 13, 2020
Oldukça akıcı bir kitap. Eger kendinizi duygulara, yer alan cümlelere tam olarak verirseniz kesinlikle keyif alarak okursunuz. Benim bitmesin diye okumaya kiyamadigim nadir kitaplarimdandir. Bu hissi bu kitapta cok yaşadım.
Profile Image for beril.
4 reviews1 follower
May 25, 2022
sevdikçe, sevdiklerinden daha çok korkan insanların, başkalarını inanılmaz, tuhaf yabancı, gözüken davranışlarını sevda'ya anlatmam mümkün deildi. bunu ne anlar ne de inanırdı. ona "seni çok sevdiğim için seninle olamazdım, sana duyduğum sevgi çok korkuttu beni." diyemezdim.
Profile Image for Ramiz Zamir.
12 reviews5 followers
February 4, 2013
"..bostan dolabının yanındaki, suları bana kahverengi gözüken, o küçük ve eskimiş havuzdaki solgun ve kederli nilüferlere gidip bakardım çocukken, babam, onların kökleri olmadığını anlatmıştı bana. neden bu çiçekleri hep bir şeylere benzetmek için kullandıklarını ancak büyüyünce anladım. yalnızca bu çiçekler, hep bir yerlere gidecekmiş gibi azade ve özgür oluyorlar ama küçük bir havuzun içinde bir yere gitmeden yaşıyorlardı. hayat da böyle bir şeydi benim için; hep bir yerlere gidecek gibi duran, yalnız ve bir yere gitmeyen bir çiçek. bütün bir hayatın özeti buydu.
bende bir yere bağlanmadım ve bir yere gitmedim; öyle solgun nilüfer gibi bir havuzun içinde yalnız başına durdum, köklerimi salamadım, ne, olduğum yere sağlamca yerleştim, ne, başka diyarlara kaçabildim. bana bakanlar, beni seyredenler, beni sevenler oldu ama kimse yakasına takmadı beni, kimse odasına koymadı, kimse beni sulayıp büyütmek için uğraşmadı. onlara ihtiyacım olmadığını, havuzumda tek başıma yüzebileceğimi düşündüler. ben de bu yüzden; kederi, yalnızlığı, kirlenmeyi öğrendim ve hayata benzedim.
ne garip başka bir şey de olmak istemedim, beni beğenmeleri yetti bana.."
Profile Image for Furkan.
180 reviews2 followers
November 6, 2016
Kitabın mağlum içeriği beni ne kadar iğreti etse de ilginç ve tartışmaya açık bir ilişkiyi ortaya sermesi ve düğüm çözüm aşamalarından can alıcı sözler ve diyaloglarla geçmesi güzeldi. Özellikle güzel alıntılar yapıldı.
Profile Image for İdil.
14 reviews5 followers
July 30, 2012
Karanlık bir odayı ve yine aklından binbir türlü düşünceyi geçiren kadınları anımsıyorum bu kitaba dair. Pek bir etkisi olmadı yani. Yaklaşık 10-12 sene once okumuştum.
Profile Image for Can Polat.
64 reviews7 followers
Read
July 29, 2015
vakti zamanında iki defa okumusum su an bomboş bir kitap olarak görsemde.
Displaying 1 - 15 of 15 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.