Kemal Atatürk, originally Mustafa Kemal led and founded modern Turkey, in 1919 organized the nationalist party, established a rival government to the Ottoman sultan, and after a civil war served from 1923 as president of the republic.
Ali Riza, a customs official, turned lumber merchant, fathered Mustafa, and died during his boyhood. Zubeyde, his mother, a devout and strong-willed woman, reared him and his sister. People first enrolled him in a traditional religious school, but he quickly switched. In 1893, he entered a military high school, where his mathematics teacher gave the second name Kemal, meaning perfection, to young Mustafa in recognition of superior achievement. People thereafter knew him as Mustafa Kemal.
From the academy in Istanbul in 1905, Mustafa Kemal graduated with the rank of staff captain.
In 1915, when people launched campaign of Dardanelles, Mustafa Kemal, colonel and hero, won successive victories and finally repelled the invaders. Promoted to general at 35 years of age, he liberated two major provinces in east in that year of 1916. In the next two years, he as commander of several armies in Palestine and elsewhere stopped the enemy advance at Aleppo to achieve another major victory.
On 19 May 1919, Mustafa Kemal Pasha landed in Samsun, the port on Black Sea, to start independence. In defiance, he rallied a liberation army in Anatolia and convened the congress of Erzurum and Sivas as the basis for the new effort. On 23 April 1920, people inaugurated the grand assembly. They elected Mustafa Kemal Pasha.
His forces fought on many fronts to victory against rebels and invading armies. Following the triumph at the two major battles at Inonu in west, the grand assembly conferred the title of commander-in-chief with the rank of marshal on on Mustafa Kemal Pasha. At the end of August 1922, the armies won their ultimate victory. Within a few weeks, people completely liberated the mainland, signed the armistice, and abolished the rule of the dynasty.
In July 1923, people signed the treaty of Lausanne with Great Britain, France, Greece, Italy, and other powers. In mid-October, Ankara served as the capital of the new state. On 29 October, people proclaimed and unanimously elected Mustafa Kemal Pasha.
Dramatics account fifteen-year saga of Atatürk. With indefatigable determination, he created a new political and legal system, abolished the caliphate, made secular education, gave equal rights to women, changed the alphabet and the attire, and advanced arts, sciences, agriculture, and industry.
In 1934, the parliament adopted the surname law and then gave him the name "Atatürk," father.
Following an illness of a few months, the liberator and the father on 10 November 1938 died. Nevertheless, his legacy to his people and the world endures.
2 Şubat 1923, İzmir Halk Konuşması olarak geçiyor. Konuşma altı saat sürüyor. Yer alan nota göre, önceden sadeleştirilerek sunulmuş metnin tekrar gözden geçirilmiş haliymiş.
Bu konuşmasında halktan sorular alıyor. Kim olduğuna bakmaksızın herkesi soru sormaya teşvik ediyor ve dertlerini dinliyor. Bunları ise derleyip toparlayıp, konuşmasının belli noktalarına yedirerek cevaplandırmayı tercih ediyor.
Çünkü bu konuşmasında sadece sorulan sorulara değinmeyi değil, yapılan, konuşulan, düşünülen her bir olayın detayıyla birlikte aktarımına da yer veriyor; nelerin yapılacağıyla ilgili yani başlıkta geçtiği üzere gelecek planlamalarıyla ilgili fikirlerini de dile getiriyor. Her birini itinayla, kişisel mantıksal çıkarımlarıyla ve ilkesiyle açıklıyor, düsturuna göre yapılması gereken her işi tek tek belirtiyor. Cümlelerini asla sakınmıyor. Kim için ne düşünüyorsa onu belirtiyor. Yani Türk milleti için nezaketini elden bırakmadığı gibi, ona ve cumhuriyet kavramına düşman herkese haddini bildiren sözlerini savurmaktan kaçınmıyor.
Okurken sürekli olarak ilginç bir ruh hali içerisinde buldum kendimi. Gençliğe hitabe gibi kısa ve etkili bir yazı değil bu: Aksine, başöğretmenin uzun bir dersine girmişim gibi hissettim. Ve öyle bir ders ki bu, tek bir adı yok. Her konuya, yeri geldiğine değiniyor çünkü. Belki de dersin adına memleket meselesi diyebiliriz. Garip hissetmemin sebebi de bu. Direkt olarak bana, bizlere söylediğinin bilincindeyim. Çünkü konuştuğu konular her zaman halkın anlayabileceği seviyede değil. Biliyor ki bu konuşmaları kaydedilecek ve arşivlenecek. Sonraki nesiller de, yeni akılla, yeni bilgi birikimiyle okuyacak. Bu çıkarımı ara sıra yapabiliyoruz çünkü bahsettiği yazarlardan ve konulardan ancak onları okumuş ve deneyimlemiş kişilerin anlayabileceğini fark ediyoruz. Nutuk gibi uzun olmasa da önemli ve açıklayıcı bir konuşma. Kesinlikle her Türk gencinin okuması gereken bir yazı. Zira bir diğer yanı da bu: Hislerimize dokunuyor. 100 sene öncesinden bu zamana uzanmayı nasıl becerdiğini sorgulayıp duruyoruz. İleri görüşlülüğün kelime anlamı Mustafa Kemal Atatürk.
ATAM OLMASINDAN DUYDUĞUM GURURU KELİMELERE SIGDIRAMAM. Atamıza sadece öngörülü demek yetmez neyin nasıl yapılacağını her şeyi araştırıp bulup Türkiye'ye teker teker nasıl uyarlayıp bir sistem elde edebiliriz diye düşünmüş dahi başkomutanımız atamız. Türkiye'nin geçmişi de geleceği de sen'sin be Atam.
Farklı iş kollarından 18 kişinin gümrük vergisinden musevilere, kadının toplumdaki yeni yerinden el sanatları zanaatçılarına çeşitli soruları Mustafa Kemal Paşa’ya sorarak paşadan ayrıntılı yanıtlar alıyorlar.
Atatürk dönem koşullarını şartlarını ve hatta konuşma yapıldığı sırada Lozan’da anlaşma sağlanmayan konuları içtenlikle anlatıyor. Türkiye’nin kuruluşunda yaşadığı sorunları kısa başlıklar halinde bilmek kurucu değerleri öğrenmek açısından önem arz eden bir konuşma metni.
Kitap, Atatürk’ü daha samimi şekilde anlamanın yanı sıra Türkiye’nin geleceğine dair bugün bile geçerli bir bakış açısı vermekte. Sorulan sorular itibariyle o dönemdeki insanların anlatıldığı gibi basit ve geri kafalı değil sadece 600 yıllık bir devletten sonra yeni kurulacak bir düzenin nasıl olabileceği nelerin ne şekilde değişeceği noktasında kafalarında çok fazla soru işareti olduğunu görüyoruz. Bu durumu sorgulayabilecek cesaretlerinin olmasının yanında Atatürk’ün de insanlara yukardan bakmadığını zamanının çok ötesinde bir rahatlık ve sükunetle durumu, çözümleri ve projeleri izah edebildiğini görüyoruz. Atatürk’ü ve o dönemi anlayabilmek için kesinlikle okunması gereken sayfa sayısından çok daha fazlasını verebilecek bir kitap.
Mustafa Kemal Atatürk’ün cumhuriyetin ilanından kısa bir süre önce İzmir’de gerçekleştirdiği halk toplantısında yaptığı altı saatlik uzun konuşmanın metni. Vatanının kurtulması ve yükselmesi için ömrünü adayan bir insanın kurduğu planları okuyoruz. Henüz ülkenin toprakları işgalden dahi kurtulmamışken tarımda gelişim, demiryolu ve maden işletmeciliği, kadınların ve çocukların eğitime ulaşabilmesi için yapılacaklar ve gibi konularda kafa patlatıyor.
Can yayınlarının yayınlamış olduğu bir diğer Atatürk kitabı olan “Türkiye’nin İlk Yılları” adlı kitaba kıyasla sadeleştirmesi mükemmeldi. Çünkü bu kitabın sadeleştirilmesi 1970 li yıllarda yapılmış. Çok daha ustalıklı akıcı ve doğal bir dili var.
Okuyucu kitlesini geniş tutmak adına biraz fazla sadeleştirme ve kırpma yapılmış gibi gelmekle beraber, Atatürk’ün Osmanlı ve erken Cumhuriyet döneminde Türk halkının siyasi, sosyal, eğitim ve ekonomi yönlerinden durumuna dair görüşlerini bu kitapta bulabilirsiniz. Ayrıca bazı konuşarda gelen sorular üzerine nasıl olması gerektiğini de bulabilirsiniz. Farklı kesimlerin kendi görüşlerine göre Atatürk’ü dinsiz, faşist vs gibi gösterme çabalarına karşın Atatürk’ün sade ve samimi bir şekilde görüş ve değerlendirmelerini okumak açısından bu kitap faydalı olacaktır. Ben editöryel sansür olup olmadığından şüphe ettiğim için ilk sayfada belirtilen ana kaynaktan asıl konuşma metnini de okuyacağım.
Mustafa Kemal Atatürk`ün 1923 yılında halk ile yaptığı konuşmanın kitap halinde derlendiği bir eser. Kitapta; Cumhuriyet ve özellikleri, kadın hakları, gelecekte olması gereken Türkiye, din gibi çoğu konu hakkında Atatürk`ün halka verdiği cevaplar bulunuyor.