Hüsn ü Aşk, kuğunun, yani medeniyetimizin son güzel sarkışıydı. Gâlib bu şarkıyı Sultan III. Selim, Hattat Mustafa Rakım ve Dede Efendi'yie birlikte söyledi ve sustu. Söz artık "Nasıl bu taze maârifle eskiler âlayim" diyenlerdeydi. Ancak, beş yüz yıllık birikimiyle karşılarında bir heyula gibi duran ve inanılmaz zenginliklere sahip . olan divan şiiri, Galibin getirip bıraktığı parıltılı noktada hâlâ gözleri kamaştırıyordu. Bu şiirin asla ölmeyen bir tarafı vardı; şiirimizin damarlarında bir usare gibi, Tanzimat şairlerinin pek farkına varamadıkları bir akışkanlıkla, fırsat bulur bulmaz yepyeni bir hayatiyetle gün ışığına çıkmak üzere dolaşıyordu. Bu saf şiir usaresi Şeyh Gâlib şiirinin imbiğinde damıtılmıştı.
Beşir Ayvazoğlu (1953 Zara, Sivas), edebiyatçı, şair, yazar, gazeteci.
Asıl ismi "Beşir Ayvaz" olup 11 şubat 1953 tarihinde Sivas’ın Zara ilçesinde doğmuştur. Sivas'ta ilk ve orta öğreniminin ardından 1975'te Bursa Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümünü'nü tamamlamıştır. Çeşitli liselerde Türkçe ve edebiyat öğretmenliği yapmış, TRT’de uzman olarak çalışmıştır. Lise yıllarında mahallî gazetelerde amatör olarak yürüttüğü gazetecilik mesleğine Hergün, Tercüman, Türkiye, Zaman ve Yeni Ufuk gazeteleriyle, Aksiyon dergisindeki köşe yazarlığı ve yöneticilik ile devam etmiştir. 1985-1991 yılları arasında Tercüman gazetesinin “Kültür-Sanat” yönetmenliği yapmıştır. Yeni Ufuk gazetesinde ise genel yönetmen olarak çalışmıştır. Dergâh, Kubbealtı Akademi, Hareket, Hisar, İzlenim, Türk Edebiyatı, Türkiye Günlüğü, Yeni Türkiye gibi dergilerde birçok deneme ve makale yayımlamıştır. Bir dönem Kültür Bakanlığı danışmanı olarak görev yapmıştır.
ADTYK Atatürk Kültür Merkezi, İstanbul Şehir Tiyatroları Repertuar Kurulu, TDV İslâm Ansiklopedisi Türk Dili ve Edebiyatı Merkez ilim ve Redaksiyon Kurulu üyeliklerinde bulunmuştur. Ayrıca CNNTürk’te Hilmi Yavuz’la birlikte iki yıl “Gökkubbemiz” adlı kültür programını hazırlamış ve Kasım 2001-Temmuz 2005 tarihleri arasında Radyo ve Televizyon Üst Kurulu üyesi olarak görev yapmıştır. TRT 2’de “Bir Tepeden” adlı bir kültür programı hazırlayan yazar, halen Türk Edebiyatı Dergisi’nin genel yayın yönetmenliğini yürütmekte ve Zaman gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. Türkiye Yazarlar Birliği, İLESAM, Çocuk Vakfı ve Sezer Tansuğ Kültür ve Sanat Vakfı’nın kurucu üyeleri arasında yer alıp Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'in de üyesidir. Şiir, deneme, araştırma, inceleme ve biyografi alanında yayımlanmış çok sayıda kitabı bulunmaktadır.
Şu an 15 Nisan 2015'te kurulmuş olan haber sitesi Karar.com'da köşe yazarlığı yapmaktadır. Ayvazoğlu aynı zamanda İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi'nde İstanbul Toplum ve Edebiyatı derslerine girmektedir.
Osmanlıca bilen ve divan edebiyatı geleneğine ilgisi olan biri için keyifli bir kitap. Ama bunlara uzak olan sıkılır. Geleneğin en tanınmış hocalarından İskender Pala her kelimeyi, anlaşılsa dahi, çevirir de gözüme batar :) Bu kitaptaysa her beyit orjinal haliyle işlenmiş geçilmiş. İlk kez okuduğum yazarın kendi dili de basit de olsa Osmanlıca'ya kayıyor yer yer.
Kitaptan hoş bir anekdot: Mayakovski, Nazım Hikmet'e "Sizin divan şiirinizin şöhretini duydumsa da fazla inceleyebilmiş değilim. Örnekler de vererek beni aydınlatır mısınız?" diye sorar. Nâzım, XV. yüzyıldan başlayarak belli başlı divan şairlerinden söz eder, şiirlerinden örnekler okur. XVIII. yüzyıldan da Gâlib'i seçer, ünlü bir gazelinden sonra "Bu şu'lesi var ki şem'-i cânın / Fânûsuna sığmaz âsmânın" beytini okuyarak Rusçaya çevirir. Mayakovski birden heyecanlanarak ayağa kalkar ve "Nâzım Bey," der, "Bugüne kadar okuduğum şairlerden hiçbirinde bu tür bir imaja rastlamadım. Doğrusu benim muhayyilem hiçbir zaman bu boyutlarda genişlemedi. Böyle bir şairi yetiştirmiş bir milletin evlâdı olarak sizi kutlarım."
İlk defa Beşir Ayvazoğlu kitabı okudum. Hemen diğer kitaplarına dalmak istiyorum. Beklemediğim şekilde çok güzeldi. Edebiyata, tarihe, şiire ama özellikle divan şiirine meraklı olanların tadına doyamayacağı bir kitap olmuş. Bayıldım.